Yine o inanmış olan (adam) dedi ki: “Ey halkım! Beni izleyin (dediklerimi iyice dinleyin) ki, sizi doğru yola yönelteyim. *
(*) Firavun’un ailesinden olan bu yiğit kişi, yöneticiler ve/veya kalabalıklar farklı düşünüyor ve öyle istiyorlar diye hakikati söylemekten geri durmamak gerektiğini bir tebliğ ahlakı olarak öğretmektedir. Mümin yiğit kişi kavmine hitap etmiş ve Firavun’un Mü’min 40: 29. ayette kullandığı kavramı kullanarak asıl doğru yolu kendisinin göstermekte olduğunu belirtmiştir. Ayette geçen [ehdi] fiiline “hidayete erdirmek” değil de “göstermek, rehberlik etmek” anlamı verilmelidir. Çünkü [hidayet] fiili kullar için kullanıldığında bu anlamda değerlendirilmelidir. Hidayeti isteyen insan olsa da hidayet eden ve onu yaratan Yüce Allah’tır. Bu zatın davetinde “kendisine tâbi olmak”tan söz etmesi, ilkelerini ve prensiplerini savunduğu Hz. Musa’nın yoluna tâbi olmak şeklinde anlaşılmalıdır. (M. Okuyan Meali 38. Ayet Açıklaması)