close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'minûn Sûresi 6. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İllâ ‘alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe-innehum ġayru melûmîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ancak eşleri, ve malları olan cariyeleri müstesna ve bunda da hiç kınanmaz onlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ancak eşleri (konusunda) ya da sağ ellerinin sahip olduklarına (yani sorumluluklarını üzerlerine aldıklarına ve resmi ama özel mazeret ve müsaadeyle yapılan nikâh sözleşmesi caiz bulunanlara) karşı (tutumları) hariçtir, çünkü bu konuda kınanmış değildirler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ancak eşleri ve sahip olduğu cariyeler hariç, bunlarla olan ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ancak eşleri ve meşrû şekilde sahip oldukları, üzerlerinde meşrû hakları ve otoriteleri, kendileriyle düzgün insanî münasebetleri olan câriyeleriyle ilişkileri helâldir. Bundan dolayı onlar kınanamazlar.
bk. Kur’an-ı Kerim, 24/33.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ancak kendi eşleri ve ellerinin altındaki (cariyeleri) hariç. Şüphesiz onlar (bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmazlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ancak eşleri ya da sağ ellerinin sahip olduklarına karşı (tutumları) hariç; bu konuda kınanmış değillerdir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ancak zevcelerine ve sahib oldukları cariyelerine karşı münasebetleri müstesnadır. Çünkü onlar (bu helâl olanlarda) kınanmazlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hanımları ve elleri altındaki cariyelerine karşı müstesna. Şüphesiz onlar bu konuda kınanacak değiller.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ancak eşleri ve ellerinin altında sahip oldukları hariç. Bunlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.
Besim Atalay
swap_vert close
1,2,3,4,5,6. Namazlarında gönülleri titreyen; boş işlerden kaçınan; zekât veren; eşleriyle, odalıkları olmadıkça, utanç yerlerin koruyanlar; inanlılar kurtulurlar, bunlar ayıplanmazlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
5-6-7. Onlar, iffetlerini korurlar. Yalnız eşleri ya da akitleri aracılığıyla sahip bulundukları bunun dışındadır. (Bunlarla olan ilişkilerinden dolayı) ayıplanmaları sözkonusu olmaz. Ama kim de bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır. 
Cemil Said
swap_vert close
1,2,3,4,5,6. Mü’minler, tevâzu’ ile namâz kılanlar, fenâ söz söylemekden ictinâb idenler, zekât virenler, ferclerini harâmdan muhâfaza idenler ve ihtiyâcât-ı nefsâniyelerini zevcelerine ve sağ el ile (yani helâl sûretde) tedârik itdikleri câriyelerine hasr idenler hiç bir levm ve ’itâba dûçâr olmazlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
5,6. Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sadece eşleriyle veya ellerinin altında olanlarla (câriyelerle) yetinirler, bundan dolayı da kınanacak değillerdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ancak eşleri veya sahip oldukları hariç. Onlar kınanmazlar.
Savaşta esir düşmüş; ancak kendi arzularıyla müslüman olduktan sonra müslümanlarla evlenen kadınlar, veya daha önce köle olan ve evlenme yoluyla salınan kadınlar kastediliyor. Müslümanlar köle satın almaktan ve köle sahibi olmaktan yasaklanmalarına rağmen, kölecilik ve savaşlar o günün felaketli realiteleriydiler. Kuran ayetleri inmeden önce cehalet döneminde kurulmuş olan yasak ilişkiler hoşgörüldü. Zira onları bozmak aileleri dağıtacak ve çocuklara zarar verecekti (4:22-23). Ayrıca bak 4:25; 90:1-20.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ancak zevcelerine ve kendilerinin milki olan cariyelerine karşı müstesnâ, çünkü bunlar levm olunmazlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ancak eşleri ve ellerinin altındaki (cariyeleri) bunun dışındadır. Şüphesiz onlar (helâl olan ilişkilerinden dolayı) kınanmazlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eşleri veya yeminle¹ sahip oldukları hariç.¹ Bundan dolayı kınanmazlar.²
1- Yeminle hak sahibi olduğunuz anlamına gelen “Ma melaket eymanukum” deyimine “sağ elinin” sahip olduğu anlamı da verilmektedir. Bu deyim, “antlaşma yoluyla sahip olunan” demektir. El, deyim olarak “güç” demektir; güç yolu ile “üzerinde yetkili olma hakkına” sahip olduğunuz, antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, himayeniz altında olan, sorumluluğunu üstlendiğiniz gibi anlamlara gelmektedir. Bu deyimle, esas olarak kast edilen şey, bakımları ve sorumlulukları üstlenilerek, sahip olunan savaş esirleri ve o günün cahiliye döneminin bakayası/kalıntısı olarak kalan cariyeler ile ancak nikâh yapılarak (evlenilerek) ilişkiye girile bilineceğidir. Kur'an; kim olursa olsun, nikâh yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır. Diğer bir deyimle “nikâhsız her birliktelik” zinadır. “Sağ elin sahip olduğu” veya “antlaşma yoluyla sahip olunan” deyimi ile ifade edilen şey, elinde nikâh sözleşmesini bulundurmak, nikâh sözleşmesine sahip olmak demektir. Bu deyimle vurgusu yapılan husus, ilişkide nikâhın şart görülmesidir. Toplumsal gerçekliğin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam'ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir durum değildir. İslam, kölelik ve cariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını ortadan kaldırarak kesinlikle yasaklamıştır. Aslında mevcudun tasfiye edilmesi süreci olan uygulamaları ileri sürerek cariyelik ve kölelik kalıntısını İslam'a yamamak, İslam'a atılan büyük bir iftiradır. 2- Onlarla olan ilişkiden dolayı kınanmazlar. Dikkat edilirse ayette “ve” değil “veya” bağlacı kullanılmış. Bu şu anlama gelmektedir; ya eşleri ile veya sağ ellerinin sahip oldukları ile birlikte olabilirler. Hem eşi hem de sağ elinin sahip olduğu ile aynı anda değil.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şu var ki zevcelerine, yahud sağ ellerinin mâlik olduklarına (kendi cariyelerine) karşı (olan durumları) müstesnadır. Çünkü onlar (bu takdîrde) kınanmışlar değildir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ancak kendi eşleri veya sâhib oldukları câriyelerine karşı (olan münâsebetleri)müstesnâ. Çünki şübhesiz onlar (bundan dolayı) kınanmış kimseler değildir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ancak (erkek olsun kadın olsun) eşlerine ya da sözleşmelerinin sahip bulunduklarına (hasta, sakat, özürlü vb. gibi durumlarından dolayı bakım veya tedavileriyle ilgilenen kimselere) karşı (durumları) hariçtir. Şüphesiz (bakım, tedavi veya muayene için ihtiyaç duyulan yerleri bunlara göstermekten dolayı) onlar (o erkek ve kadınlar) kınanmazlar.*
(*) Müfessirlerin çoğu, “ma meleket eymânühüm” ifadesinin kadın kölelerle ilgili olduğunu ve “ev/yahut”takısının da meşru seçeneklerden birine işaret için kullanıldığını ileri sürmüştür. Bu geleneksel yorum, kadın kölelerle/ cariyelerle evlilik dışı cinsel ilişkinin meşruiyetini öngördüğü sürece doğru ve kabul edilebilir gözükmemektedir. Çünkü böyle bir öngörü ya da ön kabul, Kur’an’ın diğer sûrelerindeki âyetlerle çelişmektedir. Üstelik sözü geçen yoruma karşı yapılabilecek tek itiraz da bu değildir. Çünkü Kur’an, “müminler” terimiyle hem erkek hem de kadın müminleri kastetmekte, “ezvâc/eşler” terimi de hem erkek hem de kadın eşlere işaret etmektedir. Bunun içindir ki “mâ meleket eymânühüm” ifadesinin “onların kadın köleleri” anlamına yorulması için ortada hiçbir dilsel karine de bulunmamaktadır. Öte yandan bu ifadeyle erkek ve kadın kölelerin birlikte kastedilmiş olması da söz konusu değildir… Zira bu tâbir henüz savaş ve esir kadın ele geçirmenin söz konusu bile olmadığı Mekke dönemi âyetlerinde geçmeye başlamıştır. Hz. Muhammed’in vefat ettiğinde hiçbir kölesinin bulunmayışı, Beni Müstalik Gazvesi’nde esir kadınları cariye yapmak yerine, içlerinden kendi arzusuyla müslüman olup kendisiyle evlenmek isteyen biri ile evlenmesi ve bu yolla tüm esirlerin sahabe tarafından serbest bırakılması, İslâm’ın harem kurup içini cariyelerle doldurmak için müsait bir din olmadığını göstermektedir. Maalesef bozuk cahiliye Arap kültürü din olarak lanse edilmiş ve erkek egemen bakış tarafından benimsenip zina, din kılıfı ile meşrulaştırılmıştır… Yani Kur’an’da geçen ‘’ما ملكت ايمانهم ‘’ma meleket eymanuhum’’ ifadesinin ‘’cariye, köle veya esirlerle’’hiçbir alakası yoktur. Zaten bu sûre Mekke döneminde inmiştir, peki Mekke döneminde sayıları az, güçsüz ve ezilmekte olan mü’minlerin ellerinde esirler mi vardı? Demek ki ((ما ملكت ايمانهم ‘’ma meleket eymanuhum’’cariye ve köleleri ifade etmediği gibi, esirleri de ifade etmez. O zaman bu ifadeyle yerine göre kişinin kendi nikahi altındaki eşi kast edilebileceği gibi (Mesela: İlgili ayetle cinsel ilişkiye vurgu yapılıyorsa, kişinin eşi anlaşılır…) himayesinde, bakım, hizmet veya sorumluluğunda bulunan ya da hasta olduğundan dolayı tedavisini yapan kimseler de kast edilebilir. Zira Arapçada köle ifadesi ’’عبد’’abd,’’ cariye ifadesinin tekili de ’’أمة ’’çoğulu da ’’اماء (imâ’), esir için de (اسير) ‘’esir’’ diye geçiyor. Hâlbuki burada böyle ifadeler yoktur. Burada (ما ملكت ايمانهم) ‘’ma meleket eymanuhum’’ bulunuyor. Bu ifadeyle; ‘’Bir sözleşme gereği hasta, sakat, özürlü vb. durumdakilerin hzimetini ve bakımını yapan hastabakıcılar’’ anlaşılır. İşte gerek bunların bakımı ve gerekse tedavilerinin yapılabilmesi için gerek duyulduğunda kendilerine mahrem yerlerinin gösterilmesinde bir sakınca yoktur. Mesela: Dr. hastayı muayene ederken veya hastabakıcı görevini yerine getirirken, hastanın kendilerine görülmesi gereken mahrem yerlerini açmak günah ve sakıncalı değildir… İşte hem burada hem de Mearic-30. ayette bu duruma vurgu yapılmaktadır. (الله اعلم عند التأمل في مدلولات (ما ملكت أيمانكم) في قوله تعالى: (وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ. ... لآيات ملك اليمين، فقد يكون معنى (أو ما ملكت أيمانهم)، من يقومون على تمريضهم، وخدمتهم، ورعايتهم في حال مرضهم، ممّا يتطلّب كشف عوراتهم لهم.. فهذا المعنى الذي يستقيم مع سياق الآيات، والذي يشمل المؤمنين (ذكورًا وإناثًا) الموعودين بالجنة -- وقوله تعالى : والذين هم لفروجهم حافظون يجوز أن يكون المراد عاما في الرجال والنساء ؛ لأن المذكر والمؤنث إذا اجتمعا غلب المذكر كقوله : قد أفلح المؤمنون الذين هم في صلاتهم خاشعون قد أريد به الرجال والنساء (أحكام القرآن للجصاص)) والآية الكريمة أعلاه تبين بوضوح حفظ الفروج إلا على الأزواج أو الطفل المُتبني وقد يكون رضيعا. وهكذا يبين الله جل جلاله في جميع الآيات - ا ن الآية المشكلة عند الكل فى الموضوع "إلا على أزواجهم أو ما ملكت أيمانهم "وهذه الآية تفسيرها هى أن ملك اليمين تفسير للزوجات فهن فى طاعة الزوج باعتباره هو مالك القوامة عليها - فالفرج لا يعني بالضرورة العضو الجنسي٠ فالفرج عند المرأة يضم كذلك الأرجل ...ثم طالبنا بنكاح الفتيات (من ملك اليمين) بإذن أهليهم فكيف يكون هؤلاء سبايا حرب ورغم ذلك أهلهم لم يقتلوا بالحرب ويؤخذ أذنهم ثم ندفع لهم ثمن ذلك بالمعروف؟؟؟؟؟ (تأملات في مدلولات بعض الآيات القرآنية)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ancak cinsel arzularını eşleri ve meşru olarak evlendikleri cariyelerle karşılarlar ve bundan dolayı da asla kınanmazlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yalnız eşleri ile kendilerinin malı olan kadınlara karşı olan durum başka, bunlardan dolayı kınanmazlar,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar.
[2] Gözlerini sağa, sola çevirmezler, garaz, i'vaz mülâhaza etmezler. Yalnız hakka dönerler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ancak eşleri, yani (nikâh) akdiyle sorumluluklarını üzerlerine aldıkları/sağ ellerinin altındakiler/hariç². Çünkü onlar kınanamazlar.
2 “Mâ meleket eymânukum” (sağ ellerinin altında bulunanlar) demektir. Buradan kasıt da bu ayette evlilik akdiyle sorumluluklarını üzerlerine aldıkları kimselerdir. Çünkü eymân kelimesi hem sağ hem de “yemin”in çoğuludur. Akitlerin birer yemin olduğu, sağ elin de sorumluluk ifade ettiği dikkate alınırsa, bunların nikâhlı eşler olarak anlaşılması hususunda M. Esed ile hemfikiriz. Bu konuda ciddi bir çalışma yapan Muhammed Esed’in yorumunu şöyle özetleyebiliriz: Çoğu müfessirler bu ibarenin “kadın köleler ile ilgili olduğunu ve “ev” takısının da “yahut/ veya” anlamında olduğunu, meşru seçeneklerden birine işaret için kullanıldığını ileri sürmüşlerdir. Bu geleneksel yorum, bize kadın kölelerle evlilik dışı cinsel ilişkinin meşruiyetini öngördüğü sürece doğru ve kabul edilebilir gözükmemektedir. Çünkü böyle bir öngörü Kur’an’ın kendisiyle çelişmektedir. (Bkz. Nisâ, 4/3, 24, 25; Nur, 24/32). Ayrıca “mü’minler” terimiyle, hem erkek hem kadın mü’min kastedilmektedir. “Ezvâc” (eşler) kelimesinden de hem erkek hem kadın eşlere işaret edilmektedir. Şu hâlde “sağ ellerinizin altındakiler” tabiri hiçbir şekilde “kadın köleler”le yorumlanamaz. Burada kadın ve erkek kölelerin de birlikte zikredilmesi söz konusu olamaz. Şu halde bu ibare kadın köleler/cariyelerle ilgili değildir. Nisâ 4/24’de belirtildiği gibi: “nikâh yoluyla meşru olarak sahip oldukları kimseler” anlamına geldiği âşikârdır. Şu hâlde birbirlerine meşru olarak helal olan hem erkek hem de kadın eşlere işaret etmektedir. Cümlenin başındaki “ev” takısı, genel olarak kullanılan “yahut/veya” gibi bir seçenek bildirmeyip, “yani”, “bir başka deyişle” açıklayıcı bir ifade işlevi görmektedir. Bu durumda ayetin anlamı: “eşleri, yani, (evlilik yoluyla) sahip oldukları kimseler hariç” demektir. M. Esed, Kur’an Mesajı, Tefsir Yorum, s. 689-690 ilgili notlar,  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ancak eşleri veya sağ ellerinin malik olduğu cariyeleri müstesna. Çünkü onlar, (bu durumda) kınanılmış değillerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ancak, nikah sözleşmesi yoluyla sahip oldukları eşleri ya da erkeklerin, cariyelik sözleşmesi yoluyla sahip oldukları savaş esiri cariyeler hariç; çünkü onlar, hanımlarıyla veya cariyeleriyle olan ilişkilerinden dolayı asla kınanmazlar. Dolayısıyla, meşrû yollarla cinsel duyguları tatmin etmek kişiyi hiçbir zaman Allah’tan uzaklaştırmaz. Çünkü İslâm’da ruhbanlık yoktur.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-Ancak ellerinin mâlik olduğu şeylere veya eşlerine karşı başkadır. Onlar, kınanacakların dışındadır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
-ki sadece eşleri ve cariyeleri yanında açınabilirler- -çünkü kimse onlara laf edemez-.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ancak eşleriyle veya sahip oldukları evlerinde yaşayan kadınlardan evlilik engel olmayan bekârla nikâhlanarak ilişkilerini sürdürürler. Bu ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ancak eşleri yani (evlilik yoluyla) meşru olarak sahip oldukları kişiler hariç; [*] şüphesiz ki onlar (eşleriyle ilişkilerinde) kınanmazlar.
Bu cümle “Ancak eşleri veya ellerinin/yeminlerinin sahip oldukları kişiler istisna” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu durumda kastedilen, cariyelerin nikâhlanmasıdır ki bu da cariyelik kurumunun bitirilmesine katkı verecektir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
5,6. Ve o (mü’minler) eşleri veya cariyeleri¹ dışında mahrem yerlerini (herkesten) korurlar.² Onların (bu iki durumda da) ayıplanmaları söz konusu değildir.³
1 Yemin; sağ el demektir. Sağ ellerin sahip olduğu ise; meşru şekilde kazanılan köleler demektir. Burada konu kadınlar olduğu için kastedilen cariyelerdir. Cariyelerle evllilik şartları için Bk. (Nisâ: 3, 25, Ahzab: 50, Nur: 32)2 Bu âyet, “ve o (mü’minler) ırzlarını korurlar.” şeklinde de tercüme edilebilir.3 Aynı âyetler için Bk. (Mearic: 29-30)  
Muhammed Esed
swap_vert close
eşleri -yani, [evlilik yoluyla] meşru olarak sahip oldukları insanlar- ³ dışında [kimsede arzularına doyum aramazlar]: çünkü onlar (eşleriyle olan ilişkilerinden dolayı) kınanmazlar;
3 Lafzen, “yahut sağ ellerinin malik olduğu kimseler” (ev mâ meleket eymânuhum). Çoğu müfessirler bu ifadenin şüphe götürmez bir biçimde kadın kölelerle ilgili olduğunu ve ev (“yahut”) takısının da meşru seçeneklerden birine işaret için kullanıldığını ileri sürmüşlerdir. Bu geleneksel yorum, bizce, kadın kölelerle evlilik dışı cinsel ilişkinin meşruiyetini öngördüğü sürece doğru ve kabul edilebilir gözükmemektedir: çünkü böyle bir öngörü ya da önkabul Kur’an’ın kendisiyle çelişmektedir (bkz. 4:3, 24, 25; 24:32 ve ilgili notlar). Üstelik sözü geçen yoruma karşı yapılabilecek tek itiraz da bu değildir. Çünkü Kur’an “müminler” terimiyle hem erkek hem de kadın müminleri kasdetmekte; ezvâc terimi de (“eşler”) hem erkek hem de kadın eşlere işaret etmektedir. Bunun içindir ki, mâ meleket eymânuhum ifadesinin “onların kadın köleleri” anlamına yorulması için ortada hiçbir sebep yoktur. Öte yandan, bu ifadeyle erkek ve kadın kölelerin birlikte kasdedilmiş olması da sözkonusu olmadığına göre, ifadenin hiçbir şekilde kölelerle ilgili olmadığı, fakat 4:24’deki gibi “nikah yoluyla meşru olarak sahip oldukları kimseler” anlamına geldiği aşikardır (bkz. 4:24 hk. 26. not). Yalnız ifade, burada, bu anlam örgüsü içinde 4:24’dekinden önemli bir farklılık göstererek evlilik yoluyla birbirine “meşru olarak” sahip olan hem erkek hem de kadın müminlere işaret etmektedir. Bu yoruma göre, cümlenin başında yer alan ev takısı da “yahut” anlamında bir seçenek bildirmeyip, “bir başka deyişle” yahut “yani” tabirleriyle benzer şekilde, açıklayıcı bir ifadeye geçiş işlevini görmektedir ki, bu durumda, bir bütün olarak cümlenin anlamı şöyledir: “...eşleri, yani [evlilik yoluyla] meşru olarak sahip oldukları kimseler dışında ... ilh.” (Karş. 25:62’deki benzer ifade: “düşünüp anmak isteyenler, yani [lafzen, “yahut”] şükretmek isteyenler için”.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ancak eşleri ve meşru olarak sahip oldukları hariç, çünkü bunlar kınanmazlar. 70/23...35
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
fakat kendi eşleri, yani meşru olarak sahip oldukları müstesna;[²⁸⁹²] zaten onlar (meşru eşleriyle paylaştıkları cinsellikten dolayı) kınanamazlar.
[2892] Buradaki eve beyaniyye işlevi yükleyen Esed’in bu âyetin yorumuna ilişkin emeğe dayalı açıklamasını buraya alıyorum: “Çoğu müfessir bu ibârenin şüphe götürmez bir biçimde kadın kölelerle ilgili olduğunu ve ev takısının da meşru seçeneklerden birine işaret için kullanıldığını ileri sürmüşlerdir. Bu geleneksel yorum, bizce, kadın kölelerle evlilik dışı cinsel ilişkinin meşruiyetini öngördüğü sürece doğru ve kabul edilebilir gözükmemektedir; çünkü böyle bir öngörü ya da ön kabul Kur’an’ın kendisiyle çelişmektedir (4:3, 24, 25; 24:32). Üstelik sözü geçen yoruma karşı yapılabilecek tek itiraz da bu değildir. Çünkü Kur’an mü’minler terimiyle hem erkek hem de kadın mü’minleri kastetmekte; ezvâc (eşler) terimi de hem erkek hem de kadın eşlere işaret etmektedir. Bunun içindir ki, mâ meleket eymanuhum ifadesinin “onların kadın köleleri” anlamına yorulması için ortada hiçbir neden yoktur. Öte yandan bu ifadeyle erkek ve kadın kölelerin birlikte kastedilmiş olması da söz konusu olmadığına göre, ifadenin hiçbir şekilde kölelerle ilgili olmadığı, fakat Bakara sûresinin 24. âyetindeki gibi nikâh ya da evlilik yoluyla meşru olarak sahip oldukları kimseler anlamına geldiği aşikârdır.” Bu konudaki açıklamalarımız için bkz: 4:24 ve 47:4, ilgili notlar).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
5,6,7. İffetlerini korurlar!.. Eşleri ve cariyeleri hariç, kimseyle bir ilişki kurmazlar; ötesine gidenler (başkalarıyle ilişki kuranlar) ise, haddi aşan kimselerdir.
Osman Fırat
swap_vert close
Ancak eşleri, yahut ellerinin sâhip olduğu (nikahlılar) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı da) onlar kınanmazlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ancak zevceleri veya sağ ellerinin mâlik olduğu cariyeleri müstesna. Çünkü onlar, (bu halde) kınanılmış değildirler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
5, 6, 7. Onlar mahrem yerlerini günahlardan korurlar. Yalnız eşleri ve cariyeleri ile ilişki kurarlar. Çünkü bunu yapanlar ayıplanamazlar. Ama bu sınırın ötesine geçmek peşinde olanlar, işte onlardır haddi aşanlar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ancak eşleri, yahut ellerinin sahipolduğu (cariyeler) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı da) onlar kınanmazlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ancak zevcelerine yâhud mülkleri olan câriyelerine münâsebetde levm olunmazlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sadece eşlerine veya hâkimiyetleri altındaki esirlere karşı kınanmazlar[*].
[*] Nur  
Şaban Piriş
swap_vert close
Ancak eşleri ve cariyeleri hariç, çünkü bunlar, kınanmazlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ancak eşlerine ve ellerinin altındakilere(3) karşı müstesna—bunlar kınanmazlar.
(3) Cariyeler.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Eşleri yahut akitleri aracılığıyla sahip bulundukları müstesnadır. Bu durumda kınanmış değillerdir onlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
illā 'avratları üzere yā anlara kim elleri pes anlar melāmet olınmışlar degüldür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
illā ‘avratlarından yā özlerinüñ ḳırnaḳlarından. Pes anlar andamelāmet olmaz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ancaq zövcələri və cariyələri istisna olmaqla. Onlar (zövcələri və cariyələri ilə görəcəkləri bu işdən ötrü) qınanmazlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Save from their wives or the (slaves) that their right hands possess, for then they are not blameworthy,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Except with those joined to them in the marriage bond, or (the captives) whom their right hands possess,-(2868) for (in their case) they are free from blame,
2868 This is further explained and amplified in 4:25. It will be seen there that the status of a captive when raised to freedom by marriage is the same as that of a free woman as regards her rights, but more lenient as regards the punishment to be inflicted if she falls from virtue.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِلَّا
ancak
عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ
eşlerine karşı
اَوْ
ve- ya
مَا
o şey- ler ki
مَلَكَتْ
sahip oldu
اَيْمَانُهُمْ
sağ elleri
فَاِنَّهُمْ
elbette onlar
غَيْرُ
değildir
مَلُوم۪ينَۚ
kınananlar
Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan (cariyeleri) müstesna. (Bunlarla münasebetlerinden dolayı da) Elbette onlar, kınanacak değillerdir.
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
مَلَكَ
Fiil-I
م ل ك
Sahip oldu, malik oldu, güç yetirdi, hükümdarlık etti
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
مَلُوم
Edilgen fiil
ل و م
Kınanan