close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Meryem Sûresi 87. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lâ yemlikûne-şşefâ’ate illâ meni-tteḣaże ‘inde-rrahmâni ‘ahdâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Rahmandan ahd almış olanlardan başkaları şefaat de edemez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Rahman’ın katında ahit almışların (samimi ve seçkin kullarının) dışında (onlar asla) şefaate de malik olmayacaklardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sınırsız rahmet sahibi Rahman olan Allah katında söz ve izin alandan başkasının şefaate gücü yetmez.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rahmet sahibi Rahman olan Allah katında imanları ile, İslâm'daki sadakatleri ile, rızâyı ilâhîye mazhar olan amelleri ile taahhüt alanların, söz alanların dışında kimse şefaatten nasiplenemeyecek.
Ahmet Varol
swap_vert close
Rahman'ın katında bir ahid almış olanların dışındakiler şefaat hakkına sahip olamazlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Rahmanın katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Rahman'ın katında bir ahd (iman edip söz ve izin) almış olan kimseden başkaları şefaat etmeye sahip olamıyacaklardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İman edip Rahman olan Allah’tan bir söz alan hariç, hiç kimse o gün şefaate sahip olamaz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
O gün, Rahmân'ın katında bir söz almamış olandan başkası asla şefaatte bulunamayacaktır.
Besim Atalay
swap_vert close
Hiç şefaat bulamazlar, Allah ile ahdi bulunan başka
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Rahman'ın huzurunda, söz almış olanlar dışında hiç kimseye şefaat edemeyecek. 
Bkz. 2/123, 255, 10/3, 20/109, Ayrıca şefaat konusunda Sebe 34/23. ayetinin dipnotuna bakabilirsiniz.Şefaat konusundaki ayetleri değerlendirirken çıkış yolumuz; “Şefaat yetkisi tamamıyla ve sadece Allah’a aittir.” (Zümer 39/44) ayeti olursa konuyu anlamakta zorlanmayız ve ona buna şefaat yetkisi vererek başkalarına kulluk etmeye ve böylece kendimizi kandırmaya kalkmayız. “Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiç kimseden (azaptan kurtulmak için) herhangi bir şefaat (bedel ve karşılık) kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.” (Bakara 2/48) “Hiç kimsenin başkasına bir yararının olmayacağı, hiç kimseden fidye kabul edilmeyeceği, hiç kimseye şefaatin yarar sağlamayacağı ve onların hiçbir yerden yardım görmeyeceği günden sakının!” (Bakara 2/123) Herkesin şefaatçisi kendi amelleridir. Herkes yaşadıklarının karşılığını alacaktır.“İnsan için ancak çalıştığı vardır. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. Sonra da çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.” (Necm 53/39-41) “Her kim doğru ve güzel bir iş yaparsa kendi iyiliği için yapmış olur, kim de kötülük işlerse kendi aleyhine işlemiş olur. Ve sonunda hepiniz Rabbinize döndürüleceksiniz.” (Casiye 45/15)“Kim zerre miktarı bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecek. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük yapmışsa, onun cezasını görecektir.” (Zilzal 99/7-8)“O gün kimsenin kimseye faydası olmaz. O gün bütün yetkiler sadece Allah'a aittir.” (İnfitâr 82/19)  
Cemil Said
swap_vert close
85, 86, 87. Allâh’dan korkan âdemleri ikrâm ile huzûrumuzda cem’ ve mücrimleri cehenneme sevk ideceğimiz gün Rahmân ile ’ahid itmemiş olan hiç bir kimse şefa’at idemiyecekdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Rahman'ın katında bir ahd almış olandan başkası asla şefaatte bulunamıyacaktır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(O gün) Rahmân’ın katında söz ve izin alandan başkasının şefaat hakkı olmayacaktır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
85, 86, 87. Takvâ sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'ın huzurunda topladığımız, günahkârları da susuz olarak cehenneme sürdüğümüz gün, Rahmân nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefâata güçleri yetmeyecektir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Rahman'ın yanında söz almış olanlardan başkası şefaat (aracılık) edemez.
Kuran, peygamberleri ve evliya denilen kimseleri putlaştıran kimselerin ileri sürdüğü şefaat anlayışını tümüyle reddeder (2:48; 10:18). Yargı gününde tüm yetki Tanrı'nın elindedir. Kuran'ın kabul ettiği şefaat, Tanrı'nın hükmünü tasdik etmekten başka bir şeye yaramayan etkisiz bir faktördür (78:38). Peygamberler ve erdemli insanlar cezayı hakkeden hiç kimseyi kurtaramaz (9:80; 74:48). Muhammed peygamberin biricik şefaatı, kendisinden medet umanların beklediklerinin tersine olumsuz olacaktır (25:30). Bak:2:48.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(O gün) Rahmân (olan Allah)'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Rahmanın nezdinde bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaate malik olamıyacaklar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(O hesap günü) Rahmân’ (olan Allah) ın (manevi) huzurunda söz almış (şefaat hususunda kendisine izin verilmiş) olanlardan başkası, şefaat etme hakkına sahip olmayacaktır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Rahmân'ın yanında bir “ahd” edinmiş olan kimse hariç, bir şefaate¹ sahip olamayacaklar.²
1- Bağışlanmaya, yardıma. 2- Şefaat, Rahmân'ın hükümlerine tabi olan, onunla bağlantısını koparmamış olan, yaptığı “ahde” bağlı kalan kimselere yapılacaktır. Bunu da Allah yapacaktır. Şu husus çok önemlidir: Ayette, şefaat edecek kimselerden değil, şefaat olunacak kimselerden söz edilmektedir. Dolayısı ile Allah'ın yan ısıra başkasından şefaat ummak, buna inanmak şirkten başka bir şey değildir. Bak: 21: 47;39:44; 40:17,51; 41:46  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Çok esirgeyici (Allahın) nezdinde ahd edinmiş olanlardan başkaları şefaat (hakkına) mâlik olmayacaklardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(O gün,) Rahmân'ın katında söz (izin) almış olanlardan başkası şefâat (hakkın)a sâhib olmayacaktır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Dünyada iken) Rahmanın (sınırsız rahmet sahibi olan Allah’ın) katında ahit almışların (iman sözleşmesini yapıp buna sadık kalanların) dışında, (hiçbir) kimse şefaate (Rahman olan Allah’ın yardımını elde etme imkânına) malik olmayacaktıır.*
(*) 1- Burada -Şefaat, yardım anlamındadır. Çünkü En’am-51. ayette ليس لهم من دونه من ولي ولا شفيع)) ‘’ leyse lehüm min dünihi min veliyyin vela şefiin.’’ Yani ‘’O gün onlar için Allah’tan başka ne bir veli (hami, koruyucu) ve ne de bir şefaatçi (yardımcı) vardır’’ deniliyor. Eğer burada şefaat ‘’aracı’’ anlamında ise, o zaman bu ayete göre haşa Allah insanlar için aracı olur’’gibi saçma bir anlam çıkıyor. Çünkü ayette göre ‘’O gün şefaatçi yalnız Allah’tır. 2- Zümer-39/44. ayete de (قل لله الشفاعة جميعا)’’ Kul lillahiş şefaâtu cemiân’’ De ki bütün şefaat (yardımlar) Allah’a aittir (onun elindedir)’’ deniliyor. Demek ki bu ayetlerdeki şefaat yardım anlamında olup o da tamamıyla Allah’ın elindedir. Ahirette onun dışında hiçbir kimse başkasına şefaat/ yardım edemez... Meryem-87 ve Ta ha- 109. ayetlerine göre meleklerin şefaati ise, yeryüzündekilere, yani dünyada insanlara dua ve istiğfarda bulunmaktır. Ahirette ise, Allah’ın bağışladığı ve razı olduğu kimseleri cennete almak için görevli meleklere verdiği izindir. Yani o gün meleklerin şefaati, bazı insanlara dua, istiğfar ve ricada bulunmak değil, Allah’ın razı olduğu kimseleri Allah’ın izni ile cennete koymalarıdır… (Ayrıca şu husus çok önemlidir: Ayette, şefaat edecek kimselerden değil, şefaat olunacak kimselerden söz edilmektedir. Dolayısı ile Allah’ın yanı sıra başkasından (kıyamet günü Allah’tan başka birinden) şefaat/yardım ummak, buna inanmak şirkten başka bir şey değildir. Bak: 21: 47; 39: 43- 44; 40:17,51; 41: 46) (E. Aktaş Meali 87. Ayet Açıklaması) Ayrıca iman Allah’la sözleşmedir ve kişinin imanı ve ameli onun şefaatçisidir. Bütün şefaat âyetleri, şu âyet ışığında anlaşılmalıdır: “Şefaat /yardım tamamıyla sadece Allah’a aittir. Bu nedenle dünyadayken Kur’an’a uygun şekilde iman etmek ve ameli salih işlemek Allah ile akittir sözleşmedir. İşte buradaki ayet şefaat edenlerden değil, Allah’ın şefaatini/ yardımını/ hak edenlerden ve bu yardıma nail olanlardan söz ediyor. Konuyla ilgili detaylı bilgi için Ta Ha-109. ayetin açıklamasına bakılabilir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ancak o gün yalnızca Rahman’dan ahit alanlar şefaate (yardıma) kavuşurlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
esirgeyici’den söz almış olanlardan başkaları ise bağış diliyemiyeceklerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Esirgeyen Zat yanında ahit almış kimselerden [⁴] başka hiçbir fert şefaate mâlik olamayacaktır.
[4] İman ve takva sahiplerine veya şefaata mezun olanlara veya günahkârlardan yalnız mü'min olanlara şefaat olunur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Rahmân’ın katından bir söz almış olanlar hariç kimse şefaat hakkına sahip değildir.²³
23 Krş. Bakara, 2/48; Sebe’, 34/23; Mü’min, 40/18; Necm, 53/26; Müddessir, 74/48;  
Kadri Çelik
swap_vert close
Rahmanın katında ahit almışların dışında, (onlar) şefaate malik olamayacaklardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte O Gün, şefaat konusunda Rahmân’dan özel bir söz almış olanlar dışında, hiç kimse bir başkasının kurtuluşu için aracılık edemeyecektir.Şefaat eden de, ancak O’nun izin verdiği ve gerçekten bağışlanmayı hak eden kimselere şefaat edebilecektir. İnkârcılığın bir başka şekli daha var ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Rahmân’ın katında ahid almış kimseden başkası Şefaat’e mâlik olmaz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
O gün onların, Allah'tan söz alanlar dışında şefaatçileri de olmayacak...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenlerin lehine hiç kimsenin söz hakkı yoktur. O gün onlara konuşma izni de verilmez. O gün ancak Rahman’dan konuşma izni alanlar konuşabilir. Kimse kendiliğinden çıkıp onların lehine konuşamaz. Kaldı ki biz inkâr edenlere arka çıkanları, onlara destek verenleri de, onlarla birlikte cezalandırırız. Bize karşı tuzak kurmalarına imkân vermeyiz. Bizim katımızdaki şefaat, onların zannettiği gibi suçluları kayırma, verdiğimiz cezayı döndürme değildir. Bizim katımızdaki şefaat insanların gerçeğine şahit olmaktır. Her şefaatçi mutlaka gerçeğe şahit olur. Onların şefaatçileri onların inkârına onların suçlarına şahit olacaklar. Böylece cezaları kesinleşecektir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O gün Rahmân’ın katında söz alandan başkaları şefaat (etme iznin)e sahip olamayacaklardır. [*]
Bu ayet Enbiyâ 21:28, Zümer 39:43-44 ve Necm 53:26. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Rahman’ın yetki verdiği kimseler dışında hiç kimse bir başkasına şefâat,¹ edemez.
1 Şefâat: Yüce birinin huzurunda bir başkası için ricâ ve yalvarma ile yardımını istemek demektir. Şefâat, herkesten önce Allah’ın kendi elindedir. Ve Onun izniyle olur. Yani şefâat edecekleri Allah kendisi belirler. Şefâat izni olanlar da kendi dilediklerine değil, Allah’ın dilediklerine şefâat edebilirler. Geniş açıklama için Bk. (Elmalılı, Bakara: 255)  
Muhammed Esed
swap_vert close
[bu Günde, hayattayken] O sınırsız rahmet Sahibi’yle bir bağ, bir bağlantı içine girmiş olmadıkça ⁷⁴ kimse şefaatten pay alamayacaktır.
74 Lafzen, “Rahmân’la bir ahid yapan dışında ...” Hz. Peygamber’in önde gelen bazı sahâbîleri de içlerinde olmak üzere, klasik müfessirlere göre “Allah’la bir bağ, bir bağlantı içine girme” ifadesi, bu anlam akışı içinde, O’nun birliğini, eşsiz ortaksız olduğunu kabul etmek anlamını taşımaktadır; bu ifadenin daha geniş çağrışımları için bkz. 2. sure, 19. not. Sonuç olarak, Râzî’nin de belirttiği gibi, büyük günah sahipleri bile, hayattayken Allah’ın varlığına ve birliğine inanmış olmaları şartıyla -Kıyamet Günü’nde peygamberlere verilecek olan (bkz. 10:3 hk. 7. not) “şefaat/kayırma” hakkıyla sembolik olarak ifade edilen- Allah’ın bağışlamasını umabilirler.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O gün hiç kimse şefaat yetkisine sahip değildir ancak yapmış olduğu iman sözleşmesine sadık olanlara Rahman şefaat edecektir.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(İşte o gün) O Rahmet kaynağıyla yaptığı (iman) sözleşmesine sadık kalanlar dışında, hiç kimse için şefaat/kayırma söz konusu değildir.[²⁵⁴¹]
[2541] İman Allah’la sözleşmedir ve kişinin imanı ve ameli onun şefaatçisidir. Bütün şefaat âyetleri, şu âyet ışığında anlaşılmalıdır: “Şefaat yetkisi tamamıyla ve sadece Allah’a aittir.” (39:44)  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O gün Rahman'ın huzurunda (söz ve izin alandan başkalarının) şefaate güçleri yetmeyecektir.
Osman Fırat
swap_vert close
Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat etmeye malik değillerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şefaate mâlik olamayacaklardır, ancak Rahmân'ın nezdinde bir ahd alan müstesna.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Rahman'ın huzurunda, söz almış olanlar dışında hiç kimse şefaat edemeyecek.
Bunun mânası şudur: Şefaat ancak dünya hayatında Allah’a iman eden, dine inanan için geçerli olacaktır. Keza yalnız Rahman’ın izin verdiği kimse başkaları için şefaat edebilecektir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yalnız Rahman'ın huzurunda söz almış olanlardan başkaları şefa'at edemezler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O günde ancak Allâh Te'âlâ 'indinde 'ahdi olan (şefâ'ate me'zûn bulunan) şefâ'at idebilir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Orada) Rahman’dan söz almış olanlar[1] dışında kimse şefaat hakkına sahip olamayacaktır[2].
[1] Şirk günahı işlememiş olanlar. Çünkü "Allah, kendisine ortak koşulmasını (şirki) bağışlamaz#. Bunun altında olanları, tercih ettiği kişi# için bağışlar." (Nisa 4/48) [2] Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır. (El-Ayn, Müfredât). Mahşer günü kimseye şefaat edilmeyecektir. "Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden şefaat kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir." (Bakara 2/48) Dünyada insanlar birine destek olabilirler. "İyi bir işe destek veren ondan bir pay alır; kötü bir işe destek veren de ondan dolayı bir sorumluluk üstlenir." (Nisa 4/85) Bu ayetlere göre Cennete gitmiş biri, şirk günahı ile değil de diğer günahlarından dolayı cehennemde olan bir yakınını yanına isteyebilir. İster dünyada ister cehenneme gitmiş biri için olsun, şefaat ancak Allah'ın onayıyla olabilir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Rahman'ın katında bir söz almış olandan başka hiç bir kimse şefaat edemez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Rahmân'dan bir söz almış olanlar dışında hiç kimsenin o gün şefaat yetkisi olmaz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Rahman katında söz almış olandan başkaları şefaat imkânı bulamazlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
mālik olmayalar şafa'ata [163a] meger ol kim duttı Tañrı ķatında ķavl ķarar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlar şefā‘ate mālik olmazlar, illā ol kişilere ki Tañrı Ta‘ālā ḳatındaşefā‘ate lāyıḳ ola.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Rəhmandan əhd almış kəslər istisna olmaqla, qalanları (kafirlər) şəfaət etməyə qadir olmazlar. (Yalnız iman gətirib yaxşı işlər görənlər qiyamət günü Rəhmanın izni ilə şəfaət etməyə layiqdirlər).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They will have no power of intercession, save him who hath made a covenant with his Lord
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
None shall have the power of intercession, but such a one as has received permission (or promise) from ((Allah)) Most Gracious.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَا يَمْلِكُونَ
güç yetiremez
الشَّفَاعَةَ
şefâate
اِلَّا
an- cak
مَنِ
o kim-se ki
اتَّخَذَ
edinmiş
عِنْدَ
katında
الرَّحْمٰنِ
Rahmân'ın
عَهْداًۢ
bir söz
(O gün) Rahmân'ın katında bir söz (ve yetki) almış olanlardan başkası şefâata güç yetiremez.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
مَلَكَ
Fiil-I
م ل ك
Sahip oldu, malik oldu, güç yetirdi, hükümdarlık etti
شَفَاعَةٌ
İsim
ش ف ع
Şefâat
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
رَحْمٰن
İsim
ر ح م
Rahmân (Allah'ın esması, ismidir. Rahmeti herkesi ve her şeyi kuşatan demektir)
عَهْد
İsim
ع ه د
Ahid, söz