close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'min Sûresi 12. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Żâlikum bi-ennehu iżâ du’iya(A)llâhu vahdehu kefertum(s) ve-in yuşrak bihi tu/minû(c) felhukmu li(A)llâhi-l’aliyyi-lkebîr(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bu da, Allah birdir dendi mi kafir olmanızdan ve ona eşler olduğu söylenince inanmanızdandır; artık hüküm, pek yüce ve pek büyük Allah'ın.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Onlara: Hayır bu samimiyetsiz istekleriniz asla kabul olunmayacaktır.) "İşte şu sebepten dolayı; çünkü Allah’a Vâhid (yegâne yardım umulacak ve korkulup sığınılacak tek Zat) olarak (imana ve itaate) çağrıldığınızda inkâr edip (sapıtırdınız. Ama) Eğer O’na ortak koşulduğunda ise inanıp onaylardınız. (Canlı ve cansız tağutları ve şeytani güç odaklarını, Allah’a eşler tutardınız.) Artık hüküm; O Yüce, O Büyük olan Allah’ındır."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve onlara şöyle denilecek: “Bu duruma düşmenizin sebebi şudur; Çünkü siz, tek olan Allah'a her çağrıldığınızda, inkâr ettiniz, ama O'na ortak koşulunca hemen inandınız. Artık hüküm, büyük ve yüce Allah'ındır.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bu ceza, sizin, bir olan Allah'a davet edilirken inkâra, küfre sapmanız; ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında O'na ortak koşulunca da, şirki tasdik etmeniz, kabullenmeniz sebebiyledir. Hükümranlık, yargı ve icra yüceler yücesi ve büyük olan Allah'ındır.
bk. Kur’an-ı Kerim, 6/27-28.  
Ahmet Varol
swap_vert close
"Bu (başınıza gelen), yalnız Allah'a çağrıldığında inkâr ettiğiniz ve O'na ortak koşulduğunda inandığınız içindir. Artık hüküm yüce ve büyük olan Allah'ındır."
Ali Bulaç
swap_vert close
'Sizin (durumunuz) böyledir. Çünkü bir olan Allah'a çağırıldığınız zaman inkar ettiniz. O'na ortak koşulduğunda inanıp-onayladınız. Artık hüküm, yüce, büyük olan Allah'ındır.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bu (azab size) şundan dolayıdır ki, Allah birdir denildiği zaman, inkâr ettiniz. Fakat O'na ortak koşulunca iman ediyordunuz. Artık hüküm, her şeyden yüce ve büyük olan Allah'ındır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Evet, böyle diyeceksiniz.) Çünkü Allah yalnızca anıldığı zaman, inkâr edersiniz. Ve eğer O’na ortak koşulursa, inanırsınız. Hâlbuki bütün yetki ve hâkimiyet, çok yüce ve çok büyük olan Allah’ındır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sizin bu cezanızın sebebi, tek olan Allah'a çağırıldığınızda inkâr etmeniz, O'na şirk koşulduğunda inanmış olmanızdır. Artık hüküm, yüce ve büyük olan Allah'ındır.
Besim Atalay
swap_vert close
İşte bu hal, Allahın birliğine çağrıldığında, kâfir olmanızdan, O'na eş koşulunca inanmanızdandır, şimdi hüküm, yüce olan, büyük olan Allahındır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlara şöyle cevap verilir: “Bu hale düşmenizin sebebi, Allah'ın birliğine inanmaya çağırıldığınızda reddederdiniz. Ama O'ndan başkalarına tanrısal nitelikler yüklendiğinde onlara inanırdınız. Artık (yapacak bir şey yok) şimdi ne yaparsanız yapın, her konuda hüküm verme yetkisi, yücelik ve azamet sahibi olan Allah'ındır!”
Cemil Said
swap_vert close
İşte size Allâh’ın yegâne Allâh oldığı söylendiği vakit inanmayub da Allâh’a şirk koşdığınız içün hâliniz böyle olacakdır. Hükm-ü kat’î ’âlî ve kebîr olan Allâh’ındır." dinilecekdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlara: "Yalnız Allah çağrıldığı zaman inkar ederdiniz de, O'na eş koşulunca inanırdınız. Bugün hüküm, yüce Allah'ındır" denir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Bu, sizin tevhid çerçevesinde Allah’a çağrıldığında inkâr etmeniz, O’na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Artık hüküm yüce ve büyük Allah’a aittir.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bu duruma düşmenizin sebebi şudur: Allah’ın ismi tek başına anıldığı zaman inkâra sapardınız, ama O’na ortak koşulduğunda buna inanırdınız. Artık hüküm, yüce ve ulu olan Allah’ındır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Onlara denir ki:) İşte bunun sebebi şudur: Tek Allah'a ibadete çağrıldığı zaman inkâr edersiniz. O'na ortak koşulunca (bunu) tasdik edersiniz. Artık hüküm, yücelerin yücesi Allah'ındır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Çünkü, YALNIZ ALLAH çağrıldığı zaman inkar ederdiniz. Ancak kendisine ortak koşulduğunda inanırdınız. Hüküm, Üstün ve Büyük olan ALLAH'a aittir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Onlara şöyle cevap verilir): "Bu azab size şu sebeptendir: Siz tek Allah'a davet edildiğiniz zaman inkâr ettiniz. Ama O'na ortak koşulunca inandınız. Artık hüküm, o yüce ve büyük Allah'ındır."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İşte bu size şu yüzdendir ki bir olarak Allaha çağırıldığında küfrettiniz ona şirk koşulunca ise iyman ediyordunuz, işte huküm o ulu, o büyük Allahın
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Kâfirlere şöyle cevap verilir): “Bu (hâle düşmenizin sebebi,) siz, tek olan Allah’a (îmân etmeye) davet edildiğiniz zaman, (hakkı) inkâr ettiniz ama O’na ortak koşulduğunda ise (hemen o sapkınlığa) inandınız. Artık hüküm, (çok yüce ve şanı) büyük olan Allah’ındır. (Ve size ebedî azap hükmünü verecektir!)”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bu, sizin bir tek Allah'a çağrıldığınız zaman inkâr etmeniz nedeniyledir. O'na şirk koşulunca inanıyordunuz. Artık karar yüce ve büyük olan Allah'ındır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun sebebi şudur: Bir olarak Allaha düâ edildiği zaman siz küfretdiniz. Eğer Ona eş katılırsa tasdıyk ediyordunuz. Artık hukûm, O çok yüce, O çok büyük Allahındır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun (bu azâbın) sebebi şübhesiz şudur: “(Herkes) Allah'a, tek olarak da'vet edildiği zaman, (siz) inkâr ettiniz! Hâlbuki O'na ortak koşulsa, inanıyordunuz. Artık hüküm, Aliyy (çok yüce olan), Kebîr (çok büyük olan) Allah'a âiddir.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Onlara şöyle denir): Bunun sebebi şudur: yalnız Allah’a çağrıldığı(nız) zaman inkâr ederdiniz. O’na ortak koşulunca da (siz de) inanırdınız (onun yanı sıra başkalara da tanrısal nitelikleri yakıştırırdınız). Artık hüküm (karar) yüce ve büyük Allah’a aittir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Siz dünya hayatında Allah’a, O’nun bir olduğuna çağrıldığınız zaman, ret edip inkâr etmiş ve Allah’a ortaklar koşulduğunda Allah’ın ortakları olduğuna inanmıştınız. Artık burada (hesap gününde) hüküm vermek, yüce ve büyüklüğünde sınırsız olan Allah’a aittir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Şunu için ki tek olan Allah’a yalvarılınca siz tanımazlık ederdiniz. Ona eş koşulunca da inanırdınız. Artık yargı ancak yüce olan, büyük Allah’a yaraşır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bulunduğunuz bu azabın sebebi şudur ki ne vakit size «— Tanrı birdir» denilse siz kâfir olurdunuz, O/na şerik koşuldu mu iman getirirdiniz, bugün hüküm yüce, ulu Tanrı/nındır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Onlara denilecek ki) Bütün bunlar, bir tek olan Allah’a çağrıldığınız zaman, inkâr etmeniz ve O’na ortak koşulunca da (onlara) inanmanız sebebiyledir. Artık Hüküm, Aliy ve Kebîr olan Allah’a aittir.
Kadri Çelik
swap_vert close
“Bu (azap), bir olan Allah'a çağırıldığınız zaman küfre sapmanız ve O'na şirk koşulduğunda da (şirke) iman etmeniz sebebiyledir. Artık hüküm, yüce ve büyük olan Allah'ındır.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlara, “Hayır, cezanızı çekeceksiniz!” diye cevap verilecek, “Çünkü siz, eşi ortağı olmayan, gönderdiği mesajlarla hayatınızı düzenleyen bir tek Allah gündeme getirilince O’nu inkâr ediyordunuz; ama birtakım putlar ve putlaştırılmış insanlar O’na ortak koşulunca, ancak o zaman Allah’a inanıyordunuz.”Oysa her konuda hüküm verme yetkisi, yücelik ve azamet sahibi olan Allah’ındır!”O hâlde, ey insanlar, bu kaçınılmaz son gelip çatmadan önce, ilâhî uyarıya kulak verin:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte bu, şu sebepledir ki birlemek üzere Allah çağırıldığı / dua edildiği zaman inkâr ettiniz; eğer O’na şirk koşulursa, inanıyorsunuz. Hüküm, Büyük Yüce Allah’ındır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yok. Çünkü tek Tanrı'ya davet edilirken onu göz ardı ettiniz. Ona -aracı varsa- inandınız. Artık karar, yüce Allah'ın…
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Bu ceza; Allah’ın yasalarına uymaya çağrıldığınızda öfkeden deliye dönmeniz, Allah’ın yasalarından başka yasalara çağrıldığınızda sevinerek uymanız nedeniyledir. Üstelik sizler Allah’ın sözünün üstüne söz, hükmünün üstüne hüküm koydunuz. Artık hüküm Allah’a aittir."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Onlara şöyle denecektir:) “Tek Allah’a çağrıldığı(nız) zaman inkâr ederdiniz. O’na ortak koşulunca (buna) inanırdınız. [*] Hüküm yüce (ve) büyük olan Allah’a aittir.”
Benzer mesajlar: İsrâ 17:46; Zümer 39:45.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Bunun üzerine onlara): “Siz zâten hep böylesiniz. Tek olan Allah’a çağırıldığı zaman (Allah’ı) inkâr eder, Ona şirk koşulunca da (putlara) inanırdınız. Artık (bugün) hüküm, çok yüce ve büyük olan Allah’ındır.” denilecek.
Muhammed Esed
swap_vert close
[Ve onlara şöyle denilecektir:] “Bu [başınıza geldi], çünkü Tek Allah’a her çağrıldığınızda bu hakikati inkar ettiniz; ama O’na ortak koşulunca [hemen] inandınız! Artık hüküm, Büyük ve Yüce Allah’ındır!” ¹⁰
10 Önceki ayetin sonunda yer alan günahkarların sorusunun cevabı, Hz. Peygamber’in şu temsîlî sözünde bulunabilir: “[Hesap Günü,] cenneti hak edenler cennete girecekler, cehennemi hak edenler ise cehenneme. O zaman Yüce Allah şöyle diyecektir: ‘Kalplerinde bir hardal tanesi kadar imanı [veya, bazı rivayetlerde “iyiliği”] olan herkesi [cehennemden] çıkarın!’ Bunun üzerine, o ana kadar yanmış olan cehennem ehli oradan çıkarılacak ve Hayat Irmağı’na (River of Life) atılacaklar: ve sonra bir akıntının kenarında yeşeren otlar gibi hayata geri dönecekler [lafzen, “filizlenecekler”]; sen onun nasıl sarardığını ve tomurcuklandığını görmez misin?” (Ebû Sa‘îd el-Hudrî’den naklen Buhârî, Kitâbu’l-Îmân ve Kitâbu Bed’u’l-Halk; ayrıca Müslim, Neseî ve İbni Hanbel). “Sararmış” ve “tomurcuklanmış” -yani, taze ve açık renkte- şeklindeki tanımlama, bağışlanan günahkarların yeni hayatlarının tazeliğini gösterir. Bunun, Hesap Günü, günahkarların kendilerine yeryüzünde bir “ikinci şans” verilmesi şeklindeki ümitsiz -çünkü anlamsız- istekleriyle bir ilgisi yoktur (karş. 6:27-28 veya 32:12). Ayrıca bkz. 6:128’in son cümlesi ve buna ait not 114.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve onlara şöyle karşılık verilir; “Bu hale düşmenizin sebebi şudur; dünyada iken tek bir Allah’a çağrıldığınızda bunu reddettiniz, O’na ortak koşulduğunda ise hemen bunu kabullendiniz. Artık hüküm yüceler yücesi ve büyükler büyüğü Allah’ındır.” 38/1...10
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Onlara şöyle denilecek): “Durum işte böyle(sine vahim)dir: çünkü sadece Allah’a (kulluğa) çağrıldığınız her seferinde inkârı tercih ettiniz; O’na ortak koşulduğunda ise inanıverdiniz. Fakat şimdi hüküm yüceler yücesi, mutlak büyük olan Allah’a aittir.”
Orhan Kuntman
swap_vert close
(O zaman onlara; azaptan kurtulamazsınız) Bunun sebebi, "Yalnız Allah'a ibadete davet olunduğunuz zaman inkâr etmeniz, O'na ortak koşulduğunda ise tasdik etmenizdir. Artık hüküm yücelerin yücesi olan Allah’ındır" diye nida olunur.
Osman Fırat
swap_vert close
(Şöyle cevap verilir): Bunun sebebi şudur: Tek Allah’a çağrıldığınız zaman inkâr ederdiniz. O’na ortak koşulunca hemen iman ederdiniz. Artık hüküm yüce ve büyük olan Allâh’a âittir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(Onlara cevaben denilecektir ki:) «Bu, size o sebeptendir ki, 'Allah birdir,' diye beyan olununca siz inkar ettiniz ve O'na şerik koşulacak olursa inanıveriyordunuz. Artık hüküm, o pek yüce, pek büyük olan Allah'a aitir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlara şöyle cevap verilir: “Bu hale düşmenizin sebebi şudur ki: Allah'ın birliğine inanmaya çağırıldığınızda reddederdiniz, ama O'nun eşinden, ortağından bahsedildiğinde inanırdınız. Artık şimdi hakkınızdaki karar o çok ulu ve yüce Allah'a aittir. ” [6, 27-28]
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Şöyle cevap verilir): Bu(duruma düşmeniz)in sebebi şudur: Tek Allah'a çağrıldığınız zaman inkar ederdiniz. O'na ortak koşulunca inanırdınız. Artık hüküm yüce ve büyük Allah'a aittir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Müşrikler! Size bu 'azâb, "Allâh birdir" denildiği zamân küfür itdiğiniz ve eğer O'na şirk olunur ise îmân iylediğinizin cezâsıdır. Şimdi hüküm, en yüksek ve en büyük olan Allâh'ındır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“Bu çektiğiniz şuna karşılıktır;yalnız Allah’a çağrıldığında görmezlikten gelir, ona eş koşulunca inanırdınız. Bu yüce Allah'ın kararıdır." denir.
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte bu, dünyada iken yalnızca Allah'a çağrıldığında inkar etmeniz, O'na ortak koşulduğunda ise iman etmeniz sebebiyledir. Oysa, hakimiyet, yüce ve büyük olan Allah'ındır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlara denir ki: Siz şunun için bu hale düştünüz: Allah'a bir olarak iman etmek için çağrıldığınızda inkâr ediyor, Ona ortak koşulunca inanıyordunuz. Artık hüküm, pek yüce ve pek büyük olan Allah'ındır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bu halinizin sebebi şu: Allah'a, yalnız O'na çağrıldığınızda inkâr etmiştiniz. O'na ortak koşulduğunda ise iman ediyordunuz. Artık hüküm o en yüce, o en büyük olan Allah'ın...
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
şol bayıķ andan ötürüdür kim ķaçan oķındı Tañrı yaluñuz kāfir olduñuz daħı eger şirk eylenilse aña inanasız. pes hükm Tañrı’nuñdur yüce ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol anuñ gibi olmaḳ andan ötürüdür ki ḳaçan Allāh yaluñuz añılsa‐y‐dıkāfir olurduñuz. Eger şerīk getürülse‐y‐di, aña īmān getürürdüñüz. Pes ḥükmAllāhuñdur ki yücedür, uludur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Onlara belə cavab veriləcəkdir: ) “Bu (əzab) ona görədir ki, (dünyada) yalnız Allah çağırıldığı (Allahdan başqa heç bir tanrı yoxdur deyildiyi) zaman inkar edir, Ona şərik qoşulduqda isə inanırdınız. İndi isə hökm (hər şeydən) uca, böyük olan Allahındır!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
(It is said unto them): This is (your plight) because, when Allah only was invoked, ye disbelieved, but when some partner was ascribed to Him ye were believing. But the command belongeth only to Allah, the Sublime, the Majestic.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(The answer will be:) "This is because, when Allah was invoked as the Only (object of worship),(4372) ye did reject Faith, but when partners were joined to Him, ye believed! the Command is with Allah,(4373) Most High, Most Great!"
4372 Cf. 39:45, and n. 4313. When exclusive devotion is not rendered to Allah, there is no true understanding, in the mind of a creature, of his own true position, or of the working of the Divine Will and Purpose. How can he then hope to achieve the purpose of his life, or obtain Allah's Mercy, which is the only way to obtain release from the consequences of Sin? 4373 At the Judgement, the matter will have passed out of the stage at which further chances could have been hoped for. But in any case Allah is High above all things, Great above all that we can conceive of, both in Mercy and injustice. The Decision will be with Him, and Him alone.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ذٰلِكُمْ
işte bu size
بِاَنَّـهُٓ
şüphesiz şundandır
اِذَا
o va- kit ki
دُعِيَ
çağrıldı
اللّٰهُ
Allah'a
وَحْدَهُ
bir olan
كَفَرْتُمْۚ
inkâr ettiniz
وَاِنْ
ve eğer
يُشْرَكْ
şirk ko- şulursa
بِه۪
O'na
تُؤْمِنُواۜ
iman ettiniz
فَالْحُكْمُ
artık hüküm
لِلّٰهِ
Allah'a aittir
الْعَلِيِّ
Âliyy
الْكَب۪يرِ
Kebîr
(Onlara şöyle denir) "Bu duruma düşmenizin sebebi şudur: Bir (ve tek) olan Allah'a (iman etmeye) çağırıldığınız zaman inkâr ettiniz. O'na şirk koşulduğunda ise (hemen o söylenenlere) iman ettiniz. Artık hüküm, Âliyy, Kebîr (anlaşılamayacak kadar yüceliğe, azamete ve büyüklüğe sahip olan) Allah'a aittir."
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
وَحْد
İsim
و ح د
Tek olan, bir olan
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَشْرَكَ
Fiil-IV
ش ر ك
Şirk koştu, ortak koştu
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
حُكْم
İsim
ح ك م
Hikmet, hüküm
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلِيّ
İsim
ع ل و
Âliyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar yüceliğe sahip olan demektir), çok yüce
كَبِير
İsim
ك ب ر
Kebîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), pek büyük