close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Muhammed Sûresi 16. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veminhum men yestemi’u ileyke hattâ iżâ ḣaracû min ‘indike kâlû lilleżîne ûtû-l’ilme mâżâ kâle ânifâ(en)(c) ulâ-ike-lleżîne tabe’a(A)llâhu ‘alâ kulûbihim vettebe’û ehvâehum
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve onlardan seni dinleyenler de var, sonunda yanından çıkınca kendilerine bilgi verilenlere, demin ne söylüyordu o derler; öyle kişilerdir onlar ki Allah, gönüllerini mühürlemiştir onların; onlar, kendi havalarına, dileklerine uymaktadır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Onlardan (münafıklardan) kimi gelip Seni dinler (gibi davranmaktadır). Hatta ki yanından çıkıp gittikleri zaman, (Ehl-i Kitaptan olup kendilerine biraz) ilim verilenlere: "O (adam) biraz önce ne söyledi? Ne demek istedi?" (diye sorup alay konusu yapmaktadırlar.) İşte onlar var ya; Allah onların kalplerini mühürlemiş durumdadır ve onlar kendi hevâ ve arzularına uymuşlardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve onlardan seni dinler gibi görünenler de var. Sonunda yanından çıkınca, kendilerine gerçek ilim verilmiş olanlara, seni çekiştirmek ve dinlediklerini küçümsemek amacıyla, az önce O ne söyledi diye sorarlar. İşte bunlar, Allah'ın kalplerini mühürlediği kimselerdir. Çünkü onlar, her zaman sadece kendi tutku ve arzularına uymuşlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlardan seni dinlemeye gelenler var. Senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilen, Kur'ân'ı ve sünneti bilen kimselere alay yollu: “O, demin ne anlattı?” diye sorarlar. İşte onlar, Allah'ın kalplerini, kafalarını anlayışsız hale getirdiği kimselerdir. Onlar sadece, şahsî arzu ve ihtiraslarına uyarlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlardan seni dinleyenler vardır. Ancak senin yanından çıktıklarında kendilerine ilim verilmiş olanlara: "Az önce ne söyledi?" derler. İşte onlar Allah'ın kalplerini mühürlediği ve arzularına uymuş kimselerdir.
16.İbnu Münzir`in İbnu Cureyc`den rivayet ettiğine göre Müslümanlar da münâfıklar da Resulullah (a.s.)`ı dinlemek üzere onun huzurunda toplanırlardı. Müslümanlar Resulullah (a.s.)`ı dinler ve söylediğini kavrarlardı, münâfıklar ise dinler ama kavrayamazlardı. Dışarı çıktıklarında da: "(Peygamber) az önce ne dedi?" diye sorarlardı. İşte bu ayeti kerime de onların hakkında indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlardan kimi gelip seni dinler. Nitekim yanından çıkıp-gittikleri zaman, ilim verilenlere derler ki: 'O biraz önce ne söyledi?' İşte onlar; Allah, onların kalplerini mühürlemiştir ve onlar kendi heva (istek ve tutku)larına uymuşlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O münafıklardan seni dinlemeğe gelen de var. Hatta senin yanından çıktıkları zaman, (ashabdan) kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle derler: “- O (peygamber), demin ne söyledi?” (Böylece alay ederler.) Bunlar öyle kimselerdir ki, Allah kalblerini mühürlemiştir de hep hevalarına uymuşlardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlardan kimileri de sana kulak verirler. Nihayet senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilen(Müslüman)lere: “Biraz önce Muhammed ne söyledi?” diye sorarlar. İşte Allah, bunların kalplerini mühürledi. Çünkü onlar, heva ve heveslerine uydular.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar arasında seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıkınca, kendilerine bilgi verilmiş olanlara, “Az önce ne demişti?” diye sorarlar. Bunlar, Allah'ın, kalplerini mühürlediği, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.
Besim Atalay
swap_vert close
Bunların içlerinde öyleleri vardır ki seni dinlerler, senden ayrılınca, bilgili bulunan kimselere: «O, şimdi ne söyledi?» diyenler vardır; işte Allah bunların gönüllerin damgaladı, onlar da uydular havalarına
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Muhammed!) O (müşrik)lerden seni dinlemeye gelenler de var. Sonra senin yanından çıktıkları zaman, (ashaptan) kendilerine ilim verilen kimselere alay yoluyla: “O demin ne söyledi?” diye sorarlar. İşte onlar, kalplerini (kötü niyetlerinden dolayı) Allah'ın mühürlediği, kendi heva ve heveslerine uyan kimselerdir.
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed! Ânlardan ba’zıları gelüb seni dinlerler. Halbuki senin yanından gitdikden sonra sâhib-i ’ilim olanlara "Bu ne söylüyor?" dirler. Ânların kalbleri üzerine Allâh mühür vaz’ itmişdir, hevâ ve heveslerine tâbi’ olurlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onların içinde seni dinleyenler vardır; sonra senin yanından çıkınca, bilgili kimselere "Az önce ne demişti?" diye sorarlar. İşte bunlar, Allah'ın kalblerini mühürlemiş olduğu, kendi heveslerine uyan kimselerdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek), kendilerine bilgi verilmiş olanlara, “Az önce ne söyledi?” derler. İşte bunlar, Allah’ın, kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İçlerinden sana kulak verenler de var. Nihayet senin huzurundan ayrılınca, bilgi sahiplerine, “Biraz önce ne söyledi?” diye sorarlar. İşte Allah bunların kalplerini mühürlemiştir, arzularının peşine takılıp gitmektedirler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onların arasında, seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıkınca kendilerine bilgi verilmiş olanlara «Az önce ne demişti?» diye sorarlar. Bunlar, Allah'ın kalplerini mühürlediği, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.  
 Kâfirlerin iki yüzlü tipini teşkil eden münafıklar, Hz. Peygamber’in huzurunda veya hutbede dinlediklerini, sonradan sırf alaya almak veya maskaralık etmek için, İbn Mes’ûd ve İbn Abbas gibi âlim sahâbilere yanaşarak Hz. Peygamber’in az önce neler söylediğini sormaya yelteniyorlardı. Âyet, onların bu tutumunu açıklayarak davranışlarını kötülemektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlardan bazıları var ki seni dinlerler. Fakat senin yanından çıkınca, kendilerine bilgi verilmiş olanlara, "Bu, demin ne söyledi?" diye sorarlar. İşte bunlar, ALLAH'ın kalplerini damgaladığı kimselerdir ve onlar heveslerinin ardına düşmüşlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey Muhammed! Onlardan seni dinlemeye gelenler de var. Senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilen kimselere alay yoluyla: "O demin ne söyledi?" diye sorarlar. İşte onlar Allah'ın kalplerini mühürlediği kimselerdir. Onlar sadece kendi heva ve heveslerine uyarlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlardan seni dinlemeğe gelen de var, hattâ yanından çıktıklarında kendilerine ılim verilmiş olanlara derler ki: «o, demin ne söyledi?» Bunlar öyle kimselerdir ki Allah kalblerini tab'etmiştir de hep hevaları ardına düşmektedirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlardan (munâfıklardan) kimi gelip seni dinler (gibi davranmaktadır). Fakat senin yanından çıkıp gittikleri zaman, (ashaptan) kendilerine ilim verilen kimselere alay yoluyla, “O demin ne söyledi?” diye sorarlar. İşte onlar, (hakkı inkâr etmeleri ve haddi aşmaları yüzünden) Allah’ın kalplerini (manen) mühürlediği, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Münafıklardan kimisi de seni dinliyormuş gibi gözükür. Senin yanından ayrıldıktan sonra, kendilerine ilim verilenlere:¹ “O, biraz önce ne dedi?²” dediler. İşte onlar, Allah'ın kalplerini mühürledikleri ve hevalarına³ tabi olan kimselerdir.
1- Vahiyden haberi olan kimselere. 2- Hiçbir şey anlamadık diyerek alay ederler. 3- Tutku ve kuruntularına.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlardan öyle kimseler vardır ki seni dinler (ler). Nihayet yanından çıkdıkları zaman kendilerine ilim verilmiş olanlara «O, demin ne söylediydi ha?» derler. Onlar öyle kişilerdir ki Allah kalblerinin üzerine mühür basmışdır. Onlar hevaa (ve heves) lerine uymuşlardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlardan seni dinleyen kimseler de vardır. Fakat senin yanından ayrıldıkları zaman, kendilerine ilim verilmiş olanlara (sahâbelere, alaylı bir şekilde): “Az önce ne demişti?” derler. İşte onlar öyle kimselerdir ki, (isyanlarındaki bu ısrarları yüzünden) Allah kalblerini mühürlemiştir. Çünki (onlar nefislerinin) arzularına uymuşlardır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onlar arasında seni dinliyor (muş gibi davranmakta) olanlar var, ama yanından ayrıldıktan sonra kendilerine bilgi verilmiş olanlara (tebliğ ettiğin mesajı anlamış olanlara, küçümseyici bir edayla) ""O (Muhammed) şimdi ne söyledi?” derler. İşte onlar, (o inkâr ve sapkınlığı tercih etmelerinden dolayı) Allah’ın (kendilerinin melekler âleminde tanınmaları için) kalblerinin üzerine (akıl merkezi olan beynin korteksleri üzerine manen) damgaladığı (üzerlerine manevi izler bıraktığı), kendi bencil arzularına uymuş olan kimselerdir. *
(*) Arapça da Kalb ne demek? Klasik Arapçada geçen kalb kelimesinin anlamları şu şekildedir: Kan pompalayan organ, Akıl merkezi/beyin/, zekâ, akıl, ruh, zihin, duygu ve düşünceler: Ama Kur’an da geçen kalb, kan pompalayan organ hariç, yerine göre bu diğer anlamlardan biri olarak gelmektedir. Bkz: Klasik Arapça sözlüğü: E. W. Lane Arabic English Lexicon (1863), sayfa 2554). Yani Kur’an’da kalb sözcüğü, kan pompalayan organ olarak değil, aklın, düşüncenin, tüm zihinsel fonksiyonların ve bunların merkezi olan beyin anlamında kullanılmıştır. Ayrıca Arapça Lügat kitaplarında ( قلب ) kalbin kaç anlama geldiğini anlatan bilgi aşağıdadır. İşte böylelerinin akıl merkezine konulan manevi bir işaretle akıl ve idrakları kapanmıyor. Zira bu manevi işaret sadece onların melekler tarafından tanınmaları içindir. Çünkü melekler iman sahibi kimselere istiğfarda bulunabilirler, ama iman sahibi olmayan ve inkârlarından dolayı bu manevi işaretle damgalanan kimseler için istiğfarda bulunamazlar. Yani inkârlarından dolayı onlar için böyle bir izin verilmez. İşte Kur’an’da geçen (ختم – طبع - أكنة) gibi ifadeler hep bu anlamdadır. Eğer bu damga veya mühür, akıl ve idraklerini kilitleseydi, Nisa-155. ayetin sonunda) بَلْ طَبَعَ اللّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلاَ يُؤْمِنُونَ إِلاَّ قَلِيلاً)’’Bel tabaallahu ala kulubihim, fela yü’minüne illa kalilen’’… Onların ancak pek azı inanır.’’cümlesi gelmezdi, çünkü bu damga veya mühre rağmen yine inananlar vardır. Demek ki hiçbir surette akıl merkezinin kilitlenmesi söz konusu değildir. Bu nedenle bu damga veya mühür manevi bir işaret olup kalblerinde/beyinlerinde geçen inanç ve düşüncelerinin sadece bir tescilidir… (الله اعلم) Aşağıdaki açıkalamalara bakılabilir. 1 - وقد يعبر بالقلب عن العقل ومركزه وهو في اللرأس الخ ( معني قلب في معجم المعاني) 2- -القَلْبُ - عُضوٌ عَضَلِيٌّ أَجوفُ يستقبل الدَّمَ من الأَوردة ويدفعه في الشراين -المراد بالختم وسم قلوبهم بسمة تعرفها الملائكة، فيبغضونهم وينفرون عنهم،ولايستغفرون لهم كما يستغفرون للمؤمنين وعلى هذا المنهاج كلامنا وكلامهم فيما يضاف إلى الله تعالى من طبع وإضلال ونحوهما (مفاتيح الغيب – التفيسير الكبير » ا البحر المحيط - تفسير البيضاوى – تفسير الوسيط )ا.والختم هنا معنوى؛ فإن القلب لما لم يقبل الحق مع ظهوره استعير اسم المختوم عليه ، فبين أنه من مجاز الاستعارة : وعاشرها : ما حكوه عن الحسن البصري - وهو اختيار أبي علي الجبائي والقاضي - أن المراد بذلك علامة وسمة يجعلها في قلب الكفار وسمعهم ، فتستدل الملائكة بذلك على أنهم كفار ، وعلى أنهم لا يؤمنون أبدا  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlardan senin yanından çıkıncaya kadar seni dinleyenler var. Çıktıktan sonra kendilerine ilim verilenlere burun kıvırarak “Bu ne söylüyor” derler. İşte böyleleri Allah’ın kalplerini kapattıkları ve arzularına uyan kimselerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar arasında öyleleri vardır ki önce seni dinlerler, yanından çıktıktan sonra da kendilerine bilim verilenlere: "Demin ne demişti o?" derler. İşte onlar Allah’ın yüreklerini katılaştırdığı kimselerdir. Onlar kendi dürtülerine kapılmışlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bazı kimseler vardır ki sana kulak verirler. Nihayet yanından çıkınca sahabeden ilme nâil olanlara istihza ile «— O, biraz evvel ne demişti!» derler [⁵], işte onlar öyle kimselerdir ki Allah kalplerine mühür basmıştır, kendileri de heveslerine tâbi olmuşlardır.
[5] Yâni münafıklar, «hiçbir şey anlamadık onunla amel etmeyeceğiz» derler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İçlerinden sana kulak verenler vardır. Fakat onlar senin yanından çıktıkları zaman, (alaylı bir eda ile) kendilerine ilim verilmiş [ûtu’l-ilm] kimselere⁷: “Az önce ne söyledi?” derler. İşte, Allah’ın kalplerinin üzerine mühür vurdukları ve heveslerine/arzularına tabi olan kimseler onlardır.
7 Bu ilim sahiplerinin, Abdullah ibn Mes’ud, Ebu’d-Derdâ ve Abdullah ibn Selâm gibi sahabenin bilginleri olduğu rivayet edilir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlardan kimi gelip seni dinler. Nitekim yanından çıkıp gittikleri zaman kendilerine ilim verilenlere derler ki: “O biraz önce ne söyledi?” İşte bunlar, Allah'ın kalplerini mühürlemiş olduğu, kendi heveslerine uyan kimselerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İçlerinde, Kur’an okurken sana kulak verenler de var fakat hakîkate ulaşmak gibi samîmî bir niyete sahip olmadıklarından, onu gereğince anlayamazlar.Nitekim, senin yanından ayrılır ayrılmaz, kendilerine Kur’an hakkında derin ilim verilmiş olan samîmî Müslümanlara alaycı bir edayla “Bu adam demin ne söyledi? İçimizden onu anlayan oldu mu?” diye sorarlar. İşte onlar, sürekli keyiflerine göre davrandıkları ve şeytânî arzu ve heveslerini ilâh edindikleri için, Allah tarafından kalpleri mühürlenmiş olan kimselerdir!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlardan sana kulak verip dinleyen kimseler, sonunda senin yanından çıktıkları zaman, İlim verilmiş kimselere: -“Biraz önce ne dedi?” dediler. İşte Allah onların kalblerine mühür vurdu; hevâlarına tâbi’ oldular.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnsanlar içerisinde seni dinlediği halde, dışarı çıkar çıkmaz, bilgili olanlara: " sahi demin ne demişti? " diye soranlar var. Allah, böylesine keyfî hareket edenlerin kalplerini mühürlerken,
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenlerden seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman alaycı tavırlarıyla Müminlere yaklaşırlar. Müminlere "Az önce ne söyledi?" derler. Böylece sanki ayetlerde açıklananların karmakarışık, anlaşılmaz olduğunu vurgulamak isterler. İşte bunlar Allah’ın kalplerini mühürlediği, çıkarlarına göre hareket eden, bencil arzularına uyan kimselerdir. Zannederler ki böyle yaparak inananların kafalarını karıştıracaklardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlardan seni dinleyenler de vardır. [*] Fakat senin yanından çıkınca kendilerine bilgi verilmiş olanlara “Az önce ne demişti?” diye (alaycılıkla) sorarlar. İşte onlar, kalplerini Allah’ın mühürledidikleridir [*] ve arzularına uyanlardır.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:25; İsrâ 17:46; Kehf 18:57; Fussilet 41:5.,Kalplerin mühürlenmesiyle ilgili bilgi için bkz. Bakara 2:7, dipnot 2.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlardan kimi de seni dinler gibi yapar, senin yanından çıkınca da kendilerine ilim verilen (Müslümanlara): “O biraz önce o ne söyledi?” diyerek (seni hafife alırlar.) İşte onlar; Allah’ın, kalplerini mühürlediği ve kendi arzularının peşine düşen kimselerdir.
Muhammed Esed
swap_vert close
Şimdi bu çaresiz günahkar]lar arasında seni [ey Muhammed] dinliy[or görün]enler var, ¹⁸ ama yanından ayrıldıktan sonra [senin mesajını] anlamış olanlara ¹⁹ [küçümseyici bir edayla] “O şimdi ne anlattı bakalım?” diye sorarlar. Böyleleri, kalpleri Allah tarafından mühürlenmiş olanlardır, çünkü onlar [her zaman] sadece kendi tutku ve ihtiraslarına uymuşlardır. ²⁰
18 Karş. 6:25 ve 10:42-43.19 Lafzen, “kendilerine bilgi verilmiş olanlara”, yani, “hakikatin [bilgisi]” yahut “senin mesajın[ın bilgisi]” verilen müminlere. Yukarıda sözü edilen insanlar, hem Hz. Peygamber’in çağdaşları arasında bulunan ikiyüzlüler, hem de Kur’an mesajına “saygı” ile yaklaşıyor görünen, ama aslında onda bir anlam ve değer olduğunu kabule yanaşmayanlardır.20 Yani, kalplerinin “mühürlenmesi” (bunun bir açıklaması için bkz. 2:7 ile ilgili not 7), onların “yalnız kendi tutku ve ihtiraslarına uymaları”nın bir sonucudur.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onların içinden kimileri de seni dinliyormuş gibi gözükür. Fakat senin yanından ayrıldıklarında vahiy bilgisine sahip olanlara alaylı bir şekilde sorarak “Sahi az önce o ne söyledi” derler. İşte onlar Allah’ın vahyine kalplerini kapatıp arzu ve heveslerine uymuşlardır. 17/46-47, 22/72
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onların arasından sana kulak verir (gibi) yapanlar var: nihayet senin yanından çıktıklarında, mesajı kavramış olanlara[⁴⁵⁵⁶] “Sahi, o demin ne dedi(!)”[⁴⁵⁵⁷] diye sorarlar. İşte, Allah’ın kalplerini mühürlediği ve zevklerine göre davranan kimseler onlardır.[⁴⁵⁵⁸]
[4556] Lafzen: “ilim sahibi olanlara” (‘İlmin tarifi için bkz: 21:74, not 74’nin devamı). [4557] Ünlem işareti, üslûptaki alayı göstermek içindir (Krş: 6:25 ve 10:42). [4558] Yani: 14. âyetteki “kötü eylemleri kendisine güzel görünenler”.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onların arasında öyle kimseler vardır ki, seni dinler görünürler, oysa yanından çıkınca, kendilerine ilim verilenlere (ashabın âlimlerine alaylı bir tarzda) "Az önce o ne söyledi?" diye sorarlar. İşte o kimseler. (Manevi işitme yeteneklerini yitirmiş) Allah’ın kalplerini mühürlediği, hevâ heveslerinin peşinde koşan kimselerdir!
Osman Fırat
swap_vert close
Onlardan kimi de gelip seni dinler. Fakat senin yanından çıktıkları zaman kendilerine bilgi verilmiş olanlara: "Demin ne dedi?" derler. Onlar Allâh’ın kalblerini mühürlediği, hevasının ardına düşmüş kimselerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlardan bazı kimseler vardır ki, seni dinler, sonra senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilmiş olanlara derler ki: «O biraz evvel ne söyledi?» Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalbleri üzerini mühürlemiştir ve hevâlarına tâbi olmuşlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlardan seni dinlemeye gelen de vardır. Ama ne zaman ki senin yanından çıkarlar, o vakit sana kulak verip meseleleri öğrenenlere: “Sahi, az önce o, neler söylüyordu? ” diye sorarlar. İşte Allah onların kalplerini mühürlemiş ve onlar da hevalarına uymuşlardır.
Bir kısım münafıklar, müminler arasında bulunduklarından Hz. Peygamber’e muhatap olup, onlarla beraber onun sözlerini dinliyorlardı. Fakat kalpleri onun mübarek dilinde ifadesini bulan gerçeklerden uzak olduğundan can kulağıyla dinlemiyorlar, dışarı çıkınca “Sahi! Demin ne demişti?” diye sorma ihtiyacını duyuyorlardı. Onların hâlet-i rûhiyelerini açığa çıkaran ne mükemmel bir ifade!  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlardan kimi de gelip seni dinler. Fakat senin yanından çıktıkları zaman kendilerine bilgi verilmiş olanlara: "Demin ne söyledi?" derler. Onlar Allah'ın kalblerini mühürlediği, keyiflerinin ardına düşmüş kimselerdir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Müşriklerden ba'zıları vardır ki yanına gelüb kelâmını işidirler. Nezdinden çıkdıkları zamân kendilerine 'ilim virilenlere: "Muhammed'in ne söylediğini fehm itmedik" dirler. Onlar, Allâh'ın kalbleri üzerine nifâk mührini urdığı ve hevâlarına tâbi' olan kimselerdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İçlerinde seni dinleyenler var. Onlar senin yanından çıkınca, bilgili olanlarına: "Az önce ne dedi?" diye sorarlar. Sanki Allah onların kalplerini mühürlemiş de duygularına esir olmuşlardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
İçlerinde seni dinleyenler vardır. Senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilenlere sorarlar:-Demin ne söylemişti? Onlar, heveslerine uyduğu için Allah, onların kalblerini mühürlemiştir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlardan seni işitenler vardır. Fakat yanından çıktıklarında, bilgi sahibi olanlara “Az önce ne demişti?” derler. Onlar Allah'ın kalplerini mühürlediği kimselerdir ki, heveslerinin peşine düşmüşlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İçlerinden bir kısmı seni dinler, sonra senin yanından çıktıklarında, kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle sorarlar: "Az önce ne söyledi?" İşte bunlar, Allah'ın, kalplerine mühür bastığı kimselerdir, boş arzularının ardına düşmüşlerdir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bir nicesi anlaruñ oldur kim ķulaķ dutar sendin yaña. ķaçan çıķdılar ķatundan eyittiler anlara kim virinildiler 'ilm “ne nesene söyledi şimdi?” şunlar anlardur kim mühr urdı Tañrı göñülleri üzere daħı uydılar nefsleri dileklerine.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlaruñ niçesi saña ḳulaḳ dutarlar, ḥattā ki senüñ ḳatuñdan çıḳsalar ey‐dürler ‘ilm virilen kişilere: Ne eyitdi, ne nesne söyledi şimdi? dirler. Anlarol kişilerdür ki mühr urdı Tañrı Ta‘ālā yürekleri üstine. Daḫı nefslerihevāsına uydılar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Onların (kafirlərin) içərisində elələri də vardır ki, səni dinləyər, sənin yanından çıxıb gedən kimi elm verilmiş kimsələrdən (səhabədən istehza ilə): “(Muhəmməd) bu saat nə dedi?!” – deyə soruşarlar. Onlar Allahın ürəklərinə möhür vurduğu və öz nəfslərinə uymuş kimsələrdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Among them are some who give ear unto thee (Muhammad) till, when they go forth from thy presence, they say unto those who have been given knowledge: What was that he said just now? Those are they whose hearts Allah hath sealed, and they follow their own lusts.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And among them are men who listen to thee, but in the end, when they go out from thee,(4837) they say to those who have received Knowledge, "What is it he said just then?" Such are men whose hearts Allah has sealed, and who follow their own lusts.
4837 Cf. 10:42 , and n. 1434; also 6:25, 36, and n. 857. The case here referred to is that of the Hypocrites who came to the assemblies of Islam in Madinah and pretended to listen to the Prophet's teaching and preaching. But their heart and mind were not in learning righteousness, but in carping at things they saw and heard. When they got out, they knew nothing of the teaching, but on the contrary asked foolish and ignorant questions, such as might raise doubts.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمِنْهُمْ
ve onlar- dan vardır
مَنْ
o kim- se ki
يَسْتَمِــعُ
dinler
اِلَيْكَۚ
seni
حَتّٰٓى
ta ki
اِذَا
o vakit
خَرَجُوا
çıktılar
مِنْ عِنْدِكَ
senin yanından
قَالُوا
dediler
لِلَّذ۪ينَ
o kimse- lere ki
اُو۫تُوا
kendileri- ne verildi
الْعِلْمَ
ilim
مَاذَا
neyi
قَالَ
dedi
اٰنِفاً۠قف
az önce
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerdir ki
طَبَعَ
mühürle- miştir
اللّٰهُ
Allah
عَلٰى قُلُوبِهِمْ
kalplerini
وَاتَّبَعُٓوا
ve tabi olmuşlardır
اَهْوَٓاءَهُمْ
hevâlarına
(Resulüm!) Onlardan seni dinlemeye gelenler de vardır. Fakat onlar senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilmiş olanlara (alaylı bir şekilde), "az önce ne dedi?" derler. İşte onlar, Allah'ın, kalplerini mühürlediği ve (nefislerinin) hevâlarına tabi olan kimselerdir.
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اِسْتَمَعَ
Fiil-VIII
س م ع
Dinledi, kulak verdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
خَرَجَ
Fiil-I
خ ر ج
Çıktı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
مَاذَا
Soru eki
مَاذَا
Ne, neye, hangi şey
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
ءَانِف
İsim
ا ن ف
Az önce, biraz önce
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
طَبَعَ
Fiil-I
ط ب ع
Mühür vurdu, mühürledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اَهْوَٓاء
İsim
ه و ي
Hevâlar