close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'min Sûresi 83. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felemmâ câet-hum rusuluhum bilbeyyinâti ferihû bimâ ‘indehum mine-l’ilmi ve hâka bihim mâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Peygamberleri, apaçık delillerle onlara gelince kendilerindeki bilgiye güvenip övündüler, kendilerini gördüler de alay ettikleri şey, başlarına geliverdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ki) Resulleri (Hakk dava elçileri) kendilerine apaçık belgeler (ve Kur’ani hükümlere uygun proje ve hedefler) getirdiği zaman, onlar (şeytan kafalılar ve marazlı münafıklar) yanlarında olan (azıcık ve karışık) ilimden dolayı böbürlenip şımardılar (gururlanıp ferahlandılar ve Darwinist düzmecelere kandılar) da, (bu yüzden) alay (ve hakaret) konusu edindikleri şey, (sonunda) onları sarıp kuşatıverdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Peygamberleri onlara apaçık delillerle gelince, kendilerinde bulunan tüm boş bilgi ve becerilerine güvenip küstahca böbürlendiler de, böylece alay ettikleri şey başlarına geliverdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rasulleri onlara apaçık bilgiler, delillerle gelince, onlar kendilerinde bulunan beşerî bilgiye güvendiler. Onu alaya aldılar. Alaya almaya devam ettikleri şeyin gücü onları kuşatıverdi, işlerini bitirdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Peygamberleri onlara açık delillerle geldiklerinde, onlar kendilerinde olan bilgiyle rahatla(yıp böbürlen)diler. (Ama) alaya almakta oldukları şey onları kuşatıverdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği zaman, yanlarındaki bilgi dolayısıyla sevinip-böbürlendiler de, kendisini alay konusu edindikleri şey, onları sarıp-kuşatıverdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Çünkü onlara, peygamberleri mucizelerle geldikleri vakit, kendilerinde bulunan (batıl) ilme güvendiler de, o peygamberleri alaya aldıkları şeyin cezası kendilerini kuşatıverdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Peygamberleri, onlara mucizeler ile geldiğinde kendi yanlarındaki bilgi ile sevindiler. (Onunla yetindiler.) Ve alaya aldıkları (azap) başlarına gelmiş oldu.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Peygamberleri onlara apaçık deliller getirdiklerinde, kendi bildikleri ile şımarmışlar ve alay ettikleri azap kendilerini çepeçevre kuşatmıştı.
Besim Atalay
swap_vert close
İmdi, onlara peygamberleri belgelerle geldiğinde, sevindiler kendi bildikleriyle, alay etmiş oldukları şey dahi onları sardı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Fakat sonunda alay konusu yaptıkları (ceza), onları çepeçevre kuşatıverdi.
Cemil Said
swap_vert close
Rasûller mu’cizeler ile içlerine geldikleri vakit izhâr itdikleri ’ilimler ile iftihâr idiyorlar ve rasûlleriyle istihzâ idiyorlardı lâkin ’azâb her tarafdan ânları ihâta itdi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Peygamberleri onlara belgelerle gelince, kendilerinde olan bilgiden gururlandılar da, alaya aldıkları şey kendilerini sarıverdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Elçileri onlara açık seçik kanıtlar getirdiklerinde, sahip oldukları bilgileriyle böbürlendiler. Ama alay ettikleri şey onları kuşatıverdi!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Peygamberleri onlara apaçık bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beşerî) bilgiye güvendiler (onu alaya aldılar). Alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Elçileri apaçık kanıtlarla kendilerine vardıklarında, yanlarındaki bilgiyle gururlandılar. Alaya aldıkları şey kendilerini sarıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Çünkü onlara peygamberleri, delillerle geldikleri zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de o alay ettikleri şey onları kuşatıverdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Çünkü onlara Peygamberleri beyyinelerle geldikleri vakıt kendilerinde bulunan ılme güvendiler de o istihza ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Peygamberleri onlara (hakka dair) apaçık delillerle geldikleri vakit, (tevhid üzere îmân etmeleri gerekirken,) sahip oldukları (dünyalık/beşerî) bilgilere güvenerek şımardılar. (Peygamberleri, mu‘cizeleri ve tehdit edildikleri azabı alaya alıp, inkâr ettiler.) Sonunda, (peygamberlerinin kendilerine bildirmiş olduğu o) alaya almakta oldukları şey (azap) kendilerini çepeçevre kuşattı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Resûlleri kendilerine kanıt içeren açıklayıcı bilgilerle geldiği zaman, sahip oldukları bilgiye güvenerek şımardılar ve kendisi ile alay ettikleri şey onları kuşattı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Öyle ya, kendilerine peygamberleri apaçık mu'cizeler getirince onların nezdindeki ilme karşı (eğlenerek) şımarıklık gösterdiler de hakkında istihza edegeldikleri şey kendilerini çepçevre kuşatıverdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Öyle ki peygamberleri onlara mu'cizeler getirince, kendilerinde bulunan bilgiden dolayı şımardılar(2) da, kendisiyle alay etmekte oldukları (azab) onları kuşatıverdi.
(2)“Azamet ve kibriyâ (sonsuz büyüklük ve yücelik) ve nihâyetsizlik noktasında ya gaflete veya ma‘siyete (günaha) veya maddiyâta dalmak sebebiyle darlaşan akıllar, azametli mes’eleleri ihâtâ edemediklerinden (kavrayamadıklarından) bir gurûr-ı ilmî ile inkâra saparlar ve nefyederler (reddederler). Evet, o ma‘nen sıkışmış ve kurumuş akıllarına ve bozulmuş ve ma‘neviyâtta ölmüş olan kalblerine, çok geniş ve çok derin ve ihâtalı (geniş) olan îmânî mes’eleleri sığıştıramadıklarından kendilerini küfre ve dalâlete atarlar, boğulurlar. Eğer dikkatle kendi küfürlerinin iç yüzüne ve dalâletlerinin (hak yoldan sapmalarının) mâhiyetine(ne olduğuna) bakabilseler görecekler ki, îmanda bulunan ma‘kūl ve lâyık ve lâzım olan azamete karşı yüz derece muhâl ve imkânsızlık ve imtinâ‘ o küfrün altında ve içindedir.” (Şuâ‘lar, 7. Şuâ‘, 98)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Elçileri onlara delillerle gelince, sahip oldukları (beşerî) bilgi ile şımardılar (ve o elçileri alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Elçilerimiz açık delillerle onlara geldiği zaman, onlar kendi yanlarında bulunan bilgilerle övünmüşler ve bundan dolayı da, alay ettikleri şeyler onları kuşatmıştır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kaçan elçileri onlara apaçık belgeler getirdiler, onların taşıdıkları bilimle eğlendiler, bunun üzerine eğlendikleri azap onları çepçevre kuşatıverdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara peygamberleri açık mûcizeler getirdikleri zaman onlar bildikleri şeyle [⁴] şâd olup peygamberleri hâkir görmüşlerdi. Bundan dolayı ettikleri istihzanın cezası onları sardı.
[4] Akaid-i fasideleriyle veya san'at, ticaret ve tabiata ait ilimleriyle.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Elçileri onlara apaçık deliller [beyyinât] getirdiği zaman, kendilerinde bulunan ilimden dolayı şımardılar. Sonunda alaya aldıkları şey kendilerini kuşatıverdi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Peygamberleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği zaman, onlar, yanlarında olan ilimden dolayı sevinip şımardılar da alay konusu edindikleri şey, sonunda kendilerini sarıp kuşatıverdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Çünkü Elçileri onlara apaçık delillerle gelince, sahip oldukları sanatlarına, bilgilerine felsefelerine, teknolojilerine güvenip gurura kapılmışlardı; böylece, alay edip durdukları o korkunç azap, kendilerini dört bir yandan kuşatıvermişti!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara rasûlleri Beyyineler / Açık Belgeler ile geldiğinde Bilgi’den yanlarındaki şeyler sebebiyle sevindirik oldular; alay ediyor oldukları şeyler onları kuşatarak içine aldı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Tanrı elçileri gelip de diller döktükçe onlar, sahip oldukları bilgi ve beceriye güvenip şımarıyorlardı. Sonunda alay ettikleri şeyler, başlarına tebelleş oldu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Elçilerimiz onlara apaçık bilgiler getirince; onlar hemen inkâr ederek atalarından kalan yalan yanlış bilgilere güvendiler. Hesap günümüzle, vereceğimiz cezayla alay ettiler. Ayetlerimle anlatılan gerçeklerle alay ettiler. Oysaki hesap günü alay ettikleri ne varsa onları boğacak! Alayları onların cehennemi olacak!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Elçileri onlara apaçık bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (eksik) bilgiye güvenmişlerdi. (Buna karşılık) alay ettikleri şey kendilerini kuşatacaktır. [*]
Her kim her ne sebeple olursa olsun, Yüce Allah’ın gönderdiği vahye itibar etmez, bir anlamda onunla alay ederse alay etmesinin karşılığının kendisini çepeçevre kuşatacağını bilmelidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Peygamberleri kendilerine apaçık deliller getirdiği zaman onlar ilim namına kendilerinde bulunana güvenip böbürlendiler, hafife aldıkları (azap da) kendilerini kuşatıverdi.¹
1 Yani Peygamberleri kendilerine apaçık delillerle gelince, onlar ilim namına kendilerinde bulunan, bilgilerine ve felsefelerine güvenerek Peygamberlerinin mucizelerini, tanımak istemediler. Ama hala onların başlarına gelenlerin kendi başlarına da gelebileceğini düşünmek bile istememektedirler. Bu tipler, dün olduğu gibi bugün de peygamberlerin mucizelerini hafife alarak, güya bilimsel yollarla izah etmeye kalkarak akıl putlarının kölesi olmaktadırlar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Çünkü elçileri onlara, hakikatin bütün kanıtlarıyla geldiklerinde, [halen] sahip oldukları bilgiye yaslanarak küstahça böbürlendiler: ⁶⁴ ve [böylece, sonunda,] küçümsedikleri şey ⁶⁵ tarafından sarılıp kuşatıldılar.
64 Yani onlar, tecrübeye ve gözleme veya tahmine ve çıkarıma dayanarak elde ettikleri veya devraldıkları bilgiden hoşnuttular; ve insanın “kendi kendine yeterli” olduğu ve bu nedenle beşerî kavrayışın ötesindeki bir Güc’ün rehberliğine muhtaç olmadığı şeklindeki küstahça inançları sonucu, peygamberlerin sunduğu her türlü etik ve manevî hakikati inkar ettiler.65 Yani, Allah’ın varlığı ve kaçınılmaz yargısı inancı: bkz. 6:10 ve ilgili not 9.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Çünkü elçileri onlara hakikatin apaçık belgeleri ile geldiğinde sahip oldukları bilgiye güvenip şımardılar, sonunda küçümseyip alay ettikleri azap onları çepeçevre kuşatıverdi. 45/23
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Çünkü onlara elçileri hakikatin apaçık delilleriyle geldiğinde, elde tuttukları bir parça bilgiye güvenip küstahça şımardılar: sonunda alay ede geldikleri gerçek kendilerini çepeçevre kuşattı.[⁴²²⁶]
[4226] Zımnen: Bütünün parçaları hakkında elde ettikleri bilgiyi bütünün amacına aykırı kullandılar, sonuç hüsran oldu. Parçayı bütün sanmaları ise bu aldanışa sebep oldu.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Peygamberleri kendilerine mucizelerle geldiği halde, yanlarındaki (beşeri) bilgilerle böbürlendiler (peygamberlerini alaya aldılar) alaya aldıkları şey (azap) ise kendilerini kuşatıverdi.
Osman Fırat
swap_vert close
Ne zaman ki resulleri onlara açık beyanlarla gelince, yanlarındaki bilgi ile ferahlandılar. Ve sonunda da alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki, onlara peygamberleri zahir mûcizeler ile geldi, kendi yanlarındaki bilgiden olan ile ferahlandılar ve onları kendisiyle istihzâda bulundukları şey, şiddetle ihata etti.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Resulleri onlara açık açık delilleri getirdikçe, bunlar kendilerinde bulunan bilgi ile şımarıp böbürlendiler (Peygamberlerin getirdiği hidâyetle alay ettiler). Sonunda alaya almalarının cezası, kendilerini her taraftan kuşatıverdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Elçileri onlara açık kanıtlar getirince, yanlarında bulunan bilgi ile sevin(ip övün)düler (peygamberlerin getirdikleri bilgiye değer vermediler, onlarla alay ettiler). Sonunda alay edegeldikleri şey, kendilerini kuşatıverdi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Vaktâ ki mu'cizât ile onların rasûlleri geldi, kendi bildikleriyle tefâhur iyleyub onları tekzîb ve istihzâ iylediler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Elçileri onlara o açık belgelerle(mucizelerle) gelince, kendilerindeki bilgiyle(din diye bildikleriyle) avundular. Hafife aldıkları şey başlarına geliverdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Peygamberleri onlara apaçık belgelerle geldiği zaman, kendi bilgileri ile şımardılar ve alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşatıverdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Peygamberleri kendilerine apaçık delillerle geldiğinde, onlar sahip oldukları bilgiyle mağrur olmuşlardı. Sonunda, alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşatıverdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Resulleri onlara açık-seçik beyyineler getirdiklerinde, onlar, yanlarındaki bilgiyle sevinip övündüler. Ve alay edip durdukları şey kendilerini kuşatıverdi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ol vaķt kim geldi anlara yalavaçları ḥüccetler-ile sevindiler aña kim ķatlarında-y-ıdı anlaruñ bilmekden. daħı indi anlara ol kim oldılardı anı yanśularlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol vaḳt ki geldi özlerine resūlleri mu‘cizātlar‐ıla. Sevindiler özleri ḳatında olan ‘ilm bile. Daḫı indi özlerine cezāsı ol nesnenüñ ki masḫaralıġa alurlardı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Peyğəmbərləri onlara açıq-aşkar möcüzələr gətirdikdə özlərində olan elmə sevindilər, onlara (kafirlərə) isə məsxərəyə qoyduqları əzab yetişdi. (Və ya: peyğəmbərləri onlara açıq-aşkar mö’cüzələrlə gəldikləri zaman onlar öz biliklərinə - batil əqidə və fəlsəfələrinə, ticarətdən mənfəət əldə edə bilmək bacarıqlarına – qürrələndilər. Kafirləri istehza etdikləri əzab sardı).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when their messengers brought them clear proofs (of Allah's Sovereignty) they exulted in the knowledge they (themselves) possessed. And that which they were wont to mock befell them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
For when their messengers came to them with Clear Signs, they exulted(4459) in such knowledge (and skill) as they had; but that very (Wrath) at which(4460) they were wont to scoff hemmed them in.
4459 Arrogance and an exaggerated idea of Self were at the bottom of the Evil to which they succumbed ( Cf. n. 4350). 4460 Cf. 16:34 . Nothing could stop the Justice of Allah punishing Evil. What they had ridiculed came as an inexorable fact. None of their grandeur or art or science or skill was of any use when they lost their souls!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَمَّا
ne za- man ki
جَٓاءَتْهُمْ
onlara geldi
رُسُلُهُمْ
resulleri
بِالْبَيِّنَاتِ
apaçık deliller ile
فَرِحُوا
şımardılar
بِمَا
o şeyden dolayı ki
عِنْدَهُمْ
yanlarındadır
مِنَ الْعِلْمِ
bilgiden
وَحَاقَ
ve kuşattı
بِهِمْ
onları
مَا
o şey ki
كَانُوا
idiler
بِه۪
onun- la
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
alay ediyorlar
Öyle ki resulleri onlara apaçık deliller (âyetler ve mucizeler) getirince, onlar kendilerinde bulunan (beşerî) bilgiden dolayı şımardılar da (azabımızı alaya aldılar). Sonunda alaya aldıkları (azap) onları kuşatıverdi.
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
فَرِحَ
Fiil-I
ف ر ح
Sevindi, ferahladı, neşelendi, şımardı, böbürlendi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
حَاقَ
Fiil-I
ح ي ق
Kuşattı
بِهِمْ
Zamir
بِهِمْ
Onlarla, onlar yüzünden, onlar hakkında
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اِسْتَهْزَاَ
Fiil-X
ه ز ا
Alay etti