close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Muddessir Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve benîne şuhûdâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gözlerinin önünde duran oğullar verdim.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Göz önünde (çevresinde) hazır (mutluluk kaynağı) çocuklar (verdim).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
her zaman yanında ve toplantılarda hazır bulunan oğullar verdiğim,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ona ellerinin değdiği işi başaran, itibarlı ve liderlik kabiliyetleri yüksek, şöhretleri kendisine denk, babalarını yalnız bırakmayan oğullar vermiştim.
bk. el-Cami’, li-Ahkâmi’l-Kur’ân, 19/72; en-Nüket ve’l-uyûn, 6/140.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ve çevresinde bulunan oğullar (verdim),
Ali Bulaç
swap_vert close
Göz önünde-hazır çocuklar (verdim).
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hem (kendisi ile) hazır bulunan oğullar...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve çalışma yaşına yetişmiş erkek çocuklar verdim.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
11,12,13,14. Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!
Besim Atalay
swap_vert close
O Yanından ayrılmayan oğullar da vermiştim
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Gözü önünden ayrılmayan evlatlar (lütfettim).
Cemil Said
swap_vert close
Ve gözlerinin önünde evlâdını büyütdirdim.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
11,12,13,14. Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
12,13. Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
12-13. Kendisine geniş bir servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
11, 12, 13, 14. Tek olarak yaratıp, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için (nimetleri önüne) serdikçe serdiğim o kimseyi bana bırak!
Edip Yüksel
swap_vert close
Hem de gözü önünde çocuklar...
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hem göz önünde oğullar verdim.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem goz önünde uğullar
Emrah Demiryent
swap_vert close
12-13. Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve her zaman yanında olan evlatlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
11,12,13,14. Bir tek (ya'nî nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığım, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda dâima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evlâdlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kâfir adam) ı bana bırak.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
12,13. Ona, (kapladığı yerler dahi pek) uzun olan bir mal ve (her işinde) yanında hazır oğullar verdim!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bir de gözü önünden ayrılmayan (emrinden çıkmayan mutluluk kaynağı) evlatlar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Şahitler olarak oğullar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ben ona gözleri önünde duracak çocuklar verdim.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Göz önünde duracak [¹³] oğullar verdim;
[13] Veya halk arasında itibarlı olup derneklerde hazır bulunacak.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Göz önünde oğullar,
Kadri Çelik
swap_vert close
(Göz önünde) Hazır çocuklar (verdim).
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ayrıca, her birisi önemli birer mevki sahibi olan ve etrafında emre hazır bekleyen göz önünde bulunan güçlü kuvvetli ve sağlıklı çocuklar,nice sosyal imkanlar armağan ettim,
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Göz önünde görünen oğullar da!
Mehmet Çakır
swap_vert close
12,13. Çünkü ben, yaptıklarına şahit olarak mal ve evlat verdiğimi,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onu sevindiren güçlendiren evlatlar verdim.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Göz önünde olan çocuklar (verdim).
Mehmet Türk
swap_vert close
11,12,13,14. Bırakın Bana! O kendi ellerimle yarattığım,¹ kendisine bolca servet ve gözünün önünde duran oğullar verdiğim ve önüne imkân ve fırsatlar serdiğim adamı.²
1 Bu âyet, “Bırakın Bana, o (doğduğunda) kimsesiz olarak yarattığım kimseyi…” veya “Bırakın Bana, o kendisini tek başına, kimsesiz olarak yapa yalnız yarattığım kimseyi…” şekillerinde de tercüme edilebilir.2 Bu adam; Velid b. Muğiyre’dir. Bunun çok malları, Tâif’te bahçeleri, on oğlu olduğu rivâyet edilmiştir. (Bunlardan; Halid, Hişam ve Velîd Müslüman oldu.)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve [sevginin] şahitleri olarak çocuklar,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Çevresinde dönüp duran evlatlar lütfettim. 3/14, 9/55
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de (cömertliğimin) şahitleri olan çocuklar…
Orhan Kuntman
swap_vert close
12,13,14. (Çünkü) O kâfire, hem çok bol mal mülk servet, hem kendisine yardıma çok fazla oğullar, hem de -şöhret sahibi olmasını sağlayacak mevki gibi- büyük imkânlar verdiğim halde (imana davet edildiğinde, küfründe direniyor da)
Osman Fırat
swap_vert close
Göz önünde oğullar (verdim).
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve yanında hazır oğullar (verdim).
Suat Yıldırım
swap_vert close
11, 12, 13, 14. Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkânı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!
Bu âyetler, Hz. Peygamber (a.s.) aleyhinde “büyücü” diye propaganda yapan, Kureyş’in liderlerinden Velîd b. Muğîre ve benzerleri hakkında indirilmiştir. Onun on oğlu vardı ki Halid b. Velîd (r.a) onlardan biridir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Göz önünde oğullar (verdim).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onunla berâber bulanan evlâdlar virdim.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yanından ayrılmayan oğullar[*] verdim.
[*] Arapça'da kızlardan oluşan bir topluluğun içinde bir tane oğlan olsa, o topluluğa erkek zamir gider. Dolayısıyla ayette belirtilen "oğullar (beni)" erkek ve kız evlatlar anlamına gelir. Aynı kullanım şekli "İsrailoğulları (beni israil)" geçen ayetlerde de vardır ve Yakub'un (a.s.) soyundan gelen kadın ve erkekler anlamına gelir. Türkçe'de de 'oğul' ve 'adam' kelimelerinin hem kadın hem erkekleri ifade edecek şekilde kullanımı vardır. Örneğin: karamanoğulları, bilim adamı, işa damı. Son yıllarda cinsiyet ayrımcılığı konusunda yaşanan gelişmeler nedeniyle bu konuda bir duyarlılık oluşmuş ve toplum nezdinde içinde kadın olan topluluğa erkek zamir kullanılmasına yönelik bir tavır sergilenmeye başlanmıştır. Bu haklı tavır nedeniyle Kur'an metnine ön yargılı davranabilecek Türk okuyucuyu bilgilendirmek, onu bir nebze olsun ön yargılardan uzak ve dil bilimine uygun bir yaklaşımla ayetleri okuyabilmesine yardımcı olabilmek üzere bu ek açıklamaya ihtiyaç duyulmuştur. Her dilin kendine has kuralları ve yapısı vardır. Kur'an Arapça olarak indirildiğinden o dilin kurallarına uygundur. Erkek zamirli ifadelerin kullanılmış olması o dili kullanan topluluğun ayrımcılığına delil olabilir ancak o dilde indirilen kutsal kitapların cinsiyet ayrımcılığına delil olmaz. Bu örneğin tam zıttı olarak, Arapça'da, bir topluluk için "kızlar, kadınlar' ifadesi kullanıldığı takdirde o topluluğun içinde hiç erkek yoktur.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Göz önünde oğullar verdim.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ve dizinin dibindeki evlâtlarını verdim.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Göz doyurucu oğullar verdim.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı oġlanlar ḥāżırlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
ve oġlanlar virdüm özine ḥāżır.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yanında hazır duran oğullar (verdim);
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And sons abiding in his presence
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And sons to be by his side!-(5786)
5786 The great ones of the earth may have wealth, a large following, sons by their side to defend them and do their bidding and manpower to help them in their battles. Life may be smooth and agreeable to them. But their responsibility is to Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَبَن۪ينَ
ve oğullar ki
شُهُوداًۙ
göz önünde
(12-13) Ki Ben ona, genişleyen bir mal, gözü önünde duran oğullar verdim.
بُنَيَّ
İsim
ب ن ي
Oğulcuğum, yavrucuğum. بَن۪ٓي , بَنُٓوا: Oğullar, evlatlar.
شَاهِد
Etken fiil
ش ه د
Şahidlik eden, göz önünde