“Artık size ne söylemekte olduğumu yakında hatırlayacaksınız! (Ben) işimi Allah'a havâle ediyorum.(1) Şübhesiz ki Allah, kulları(nı) hakkıyla görendir.”
(1)“Îman hem nûrdur, hem kuvvettir. Evet hakīkī îmânı elde eden adam kâinâta meydan okuyabilir. Ve îmânın kuvvetine göre hâdisâtın tazyîkātından (sıkıştırmasından) kurtulabilir. تَوَكَّلْتُ عَلَي اللّٰهِ [Allah’a tevekkül ettim] der. Sefîne-i hayatta (hayat gemisinde) kemâl-i emniyetle (tam bir güven içinde) hâdisâtın dağlarvârî dalgaları içinde seyrân eder (gezer). Bütün ağırlıklarını Kadîr-i Mutlak’ın (sonsuz kudret sâhibi olan Allah’ın) yed-i kudretine emânet eder. Rahatla dünyadan geçer. Berzahda (kabir âleminde) istirâhat eder. Sonra saâdet-i ebediyeye girmek için Cennete uçabilir.” (Sözler, 23. Söz, 104)