Ancak buna imkanı olmayan, [bunun yerine,] birbirlerine yeniden dokunmadan önce peşpeşe iki ay oruç tutacak; ⁷ ve buna gücü yetmeyen altmış yoksulu doyuracak: ⁸ bu, Allah’a ve Elçisi’ne inancınızı isbat etmeniz ⁹ için (gerekli)dir. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır; ve hakikati inkar edenleri [öteki dünyada] şiddetli bir azap beklemektedir.
7 Yani, Ramazan ayı boyunca tuttuğu orucun tâbi olduğu kurallar içinde (bkz. 2:183-187). “Buna gücü yetmeyen (lem yecid)” ifadesi ise, ya maddî imkanların yetersizliğini yahut gerçek veya sembolik kölelikten (bkz. yukarıdaki 5. not) kurtarılabilecek birini bulmanın imkansızlığını gösterir. Günümüzün birçok İslam bilginine göre (mesela Reşid Rıza, 4:92 ile ilgili yorumunda) bu ifade, ilk bakışta, “köleliğin İslamî hedeflere uygun olarak ortadan kaldırılacağı” şartlar ile ilgilidir (Menâr V, 337).8 Yahut: alternatif olarak, bir yoksulu altmış gün süreyle doyuracak. Peşpeşe iki ay oruç tutmanın imkansızlığı, ya hastalıktan, yahut gerçekten engelleyici dış şartlardan olabilir (mesela, büyük bir bedenî ve/veya zihnî gayret ve dikkat gerektiren işleri yapma mecburiyeti).9 Zımnen, “Cahiliyye Çağı’nın uygulamalarını terk ettiğinizi göstermek suretiyle” (Râzî). Başka bir deyimle, zihâr’ın telaffuzu, İslam öncesi dönemde olduğu gibi bir boşama olarak görülmeyecek, sadece keffâretle telafî edilmesi gereken bir haksız fiil olarak değerlendirilecektir.