close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mucâdele Sûresi 8. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elem tera ilâ-lleżîne nuhû ‘ani-nnecvâ śümme ye’ûdûne limâ nuhû ‘anhu ve yetenâcevne bil-iśmi vel’udvâni ve ma’siyeti-rrasûli ve-iżâ câûke hayyevke bimâ lem yuhayyike bihi(A)llâhu ve yekûlûne fî enfusihim levlâ yu’ażżibuna(A)llâhu bimâ nekûl(u)(c) hasbuhum cehennemu yaslevnehâ(s) febi/se-lmasîr(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bakmaz mısın gizli ve fısıltıyla konuşmadan vazgeçmeleri emredilenlere, sonradan gene vazgeçmeleri emredilen şeye dönerler ve suça ve düşmanlığa ve Peygambere isyana ait şeyleri gizlice konuşurlar ve senin yanına gelince de Allah'ın, sana verdiği selamdan başka bir tarzda selam verirler sana ve birbirlerine de şu söylediklerimiz yüzünden derler, Allah'ın bizi azaplandırması gerekmez miydi? Cehennem yeter onlara, oraya atılıp yanacaklardır ve gerçekten de orası, dönülüp gidilecek ne de kötü yerdir.
Yahûdiler, Hz. Peygambere "Es-Sâmu aleyk - ölüm sana" diye selâm verirlerdi. Hz. Peygamber de "sana da" diye karşılık verirdi. Bu âyet, buna işaret etmektedir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
‘Gizli toplantıların fısıldaşmalarından’ (kulis fesatçılığından) menedilip (uyarıldıkları halde), sonra bu yasaklandıkları şeye dönüp duranları; günahı, düşmanlığı ve Elçiye isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmez (ve farkında olmaz) mısın? Onlar Sana geldikleri zaman, Seni Allah’ın selamlamadığı biçimde selamlamakta (ve Müslüman rolü oynamaktadırlar). Fakat kendi kendilerine (kaldıklarında ise): "Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azap etse ya" diyerek (inkârlarını kusmaktadırlar). Onlara cehennem yeterlidir (gereklidir); oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir dönüş yeridir (girdiklerinde anlayacaklardır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey Muhammed! Bakmıyor musun şu adamlara ki, gizli gizli konuşmaktan yasaklandıkları halde, yine o yasaklandıkları işe dönüyorlar günah, düşmanlık ve peygambere isyan hususunda, gizli gizli konuşuyorlar. Sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar ve kendi kendilerine: “Bu söylediklerinizden dolayı, Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi?” diyorlar. Cehennem onlara yeter, oraya gireceklerdir, ne kötü girilecek yerdir orası.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Fısıltı yayarak ortalık bulandırmaktan menedildikten sonra, ilahi ilmin-hikmetin gereği kendilerine yasak edilen o tür davranışları yapmaya kalkışarak, bile bile günah işleme, zarar verme, düşmanlık ve Rasulullah'a, sünnetine bağlılığı ve saygıyı terketme, emirlerine itaat etmeme, savsaklama ve rızasını gözetmeme hususunda gizlice konuşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman Allah'ın asla hoş görmeyeceği tarzda seni selâmlıyorlar. Kendi içlerinde de: “- Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmeyecek mi?” diyorlar. Cehennem onlara yeter. Onlar Cehennemi boylayarak yanacaklar. Orası ne kötü bir cezalandırma ve nihaî bir dönüş yeridir!
Ahmet Varol
swap_vert close
Gizli konuşmaktan menedilip de sonra menedildikleri şeye dönenleri ve günâh, düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelme konusunda aralarında gizli konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde de seni, Allah'ın selâmlamadığı bir şekilde selâmlarlar ve kendi aralarında: "Söylediğimizden dolayı Allah bize azap etse ya!" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya girerler. Orası ne kötü bir varış yeridir!
8.İbnu Ebi Hatim`in Mukatil bin Hibban`dan rivayet ettiğine göre yahudiler yanlarından bir sahabi geçtiğinde aralarında gizli gizli konuşuyorlardı. Sahabi de kendine bir suikast planı yapıyor olabilecekleri düşüncesine kapılarak tereddüde düşüyordu. Bunun üzerine Resulullah (a.s.) onları böyle gizlice konuşmaktan nehyetti. Ama yahudiler yine vazgeçmediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Ayetin: "Sana geldiklerinde de seni, Allah`ın selâmlamadığı bir şekilde selâmlarlar ve kendi aralarında: "Söylediğimizden dolayı Allah bize azap etse ya!" derler" mealindeki kısmı hakkında da Ahmed bin Hanbel , Bezzar ve Taberani, Abdullah bin Amr`dan şöyle bir rivayet nakletmişlerdir: Yahudiler Resulullah (a.s.)`a "Sâm aleykum (ölüm sizin üzerinize olsun)" diye selâm verirler, sonra kendi aralarında: "Söylediğimizden dolayı Allah bize azap etse ya!" derlerdi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Hz. Aişe (r.a.) ve Enes bin Malik (r.a.)`ten de bunu destekleyen rivayetler nakledilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından' (kulis) men' edilip sonra men' edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber'e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamladığı biçimde selamlamıyorlar. Ve kendi kendilerine: 'Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azab etse ya' derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), bakmaz mısın şunlara, (o münafıklarla yahudilere): Gizli konuşmaktan yasaklandılar da, sonra dönüb yasaklandıkları şeyi yapıyorlar ve yalan, zulüm, Peygambere isyan fısıldaşıyorlar. Senin yanına geldiklerinde de, seni Allah'ın selâmlamadığı bir suretle selâmlıyorlar. (Es-selâmü Aleyk yerine, üzerine ölüm olsun manâsına gelen Es-Sâmü Aleyk diyorlar). Kendi aralarında da: “- Allah bizi, söylediklerimizle azablandırsa ya!” diyorlar. Onlara cehennem yeter; oraya girecekler. Artık o, ne kötü dönüş yeridir...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şu adamları görmedin mi? Ki (kötülük konusunda) gizli toplantı yapmaktan yasaklandıkları halde, tekrar dönüp toplanıyorlar. Günah, düşmanlık ve Peygamber’e karşı gelmek için, gizli kararlar alıyorlar. Sana geldikleri zaman, Allah’ın sana verdiği selam dışında bir selam ile selam verirler. Ve içlerinden: “(Eğer Muhammed haklı olsaydı,) Allah bize azap vermeli değil miydi?” diyorlar. Ceza olarak Cehennem onlara yeter. Onlar oraya dayatılacaklar. En kötü varılacak yer orasıdır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Gizli konuşmaktan yasaklandıktan sonra o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygambere karşı gelmek hususunda gizlice toplananları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selâmlamadığı bir şekilde selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi?” diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Orası ne kötü varış yeridir![618]
[618] Necvâ/gizli konuşma hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 101-108.  
Besim Atalay
swap_vert close
Gizlice konuşmaktan geri durmaları emrolunan kimselerin, yine konuştukların günahla, düşmanlıkla peygambere karşı bulunmakçin, fısıldaştıkların görmüyor musun? Sana geldiklerinde, Allahın vermediği bir selâmla seni selâmlıyorlar; kendi kendilerine bir de derler ki: «Yaptığımız bu sözden, niçin Allah bize ceza vermiyor?»; Yurtları cehennem, orada yakılırlar, o ne kötü bir döneydir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o menedildikleri şeyi yapmaya kalkışarak günah işlemek, düşmanlık etmek ve resule karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı gibi selamlıyorlar (“Es-selâmü Aleyküm” yerine, üzerine ölüm olsun manasına gelen “Es-Sâmü Aleyküm” diyorlar). Üstelik kendi aralarında; “söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diy(erek de alay ediy)orlar. Cehennem onların hakkından gelecektir! Onların hepsi oraya (mutlaka) atılacaklardır. Ne kötü varış yeridir orası (bir bilseler)!
O günün Yahudilerinin ve münafıkların bir kısmı, Hz. Peygamber’le karşılaştıkları ya da yanına geldikleri zaman: “Size ölüm olsun” anlamına gelen “es-Samü-Aleyküm Ya Ebe’l Kasım” derlerdi ve böylelikle “es-Selâmü Aleyküm” ün telaffuzunu bozarak duyanların kendilerinin selam verdiğini zannetmelerini sağlarlardı. Hz. Peygamber de onların bu saygısız ve kaba davranışlarına karşı “size olsun” anlamına gelen “Aleyküm” şeklinde mukabelede bulunurdu. Yani “size de ölüm olsun” derdi. Onlar bu şekildeki çirkin kelime oyunlarını zaman zaman Hz. Peygamberin arkadaşlarına da yaparlardı.  
Cemil Said
swap_vert close
Dikkat itmiyor mısın ki gizli meşveret itmeleri kendilerine men’ olunanlar yine toplanıyorlar ve beynlerinde gıybet ve mü’minlere ’adâvet ve rasûle ’adem-i itâ’at tenmiye idiyorlar, sonra senin nezdine geldikleri vakit Allâh’ın emr itdiği ta’bîrât ile sana selâm viriyorlar, sonra da kendi kendilerine "Bizim yapdıklarımızdan dolayı Allâh niçün bizi tecziye itmiyor" diyorlar ânların nasîbi cehennemdir, ânın ateşi ile yanacaklardır. Ne fenâ ’âkıbet!
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Gizli toplantıdan menedilen, sonra menolundukları şeyi yapmaya kalkışarak günah işlemek, düşmanlık etmek ve Peygambere karşı gelmek konusunda gizli gizli konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde, Allah'ın seni selamlamadığı bir şekilde seni selamlarlar; içlerinden, "Gerçekten peygamber olsaydı Allah'ın bizi, söylediklerimizden ötürü, cezalandırması gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya girerler, ne kötü dönüştür!
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selâmlamadığı selâmla selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası![530]
Yahudilerle münafıklar kendi aralarında fısıldaşıp müslümanlara bakarak kaş göz işaretleri yapıyor, onlarla alay ediyorlardı. Hz. Peygamber onların bu davranışını yasaklamış, ancak onlar bundan vazgeçmemişlerdi. Münafıklar ayrıca Hz. Peygambere selâm verecekleri zaman “es-Selâmu aleyke” yerine, “Ölüm sana” anlamına gelen “es-Sâmu aleyke” cümlesini söylüyorlardı. Âyet, onların bu çirkin davranışlarını kınamaktadır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Gizli konuşmaktan menedilen o kimseleri görmüyor musun, yine dönüp yasaklandıkları şeyi yapıyorlar; günah işleme, haksızlık etme ve peygambere karşı gelme hususunda fısıldaşıyorlar. Sana geldiklerinde de Allah’ın seni selâmlamadığı bir biçimde selâm veriyorlar. Üstelik birbirlerine, “Allah bizi bu söylediklerimizden dolayı cezalandırsa ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter; işte oraya girecekler; ne kötü bir sondur o!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de: Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi? derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü dönüş yeridir orası!  
 Bunlar, yahudiler ve münafıklardı. Müslümanların yanında işaretlerle gizli gizli konuşurlar, müminlerin içlerine şüphe sokmaya çalışırlar, savaşta mücâhitlerin mağlup oldukları, geride kalanların da öldürüldükleri hissini uyandırmaya çalışırlardı. Hz. Peygamber onları bu ahlâksızlıktan menetmişti. Yahudilerin bir başka ahlâksızlığı da, Hz. Peygamber’le karşılaştıklarında «Sana ölüm olsun» anlamına gelen «Es-sâmü aleyk» şeklinde selam vermeleriydi. Hz. Peygamber onların bu saygısız ve kaba ifadelerine «Size olsun» anlamına «Aleyküm» şeklinde karşılık verir, nâzik ve mülayim tavrını değiştirmezdi.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Gizli toplantılar yapmaktan menedildikleri halde hâlâ menedildikleri işte israr edenler dikkatini çekmedi mi? Onlar günah işlemek, düşmanlıkta bulunmak ve elçiye itaatsizlik etmek amacıyla kulis yapıyorlar. Sana geldiklerinde, ALLAH'ın seni selamlamadığı bir biçimde selamlıyorlar. Kendi aralarında, "Söylediklerimizden ötürü ALLAH bizi cezalandırsa ya!" derler. Cehennem onlara yeter. Orada yanarlar; ne kötü bir duraktır orası.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o menedildikleri şeyi yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar. Kendi içlerinden de "bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kötü dönüş yeridir orası!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bakmaz mısın şunlara: Gizli konuşmadan nehyedildiler de sonra dönüp nehyolundukları şeyi yapıyorlar, günah, udvan ve Peygambere ısyan fısıldaşıyorlar, yanına geldiklerinde de seni Allahın sağlıklamadığı bir suretle sağlıklıyorlar, kendi içlerinde de Allah bizi söylediklerimizle ta'zib etse ya! Diyorlar, Cehennem onlara yeter, ona yaslanacaklar, artık o, ne fena âkıbettir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Gizli gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o menedildikleri şeyi yapmaya kalkışarak, günah, düşmanlık ve Peygamber’e karşı gelmek hususunda gizlice toplanan (yahûdî ve munâfık) ları görmedin mi? Sana geldikleri zaman, Allah’ın sana verdiği selâm dışında bir selâm ile selâm verirler. (“Es-Selâmu aleykum” yerine, ölüm üzerine olsun manasına gelen “Es-Sâmu aleykum” diyorlar ve) içlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Orası ne kötü bir dönüş yeridir!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gizlilik içinde konuşmaktan¹ yasaklandıkları halde, bu yasağa uymayarak günah, düşmanlık ve Resûl'e karşı gelmek amacıyla gizlilik içinde bir araya gelenlerden haberin var mı? Sana geldikleri zaman, Allah'ın seni selamlamadığı şeyle seni selamlarlar.² Kendi aralarında da: “Söylediğimiz şeylerden dolayı Allah bize azap etse ya!”³ diyorlar. Onlara Cehennem yeter. Ona yaslanacaklar. Orası ne kötü varış yeridir.
1- Aralarında kötü niyetle. 2- Ehli Kitap ve münafıklar “Es-selamu aleyk.” (Üzerine selam olsun) yerine, (üzerine ölüm olsun) anlamında “Es-sammu aleyk.” diye selam veriyorlardı. Samm; zehir, zıkkım, ölüm anlamına gelmektedir. 3- “Gerçekten nebi olsaydı, söylediklerimizden dolayı Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi?”  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Fısıltı (ile konuşmak) dan men'edilib de sonra men'edildikleri (o haale) dönmekde ve günâhı, düşmanlığı ve peygambere ısyaanı fısıldaşmakda olanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni Allahın selâmlamadığı bir şeyle selâmlarlar. Kendi aralarında da «Allah bizi söyleye geldiğimiz yüzünden azâblandırmalı değil miydi?» derler. Onlara cehennem yeter. Oraya girecekler, işte o, ne kötü dönüş yeridir!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Gizli konuşmaktan yasaklanıp da sonra kendisinden yasaklandıkları şeye dönenleri, hem günah, düşmanlık ve peygambere isyan husûsunda birbirleriyle gizlice konuşanları(yahudilerle münâfıkları) görmedin mi? Sana geldikleri zaman, seni Allah'ın kendisiyle selâmlamadığı bir şekilde selâmlıyorlar. Hâlbuki kendi içlerinde: “(Eğer peygamber olsaydı, bu) söylemekte olduklarımızdan dolayı Allah'ın bize azâb etmesi gerekmez miydi?” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya gireceklerdir! Artık o, ne kötü varılacak yerdir!(2)
(2)Yahudi ve münâfıklar, bir muhârebede Müslümanları endişeye düşürmek ve üzmek gāyesiyle, mücâhidlerin mağlûb edildiği ve bir kısmının da öldürüldükleri söylentisini yaymaya çalışıyorlardı. Resûl-i Ekrem(asm) onları bu davranışlarından men‘ ettiyse de onlar bu îkāza uymadılar. Hattâ bir vesîleyle Hz. Peygamber(asm)’ın yanına geldiklerinde, “Sana ölüm olsun” ma‘nâsına gelen اَلسَّامُ عَلَيْكَşeklinde selâm verdiler. Resûlullah (asm) onların bu maksadını anlamakla berâber, tavrını bozmadı ve onlara: “Sizin de üzerinize olsun!” ma‘nâsına وَ عَلَيْكُمْ diyerek karşılık verdi. (Celâleyn Şerhi, c. 7, 441; Nesefî, c. 4, 343)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Gizli konuşmaktan (kulis yapmaktan) menedildikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve elçiye karşı gelmek hususunda gizlice konuşanlara bakmaz mısın? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah’ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de: Bu söylediklerimiz yüzünden (eğer Muhammed bir elçi olsaydı) Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi? derler. Cehennem onlara yeter. (Yaptıkları kötülükler yüzünden) oraya gireceklerdir. Ne kötü dönüş yeridir orası! *
(*) Bunlar, yahudiler ve münafıklardı. Müslümanların yanında işaretlerle gizli gizli konuşurlar, müminlerin içlerine şüphe sokmaya çalışırlar, saldırganlara karşı savaşta mücâhitlerin mağlup oldukları, geride kalanların da öldürüldükleri hissini uyandırmaya çalışırlardı. Hz. Peygamber onları bu ahlâksızlıktan menetmişti. Yahudilerin bir başka ahlâksızlığı da Hz. Peygamber’le karşılaştıklarında «Sana ölüm olsun» anlamına gelen «Es-sâmü aleyk» şeklinde selam vermeleriydi. Hz. Peygamber onların bu saygısız ve kaba ifadelerine «Size olsun» anlamına «Aleyküm» şeklinde karşılık verir, nâzik ve mülayim tavrını değiştirmezdi. (Diy. Vakfı Meali 8. Ayet Açıklaması) Ayrıca, aralarında gerçekten Allah’ın bir elçisi olsaydı, söylediklerimizden dolayı Allah’ın bizi cezalandırması gerekmez miydi?” diyorlardı. Yani eğer o bir peygamber olsaydı, bu sözümüzden dolayı Allah bizi cezalandıracaktı, bizi cezalandırmadığına göre demek ki o peygamber değildir, diyordular.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gizli toplantı (kulis) yapmaları yasaklananları görmüyor musun? Yasaklandıkları gizli toplantılara dönüyorlar ve günah işlemek, düşmanlık yapmak ve elçiye isyan etmek için karar alıyorlar. Senin yanına geldiklerinde, Allah’ın seni övmediği bir şekilde seni övüyorlar. Sonra kendi içlerinden de “Elçiye söylediklerimizden dolayı Allah’ın bize azap etmesi gerekmiyor muydu?” diyorlar. Onlara cehennem yeter ve oraya atılacaklar. O cehennem, ne kadar kötü bir dönüş yeri.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Görmüyor musun o kimseleri ki gizlice konuşmak kendilerine yasak edildikten sonra da yasak edildikleri bu işe dönüp, günah işleme, düşmanlık etme, elçiye karşı gelme konusu üzerine gizlice konuşuyorlar. Onlar senin yanına gelince allah2ın seni esenlemesinden başka türlü esenlerler. Kendi aralarında da şunu derler: "Allah bizi bu söyliye geldiklerimiz yüzünden şimdiye kadar azaba uğratmalı değil miydi?" Onlara Cehennem yeter. Onlar oraya gireceklerdir. Onların dönecekleri yer ne kötüdür.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Görmüyor musun ki birleşip gizli konuşmadan nehyolunduktan [¹] sonra yine nehyolundukları şeye dönüp günahkârlığa, düşmanlığa, peygambere kaşı gelmeye ait hususatta gizli konuşurlar. Bunlar yanına geldikleri zaman Allah/ın sana vermediği selâmla selâm verirler [²]. Kendi kendilerine «— Bu dediklerimizle Allah bize azap etmeyecek miydi?» [³] derler. Onlara girecekleri Cehennem elverir. Orası ne fena uğraktır!
[1] Müslümanlara eza vermek için Yahudiler ve münafıklar birbirleriyle gizli konuşurlardı. Bu hal menolunmuşken yine gizli konuşmada devam ederlerdi.[2] (Esselâmü a'leyk - Sana Allah selâmet versin) yerinde (Essâmü a'leyk - Allah sana ölüm versin) derler.[3] «O, gerçek peygamber olaydı bu sözlerimizden dolayı biz, herhalde bir azaba uğrardık».  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Gizli gizli konuşmaktan menedildikleri hâlde, sonra menedildikleri şeye tekrar dönerek günah, düşmanlık ve peygambere isyan konusunda gizlice konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde onlar seni Allah’ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar.⁴ İçlerinden de “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya yaslanırlar. Ne kötü varış yeridir orası!
4 Allah’ın selamı; “Esselâmu aleykum”dur. Anlamı, “Esenlikler üzerinize olsun” demektir. Yahudilerin ve münafıkların selamı ise, bir kelime ve bir telaffuz oyunu ile selam veriyormuş gibi yapıp: “essâmu aleykum” yani “ölüm üzerine olsun” demektir. Hz. Peygamber bunu anlıyor ve “aleykum” yani “sizin üzerinize olsun” diyordu. Yahudiler, bunu bazı sahabelere de yapıyorlardı. Allah’ın öğrettiği selâm için bkz. En’âm, 6/54; Neml, 27/59; Ahzâb, 33/56  
Kadri Çelik
swap_vert close
Gizli konuşmaktan men edilip de sonra men edildikleri şeye dönenleri ve de günah, düşmanlık ve peygambere karşı gelmeyi (aralarında) fısıldaşmakta olanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selâmlamadığı biçimde selâmlıyorlar ve kendi kendilerine, “Söylemekte olduklarımız dolayısıyla Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Onlara cehennem yeter, oraya gireceklerdir. Evet, o pek de kötü bir gidiş yeridir.
(Birçok rivayette anlatıldığı gibi bu, Yahudi ve münafıkların ortak tavrı idi. Onlar Hz. Peygamber’in (s.a.a) yanına geldiklerinde “es-Samu aleyke (Ölüm olsun üzerine) Ya Ebe’l Kasım” diyorlar ve böylelikle “es-Selamu aleyke”nin telaffuzunu bozarak bunu işiten kimselerin kendilerinin selam verdiğini zannetmelerine neden oluyorlardı.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Baksana şu Yahudi ve münâfıklara; bu tür gizli toplantı yapmaları kesinlikle yasaklandığı hâlde, hâlâ yasağı çiğnemekte ısrar ediyor ve günah işlemek, müminler arasına kin ve düşmanlık tohumları ekmek ve Peygambere başkaldırmak amacıyla gizli toplantılar düzenliyorlar. Senin yanına geldiklerinde, seni Allah’ın Kur’an’daki selâmlamasına aykırı bir tarzda selâmlıyorlar. “Es-selâmu aleyküm!: Size selâm olsun!” sözünü, kasden “Es-sâmu aleyküm!: Ölüm sizin başınıza!” şeklinde telaffuz ediyorlar. Bundan dolayı başlarına yıldırımlar düşmediğini görünce de, içlerinden, “Eğer Muhammed gerçekten bir Peygamber ise ve ilâhî adâlet diye bir şey varsa, bu söylediklerimizden dolayı Allah bizi cezalandırsa ya!” diyorlar. Elbette cezalandıracak: İçinde ebediyen azap çekecekleri cehennem onlara ceza olarak yeter; ne korkunç bir son!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Gizli Konuşmak’tan nehiy edilmiş / yasaklanmış olanlara bakıp görmedin mi? Sonra yine de yasak edildikleri şeye dönüyorlar; Günah, Düşmanlık ve Rasûl’e isyan ile ilgili gizli gizli fısıldaşıyorlar. Sana geldikleri zaman Allah’ın sana tahiyyet yapmadığı bir şeyle tahiyyet / selamlama / dirlik dileği yapıyorlar. Kendi içlerinde: -“Söylediğimiz şeyler sebebiyle Allah bize azap etseydi ya?” diyorlar. Onların hesap görücüsü Cehennem’dir; oraya atılırlar. Ne kötü Gidip Varılacak Yer!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Görüyor musun bak, gizli konuşmaları kendilerine yasaklandığı halde yasakları nasıl da deliyorlar!? Hem de ağır ve düşmanca laflar ederek, resule isyan ayakları yapıyorlar. Nasıl mı? Meselâ seni, Allah'ın sana hiç öğretmediği bir selâmla selâmlıyorlar. " söylediklerimiz yüzünden Allah bize ceza verse ya. " diye söyleniyorlar. Girecekleri cehennem, tam da onlara göre. Ne kötü bir son…
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanlara açık olun aranızda gizli iş çevirmeyin dedikçe; onlar gizli işler çevirmek için toplanıyorlar. Böylece günah işliyorlar. Allah’a ve Resulüne isyanı konuşuyorlar. Sen onların gizli gizli buluşup düşmanlık üzerine konuşmalarını görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selamlamadığı selamla selamlıyorlar. Akıllarınca güya seninle dalga geçiyorlar. Sonra çokbilmişler gibi; "Haydi söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!" diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir Cehennem!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Gizli konuşmaktan engellendikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Elçi’ye isyan konusunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah’ın selamlamadığı şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de “Bu söylediklerimiz yüzünden Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi?” diyorlar. Onlara cehennem yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü varış yeridir (orası)!
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Gizli toplantılarında (sana düşmanlık için) fısıldaşmaları yasaklananların, sonra yasaklandıkları şeye döndüklerini, günâh, düşmanlık ve Peygambere isyan (hususunda aralarında) fısıldaştıklarını ve sana geldiklerinde de seni, Allah’ın selâmlamadığı¹ bir şekilde selâmladıklarını² bilmiyor musun? (Bir de) onlar, aralarında; “Bu söylediklerimiz yüzünden Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi?” diyorlar. Onlara ancak sonunda içerisine atılacakları cehennem kâfi gelir. Çünkü orası, varılacak yerlerin en kötüsüdür.
1 Allahu Teâlâ peygamberlerini: “…selam olsun seçkin kıldığı kullarına…” (Neml: 59), “Bütün Peygamberlere selâm olsun” (Saffat: 181), “Şüphesiz, Peygambere, Allah rahmet eder ve melekleri duâ eder. Ey îman edenler! Siz de ona hürmet edin ve tam teslim olun” (Ahzab: 56) şeklinde selamlamıştır.2 Hz. Aişe’den rivâyet olunduğuna göre; Yahûdîlerden bir grup, Rasûlullah’ın huzuruna geldiler ve “helâk olasın ey Kasım’ın Babası” (السَّامُ عَلَيْكَ يَا اَبَا الْقَاسِمِ) dediler. Peygamberimiz de; (عَلَيْكُمْ) “siz de” diye cevap verdi. (Buharî, Müslim)  
Muhammed Esed
swap_vert close
(Ve sen ey Muhammed!) gizli konuşmalar [yoluyla dolap çevirmek]ten men edilen, ¹¹ ama men edildikleri şeye [tekrar] başvurmaktan kaçınmayanların ve kötülükte bulunmaya, saldırganlığa ve Elçi’ye karşı gelmeye ¹² niyetlenerek fesatlık kuranların farkında değil misin? Bu [insan]lar, sana ne zaman yaklaşsalar ¹³ Allah’ın asla hoş görmeyeceği tarzda seni selâmlarlar; ¹⁴ ve birbirlerine: “Allah neden söylediklerimizden dolayı bizi cezalandırmıyor?” ¹⁵ derler. Cehennemdir onların payına düşecek olan: onlar işte oraya girecekler; o, ne kötü bir duraktır!
11 Burada işaret edilen yasaklama, “normal olarak gizli toplanmalardan bir hayır çıkmaz; yardımlaşmayı emretmeye, adil muameleler[i tartışma]ya veya insanlar arası ilişkileri düzeltmeye adananlar hariç” (bkz. 4:114 ve ilgili not 138) ayetinden kaynaklanır. Klasik müfessirlerin işaret ettiği gibi, bu pasajda değinilen “gizli konuşmalar”ın bazı inkarcı çağdaşlarının Hz. Peygamber’e ve arkadaşlarına karşı hazırlamak istedikleri komplolar ile ilgili bulunduğuna kuşku yoksa da, pasajın genel bir muhtevaya sahip olduğu ve bu nedenle bütün çağlar için geçerli bulunduğu da aynı şekilde şüphesizdir.12 Yani, daha geniş anlamda, Hz. Peygamber’in ahlakî öğretilerine karşı çıkmaya.13 Hz. Peygamber’e “yaklaşma” ifadesi, burada ikili bir anlama sahiptir: lafzî olarak o’nun inkarcı çağdaşlarını, mecazî olarak da her zaman düşmanca eleştiride bulunanların o’nun kişiliğine ve öğretilerine “entellektüel” yaklaşımlarını kasdetmektedir. Aynı yorum, bir sonraki cümle için de geçerlidir.14 Lafzen, “Allah’ın seni hiçbir zaman selamlamadığı bir şekilde...” Tarihî olarak bu ifade, Medine Yahudilerinin Hz. Peygamber’e düşmanca yaklaşımlarına bir işarettir. Nakledildiğine göre, onlardan bir kısmı, Hz. Peygamber ile karşılaştıklarında geleneksel “selamun aleyküm” hitabı yerine selâm sözünü öyle bir şekilde mırıldanırlardı ki onu sâm (“ölüm”) kelimesinden ayırd etmek imkansız olurdu. Ve aynı kaba kelime oyununu Hz. Peygamber’in arkadaşlarına da yaparlardı. (Taberî ve İbni Kesîr, yukarıdaki ayet ile ilgili yorumlarında, konu hakkındaki Hadisleri tam metin olarak ve bütün kaynaklarıyla birlikte nakletmişlerdir.) Konu ile ilgili bir önceki nota da bkz.15 Yani, “eğer Muhammed gerçekten bir Peygamber ise”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Aralarında kötü niyetli gizli toplantı yapmaları kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen bu yasağa uymayıp kötülük düşmanlık ve elçiye isyan maksadıyla gizli görüşme yapanları görüyorsun değil mi? Onlar seninle karşılaşınca Allah’ın seni selamlamadığı gibi selamlarlar. Üstelik kendi aralarında da “Allah bizi söylediklerimizden dolayı cezalandırsa ya!” derler. Cehennem onların hakkından gelecektir. Evet, hepsi de oraya atılacaklar, ne kötü bir son duraktır orası! 8/30, 27/47...51
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Ey Rasul!) Gizli görüşmeden men edilen, sonra da men edildikleri şeye tekrar dönenleri görmedin mi? İşte onlar günah, düşmanlık ve Rasul’e isyan hususunda gizli kapaklı işler çeviriyorlar. Ne zaman sana gelseler, Allah’ın seni selamlamadığı biçimde seni selamlıyorlar[⁴⁹⁸²] ve kendi aralarında “Hadi bakalım, Allah sözlerimizden dolayı bizi cezalandırsın da görelim!” diyorlar. Cehennem gelir bunların hakkından.[⁴⁹⁸³] Oraya dikilecekler![⁴⁹⁸⁴] O ne kötü son duraktır.
[4982] Zımnen: “Allah’ın hoş görmediği, razı olmadığı biçimde”. [4983] Zımnen: “Cehenneme kadar yolları var!” [4984] Veya: “Orada düzeltilecekler”. “Namaz” anlamındaki salât ile aynı kökü paylaşan kelime için A’lâ 15’in ilgili notuna bkz.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Gizli konuşmaktan men edildikleri halde, (yasağı çiğneyerek) günah, düşmanlık ve -Peygambere karşı gelmek hususunda- aralarında, gizlice konuşanlarla da bak ki, onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamı (Esselamu aleyk) ile selamlamazlar. (Da "Essemü aleyk- ölüm senin üzerine olsun” derler) Kendi aralarında da, "Bu sözümüz yüzünden Allah’ın bize -derhal- azap etmesi gerekmez miydi?" diye alay ederler. Cehennem onlara yeter. (Onları ancak cehennem paklar) oraya gireceklerdir, orası ne kadar kötü bir son duraktır.
Osman Fırat
swap_vert close
Gizlice konuşmaktan menedilip de sonra menedildikleri şeye tekrar dönenleri görmedin mi? Ve gizlie günahı,düşmanlığı ve resule isyanı konuşurlar. Ve sana geldiklerinde Allahın sana yaşam dileğinden başka türlü onu dillendiriyorlar . İçlerinden de, "Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!" diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bakmaz mısın o kimselere ki gizlice konuşmadan nehyedilmişlerdir, sonra da nehyedilmiş oldukları şeye dönüverirler ve günah ile ve adavet ile ve Peygambere isyan ile fısıldaşırlar ve sana geldikleri zaman da seni Allah'ın selâmlamadığı bir şey ile selâmladılar ve kendi içlerinde de derler ki, «Allah bizi söylediğimiz şey ile muazzep etmeli değil mi?». Onlara cehennem kâfidir, ona yaslanacaklardır. Artık ne fena bir dönüş yeri.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Böyle kulis yapmaları men edilmişken, kendilerine yasaklanan bir işi tekrar yapıp günah, zulüm, Peygambere isyan hususunda kulis yapan, fısıldaşan kimseleri görmüyor musun? Senin yanına vardıklarında, sana Allah'ın öğrettiği selâmdan başka bir şekilde selâm verirler. Kendi içlerinden de: “Allah bizi bu söylediklerimizden dolayı cezalandırsa ya! ” diye alay ederler. Onların hakkından ancak cehennem gelir! Muhakkak onlar oraya girecekler. Orası gidilecek ne fena yerdir!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Görmedin mi şu adamları ki gizli gizli konuşmaktan menedildikleri halde yine o menedildikleri işe dönüyorlar; günah, düşmanlık, Elçiye isyan hususunda gizli gizli konuşuyorlar. Sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar ve kendi içlerinde de: "Bu dediğimizden ötürü Allah bize azab etse ya" diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kötü gidilecek yerdir orası!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Görmez misin onları ki gizli konuşmakdan nehy olundukları halde ona da'vetle mü'minlerin gıybeti ve 'adâveti ve peygambere 'isyânı mutazammın gizli meşveretlerinde devâm iderler. Ve nezdine geldiklerinde sana Allâh'ın tahıyyet iylediğinin gayrı ile tahıyyet iderler. Ve aralarında: "Eğer Muhammed nebî olsa idi bizim bu sözimiz sebebiyle Allâh bizi 'azâb itmez miydi?" dirler. Onlara cehennem kâfîdir. Oraya girerler. Cehennem ne fenâ mekândır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yasaklanmasına rağmen, yasağı çiğneyerek günah işleme, düşmanlık etme ve elçiye karşı gelme konularında, aralarında gizlice konuşmaya devam edenleri hiç görmedin mi? Onlar, yanına geldiklerinde Allah’ın selamlamadığı bir selamla seni selamlar[*] ve birbirlerine şöyle derler: “Söyleyip durduğumuz bu sözler yüzünden Allah bize azap etse ya!” Onların hakkından Cehennem gelir. Onlar oraya gireceklerdir. Ne kötü hale gelmektir o.
Şaban Piriş
swap_vert close
Gizli toplantıları yasaklanıp da sonra yine de yasaklandıkları şeye dönenleri görmez misin? Günah, düşmanlık ve peygambere isyan hususunda gizlice fısıldaşıyorlar. Senin yanına geldiklerinde seni Allah'ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi kendilerine de:-Bu söylediklerimiz sebebiyle Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi? diyorlar. Onlara Cehennem yeter. Oraya atılacaklar. Ne kötü bir yer!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Gizlice konuşmaktan men olunan o kimseleri görmedin mi? Yine kendilerine yasaklanan şeye dönüyorlar ve günah işlemek, düşmanlık etmek ve Peygambere karşı gelmek için fısıldaşıyorlar. Sana geldiklerinde de seni Allah'ın selâmlamadığı bir şekilde selâmlıyorlar ve kendi kendilerine, “Söylediğimiz şey yüzünden Allah bizi cezalandırsa ya!” diyorlar. Onları ancak Cehennem paklar. Oraya gireceklerdir. Varılacak ne kötü bir yerdir orası!
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Görmedin mi şu fısıldaşmaktan yasaklananları ki, biraz sonra, yasaklanmış oldukları şeye dönüyorlar ve günah, düşmanlık, peygambere isyan konusunda fısıldaşıyorlar. Sana geldiklerinde, seni Allah'ın selamlamadığı biçimde selamlıyorlar. Kendi içlerinde ise şöyle diyorlar: "Söylediğimiz şey yüzünden Allah bize azap etse ya!" Cehennem yeter onlara. Girecekler oraya. Ne kötü dönüş yeridir o!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ey görmedüñ mi anları kim yıġlındılar çivşeyü söylemekden andan dönerler aña kim yıġlındılar andan? daħı çivşeyü söyleşürler yazuġı daħı ḥaddan geçmegi daħı yalavaca 'āsį olmaġı. daħı ķaçan kim geldiler saña selām virdiler anuñ-ile kim selām virmedi saña anuñ-ile Tañrı ya'nį «selām aleyh» dirler daħı eydürler gendüzilerinde “nişe 'aźāb eylemez bize Tañrı andan ötürü kim eydürüz?” ŧapdur anlara ŧamu gireler aña pes ne yavuz dönecek yirdür!
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Görmez misin ol kişileri kim nehy oldılar gizlü söyleşmekden. Andan ṣoñraḳaytarlar nehy olduḳları nesneye, daḫı gizlü söyleşürler yamanlıḳ‐ıla, düş‐manlıġ‐ıla. Daḫı resūlu’llāh muḫālefeti‐le ve ḳaçan saña gelseler taḥiyyetiderler saña ol nesne‐y‐ile ki Allāh saña taḥiyyet itmedi ve eydürler yürek‐lerinde: Niçün bize ‘aẕāb eylemez Allāh söyledügümüz‐çün? Anlara cehen‐nem odı ‘aẕābı yiter. Girerler aña. Ol ne yaman varacaḳ yirdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Məgər məxfi danışmaq qadağan edildikdən sonra yenə də qadağan olunduqları əmələ qayıdıb günah, ədavət və Peyğəmbərin əleyhinə çıxmaq barədə öz aralarında pıçıldaşanları (münafiqlərlə yəhudiləri) görmədinmi? Onlar yanına gəldikləri zaman səni Allahın salamladığı kimi salamlamır (“əssəlamu əleykə” əvəzinə “əsammu əleykə - sənə ölüm olsun!” – deyərək guya salam verir) və ürəklərində: “(Əgər Məhəmməd həqiqi peyğəmbərdirsə) bəs niyə Allah bizi dediklərimizə görə əzaba düçar etmir?” – deyirlər. Onlara girib yanacaqları Cəhənnəm kifayət edər. Ora necə də pis qayıdış yeridir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Hast thou not observed those who were forbidden conspiracy and afterward returned to that which they had been forbidden, and (now) conspire together for crime and wrongdoing and disobedience toward the messenger? And when they come unto thee they greet thee with a greeting wherewith Allah greeteth thee not, and say within themselves: Why should Allah punish us for what we say? Hell will suffice them; they will feel the heat thereof. A hapless journey's end!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Turnest thou not thy sight towards those who were forbidden secret counsels(5342) yet revert to that which they were forbidden (to do)? And they hold secret counsels among themselves for iniquity and hostility, and disobedience to the Messenger. And when they come to thee, they salute thee,(5343) not as Allah salutes thee, (but in crooked ways): And they say to themselves, "Why does not Allah punish us for our words?"(5344) Enough for them is Hell: In it will they burn, and evil is that destination!
5342 When the Muslim Brotherhood was acquiring strength in Madinah, and the forces of disruption were being discomfited in open fight against the Messenger of Righteousness, the wicked resorted to duplicity and secret intrigues, in which the ringleaders were the disaffected Jews and the Hypocrites, whose machinations have been frequently referred to in the Qur'an. E.g., see 2:8-16; and 4:142-145. 5343 The salutation of Allah was (and is) "Peace!" But the enemies, who had not the courage to fight openly often twisted the words, and by using a word like Sam, which meant "Death!" or "Destruction!" instead of Salam! (Peace!), they thought they were secretly venting their spite and yet apparendy using a polite form of salutation. Cf. 2:104, and n. 107, where another similar trick is exposed. 5344 The enemies derisively enjoyed their trick (see last note) according to their own perverted mentality. They asked blasphemously, "Why does not Allah punish us?" The answer is given; there is a Punishment, far greater than they imagine; it will come in good time; it will be the final Punishment after Judgement: it is delayed in order to give them a chance of repentance and reformation.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَمْ تَرَ
görmedin mi
اِلَى الَّذ۪ينَ
o kimseleri ki
نُهُوا
yasak- landılar
عَنِ النَّجْوٰى
gizli konuşmaktan
ثُمَّ
son- ra
يَعُودُونَ
dönüyorlar
لِمَا
o şe- ye ki
نُهُوا
men edildiler
عَنْهُ
ondan
وَيَتَنَاجَوْنَ
ve gizli konu- şuyorlar
بِالْاِثْمِ
günahla
وَالْعُدْوَانِ
ve düşmanlıkla
وَمَعْصِيَتِ
ve isyanla
الرَّسُولِۘ
resule
وَاِذَا
ve o zaman ki
جَٓاؤُ۫كَ
sana geldiler
حَيَّوْكَ
seni selam- ladılar
بِمَا
o şey- le ki
لَمْ يُحَيِّكَ
seni selamlamadı
بِهِ
onun-la
اللّٰهُۙ
Allah
وَيَقُولُونَ
ve diyorlar
ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ
kendi içlerinde
لَوْلَا
değil miydi
يُعَذِّبُنَا
bize azap etmeli
اللّٰهُ
Allah
بِمَا
o şey- le ki
نَقُولُۜ
söylü- yoruz
حَسْبُهُمْ
onlara yeter
جَهَنَّمُۚ
cehennem
يَصْلَوْنَهَاۚ
oraya girerler
فَبِئْسَ
artık ne kötü
الْمَص۪يرُ
varış yeridir
(Resulüm!) Gizli konuşmaktan men edildikten sonra o kendisinden yasaklandıkları şeye dönenleri görmedin mi? Onlar yine günah, düşmanlık ve resule isyan hususunda gizli gizli konuşuyorlar. Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de, "(bu) söylediğimizden dolayı Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi?" diyorlar. Cehennem onlara yeter! Onlar oraya gireceklerdir. O, ne kötü varılacak yerdir!
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
نَهٰي
Fiil-I
ن ه ي
Men etti, yasakladı, alıkoydu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
نَجْوٰى
İsim
ن ج و
Gizli konuşma, fısıldaşma
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
عَادَ
Fiil-I
ع و د
Döndü
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
نَهٰي
Fiil-I
ن ه ي
Men etti, yasakladı, alıkoydu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
تَنَاجَي
Fiil-VI
ن ج و
Gizli konuştu
اِثْم
İsim
ا ث م
Günah, suç, kusur
عُدْوَان
İsim
ع د و
Düşmanlık
مَعْصِيَت
İsim
ع ص ي
İsyan etmek
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
حَيَّا
Fiil-II
ح ي ي
Selam verdi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
حَيَّا
Fiil-II
ح ي ي
Selam verdi
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
عَذَّبَ
Fiil-II
ع ذ ب
Azap etti, cezalandırdı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
حَسْب
İsim
ح س ب
Yeter, kâfi
جَهَنَّم
Özel isim
جَهَنَّم
Cehennem
صَلَى
Fiil-I
ص ل ي
Girdi, yaslandı
بِئْسَ
Fiil-I
ب ا س
Ne kötü!
مَصِير
İsim
ص ي ر
Dönüş, varış yeri