close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mulk Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İżâ ulkû fîhâ semi’û lehâ şehîkan ve hiye tefûr(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Oraya atıldılar mı duyarlar ki cehennem, kesikkesik nefes almada ve coşup kaynıyor o.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İçine atıldıkları zaman, kaynayıp-feveran ederken onun korkunç homurtusunu duyacaklardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bunlar cehenneme atıldıklarında onun kaynarken çıkardığı öfkeli homurtusunu işitirler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar Cehennem'e atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuya, homurtuya kulak verirler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Oraya atıldıklarında onun kaynarken çıkardığı korkunç sesini duyarlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
İçine atıldıkları zaman, kaynayıp-feveran ederken onun korkunç homurtusunu işitirler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İçine atıldıkları zaman, cehennemin korkunç sesini işitirler ki, (kendilerini) kaynatıyordur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar Cehenneme atıldıklarında, o Cehennem kaynayıp taşarken ondan sert ve keskin bir ses işitirler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar cehenneme atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı sesi duyacaklar.
Besim Atalay
swap_vert close
Ateşe atılınca, kaynaya kaynaya uğuldayan sesin işitirler cehennemin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Onlar) oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler (ve şok olurlar).
Cemil Said
swap_vert close
Oraya atıldıkları vakit korkunç sadâlar işidecekler. O müdhîş ateşin sadâsıdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Oraya atıldıkları zaman, onun kaynayıp tüterken uğultusunu işittiler
7-11 Gelecekte gerçekleşecek bir çok olay Kuran'da geçmiş zaman kipiyle anlatılır. Tanrı'ya göre herşey gerçekleşmiştir.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İçine atıldıkları vakıt onun öyle bir hıçkırışını işidirlerki feveran ediyordur
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Kâfirler) oraya (cehenneme) atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı, korkunç uğultuyu işitirler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Oraya atıldıklarında, onun kaynayan korkunç sesini duyarlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onun içine atıldıkları zaman onun kaynar haldeki bed sesini işitdiler (işidirler).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Oraya atıldıkları zaman, onun şiddetli homurdanmasını işitirler; çünki o kaynıyordur!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Rablerini inkâr edip azabı hak etmiş olan azgınlar) oraya (cehenneme) atıldıklarında, onun (cehennemin) kaynarken çıkardığı korkunç uğultusunu işitirler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnkâr edenler cehenneme götürülürken yaklaştırıldıklarında, kaynayan cehennemim çıkardığı sesi (fokurtuyu) duyacaklar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar, içine atılınca kaynıyan bu Cehennem’in uğultusunu işitirler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar, Cehenneme atıldıkları zaman onun kaynarken haykırmasını işitecekler [⁷].
[7] Yâni ateşin kaynaması öyle kötü bir uğultu çıkaracak ki eşek anırıyor zannolunacak.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı korkunç sesi işitirler.
Kadri Çelik
swap_vert close
İçine atılıp bırakıldıkları zaman, o kaynayıp feveran ederken onun korkunç homurtusunu işitirler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Zâlimler, elleri ve ayakları zincirlerle bağlanmış bir hâlde oraya atıldıkları zaman, cehennemin kaynarken çıkardığı o korkunç uğultusunu işitecekler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ona atıldıkları zaman feveran ederken onun haykırışını duydular.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnkarcılar cehenneme atılırken onun hırıltılı solumasını işitirler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yasalarımıza karşı çıkarak suç işleyenler cehenneme atıldıklarında, kaynayan ateşten uğultulu sesler işitirler. Duydukları sesler çok korkunçtur.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar oraya atıldıklarında, kaynarken (cehennemin) korkunç sesini duyacaklardır.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Kâfirler) oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlar, [cehennem]e atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı sesi duyacaklar,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar oraya atıldıkları zaman, cehennemin kaynarken çıkardığı dehşetli fokurtuyu işitecekler. 25/12, 50/30
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar oraya atıldıklarında, onun kaynayış homurtusunu işitecekler;
Orhan Kuntman
swap_vert close
Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultusunu işitirler.
Osman Fırat
swap_vert close
Oraya atıldıkları zaman onun kaynar homurtusunu işitirler...
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Oraya atıldıkları zaman onun için bir hıçkırık işitmiş olurlar ve o, kaynar bir haldedir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar oraya atılınca, cehennemin müthiş homurtusunu, kaynaya kaynaya çıkardığı uğultuyu işitirler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Oraya atıldıkları zaman onun öfkeli homurtusunu işitirler, kaynıyor:
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar cehenneme atıldıkları zamân, nârın kerîh uğultısını işidirler ve cehennem galeyân idüb taşacak gibi kabarır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Oraya atıldıklarında, alevler saçarken çektiği havanın[*] uğultusunu işitirler.
[*] Mekâyis'ul-luğa.(s.540) شَهِيقً soluk almak manasına olup zıddı زفير soluk vermek demektir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu duyarlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Oraya atıldıklarında Cehennemin gürleyişini işitirler ki, kaynayıp duruyor.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onun içine atıldıklarında, onun derinden gelen sesini işitirler. Feveran etmektedir o.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ķaçan bıraġınalar anuñ içine işideler anuñ ünini eşek üni gibi ol ķaynarken.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳaçan bıraġılsañuz içine, andan işek üni gibi ün işidür ol ḳaynarken.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar (özləri kimi kafirlərlə) qaynayan Cəhənnəmə atıldıqları zaman onun dəhşətli uğultusunu eşidəcəklər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
When they are flung therein they hear its roaring as it boileth up,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When they are cast therein, they will hear the (terrible) drawing in(5564) of its breath even as it blazes forth,
5564 For skahiq see n. 1607 to 11:106. There shahiq (sobs) was contrasted with zafir (sighs): in the one case it is the drawing in of breath, and in the other the emission of a deep breath. Here the latter process is represented by the verb f ara, to swell, to blaze forth, to gush forth. In 11:40, the verb fara was applied to the gushing forth of the waters of the Flood: here the verb is applied to the blazing forth of the Fire of Punishment. Fire is personified: in its intake it has a fierce appetite: in the flames which it throws out, it has a fierce aggressiveness. And yet in ultimate result evil meets the same fate, whether typified by water or fire.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِذَٓا
o za- man ki
اُلْقُوا
atıldılar
ف۪يهَا
oraya
سَمِعُوا
işittiler
لَهَا
onun için
شَه۪يقاً
bir uğultu
وَهِيَ
çünkü o
تَفُورُۙ
kaynıyor
Onlar, oraya atıldıkları zaman onun (öfkeli) uğultusunu işitirler; çünkü o kaynıyordur.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اَلْقَى
Fiil-IV
ل ق ي
Attı, saldı, teklif etti, bıraktı, verdi, ilka etti, laf attı, karşı karşıya geldi, ulaştırdı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
لَهَا
Zamir
لَهَا
Onun, ona (لَهُ Zamirinin müennes hâli)
شَهِيق
İsim
ش ه ق
Nefes verme, uğultu
هِيَ
Zamir
هِيَ
O (bayanlar için kullanılır)
فَارَ
Fiil-I
ف و ر
Kaynadı