close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'min Sûresi 25. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felemmâ câehum bilhakki min ‘indinâ kâlû-ktulû ebnâe-lleżîne âmenû me’ahu vestahyû nisâehum(c) vemâ keydu-lkâfirîne illâ fî dalâl(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Musa, katımızdan gerçekle onlara gelince öldürün demişlerdi, onunla beraber inananların oğullarını ve bırakın kadınlarını; kafirlerin düzeni, ancak gerçekten dışarıdır, boştur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Böylece o (elçimiz), katımızdan kendilerine bir Hakk (Kitap) ile geldiği zaman, dediler ki: "Onunla birlikte iman edenlerin erkek çocuklarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın." (Böylece nesilleri kurutulup tehlike olmaktan çıksınlar!) Ancak kâfirlerin hileli düzenleri, sonunda mutlaka boşa çıkacaktır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Musa onlara bizden aldığı gerçekleri getirdiğinde dediler ki: “Onlarla beraber inananların kadınlarını sağ bırakıp oğullarını öldürün!” Ama gerçekten, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin hile ve düzenleri, her zaman boş ve neticesizdir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İşte Mûsâ, bizim katımızdan onlara mucizeleri getirince, onlar: “İman edenlerin, onunla beraber olanların oğullarını öldürün. Kızlarını öldürmeyip hayatta bırakın.” dediler. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin, kötülük etme planları, taktikleri hep boşa çıkmaktadır.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/49; 14/6.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Böylece o, kendilerine tarafımızdan hakkı getirince: "Onunla birlikte inananların oğullarını öldürün ve kadınlarını sağ bırakın" dediler. Oysa kâfirlerin oyunları muhakkak boşa çıkar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece, o, katımızdan kendilerine bir hak ile geldiği zaman, dediler ki: 'Onunla birlikte iman edenlerin erkek çocuklarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın.' Ancak kafirlerin hileli-düzeni boşa çıkmakta olandan başkası değildir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunun üzerine Mûsa, tarafımızdan onlara hakkı (kitabı) getirince de şöyle dediler: “- Mûsa ile beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını ise diri bırakın.” Fakat kâfirlerin hilesi ancak yok olmağa mahkûmdur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kendi katımızdan bir hak ile onlara geldiğinde, onlar: “Onunla beraber inananların erkek çocuklarını öldürün, kadınlarını yaşatın.” dediler. Fakat kâfirlerin tuzakları hep boşa çıkar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İşte Mûsâ, tarafımızdan kendilerine hakkı getirince, “Onunla beraber, iman edenlerin erkek çocuklarını öldürünüz, kadınlarını sağ bırakınız!” dediler. Ama kâfirlerin tuzağı elbette boşa çıkar.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlara katımızdan, o, hakla vardığında dediler ki: «Onunla birlikte inananların oğulların öldürün, kadınların diri tutan!»; Kâfirlerin hilesi ancak sapıklıktadır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Musa, Firavun'a ve tebaasına) tarafımızdan gönderilmiş hakikatleri getirince şöyle dediler: “İman edip, Musa ile birlikte olanların oğullarını öldürün, kadınlarını ise sağ bırakın (Kıptilerle evlendirerek, iman edenlerin nüfusunun çoğalmasını engelleyin!)” Ama inkârcıların tuzakları, neticede boşa çıkmaya mahkûmdur.
Cemil Said
swap_vert close
Nezdlerine gidüb bizim tarafımızdan hak ve hakîkati söylediği vakit "Bu îmân idenleri katl idiniz yalnız kadınlarını bırakınız" diyu bağırdılar lâkin kâfirlerin hîleleri ancak dalâletdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Musa katımızdan onlara gerçeği getirince: "Onunla beraber iman etmiş kimselerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Ama inkarcıların hilesi elbette boşa gider.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince, “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın” dediler. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Mûsâ, katımızdan verilmiş hakikati onlara getirdiğinde, “Onunla birlikte olan inanmış kişilerin oğullarını öldürün, kızlarını diri bırakın!” dediler. Oysa inkârcıların tuzağı hep boşa çıkmıştır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İşte o (Musa), tarafımızdan kendilerine hakkı getirince: Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınları sağ bırakın! dediler. Ama kâfirlerin tuzağı elbette boşa çıkar.  
 Bu üç kişiden Firavun ve Hâmân, Kıptîlerin ileri gelenlerinden Karun da İsrailoğullarındandır. Daha sonraki âyetlerden de anlaşılacağı gibi Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın diyen Firavun’dur. Ona bu fikri verenin de Hâmân olduğu rivayet edilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlara bizden bir gerçeği götürünce, "Onunla birlikte inananların oğullarını öldürün, kadınlarını ise yaşatın," dediler. İnkarcıların planı hep sapıkçadır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunun üzerine Musa, kendilerine tarafımızdan hakkı getirince de: "Onunla beraber iman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını diri tutun." dediler. Fakat o kâfirlerin tuzağı da hep boşa çıkmaktadır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunun üzerine kendilerine tarafımızdan hakkı getiriverince de onunla beraber iyman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını diri tutun dediler, kâfirlerin düzeni de hep dalâl içinde
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte o (Mûsâ), tarafımızdan kendilerine hakkı getirince dediler ki: (Mûsâ’nın dediklerine) inanıp, onun yanında yer alanların, oğullarını öldürün, kadınları sağ bırakın! (Böylece nesilleri kurutulup bizim için tehlike olmaktan çıksınlar!)” Ancak, kâfirlerin tuzağı (düzeni, hilesi) boşa çıkmaya (yok olmaya) mahkûmdur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Böylece katımızdan hakk ile geldiği zaman onlar: “Onunla birlikte iman eden kimselerin oğullarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın.” dediler. Gerçeği yalanlayan nankörlerin düzeni, sapkınlığa düşmekten başka bir şey değildir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte o, tarafımızdan kendilerine hakkı getirince: «Onunla beraber îman edenlerin oğullarını öldürün. (Yalnız) kadınları diri bırakın» dediler. Kâfirlerin düzeni heder olmakdan başka (bir şey'e mahkûm) değildir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve (Mûsâ) onlara tarafımızdan hakkı getirdiğinde (daha önce de dedikleri gibi yine)dediler ki: “Onunla berâber îmân etmiş olanların (yeni doğan) oğullarını öldürün, kadınlarını(kızlarını) ise sağ bırakın!” Fakat kâfirlerin hîlesi ancak boşuna (yorulmak)tır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (Musa) onlara tarafımızdan hakkı getirdiğinde (daha önce de dedikleri gibi yine) dediler ki: ‘’Onunla beraber inanmış olanların (yeni doğan) oğullarını öldürün, kadınlarını (kızlarını) ise (ahlaksız bir şekilde hizmetimizde kullanmak üzere) sağ bırakın.’’(Böylece Musa’ya inananların erkek nüfusunun çoğalmasını engelleyin ki, bize karşı tehlike olmaktan çıksınlar!) Oysa inkâr edenlerin tuzağı (ne olursa olsun) daima boşa çıkar. (*)
(*) Aşağıdaki tefsir metinlerinde de anlatıldığı gibi Firavun’un böyle bir tehdidi iki defa olmuştur, biri henüz Hz. Musa doğmadan önce, diğeri de Musa hak ile (Tevrat ve mucizelerle) geldikten sonra olmuştur. İşte bu ayet, bu son tehdidini anlatmaktadır. Aşağıdeki açıklamlara bkz: ما كان منهم إلا أن قالوا - على سبيل التهديد والوعيد - : اقتلوا الذكور من أبناء الذين آمنوا مع موسى ، ودخلوا فى دينه ، واتركوا الإِناث بدون قتل لخدمتكم ، وليكون ذلك أبلغ فى إذلالهم . إذ بقاء النساء بدون رجال فتنة كبيرة . وذل عظيم .- قال الإِمام الرازى : والصحيح أن هذا القتل كان غير القتل الذى وقع فى وقت ولادة موسى ، لأن القتل فى ذلك الوقت كان بسبب أن المنجمين قد أخبروا فرعون بولادة عدو له يظهر عليه ، فأمر بقتل الأبناء فى ذلك الوقت . وأما فى هذا الوقت . فموسى - عليه السلام - كان قد جاءه وأظهر المعجزات . فعند ذلك أمر بقتل أبناء الذين آمنوا معه ، لئلا ينشأوا على دين موسى ، فيقوى بهم . وهذه العلة مختصة بالبنين دون البنات . فلهذا السبب أمر بقتل الأبناء -- فلما جاء مؤسى فرعون وهامان وقارون بالمعجزات الظاهرة من عندنا, لم يكتفوا بمعارضتها وإنكارها, بل قالوا: اقتلوا أبناء الذين آمنوا معه, واستبقوا نساءهم للخدمة والاسترتاق-فإن قال قائل: وكيف قيل فَلَمَّا جَاءَهُمْ بِالْحَقِّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُوا اقْتُلُوا أَبْنَاءَ الَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ وَاسْتَحْيُوا نِسَاءَهُمْ ) , وإنما كان قتل فرعون الولدان من بني إسرائيل حذار المولود الذي كان أخبر أنه على رأسه ذهاب ملكه, وهلاك قومه, وذلك كان فيما يقال قبل أن يبعث الله موسى نبيًّا؟ قيل: إن هذا الأمر بقتل أبناء الذين آمنوا مع موسى, واستحياء نسائهم, كان أمرا من فرعون وملئه من بعد الأمر الأول الذي كان من فرعون قبل مولد موسى (القرآن الكريم - تفسير الطبري)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Musa onlara bizim katımızdan gerçek doğruları getirdiği zaman “Onunla beraber iman edenlerin erkek çocuklarını öldürün, kadınlarını bırakın yaşasınlar” dediler. İnkâr edenlerin yaptıkları tuzaklar boşa çıkmıştır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Musa Bizim katımızdan kendilerine doğruyu getirince dediler: "Onunla birlikte inananların erkeklerini öldürün, yalnız kadınlarını bırakın." Tanımazların düzeni hep boşa çıkar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Musa onlara tarafımızdan hak bir din getirince onlar «— Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını diri bırakın [³]» dediler. Kâfirlerin bu hileleri ancak beyhude olmaktan ibaret kaldı.
[3] Tekrar yine böyle işkenceye başlayın.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Musa katımızdan onlara gerçeği/hakkı getirince, “Kendisiyle birlikte inananların oğullarını öldürünüz, kadınlarını sağ bırakınız”¹⁶ dediler. Oysa inkâr edenlerin tuzağı/ planı sapıklıktan başka bir şey değildir.
16 Krş. Bakara, 2/49; A’râf, 7/127, 141; İbrâhim, 14/6; Kasas, 28/4  
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylece o, katımızdan kendilerine bir hak ile geldiği zaman dediler ki: “Onunla birlikte iman etmekte olanların erkek çocuklarını öldürün, kız çocuklarını ise sağ bırakın.” Ancak kâfirlerin hileli düzeni, boşa çıkmakta olandan başkası değildir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece Mûsâ, Firavun’un ilâhî hükümlere boyun eğmesi ve İsrail Oğulları’nı özgür bırakması gerektiğine dâir Bizden aldığı gerçeği onlara iletince, Firavunun danışmanları, “Ey Firavun!” dediler, “En iyisi, Mûsâ’ya inananların yeni doğan erkek çocuklarını öldürün, kız çocuklarını da ahlaksız bir şekilde hizmetimizde kullanmak üzere sağ bırakın!”İşte zâlimler, böyle plânlar kuruyorlardı. Aynı plânı Mûsâ doğduğunda da uygulamaya çalışmışlardı. Oysa ilâhî kanunlara göre, inkârcıların bütün tuzakları, bütün komploları yıkılıp gitmeye mahkûmdu!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara katımızdan Hakk ile geldiğinde: “Onunla birlikte inanmış kimselerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın!” dediler. Oysa Kâfirler’in düzeneği ancak sapkınlık içindedir / boşunadır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Musa, Tanrı gerçeğini kendilerine ifade eder etmez Fıravunlar'ın ilk sözü: " Musa'ya inananların erkek çocuklarını öldürün, kız çocuklarını sağ bırakın " demek oldu ama, inkarcıların tüm çabaları boşa gitti.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Mûsâ onlarla tartışıp yalanlarını gerçeklerimizle yüzlerine vurunca; "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın!" dediler. Fakat inkârcıların tuzağı hep boşa çıkmıştır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte o (Musa), tarafımızdan kendilerine gerçeği getirince “Onunla birlikte iman edenlerin oğullarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın!” demişlerdi. [*] (Ama) kâfirlerin tuzağı elbette boşa çıkar. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:49; A‘râf 7:127, 141; İbrâhîm 14:6; Kasas 28:4.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:54; En‘âm 6:123; Enfâl 8:18, 30; Ra‘d 13:42; İbrâhîm 14:46; Neml 27:47; Fâtır 35:10, 43; Tûr 52:42; Târık 86:15-16.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bunun üzerine (Mûsa) kendilerine tarafımızdan gerçekleri¹ getirince: “Onunla birlikte îman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın.” dediler. Kâfirlerin tuzağı (bile) sapkınlıktan başka (bir şey) değildir.
1 Yani gerçeklerle dolu olan Tevrât’ı...  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Firavun’a, ve tebaasına gelince,] Musa onlara Bizden [aldığı] hakikati getirdiğinde “Onun inançlarını benimseyenlerin ¹⁷ kadınlarını sağ bırakıp oğullarını öldürün!” dediler. Fakat inkarcıların hilesi hep boşa çıktı.
17 Lafzen, “onunla birlikte iman etmiş olanların”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Musa onlara katımızdan vahyedilmiş ayetleri iletince Firavun ve adamları şöyle dediler: – Musa ile birlikte olup ona iman etmiş olanların erkek çocuklarını katledip kızlarını sağ bırakın. Ne var ki bu kâfirlerin tuzakları boşa çıkmaya mahkûmdu. 28/4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Musa) kendilerine tarafımızdan gönderilmiş malum hakikatle gelince,[⁴¹⁸⁷] “Onun yanında yer alan mü’minlerin kadınlarını sağ bırakıp oğullarını öldürün!” dediler. Kâfirlerin entrikası asla hedefine ulaşamayacaktır.
[4187] Arapça’da geçişsiz bir filî geçişli yapmanın birden çok yolu vardır. Fakat bir filî tef’il veya if’al babına taşıyarak geçişli yapmakla bâ edatıyla geçişli yapmak arasında fark vardır. Diğerlerinde öznenin aynı anda ve aynı yerde nesneyle birlikte olması şart değilken, sonuncusunda şarttır (Furûk). Burada câe bi şeklinde geldiği için, “hakikati getirince” mânası değil “hakikatle gelince” mânası verdik. Çeviri boyunca buna uymaya çalıştık. Aksi durumlar ya istisnalar ya da gözümüzden kaçanlardır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O, katımızdan kendilerine hakk'ı getirince onlar Musa ile beraber iman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. (Oysa) kâfirlerin düzeni heder olmaktan başka bir işe yaramaz. (Nitekim yaramadı)
Osman Fırat
swap_vert close
Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince, "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Ancak kâfirlerin tuzağı hep sapıklıktır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki, onlara Bizim tarafımızdan hak ile geliverdi, dediler ki: «O'nunla beraber imân edenlerin oğullarını öldürünüz, kadınlarını da diri bırakınız.» Kâfirlerin hilesi ise bir sapıklıkta bulunmaktan başka değildir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Mûsa onlara Bizim tarafımızdan gerçeği getirince, “Onun yanında bulunan müminlerin oğullarını öldürün, kızlarını ise hayatta bırakın! ” dediler. Fakat kâfirlerin hile ve tuzakları boşa çıkar. [14, 6; 2, 49]
Hz. Mûsâ’nın doğumundan önce de Firavun böyle bir uygulama yaptırmış, bilâhere bu uygulamaya son vermişti. Fakat Hz. Mûsâ peygamber olarak gönderilince, öncekinin yerine geçen yeni Firavun da aynı endişelerden hareketle, tekrar erkek çocukları öldürtmeye başladı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Musa,) Onlara katımızdan hakkı getirince: "Onunla beraber inananların oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın!" dediler. Fakat kafirlerin tuzağı hep boşa çıkar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Tarafımızdan hak ile onlara geldikde: "Onunla berâber îmân idenlerin oğullarını öldürün ve kızlarını hayâtda bırakın" didiler. Kâfirlerin hîleleri ancak dalâletdedir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara, katımızdan verilen gerçeklerle gelince dediler ki "Onun yanındaki müminlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın.” Ama gerçekleri görmezlikten gelenlerin tuzakları boştur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlara kendi katımızdan gerçeği getirdiği halde:-Onunla birlikte iman edenlerin oğullarını öldürüp, kadınlarını sağ bırakın, demişlerdi. Oysa kafirlerin tuzağı ancak boşa gitmeye mahkumdur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Musa onlara katımızdan hakkı getirdiğinde, “Onunla beraber iman edenlerin kızlarını sağ bırakıp oğullarını öldürün” dediler. Fakat kâfirlerin hilesi boşa çıkmaya mahkûmdu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Mûsa, katımızdan hakkı onlara getirince, şöyle dediler: "Onunla beraber iman edenlerin erkek çocuklarını öldürün, kadınlarını hayata salın/kadınlarına uygunsuzca davranın/kadınlarının rahimlerini yoklayın!" Ama inkârcıların tuzağı hep boşa çıkmıştır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ol vaķt kim geldi anlara ŧoġrulıġ-ıla bizüm ķatumuzdan eyittiler “depeleñ oġlanlarını anlaruñ kim įmān getürdiler anuñ-ile daħı diri ķoñ ķızlarını anlaruñ.” daħı degül kāfirler mekri illā azġunlıķ içinde.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol vaḳt ki geldi Mūsā anlara ḥaḳḳ‐ıla bizüm ḳatumuzdan. Eyitdiler: Öldü‐rüñ oġlanlarını bilesince īmān getürenlerüñ. Daḫı diri ḳoyuñuz ‘avratlarını.Daḫı kāfirlerüñ mekri degüldür, illā azġunluḳ içinde.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Musa) onların yanına dərgahımızdan haqq ilə (həqiqi dinlə, mö’cüzələrlə) gəldikdə onlar: “Onunla birlikdə iman gətirənlərin (yəhudilərin) oğlanlarını öldürün, qadınlarını (qızlarını) isə diri saxlayın!” – dedilər. Kafirlərin hiyləsi ancaq boşa çıxar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when he brought them the Truth from Our presence, they said: Slay the sons of those who believe with him, and spare their women. But the plot of disbelievers is in naught but error.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Now, when he came to them(4391) in Truth, from Us, they said, "Slay the sons of those who believe(4392) with him, and keep alive their females," but the plots of Unbelievers (end) in nothing but errors (and delusions)!...
4391 Verse 24 described the opposition of three types of Unfaith, which opposed Faith, in different ways, as described in the last note. Qarun, in his overweening insolence, may well have called Moses and Aaron "sorcerers telling lies" in the Sinai desert, as he despised priests and men of God, and might cast the Egyptian reproach in their teeth as a reminiscence. Here, in verse 25, we have an episode about the time of the birth of Moses: "them" and "they" refer to Pharaoh and his Court; the "coming" of Moses here refers to the time of his birth. On that construction, "with him", lower down in their speech would be elliptical, referring to "slay the sons", as if they had said, "Kill all Israelite male children: the unknown Prophet to be born would be amongst them: so kill them all with him." In verse 26 we again skip some years and recall an episode when Moses, having got his mission, stood in Pharaoh's Court, and some of the Egyptian Commonalty were almost ready to believe in him. 4392 That is, the Israelites, for they were the custodians of Allah's Faith then. For the slaughter of Israelite children by Pharaoh, see 27:4-6, and notes.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَمَّا
ne za- man ki
جَٓاءَهُمْ
onlara geldi
بِالْحَقِّ
hak ile
مِنْ عِنْدِنَا
tarafımızdan
قَالُوا
dediler
اقْتُلُٓوا
öldürün
اَبْنَٓاءَ
oğullarını
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerin ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
مَعَهُ
onunla beraber
وَاسْتَحْيُوا
ve sağ bırakın
نِسَٓاءَهُمْۜ
kadınlarını
وَمَا كَيْدُ
fakat hilesi değildir
الْكَافِر۪ينَ
kâfirlerin
اِلَّا
an- cak
ف۪ي ضَلَالٍ
bir dalâlet içinde
(Mûsâ) Onlara tarafımızdan hakkı getirince, "onunla beraber iman edenlerin (yeni doğan) oğullarını öldürün, kadınlarını (yani kızlarını) ise sağ bırakın!" dediler; fakat kâfirlerin hilesi dalâletten başka bir şey değildir (ve hep boşa çıkar).
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
اِبْن
İsim
ب ن ي
Oğlu, (Çoğulu اَبْنَٓاءَ: oğulları, çocukları)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
اِسْتَحْيَى
Fiil-X
ح ي ي
Çekindi, hayatta bıraktı, hayâ etti
نِسَٓاء
İsim
ن س و
Kadınlar
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَيْد
İsim
ك ي د
Hile yapmak, tuzak kurmak
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ضَلَال
İsim
ض ل ل
Dalâlet, sapma, şaşkınlık, boşa çıkma, boşa gitme