close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'min Sûresi 75. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Żâlikum bimâ kuntum tefrahûne fî-l-ardi biġayri-lhakki vebimâ kuntum temrahûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bu da, yeryüzünde haksız yere sevinip övündüğünüzden ve ululanıp kendinizi gördüğünüzdendir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İşte) Şu (azap) size, yeryüzünde haksızlık (ve azgınlık)la şımarıp sevinmenizden ve böbürlenip kibirlenmenizden dolayı verilmiştir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bu durum, sizin yeryüzünde haksızlıkla şımarmanızdan ve aşırı derecede sevinip böbürlenmenizden dolayıdır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bu ceza, sizin, yeryüzünde, hak etmediğiniz halde çok sevinmenizden, şımarmanızdan ve kibirlenmenizden, kendinizde bir güç görerek, güvenerek serkeş, zorba, diktatör, güç ve iktidar sahibi olmanızdan kaynaklanmaktadır.
Ahmet Varol
swap_vert close
"Bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenip azmanızdan dolayıdır.
Ali Bulaç
swap_vert close
İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp-azmanız ve azgınca ölçüyü taşırmanız dolayısıyladır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Size bu azap, yeryüzünde azgınlıkla sevinmenizden ve kibirlenmenizden dolayıdır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte sizin yeryüzünde haksız olarak sevinip şımarmanızdan ve aşırı derecede sevinip böbürlenmenizden başınıza böyle geldi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bu durum, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp taşkınlık yapmanızdan dolayıdır.
Besim Atalay
swap_vert close
İşte bu hal, haksız olaraktan, yeryüzünde şımarmanızdan, kasalarak yürümenizden !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“(Allah'ın sizi saptırması ve azaba mahkûm etmesi) sizin, yeryüzünde hak etmediğiniz halde azıp şımarmanızdan, küstahça böbürlenmenizden, kendinizi beğenmenizden kaynaklanmaktadır.”
Demek ki bu ayetle beraber Müminun 23/115; “Sizi boşuna yarattığımızı mı sanıyorsunuz?” ayeti bir uyarı olarak alınmalı; insan mal-mülk edinmek, hükmetmek, tüketmek, lüks yaşamak, kariyer yapmak, makam kapmak, gündemde kalmak, prestij kazanmak, reklam olmak, övülmek, parmakla gösterilmek, pohpohlanmak için yaşamamalı. Onun yüksek idealleri, faziletli hedefleri erdemli çalışmaları ve diğer canlılardan onu ayıracak farklı bir hayat tarzı olmalı.  
Cemil Said
swap_vert close
İşte arz üzerinde bigayr-ı hakkın tuğyân ile ferahlanmalarınızın, taşkınlıklarınızın cezâsı budur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
75,76. Onlara: "İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür. Temelli kalacağınız cehennem kapılarından girin" denir. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür!
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Bu duruma düşmenizin sebebi, dünyadayken haksız olarak böbürlenmeniz ve şımarmanızdır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bu, sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanızdan ve aşırı derecede sevinip böbürlenmenizden ötürüdür.
Edip Yüksel
swap_vert close
Çünkü siz yeryüzünde gerçeğe dayanmadan seviniyor ve şımarıyordunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunun sebebi şudur: Çünkü siz yeryüzünde haksız yere seviniyor ve güveniyordunuz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bu şundan: çünkü yer yüzünde haksızlıkla seviniyordunuz ve çünkü güveniyordunuz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Bu (azap), sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte bu, yeryüzünde hak hukuk tanımaksızın şımarıp azmanız nedeniyledir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Size olan bu (azâb) şunlardır: (Çünkü) siz yer (yüzün) de haksız yere şımarıklık ediyor, (ahırdan çıkmış hayvanlar gibi çılgınca) taşkınlık gösteriyordunuz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bu (içinde bulunduğunuz azab) yeryüzünde haksız yere şımarıyor olmanızdan ve böbürlenmekte bulunmanızdan dolayıdır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey putperestler!) Bu durum, sizin yerkürede (dünyada) haksız olarak şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İşte, içine düştüğünüz bu durum, yeryüzünde haksız yere övünmenizden ve taşkınlık göstermenizden dolayıdır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bütün bunlar yeryüzünde boşuna şımarıklık etmiş, taşkınlık göstermiş olmanızdan ileri gelmiştir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bu hâliniz şunun içindir ki yeryüzünde haksız olarak şımarmıştınız, şımarıklığı da taşırmıştınız.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İşte bu sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan [tefrahûn] ve böbürlenmenizdendir [temrehûn].
Kadri Çelik
swap_vert close
İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere sevinip şımarmanız ve azgınca ölçüyü taşırmanız sebebiyledir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Çünkü siz, Allah’ın bahşettiği güç, servet ve saltanata dayanarak yeryüzünde haksız yere şımarıp azgınlaşıyor, küstahça böbürlenip duruyordunuz!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte bu, Hakk’sız yere Yeryüzü’nde seviniyor olduğunuz sebebiyle ve böbürleniyor olduğunuz sebebiyledir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ey inkarcılar! Bütün bunlar, dünyada iken anlamsız naralar atıp şımarmanızın cezasıdır. Bu şımarıklığınız sebebiyle,
Mehmet Çoban
swap_vert close
İşte bu tavrınız yeryüzünde yaşarken şımarmanızdan, yaptıklarınızla övünüp böbürlenmenizdendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bu, sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanız ve aşırı derecede sevinip kibirlenmenizden ötürüdür.
Mehmet Türk
swap_vert close
Bütün bunlar sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmeniz sebebiyledir.
Muhammed Esed
swap_vert close
bu durum, sizin yeryüzünde hiçbir doğru[luk endişesi] taşımadan küstahça böbürlenmenizin ve kendinizi beğenmişliğinizin bir ürünüdür!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte bu, sizin dünyadayken hak hukuk tanımadan kibirlenip şımararak azgınlık yapmış olmanızdandır. 39/60
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bunun nedeni, yeryüzünde hak etmediğiniz halde azıp şımarmanız ve kasıntılık yapmanızdır:
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey kâfirler) Bu (azap) yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve taşkınlık etmenizden ötürü başınıza geldi.
Osman Fırat
swap_vert close
Bu durum, sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanızdan ve bellenmenizden ötürüdür.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sizin bu cezanız, yerde haksız yere pek fazla sevinir olmanızdan ve çok güvenir bulunmanızdan dolayıdır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bu şaşırtmanın sebebi, dünyada haksız yere şımarıp kibirlenmeniz ve taşkınlık yapmanızdır.
Haksız yere (bi gayri hakk): “şirk ve azgınlık yaparak” demektir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bu durum, sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanızdan ve bölürlenmenizden ötürüdür.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bu 'azâb size, dünyâda nâ-hak olarak şirk ve 'isyân ile ferahlanur ve kibirle iki tarafınıza sallanarak yürir olduğınızdandır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Başınıza gelen bu şeyler, yaşadığınız yerde hak etmediğiniz zevkleri tatmanıza ve böbürlenmenize karşılıktır.
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve boşuna böbürlenmeniz sebebiyledir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bütün bunlar, hakkınız olmadığı halde yeryüzünde şımarıp taşkınlık etmeniz yüzündendir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bütün bunlar, yeryüzünde haksız yere sevinç şımarıklığına düşmeniz, kasılıp kabarmanız yüzündendir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
şol andan ötürüdür kim sevünürdüñüz yirde ḥaķsuz daħı andan ötürüdür kim kibr eyledüñüz göçekleñüz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol azmaḳ anuñ‐çundur ki sevinürdüñüz yir yüzinde ḥaḳsuz yire ve anuñ‐çun ki baṭarānlıḳ iderdüñüz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Onlara belə deyiləcəkdir: ) “Bu (əzab) sizin yer üzündə nahaq yerə sevinməyinizə və təkəbbürlənməyinizə görədir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
(And it is said unto them): This is because ye exulted in the earth without right, and because ye were petulant.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"That was because(4451) ye were wont to rejoice on the earth in things other than the Truth, and that ye were wont to be insolent.
4451 Allah does not withdraw His grace from any unless (1) they actively and deliberately take a delight in things that are vain or false, and (2) they insolently reject the things that are true-in other words, unless men are deliberately false to their own lights, as illuminated by the Light of Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ذٰلِكُمْ
işte bu
بِمَا
o şey-dendir ki
كُنْتُمْ
idiniz
تَفْرَحُونَ
şımarıyorsunuz
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
بِغَيْرِ الْحَقِّ
haksız yere
وَبِمَا
ve o şey-dendir ki
كُنْتُمْ
idiniz
تَمْرَحُونَۚ
böbürleni- yorsunuz
(Devamında onlara denir ki) "Bu (azap), sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür."
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
فَرِحَ
Fiil-I
ف ر ح
Sevindi, ferahladı, neşelendi, şımardı, böbürlendi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مَرَحَ
Fiil-I
م ر ح
Böbürlendi