close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'minûn Sûresi 53. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fetekatta’û emrahum beynehum zuburâ(an)(s) kullu hizbin bimâ ledeyhim ferihûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Fakat din hususunda ayrıldılar ve ayrılanlar, kendi kitaplarından başka kitapları inkar ettiler ve her bölük, kendi elindekine razı oldu, onunla övünmiye koyuldu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Fakat onlar, (buna rağmen din) işlerini kendi aralarında (sonradan yazılmış farklı kitaplar okuyan) fırkalar halinde böldüler; her bir hizip (ekip-parti), kendi ellerinde olanla yetinip-beğenip sevinmekte (ve şımarıp böbürlenmekte)dirler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ama ne var ki, gerçek bu olmakla beraber toplumlar dinlerinde ve davalarında bölünüp paramparça oldular ve herbir gurup kendi sahip olduğu ilkelerle övünüp sevinip durmaktadırlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İnsanlar, geçmiş mülga kitapları sahiplenerek, ideolojik cereyanlara kapılarak, aralarındaki düzenlerini, işlerini, birliklerini, güçlerini, yönetimlerini, ekonomilerini ve dinlerini parçaladılar. Her grup, kendisinde bulunan ile sevinip böbürlendi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ancak onlar aralarında işlerini (değişik) kitaplara ayırdılar. Her grup kendi yanında olanla sevinmektedir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nihayet milletler, dinleri hususunda, aralarında parçalara bölündüler. Her fırka kendi din ve mezhebine güveniyor, hak olduğuna inanıyor.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Fakat aralarındaki birliği, değişik kitaplara dayanarak bozdular. Artık her bir grup, kendi yanındaki (kitap ve ayrı fikir) ile seviniyordur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ama insanlar, aralarındaki inanç bağını keserek kendi aralarında parça parça oldular. Her grup kendilerinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedirler.
Besim Atalay
swap_vert close
Bölük bölük olarak, işlerinde ayrıştılar, her bir bölük kendisinde bulunanla sevinir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Fakat insanlar bu inanç birliğini yıkarak çeşitli gruplara ayrıldılar. Her grup kendi inanç sistemi ile övündü. 
Bkz. 21/93  
Cemil Said
swap_vert close
O ümmetler birtakım muhtelif edyâna ayrıldılar her ümmet kendi dîniyle ferahlandı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ama insanlar din konusunda aralarında bölük bölük oldular. Her bölük kendi tuttuğu yoldan memnundur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ama insanlar, aralarındaki inanç bağlarını keserek gruplara ayrıldılar. Her kesim kendi inancını beğenmektedir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Fakat, onlar işlerini çeşitli kitaplara ayırdılar. Her grup kendi yanında bulunandan hoşnut...
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Derken insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Derken kumandalarını aralarında kitab kitab parçalaştılar, her hızib kendilerininkine güveniyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
(İnsanlar, peygamberlerinin tebliğ etmiş oldukları İslâm dinini terk edip, yahûdîlik, hırıstiyanlık, müşriklik ve mecûsîlik gibi daha birçok farklı sapkın inançlar ortaya çıkararak) kendi aralarında (ihtilafa düştüler, böylelikle din) işlerini/inançlarını parça parça ettiler. (İslâm dışındaki) her fırka, kendisinde bulunan (bozuk inanç) ile sevinmektedir. (Kendi uydurdukları bâtıl/sapkın inançlarının hak olduğunu iddiâ etmektedirler.)
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra işlerini aralarında parça parça ettiler. Her bir grup kendine olanla yetinmektedir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Fakat (o kavmler) dînlerde (muhtelif) fırkalara ayrılmak, her fırka kendi ellerindeki (nezdlerindeki dîn) ile böbürlenmek suretiyle parça parça oldular.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Fakat (insanlar din husûsunda) işlerini kendi aralarında parça parça böldüler. Her kısım kendi yanında bulunan (din) ile memnundurlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ama ne var ki (gerçek bu olmakla beraber) onlar, (o insanlar) aralarındaki inanç bağını keserek kendi aralarında parça parça oldular. Öyle ki, her grup kendine ait inanç ve görüşle (kendi kültürü, örf ve âdetleri, hurâfeleri ve dogmalarıyla) böbürlenir durur. *
(*) Bu ayet ilk ağızda, şu ya da bu yoldaki muhtelif dinî gruplara, yani daha önceki vahyî tebliğlerden birini ya da ötekini benimseyen, ama zaman içinde tevhidî yoldan ayrılıp Yahudilik, Hristiyanlık gibi ayrı isimler altında hizbî bir taassup içine kapanıp katılaşan ve her biri kendi dogmalarına, kendi biçimsel, törensel uygulamalarına kıskançlıkla sarılıp diğer bütün ibadet yollarına (menâsik, bkz. 22: 67) karşı en küçük bir müsamaha göstermekten uzak kalan gruplara işaret etmektedir. Yukarıdaki kınama, ayrıca, bu yerleşik ve kurumlaşmış dinlerin kendi içlerinde birliği bozan hizipleşmeye de işaret etmektedir ki bu bütün ümmetler için geçerlidir ve dolayısıyla, son Peygamber Muhammed (s)’in bugüne kadar uzanan bütün izleyicilerini de içine almakta ve onlara, çağımızda İslam dünyasının içine gömüldüğü doktriner uyuşmazlığı önceden haber veren ve bunu kınayan bir mesaj vermektedir. (M. Esed. Meal Açıklaması) İşte maalesef bugün Müslümanların da İslam dininin tek kaynağı olan yüce Allah’ın kitabı Kur’an’ı Kerimi, yani yüce Allah tarafından indirilen Kur’an’daki hak dini terk ederek, uydurma hadisleri, israiliyatları, fikhi mezhepleri, meşrepleri, tarikatları vs. adeta kendilerine bir din haline getirdikleri yüzünden pek çok hizip ve fırkalara ayrıldıkları, hatta bu konuda Yahudi ve Hristiyanları bile çok geride bıraktıkları bir vakiadır. Öyle olmuş ki, bunlar Kur’an’la, İslamla ve Müslümanlıkla değil, Sünnilikle, Şiilikle, mensubu bulunduğu şu veya bu mezhebi, meşrebi ve tarikatı vs. ile övünmeye başlamış, kendisi gibi aynı ekolün, mezhebin veya meşrebin mensubu olmayan diğer Müslümanları da sapıklık, fasıklık, bidat ve hurefacılıkla itham etmeye başlamıştır. Bunun neticesinde ise, İslam dünyası paramparça olup adeta birbirlerine düşman olmuşlardır. Hâlbuki yüce Allah Hac -22/78. ayette (هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمِينَ مِنْ قَبْلُ)‘’O (Allah), sizleri bundan (Kur’an’dan) önce de bundan (bu vahyin, Kur’an’ın gelişinden) sonra da Müslümanlar olarak adlandırmıştır…’’ diyerek, Müslümanlık ismi dışında hiçbir ismi bize uygun görmemiştir. Ne zaman ki Müslümanlar kendilerine sadece Müslüman adını verip, tek hidayet rehberi ve kaynağı olan Kur’an’ı Kerimi bilip, hiçbir şeyin/söz konusu oluşumların, uydurma hadisler ve bunlardan kaynaklanan yanlış tefsirlerin, israiliyatların, mezheplerin, meşreplerin, tarikatların vs. gibi fırkaların/ etkisi altında kalmadan Kur’an’ı, yine Kur’an’dan öğrenmeye ve hayatlarını sadece Kur’an’a göre düzenlemeye çalışırlarsa, işte o zaman bütün Müslümanların bir araya gelip, huzur, barış, uhuvvet ve ümmet şuuru ile birlik ve beraberlik içinde yaşamaları mümkün olacaktır… Yüce Rabbimden niyaz ve temennim bütün Müslümanlara bu inanç ve şuuru lütfetmesidir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kendi aralarında işlerini parçalara ayırıp guruplaşmışlar ve her gurup mensubu oldukları ile övünmektedir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Derken bu topluluklar din işlerinde parça parça oldular, bölüklere ayrıldılar, her bölük kendi inancıyla övünür oldu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ümmetler ise din işlerini kendi aralarında parçalayıp bölük bölük oldular. Her bir bölük kendi dinleriyle sevinir [⁵].
[5] Kendi dinini hak, öbür dinleri bâtıl bilerek sevinir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Buna rağmen insanlar dinleri konusunda [emrehum], parça parça oldular. Her grup [hizib] kendi inancından/ kendi din anlayışından memnundur.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini (dinlerini) parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (dinleri) ile ferahlayıp sevinmektedir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ama gel gör ki, bu Peygamberlerin izinden gittiğini iddia edenler, zamanla tevhidin özünden ayrıldılar ve korkunç bir taassubun pençesine düşerek, aralarındaki bu birliği parçalayıp, Yahudilik, Hıristiyanlık gibi ayrı isimler altında birbirlerine düşman gruplara ayrıldılar! Öyle ki, her grup, kendi kültürü, örf ve âdetleri, hurâfeleri ve dogmalarıyla yoğurup şekillendirdiği öğretinin mutlak hakîkat olduğunu iddia ederek, kendielindeki “dini” ile övünür hâle geldi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“İşlerini aralarında zebûrlara / hüküm içermeyen kitaplara böldüler. Her bir hızip / takım / parti, kendi yanındakilerle sevinmişlerdir”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İsa'ya inananlar giderek, dinî konularda bölük pörçük oldular. Her bölük kendi görüşünden taviz vermez oldu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanlar toplumsal ilişkilerini bozdular. Yollarını ayırdılar. Her biri ayrışan yolları kitaplaştırdı. Sonra kendi kitaplarını kutsadılar. Paramparça oldular. Hâlbuki insanlar yaratılış olarak tek bir topluluktu. Aralarındaki işleri düzeltip barış içinde yaşamaları gerekiyordu. Onlar Allah’a boyun eğip, O’nun yolundan gitmek yerine; kendi oluşturdukları gruplarıyla, kendi sapmış oldukları yollarla, kendi uydurdukları ve atalarından miras kalan kitaplarıyla sevindiler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Ne var ki) insanlar, kendi aralarında işlerini parça parça edip kitaplara ayrıldılar. Her grup kendi yanında bulunanla sevinmektedir. [*]
Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:93; Rûm 30:32.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Fakat insanlar, din konusunda aralarında bölük pörçük oldular. Her grup da kendi elinde kalanla sevinmeye başladı.¹
1 Bu ayet bugünkü Müslümanların durumuna da bir işarettir. Zira bugün Müslümanlar her ne kadar dinlerinin adını değiştirmemişlerse de içeriğini bölük pörçük bir hale getirmişler ve her mezhep, meşrep ve cemaat ancak kendilerinin daha doğru olduğunu savunmaya başlamışlardır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama [sizi izlediklerini söyleyen toplumlar] aralarındaki bu birliği bozup ²⁹ parça parça oldular; her hizip [ancak] kendi benimsediği [öğretinin dar ve katı kalıpları] içinde rahat soluk alır oldu. ³⁰
29 Karş. 21:93.30 Lafzen, “ellerinde bulunanla hoşnutluk duyar oldular”. Bu ayet ilk ağızda, şu ya da bu yoldaki muhtelif dinî gruplara, yani daha önceki vahyî tebliğlerden birini ya da ötekini benimseyen, ama zaman içinde tevhidî yoldan ayrılıp Yahudilik, Hristiyanlık gibi ayrı isimler altında hizbî bir taassup içine kapanıp katılaşan ve her biri kendi dogmalarına, kendi biçimsel, törensel uygulamalarına kıskançlıkla sarılıp diğer bütün ibadet yollarına (menâsik, bkz. 22:67) karşı en küçük bir müsamaha göstermekten uzak kalan gruplara işaret etmektedir. Yukarıdaki kınama, ayrıca, bu yerleşik ve kurumlaşmış dinlerin kendi içlerinde birliği bozan hizipleşmeye de işaret etmektedir ki bu bütün ümmetler için geçerlidir; ve dolayısıyla, son Peygamber Muhammed (s)’in bugüne kadar uzanan bütün izleyicilerini de içine almakta ve onlara, çağımızda İslam dünyasının içine gömüldüğü doktriner uyuşmazlığı önceden haber veren ve bunu kınayan bir mesaj vermektedir -karş. İbni Hanbel, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Dârimî tarafından kaydedilen sahih Hadis: “Yahudiler yetmişbir fırkaya, Hristiyanlar yetmişiki fırkaya bölünmüşlerdir; benim ümmetim ise yetmişüç fırkaya bölünecektir.” (Burada hatırlanmalıdır ki, klasik Arapça’da “yetmiş” sayısı -tıpkı “yedi” sayısının “muhtelif” ya da “çeşitli” anlamı ifade etmesi gibi- çoğu zaman, belirli bir sayısal değeri değil, bir “çokluğu” ifade etmek için kullanılır; dolayısıyla, burada Hz. Peygamber’in ifade etmek istediği husus da, Müslümanların sonraki çağlarda pek çok hizip ve fırkalara ayrılacağı, hatta bu konuda Yahudi ve Hristiyanları bile geride bırakacakları hususudur.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Fakat ümmetler paramparça olup gruplara ayrıldılar, her grup kendi anlayışından memnun ve mutlu! 3/103, 21/92- 93, 30/32
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bu (emre) karşın, onlar aralarındaki birliği darmadağın edip (hakikati) parçaladılar: Artık her hizip elindeki (parçayla) övünmekte![²⁹³³]
[2933] Önce hakikati parçalayıp, sonra onun elindeki parçasıyla övünmek… Oysa parçalanan hakikat hakikat olma niteliğini kaybeder. Zımnen: Hiçbir şeyin parçası kendisi değildir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bu uyarılara rağmen ümmetler fırka fırka oldular, aralarında dinlerini parçaladılar. Ayrılığa düştüler. Her fırka kendi tuttuğu yoldan memnundur.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve işlerini (Allah’ın onlara olan emirlerini) aralarında parçalayıp, tasmi kitaplara ayırdılar. Her grup, kendi yanında bulunanla sevinmektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Fakat ümmetler, fırka fırka olarak aralarında dinlerini parçaladılar. Her fırka kendi yanlarında olan ile mesrurlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ama peygamberleri izlediklerini iddia eden ümmetler fırkalara ayrılıp bölük bölük oldular. Her grup, kendilerine ait görüşten ötürü memnun ve mutludur.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Fakat işlerini aralarında parçalayıp, çeşitli Kitaplara ayırdılar. Her parti, kendi yanında bulunanla sevinmektedir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar (kavimler) aralarında dînlerini parçaladılar. (Muhtelif dînler yapdılar) Her hizb kendi elindeki ile ferahnâkdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra kitaplar yazarak din işlerini aralarında parçaladılar. Her bir cemaatin taraftarı kendinde olanla övünmektedir.
Şaban Piriş
swap_vert close
İşlerini aralarında bölük bölük ayırdılar. Her grup kendi yanında olanla ferahlıyor.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Fakat onlar işlerini parça parça ettiler; her topluluk kendisininkiyle övünüp durur.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Fakat onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli zübürlere/kutsallaştırılmış hizip kitaplarına ayırdılar. Her hizip, yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes kesek kesek eylediler işlerini aralarında bölüklerken; her bölük ķatlarındaġıya sevinicilerdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes kesildi işleri, ortalarında bölük bölük oldılar. Her ṭāyife ḳatlarındaġınasevinürler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Amma (ümmətlər) öz dinini aralarında parçalayıb firqə-firqə oldular (müxtəlif məzhəblərə ayrıldılar). Hər firqə öz dininə sevinir. (Öz dinini haqq, digər dinləri batil hesab edib bundan məmnun olur).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But they (mankind) have broken their religion among them into sects, each sect rejoicing in its tenets.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But people have cut off their affair (of unity), between them, into sects: each party rejoices in that which is with itself.(2910)
2910 The people who began to trade on the names of the prophets cut off that unity and made sects; and each sect rejoices in its own narrow doctrine, instead of taking the universal teaching of Unity from Allah. But this sectarian confusion is of man's making. It will last for a time, but the rays of Truth and Unity will finally dissipate it.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَـتَقَطَّـعُٓوا
ama parça parça ettiler
اَمْرَهُمْ
işlerini
بَيْنَهُمْ
aralarında
زُبُراًۜ
grup grup
كُلُّ حِزْبٍ
her grup
بِمَا
o şeyle ki
لَدَيْهِمْ
yanların- dadır
فَرِحُونَ
sevinenlerdir
Ama (insanlar) aralarındaki bu birliği parça parça edip gruplara ayrıldılar. Her grup kendi yanındaki (parça)yla sevin(ip kibirlen)mektedir.
تَقَطَّعَ
Fiil-V
ق ط ع
Koptu, parçalandı, parça parça oldu
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
زُبُر
İsim
ز ب ر
Sahifeler, kitaplar, grup grup
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
حِزْب
İsim
ح ز ب
Taraftar, topluluk, grup
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَدَي
Mekan zarfı
لَدَي
Yanında, -de, -da
فَرِح
İsim
ف ر ح
Sevinen, sevinçli, şımarık, böbürlenen