close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Muddessir Sûresi 48. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Femâ tenfe’uhum şefâ’atu-şşâfi’în(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken şefaatçilerin şefaati fayda vermez onlara.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Fakat, artık (sahte) şefaat edicilerin (bâtıl düzenlerin ve zalim merkezlerin destekçisi şeyhlerin ve hoca efendilerin) şefaat (va’ad)leri onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bu hal ve sıfatları üzerinde bulunduranlar yani 43, 44, 45, 46. ayetlerde anlatılan kimselere hiçbir şefaat edicinin şefaatı fayda vermeyecektir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bu durumda şefaat edebilecek kimse yok ki, şefaatleri, onlara fayda sağlasın.
bk. İbn Hişâm, el-Mesâilü’s-Seferiyye fi’n-Nahv.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Artık şefaat edenlerin şefaatleri onlara yarar sağlamaz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Fakat (o vakit) şefaatçilerin şefaatı onlara fayda vermez.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Artık onlara şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
Besim Atalay
swap_vert close
Artık, hiçbir şefaatçinin fayda vermez şefaati onlara
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Artık şimdi onlara hiç kimsenin şefaati fayda vermeyecektir.
Bkz. 2/48, 2/123, 255, 6/51, 70, 10/3, 21/28 34/23 ve şefaatle ilgili dipnotu, 53/26  
Cemil Said
swap_vert close
Şefâ’atçilerin haklarındaki şefâ’ati hiç bir işe yaramayacakdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
Edip Yüksel
swap_vert close
Aracıların şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Fakat fâide vermez o vakıt şefaati şefaatçilerin
Emrah Demiryent
swap_vert close
Artık onlara (kâfirlere), şefaatçilerin şefaati fayda vermez. (Kâfirler asla şefaate mazhar olamazlar.)
Erhan Aktaş
swap_vert close
Artık şefaatçilerin¹ şefaati² onlara yarar sağlamaz.
1- Yardımcıların. 2- Hiçbir yardımcının yardımı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Artık şefaat edicilerin hiçbir şefaati onlara fâide vermeyecek.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Artık şefâatçilerin şefâati onlara (kâfirlere) fayda vermez!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Artık (o suçluların kurtuluşu için) hiçbir şefaatçinin (dünyadaki) şefaati (kendileri için yapılan dua, bağışlanma talebi ve istiğfarı) onlara (ahiret gününde) fayda vermeyecektir! *
(*) Not: Şefaatin/dua, istiğfar ve bağışlanma talebinin/ ahirette değil, dünyada olduğuna dair detaylı açıklama için şu örnekler verilebilir: Müşrik olduğu için Hz. İbrahim’in kendi babasına istiğfarı/ şefaati, Hz. Nuh’un da inkârcı olan öz oğlunun kurtuluşu için yüca Allah’a yakarışı, yani şefaati ve Hz. Peygamberin münafıklara istiğfarı ve cenaze namazlarını kılması, yani onlara şefaatte bulunması için yüce Allah’ın izin vermeyişi buna birer örnektir. Yani bütün bu şefaatler dünyada olmuştur. Çünkü iman, ameli salih, ibadet, kulluk, dua ve istiğfarda bulunma yeri dünya hayatıdır, bunların faydası ise ahiret hayatında olacaktır. Zira Ahiret hayatı, iman, ameli salih, ibadet, kulluk, dua ve istiğfarda bulunma yeri değildir. Orada zaten herkes iman eder, ama dünyada iken iman etmemişse ona hiçbir faydası olmayacaktır. Bu nedenle ahiret yurdu şefaat, yani dua, rica ve istiğfarda bulunma yeri değil, sadece hesap verme ve bunun neticesinde ya mükâfat ya da ceza alma yeridir. O gün öyle bir gündür ki: يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِّنَفْسٍ شَيْئًا وَالْأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ ﴿١٩﴾ ) O gün hiçbir kimse, başka bir kimseye yardım etme gücüne (şefaat etme yetkisine) sahip değildir. O gün bütün yetki (iş) Allah’a aittir. (İnfitar- 19) İşte, insanı en güzel kıvam ve potansiyelde yaratan, dengeli bir fıtratla düzene koyan yüce Allah, hiçbir şefaatçi, kayırıcı ve aracıya ihtiyacı olmadan; verilen potansiyel, yeti ve melekelerle kurtulabileceğimiz idrakini bizlere İnfitâr sûresiyle sunmuştur. Yani Kur’an’a göre ahirette şefaat/yardım, sadece Allah’ın yapabileceği bir tasarruftur. Müşrikler ise, kıyametteki diriliş ve ahireti inkâr ettikleri için, yalvarıp yakardıkları nesnelerin kendilerine yapacakları şefaatinin ahirette değil dünyada olduğuna ve kendilerini dünya sıkıntılarından kurtaracaklarına inanıyorlardı. İşte onlar tabiat üzerindeki tasarrufu Allah dışındakilerden de beklediklerinden dolayı bu âyetler sürekli olumsuz cümle kalıplarıyla gelmiştir. Ayrıca Kur’an’da Hz. Muhammed’in ahiret gününde ümmetine şefaat edeceğinden değil, ümmetinden şikâyet edeceğinden söz edilmiştir. (Bkz. Furkân:30) (Kurandan Hayata) Yine ahiret günündeki meleklerin şefaati/ yardımı da ‘’O gün Allah’ın dünya hayatında razı olduğu ve cennette girme izni/onayı verdiği bir kimse için görevli meleklere onu alıp cennete koyun’’ diye şeklinde emir vermesidir. Zaten dünyada iken meleklerin müminlere istiğfarı, onların şefaatidir, ki bu da dünyadadır, ahirette değil. Bu yüzden Allah katındaki makamı ve derecesi ne kadar yüksek (melek veya peygamber) olursa olsun, hiçbir kimse günahkârların kurtuluşu için o gün aracılık edemeyecek, cezayı hak etmiş bir suçluyu azaptan kurtaramayacaktır. Ancak yüce Allah kendi engin merhameti gereği suçlu kullarını affederse o başka! Çünkü şefaat/ yardım/ tümüyle yalnız yüce Allah’ın tasarrufundadır. Ama bu ayetlerde zikredilenlerin muvahhid kimseler olmadığından dünyada onlar için herkim şefaat = dua, istiğfar ve bağışlanma talebinde bulunursa bulunsun ahirette onlara hiçbir fayda sağlamayacaktır. Özetle, şefaatin, yani birinin bağışlanması için dua, rica ve istiğfarda bulunmanın yeri dünya hayatıdır, ahirette ise bunların hiçbir faydası yoktur. (الله اعلم) Detaylı bilgi için bkz: الشفاعة في الدنيا ولا شفاعة في الآخرة : إن القول بوجود شفاعة يوم القيامة يعني وجود تناقضات قي كتاب الله ، وحاشا لكتاب الله أن يوجد فيه أي تناقض ، وقلنا إن المشركين كانوا ينكرون شيئا اسمه اليوم الآخر وقد دلت آيات كثيرة في كتاب الله على أنهم كانوا لا يؤمنون بشيء اسمه بعث أو يوم قيامة أو يوم الآخر .بالرغم من ذلك كانوا يقولون عن آلهتهم (هؤلاء شفعاؤنا عند الله).فكيف يغتقدون أن آلهتهم المزعومة ستشفع لهم عند الله يوم القيامة وهم ينكرون شيئا اسمه يوم القيامة ! لقد كان المشركون يعتقدون أن آلهتهم ستشفع لهم في الحياة الدنيا ، لأنهم كانوا لا يعتقدون أصلا بشيء اسمه يوم القيامة ولقد جاءت آيات بينات في كتاب الله سبحانه وتعالى تنفي وجود أي نوع من الشفاعة يوم القيامة، سواء للمؤمنين أو غير المؤمنين ومن هذه الآيات:(يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا۟ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقۡنَاكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِىَ يَوۡمٌ لاَّ بَيۡعٌ فِيه " وَلاَ خُلَّةٌ وَلاَ شَفَاعَةٌ وَالۡكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ" (البقرة:254 لغير المؤمنين ومن هذه الآيات:(يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا۟ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقۡنَاكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِىَ يَوۡمٌ لاَّ بَيۡعٌ فِيهِ وَلاَ خُلَّةٌ وَلاَ شَفَاعَةٌ وَالۡكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ" (البقرة:254 القيامة (وَأَنذِرۡ بِهِ الَّذِينَ يَخَافُونَ أَن يُحۡشَرُوا۟ إِلَى رَبِّهِمۡ لَيۡسَ لَهُم مِّن دُونِهِ وَلِىٌّ وَلاَ شَفِيعٌ لَّعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ" (الأنعام : 51) ولا يستطيع أحد أن يدعي أن نفي الشفاعة هنا للظالمين دون المؤمنين.ومع وضوح هاتين الآيتين الكريمتين،وما فيهما من خطاب للمؤمنين بنفي وجود الشفاعة يوم القيامة : يأتي من يقول لنا" بلى توجد شفاعة يوم القيامة لمن ظلم من المؤمنين، ولكن نفي الشفاعة هنا لغير المؤمنين" وما كل ذلك إلا أنهم يقدمون حديث الآحاد، على ما فيه من الاختلاف والتناقض على كتاب الله سبحانه وتعالى، ليقولوا لنا" كل ما في الصحيحين صحيح للأسف الشديد، لقد أعطوا أحاديث الآحاد التي في الصحيحين منزلة فوق منزلة:كتاب الله سبحانه وتعالى : ثانيا: الشفاعة في الدنيا وليست في الآخرة :(يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا۟ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقۡنَاكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِىَ يَوۡمٌ لاَّ بَيۡعٌ فِيهِ وَلاَ خُلَّةٌ وَلاَ شَفَاعَةٌ):لقد حاول علماؤنا تأويل آيات كريمات في كتاب الله سبحانه وتعالى ذكرت فيها الشفاعة ليدافعوا عن أحاديث آحاد في الصحيحين، ويثبتوا الشفاعة يوم القيامة، وهم بذلك إنما يقولون إن القرآن فيه تناقض واختلاف كبير، وحاشا لكتاب الله أن تجد فيه اختلافا صغيرا أو كبيرا"أَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الۡقُرۡآنَ وَلَوۡ كَانَ مِنۡ عِندِ غَيۡرِ اللّهِ لَوَجَدُوا۟ فِيهِ اخۡتِلاَفًا كَثِيرًا" ( النساء:82)من يتدبر الآيات الكريمات التي تتكلم عن الشفاعة في كتاب الله سبحانه وتعالى ، يتبين له أنه يمكن تصنيفها إلى أربعة صناف :الصنف الأول :آيات تنفي وجود الشفاعة في الآخرة : َياأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا أَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ أصناف :الصنف الأول :آيات تنفي وجود الشفاعة في الآخرة : َياأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا أَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌ ( البقرة : 254 ) الثاني :آيات تنكر على المشركين زعمهم بوجود شفعاء يشفعون لهم عند الله سبحانه وتعالى: أنظر (يس:23) . الصنف الثالث :آيات تذكر الشفاعة ، ولكن لاتوجد قرينة تدل أن الشفاعة تكون في الآخرة وليست في الحياة الدنيا (مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ - البقرة:255 )ا:وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِي السَّمَوَاتِ لَا تُغْنِي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا إِلَّا مِنْ بَعْدِ أَنْ يَأْذَنَ اللَّهُ لِمَنْ يَشَاءُ(النجم:26) مَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُنْ لَهُ نَصِيبٌ مِنْهَا وَمَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُنْ لهُ كِفْلٌ مِنْهَا (النساء:85)لَا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ إِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمَنِ عَهْدًا (مريم:87) وَلَا يَمْلِكُ الَّذِينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الشَّفَاعَةَ إِلَّا مَنْ شَهِدَ بِالْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ (الزخرف:86 ) . الصنف الرابع :آيتان فقط في كتاب الله سبحانه وتعالى يمكن أن يزعم المجادلون أن فيهما قرينة تدل على يوم القيامة (يَوْمَئِذٍ لَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلًا - طــه:109) يَوْمَئِذٍ لَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلًا ( ونلاحظ في هاتين الآيتين الكريمتين أن الفعل (تنفع) قد جاء بصيغة المضارع ليدل على يوم القيامة ، بينما جاءت صيغة الفعلين( أذن، ورضي) بصيغة الماضي لتدل على الحياة الدنيا أي أن الشفاعة التي أذن الله سبحانه وتعالى بها للملائكة والنبيين والصالحين في الحياة الدنيا هي اي أن الشفاعة التي أذن الله سبحانه وتعالى بها للملائكة والنبيين والصالحين في الحياة الدنيا هي الشفاعة التي تنفع المؤمنين يوم القيامة ، تنفع المؤمن ولا تنفع الظالم.والشفاعة في لحياة الدنيا والله أعلم ، هي استغفار الأنبياء والصالحين والملائكة للناس والدعاء لهم والصلاة عليهم، في ، ينتفع بها المؤمن يوم القيامة ولا ينتفع بها الكافر.ويؤكد المعنى الذي ذهبنا إليه، قوله سبحانه:"الَّذِينَ يَحۡمِلُونَ الۡعَرۡشَ وَمَنۡ حَوۡلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَيُؤۡمِنُونَ بِهِ وَيَسۡتَغۡفِرُونَ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا وَسِعۡتَ كُلَّ شَىۡءٍ رَّحۡمَةً وَعِلۡمًا فَاغۡفِرۡ لِلَّذِينَ َتابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمۡ عَذَابَ الۡجَحِيمِ " ( غافر- 7 )وقوله تعالى: " تَكَادُ السَّمَاوَاتُ يَتَفَطَّرۡنَ مِن فَوۡقِهِنَّ وَالۡمَلَآئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَيَسۡتَغۡفِرُونَ لِمَن فِى الۡأَرۡضِ ( الشورى : 5 )فاستغفار الملائكة للمؤمنين في الحياة الدنيا هو شفاعة لهم تنفعهم يوم القيامة بإذن ربهم، وهذا القول ينطبق أيضا على قوله تعالى "يعلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ وَلَا يَشۡفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ارۡتَضَى وَهُم مِّنۡ خَشۡيَتِهِ مُشۡفِقُونَ "(الأنبياء : 28) وقوله تعالى: " وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى السَّمَاوَاتِ َلا تُغۡنِى شَفَاعَتُهُمۡ شَيۡئًا إِلَّا مِن بَعۡدِ أَن يَأۡذَنَ اللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرۡضَى " ( النجم : 26)إذا شفاعة الملائكة التي يأذن الله " سبحانه وتعالى ويرضى، هو استغفار الملائكة للذين آمنوا في الحياة الدنيا، أما شفاعة النبي صلى الله عليه وسلم للمؤمنين فهي "والله أعلم" استغفاره لهم في الحياة الدنيا، وهذا الاستغفار ينتفع به المؤمنون ولا ينتفع به المنافقون، وهذا المعنى واضح تمام الوضوح من خلال الآيات لكريمة التالية ومَا أَرۡسَلۡنَا مِن رَّسُولٍ إِلاَّ لِيُطَاعَ بِإِذۡنِ اللّهِ وَلَوۡ أَنَّهُمۡ إِذ ظَّلَمُوا۟ (أَنفُسَهُمۡ جَآءُوكَ فَاسۡتَغۡفَرُوا۟ اللّهَ وَاسۡتَغۡفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا۟ اللّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا"( النساء: 64) خُذۡ مِنۡ أَمۡوَالِهِمۡ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمۡ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيۡهِمۡ التوبة: 103) اسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ أَوۡ لاَ تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ إِن تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ سَبۡعِينَ مَرَّةً فَلَن يَغۡفِرَ اللّهُ لَهُمۡ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَفَرُوا۟ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَاللّهُ لاَ يَهۡدِى الۡقَوۡمَ ۡالۡفَاسِقِينَ (التوبة 80 ) سَوَآءٌ عَلَيۡهِمۡ أَسۡتَغۡفَرۡتَ لَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ لَن يَغۡفِرَ اللَّهُ لَهُمۡ إِنَّ اللَّهَ َلا يَهۡدِى الۡقَوۡمَ الۡفَاسِقِينَ"(المنافقون:6) المرجع (دفاعا عن السنة المطهرة، دعوة للتصحيح، ليس كل ما في صحيحي البخاري ومسلم صحيحا)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Artık, bundan sonra onlara, şefaatçilerin şefaatleri de fayda vermez.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Artık kayırıcıların kayırması onların hiç bir işine yaramaz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Artık şefaat edenlerin şefaati onlara fayda vermeyecek.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Artık onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez.
Kadri Çelik
swap_vert close
Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Artık hiç kimse o zâlimlerin kurtuluşu için Allah katında aracılık yapamayacak, hiçbir şefaatçinin şefaati onlara fayda vermeyecektir!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara Şefaatçiler’in şefaati yarar sağlamıyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Artık o gün şefaatçilerin şefaati de sökmez.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Artık onlara torpil yapacak şefaatçilerin şefaati fayda vermez. Şefaatçi saydıkları kişiler kendi dertlerine düşmüş, hesap vermenin telaşındadırlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bekledikleri) şefaatçilerin şefaati onlara yarar sağlamaz. [*]
Bu ayet Zümer 39:43-44. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Artık onlara, şefâat¹ edenlerin de bir yararı olmaz.
1 Şefaat için Bk. (Bakara: 255)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve böylece, onlar için şefaat edecek olanların hiç birinin ²⁷ (zerre kadar) faydası olmaz.
27 Lafzen, “şefaatçilerin şefaati” -yani, onlara Allah katında şefaat edecek hiç kimse bulunmayacaktır. En yanlış anlaşılan İslamî kavramlardan biri olan “şefaat” konusunda bkz. 10:3 -“O’nun izni olmadan O’nun nezdinde şefaat edecek kimse yoktur”- ve ilgili not 7.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Artık aracıların şefaati onlara bir yarar sağlamayacak. 7/53, 26/100...103
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Şimdi bunlara hiçbir şefaatçinin şefaati fayda vermeyecektir.[⁵⁴³⁸]
[5438] Şefaatin ilk kullanıldığı yer. Kur’an’daki şefaatle ilgili 25 âyetin tümü olumsuz formda gelir (Ayrıntı için bkz: 39:44, not 5). Bu konudaki âyetlerin bütününden çıkarılan sonuç şudur: Mutlak anlamda şefaat yalnızca Allah’a aittir (39:44). Allah, zatına ait olan bu yetkiyi, razı olduğu kimseler aracılığıyla, affetmeyi istediği kimseler için kullanır. Bu tıpkı şuna benzer: Bir ödülü takdir ettiği birine veren yüce makamın sahibi, ödülü hak edene takdim etme işini dilediği birine verebilir. Ödülü hak eden kimsenin ödülünü aracı bir kimseden alması ödülün sahibinin o olduğu anlamına gelmez. Ödülü takdim eden kişi, sadece bir aracıdır. Şefaat “çifte” (şef’) katlanmış bir ödül tevdiidir. Ödülün sahibi Allah’tır, ödülü vermesi istenen kişi de ödül verilen kimse gibi Allah tarafından onurlandırılmıştır. İnsan tercihine açık atıf yapan 37, 38 ve 43-47. âyetler ışığında anlaşılmalıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Artık onlara, şefaatçıların şefaati fayda vermez.
(Çünkü imansız gitmişlerdir, işledikleri suçların cezası olarak da cehenneme atılırlar)  
Osman Fırat
swap_vert close
Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık onlara şefaat edecek olanların şefaati bir fâide verecek değildir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Artık onlara şefaatçilerin şefaati fayda etmez.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Artık onlara şefa'atçilerin şefa'ati fayda vermez.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer onlara kıyâmet güni melekler, rasûller ve sâlihîn şefâ'at itseler şefâ'atleri fâide virmez.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Artık şefaatçilerinin şefaati onlara bir fayda vermez[*].
[*] Bütün beklentileri boşa çıkar. Şefaat bakınız: Bakara 2/48  
Şaban Piriş
swap_vert close
Artık şefaatçilerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Şefaat edenlerin şefaati onlara fayda vermez.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Artık yarar sağlamaz onlara şefaatçilerin şefaati.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes aśśı eylemeye anlara şafa'at eyleyiciler şafa'atı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes anlara aṣṣı eylemeye şefā‘at idici şefā‘ati.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Şəfaət edənlərin şəfaəti onlara fayda verməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The mediation of no mediators will. avail them then.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then will no intercession of (any) intercessors profit them.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَمَا تَنْفَعُهُمْ
artık onlara fayda vermez
شَفَاعَةُ
şefaati
الشَّافِع۪ينَۜ
şefaatçilerin
Artık (o gün) şefâatçilerin şefâati onlara fayda vermez.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
نَفَعَ
Fiil-I
ن ف ع
Fayda verdi, fayda sağladı, faydası dokundu
شَفَاعَةٌ
İsim
ش ف ع
Şefâat
شَافِع۪ين
Etken fiil
ش ف ع
Şefâatçiler