close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'minûn Sûresi 64. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Hattâ iżâ eḣażnâ mutrafîhim bil’ażâbi iżâ hum yec-erûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonunda nimet içinde yaşayanlarını azaba uğrattığımız zaman feryada ve yalvarmaya başlarlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Nihayet, onların refahtan şımaran önde gelenlerini (yöneticilerini ve servet sahiplerini) azap ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı basıp (özür dileyeceklerdir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sonunda her türlü konfor ve nimetler içinde yaşayanlarını azaba uğrattığımız zaman, birdenbire feryat ederek yardım dilerler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya, cezaya maruz bıraktığımızda, bakarsın ki, onlar feryad-ü figan ederek yalvarırlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Nihayet onların refah içinde olanlarını azapla yakaladığımızda derhal feryat ederler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Nihayet, onların refahtan şımaran önde gelenlerini azab ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı basacaklar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nihayet onların (zevke düşkün) elebaşlarını azab ile yakaladığımız zaman, çığlık kopararak yardım istiyeceklerdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Nihayet, onların azgınlarını azap içinde yakaladığımızda, onlar hemen çığlık atmaya başlarlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sonunda şımarmış zenginlerini azapla yakaladığımız zaman feryat ederler.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz onların bölük içinde olanlarını azaba uğratırsak, o zaman çığrışırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Nihayet (onların) refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar.
Cemil Said
swap_vert close
Nihâyet en müreffehlerine ’azâb itdiğimiz vakit feryâd ve istimdâd iderler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İçlerinden refah ve bolluk içinde olanları, sonunda cezalandırmaya başladığımızda bakarsın ki feryadı basarlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
En nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya (veya azaba) uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Varlıklılarını cezaya çarptığımızda, yakınmaya başlarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Nihayet refahlı olanlarını azâba çekiverdiğimiz zaman hemen feryada başlıyacaklardır
Emrah Demiryent
swap_vert close
Nihâyet (onların) refah ve bolluk içinde olanlarını azapla yakaladığımızda, onlar hemen feryat etmeye (bizden yardım istemeye) başlarlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Nihayet varlıklılarını azapla yakaladığımızda, hemen feryat etmeye başlarlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Nihayet refah içinde olanlarını azâb ile yakaladığımız vakit onlar hemen feryâd ve istimdâd edeceklerdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nihâyet onların ni'met içinde olanlarını azâb ile yakaladığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar feryâd ederler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Nihayet onların (refahtan) şımaran önde gelenlerini azap ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı basarlar. *
(*) Burada asıl anlatılmak istenen husus, İslâm’a ve müslümanlara karşı kör bir mücadeleye girişen ve onlara her türlü haksızlığı reva gören Mekke’nin zengin ve şımarık putperestlerini dünyada veya âhirette Allah’ın mutlaka cezalandıracağı, son pişmanlıklarının kendilerine fayda vermeyeceğidir. Kur’an’ın bu açıklaması aynı zamanda, bâtıl inanç ve erdemsiz davranışların er-geç kaçınılmaz toplumsal yıkımlar doğuracağı, bunun ilâhî bir yasa olduğu şeklinde dolaylı bir uyarı anlamı da taşımaktadır. Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bunların önde gelenlerini azapla yakaladığımız zaman, hemen yüksek sesle bağırmaya başlarlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bir gün gelip biz onların genlik içinde yaşıyanlarını azaba uğratınca onlar hemen çığlığı basacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nihayet biz, onların refahta bulunanlarını azaba giriftar edince onlar hemen feryat ve istimdada başlarlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz onların içinde zevk ve safaya dalmış olanlarını azapla yakaladığımız zaman, hemen feryadı basarlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Nihayet onların refahtan şımaran önde gelenlerini azap ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı basarlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Nihâyet Biz, kendilerine bahşedilen nîmetlerle şımarıp azgınlaşan bu insanları son nefeslerinde çetin bir azapla yakalayınca; işte o zaman, hemen feryât edip yalvarmaya başlayacaklar. Fakat son pişmanlık fayda vermeyecek; onlara denilecek ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonunda onların refah (konfor) içindeki ileri gelenlerini Azab’la yakaladığımız zaman feryat ediyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ara sıra varlıklı kesimin çıkarına dokunduk mu hemen yaygarayı basarlar. [1]
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler bolluk içinde yaşarken, onları cezalandırmak için kıskıvrak yakalarız. O zaman feryat ederler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonunda şımarıklarını azaba uğrattığımızda bir de bakarsın ki feryat ediyorlar.
Mehmet Türk
swap_vert close
Sonunda onların en şımarıklarını azapla yakaladığımız zaman bir de bakarsın ki onlar hemen yalvarmaya başlarlar.¹
1 (جَأَرَ) fiili “öküzün böğürmesi” anlamına geldiğ için bu âyetin sonu: “bir de bakarsın ki onlar hemen (öküz gibi) böğürmeye başlarlar” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
öyle ki, sonunda, onların arasından bolluk, genişlik içinde dalıp gitmiş olanları ³⁶ azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman yalvarıp yakarmaya başlayacaklar.
36 Bkz. 17. sure, 22. not. “Bolluk ve genişlik içinde dalıp gidenler”le ilgili bu ifade 55. ayete ilişkin bir atıf taşımaktadır (bkz. 32. not ve özellikle bu notun son cümlesi). “Azapla kıskıvrak yakalama” ifadesiyle burada muhtemelen Ceza Günü ya da -17:16’da olduğu gibi- bâtıl inanç ve aksiyonların uzun vadede bu dünyada da kaçınılmaz toplumsal felaket ya da çöküntüleri beraberlerinde getirdikleri îma edilmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Nihayet onların varlık ile şımarmış zenginlerini azap ile yakaladığımızda hemen feryadı basarlar. 33/67, 34/34, 43/23
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ta ki onların servet ve iktidarla şımarmış olanlarını azab ile çepeçevre kuşattığımız zamana dek; (ama), o zaman da onlar imdat çığlıkları atarlar.[²⁹³⁹]
[2939] Mutref, toplumun refahla şımarmış varlıklı ve azgın sınıfları. Özellikleri serveti emanet değil de mutlak mülkiyet sanmaları, onunla tatmin olmaları ve kendilerine imrenen sıradan insanlar için kötü model oluşturmalarıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
En sonunda o refahla şımaranları yakaladığımız zaman feryada başlarlar;
Osman Fırat
swap_vert close
Nihayet onların rütbelilerini(en yaramazlarını) azâb ile yakaladığımız zaman, hemen feryâda başlarlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Nihâyet Biz onların ileri gelenlerini azap ile yakaladığımız zaman onlar o an bağırıp yalvarmağa başlarlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
En nihâyet onların refaha dalıp gitmiş olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımızda birden feryadı basarlar.
Allah Mekke müşriklerini yedi sene kıtlıkla imtihan etti. Bu âyette geçen azaptan maksat, bu kıtlık, yahut Bedir’de bozguna uğramalarıdır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Nihayet varlıklılarını azab ile yakaladığımız zaman, hemen feryada başlarlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Vaktâ ki onların zengînlerini 'azâbla ahz ideriz, o zamân feryâd ve istimdâd iderler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onların şımarık olanlarını azaba alınca hemen çığlığı basarlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
En sonunda onların zenginlerini ve liderlerini azapla yakaladığımız zaman, hemen feryadı basarlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Nihayet onların refah içinde yüzenlerini azapla yakalayıveririz; işte o zaman feryada başlarlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sonunda, servet ve refahla şımarmışlarını azapla yakaladığımızda, hemen bağırıp dövünmeye başlarlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
tā ķaçan kim duttuķ ni'met lülerini 'aźāb-ıla ķılıc-ıla anlar zārılıķ eyleyü çaġrışurlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḥattā ol vaḳt ki helāk itdük ni‘metlü baylarını ‘aẕāb‐ıla. Ol vaḳt anlar zārı‐lıḳ idüp çaġıralar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Nəhayət, onların naz-ne’mət içində yaşayan başçılarını əzabla yaxaladığımız zaman (Bədr vuruşu günü) fəryad edib imdad diləyərlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Till when We grasp their luxurious ones with the punishment, behold! they supplicate.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Until, when We seize in Punishment those of them who received the good things of this world, behold, they will groan in supplication!
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
حَتّٰٓى
nihayet
اِذَٓا
o za- man ki
اَخَذْنَا
yakaladık
مُتْرَف۪يهِمْ
sefahate dalmış olanları
بِالْعَذَابِ
azap ile
اِذَا
bir- den
هُمْ
onlar
يَجْـَٔرُونَۜ
yalvarıp yakarırlar
Nihayet onların (varlık içinde) sefahate dalmış olanlarını azap ile (kıskıvrak) yakaladığımız zaman bir de bakarsın ki onlar, (feryat edip Bize) yalvarır yakarırlar.
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
مُتْرَفِين
Edilgen fiil-IV
ت ر ف
Sefahate dalmış olanlar
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
جَاَرَ
Fiil-I
ج ا ر
Yalvarıp yakardı