close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Meryem Sûresi 75. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kul men kâne fî-ddalâleti felyemdud lehu-rrahmânu meddâ(en)(c) hattâ iżâ raev mâ yû’adûne immâ-l’ażâbe ve-immâ-ssâ’ate feseya’lemûne men huve şerrun mekânen veed’afu cundâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
De ki: Kim sapıklıktaysa rahman, onun sapıklığını uzattıkça uzatır da sonunda azap olsun, kıyamet olsun, kendilerine vaat olunan şeyi görür bu çeşit adamlar ve görünce de bilirler kimin yurdu daha hayırlıymış ve kimin kuvveti daha zayıf.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
De ki: "Kim (Hakk’tan ve hayırdan) sapıtıp (küfre ve nankörlüğe kayarsa), Rahman ona, (istediği kadar) uzun bir süre tanısın (ve yularını oldukça uzatsın, ne çıkar… Ama mutlaka sonunda vakti gelip de), kendilerine va’ad edilen, ya azabı veya kıyamet anını gördükleri zaman, artık (o gün) kimin yeri ve durumu daha kötü (ve aşağılıkmış ve kimin çok güvendiği) askeri gücü (ve taraftar kesimi, aslında) daha zayıfmış, ileride bilecek (ve görüp anlayacak)lardır."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
De ki, kim sapıklık içindeyse, sınırsız rahmet sahibi olan Rahman, ona mühlet versin ne çıkar. Nihayet vaadedildikleri azabı veya kıyameti gördükleri zaman, kimin yer olarak daha kötü, destek ve dayanak olarak kimin zayıf olduğunu anlayacaklardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Kim hak yoldan uzak, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ederek başına buyruk bir hayat içindeyse, rahmet sahibi Rahman olan Allah, tehdit edildikleri azâbı, yenilgiyi veya kıyametin kopacağı ânı görecekleri zamana kadar ona mühlet versin. İşte o zaman, kimin mevkiinin daha kötü olduğunu, kimin askerî erkânının, ordusunun daha zayıf olduğunu öğrenecekler.” de.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 3/61; 62/6.  
Ahmet Varol
swap_vert close
De ki: "Sapıklıkta olana Rahman ne kadar mühlet verirse versin; sonuçta kendilerine vaadedileni, ya azabı veya kıyameti gördüklerinde kimin yerinin daha kötü ve askerinin daha zayıf olduğunu bileceklerdir."
Ali Bulaç
swap_vert close
De ki: 'Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatinigördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askerigücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), onlara de ki: “Kim dalâlette (küfürde) ise, Rahman ona mal ve evlâdca ziyadelik ve azgınlığında mühlet verir. Nihayet vaad olundukları azabı gördükleri vakit - Ya dünyada müslümanlar tarafından öldürülmeyi, yahut kıyamet günü Cehennem'i - artık bilecekler ki, kimin mevkii daha fena ve yardımcıları daha zayıfmış.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
De ki: “Kim sapıklık içinde ise, Rahman olan Allah ona mühlet ve imkân tanısın (tanır.) Nihayet kendilerine vaadedilen şeyleri: Ya azabı veya kıyameti gördüklerinde, işte o zaman kimin yerinin daha kötü ve askerlerinin daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
De ki: “Kim sapıklık içinde ise, Rahmân ona uzun bir süre tanısın. Sonunda onlar uyarıldıkları azabı veya kıyamet saatini görünce, o zaman kimlerin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir.”
Besim Atalay
swap_vert close
Diyesin ki: «Sapkınlıkta olanın süresini Allah uzatacaktır, söz verilmiş olan şeyi, ister azap, ister kıyamet onu gördüklerinde, hangi yer daha kötü, orduca kim arıktır bileceklerdir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahman (olan Allah) ona istenildiği kadar süre versin (ne çıkar). Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış görecekler/bilecekler!”
Cemil Said
swap_vert close
Ânlara di ki: "Allâh dalâletde olanların hayâtını temdîd idecek ve bir vakte kadarki kendilerine ihbâr olunan mücâzâtı gerek bu dünyâda ve gerek sâ’at-i mu’ayyende görecekler ve kimin mekânı daha fenâ ve kuvveti za’îf oldığını anlayacaklar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
De ki: "Sapıklıkta olanı Rahman ne kadar ertelese bile, sonunda tehdit edildikleri azabı ya da kıyamet gününü gördükleri zaman onlar kimin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha güçsüz olduğunu bilecektir."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
De ki: “Kim sapkınlık içinde ise dilerim Rahmân ona süre versin!” Sonunda kendilerine vaad olunanı; azabı veya kıyameti gördükleri zaman, konumu daha kötü, askeri daha zayıf olanın kim olduğunu öğreneceklerdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
De ki: Kim sapıklıkta ise, çok merhametli olan Allah ona mühlet versin! Nihayet kendilerine vâdolunan şeyi -ya azabı (müminler karşısında yenilgiyi), veya kıyameti- gördükleri zaman, mevki ve makamı daha kötü ve askeri daha zayıf olanın kim olduğunu öğreneceklerdir.
Edip Yüksel
swap_vert close
De ki, "Sapıklığa dalanlara Rahman bir süre verir. Cezayı veya dünyanın sonunu görünceye kadar... Kötü yere ve zayıf orduya kimin sahip olduğunu öğrenecekler."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlara de ki: "Kim sapıklık içinde ise, Rahmân ona mal ve evlatça ziyadelik ve azgınlığında mühlet verir. Nihayet kendilerine vaad edilen azabı, yahut kıyamet günü cehennemi gördükleri vakit, artık bilecekler kimin mevkii daha fena ve yardımcıları daha zayıfmış.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
De ki: kim dalâlette ise rahman onun istediği kadar meddini uzatsın, nihayet va'dolunacak şeyi gördükleri vakıt: ya azâb veya saat, o zaman bilecekler ki kimmiş o mevkıı daha fena ve iradesi daha zaıyf?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) De ki: “Sapkınlıkta olana, Rahmân (olan Allah) ne kadar mühlet verirse versin, sonuçta kendilerine vadedilen (dünyadaki) azabı veya hesap gününde cehennemi gördükleri zaman kimin mekânı (imkânı, mevki ve makamı) daha kötüymüş ve kimin taraftarları/yardımcıları daha zayıfmış bilecekler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
De ki: “Kim sapkınlıkta ise, Rahmân, ona vaat edilen şeyi; azabı veya saati görecekleri zamana kadar, zamanı uzatarak süre tanır. Böylece kimin yerce daha kötü ve taraftarca daha zayıf olduğunu yakında bilecekler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
De ki: «Kim sapıklık içinde ise çok esirgeyici (Allah), onu (n dünyalığını ve ipini) uzatdıkca uzatır. Nihayet va'd olunageldikleri şeyleri — ya azabı, yahud kıyameti — gördükleri zaman artık kimin yeri daha kötü, kimin cemâati (ve yardımcıları) daha zaîf imiş, bileceklerdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
De ki: “Kim dalâlette ise, o takdirde Rahmân ona ne kadar mühlet verirse versin; nihâyet kendilerine va'd edileni, ya (dünyadaki) azâbı ya da kıyâmeti gördükleri zaman, artık kimin yer cihetiyle daha kötü ve tarafdarca daha zayıf olduğunu yakında bileceklerdir.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm! Onlara) de ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman ona ne kadar geniş imkân (ve süre) verirse versin, nihayet vadedildikleri azabı veya (duruşma) saati(ni) gördükleri zaman, kimin yerce daha kötü ve adamca daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Deki “Kim sapıklık içinde kalmışsa, Rahman onun sapıklık halini artırarak uzatır. Taki, vaad edilen hesap gününde, ya azabın veya mutluluğun olduğunu görür. Sonra onlar o gün, hangi mekânın (kalınacak yer olarak) daha şerli olduğunu, güç ve kuvvet bakımından kimin daha zayıf orduya sahip olduğunu öğrenecekler.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
De ki: "Herkim sapkınlık içinde kalacak olursa Esirgeyici de onun gününü uzattıkça uzatır. Sonunda kendilerine söz verilen azabı, ya da kalkışı görünce artık kimin yeri daha kötü, kimin arkası daha yufkaymış göreceklerdir."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
De ki her kim sapıklıkta kalırsa esirgeyen Zat ona uzun müddet mühlet verir. Nihayet onlar kendilerine vaadolunan katil, esaret gibi azabı veya kıyamet azabını görünce o zaman hangisinin mevkii daha fena, hangisinin taraftarları daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise, Rahmân onlara istedikleri kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaat olunan azabı veya kıyameti [es-sâ’at] gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin adamları/askerleri daha zayıfmış bilecekler.”
Kadri Çelik
swap_vert close
De ki: “Kim sapıklık içindeyse, Rahman, kendilerine vaat edilen azabı ya da kıyameti görünceye kadar ona mühlet verir. Artık kimin makamı daha kötü, kimin askeri (gücü) daha zayıfmış, yakında bileceklerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Müslüman! Ekonomik ve sosyal güç sahibi olmakla şımaran ve bunu doğru yolda olmanın ölçüsü kabul eden, hak ettikleri azâbın şu ana kadar gelmemiş olmasını, doğru yolda olduklarının ispatı sayan bu zâlimlere de ki: “Her kim sapıklığı tercih ederse, Allah sonsuz merhamet sahibi olduğu için, onu öyle hemencecik helâk etmez. Aksine, hatâsını anlayıp tövbe etmesi için ona epey mühlet verir ve nihâyet onlar, kendilerine vaadedilen şeyi —ya azâbı, ya da Son Saati— gördükleri anda, işte o zaman anlarlar; bu iki gruptan hangisiymiş asıl kötü konumda olan; kimmiş gerçekte güçsüz ve âciz olan!”Kâfirlerin bunca baskılarına katlanan, hak ve adâlet uğrunda yılmadan mücâdele eden bahtiyârlara gelince:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
De ki: -“Kim Sapkınlık içindeyse, varsın Rahmân ona süre verip uzatsın! İster Azap olsun, ister Saat olsun, nihayet onlara vaad edilen şeyi gördükleri zaman, kim yer / makam bakımından en şerrli ve ordu olarak en zayıf, artık bileceklerdir”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm de ki: " yanlış yolda olana Allah ne kadar uzatma verirse versin, eninde sonunda sözü edilen cezayı ya bu dünyada ya da öbür dünyada çekecek ve kimin yeri daha kötü, kimin askeri daha zayıfmış yakında görecekler... "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara de ki; "Kim sapıklık içindeyse Rabbi O’na süre verir. O yaptığı kötülükleriyle öğünmeye devam etsin; ne çıkar? Onlar da ölecekler! Diriltilip hesaba çekilecekler. Hesap günü hak ettikleri cezaya çarpılacaklar. O gün övündükleri mallar, mülkler, mevkiler, makamlar yüzlerine çarpılacak! Etraflarında toplanan kalabalıklar dağılacak! Her biri bizleri siz saptırdınız diye suçlayacaklar. İşte o gün kimin yaşantısı daha iyi, kimin yaşantısı daha kötü bilecekler. Hesap günü onların malları, mevkileri, makamları, onları destekleyen çoğunluklar, ateş olup onları yakacak!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Onlara) de ki: “Rahmân, sapkınlıkta olanın (süresini) uzatsın (ne çıkar)! Sonunda ya (dünyadaki) azabı ya da o (Son) Saat’i gördükleri zaman, kimin konumunun daha kötü ve ordusunun daha güçsüz olduğunu anlayacaklardır.”
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed! Onlara): “Rahman (olan Allah), sapkınlık içerisindekilere ne kadar geniş imkân verirse versin, sonunda onlar vâdedilen azabı ya da kıyameti görünce; mevki ve makamı daha kötü ve askeri daha zayıf olanın kim olduğunu öğrenecekler.” de.
Muhammed Esed
swap_vert close
De ki: “Kim ki sapıklık içinde yaşıyorsa, sınırsız rahmet Sahibi onun ömrünü, yaşama imkanını çekip u-zatabilir!” ⁶¹ [Ve bırak ne söyleyeceklerse söylesinler, ⁶²] tâ ki, önceden uyarıldıkları [bu dünyadaki] azabı, ya da Son Saat[in gelip çatmasını] görünceye kadar: Çünkü o zaman [bu iki insan topluluğundan] varılacak yer olarak hangisinin daha kötü, destek ve dayanak olarak ⁶³ hangisinin daha zayıf olduğunu anlayacaklar.
61 Yahut: “ona bir mühlet verir”, ki belki, tuttuğu yolun yanlışlığını fark eder de doğru yola döner; bunun içindir ki, her mümin, günah içinde olanlar için doğru yola dönmeleri yönünde dua etmekle emrolunmaktadır.62 Bu ilave, hakkı inkar edenlerin 73. ayette bahsi geçen “söz”lerine atıf içindir ve onunla bağlantılıdır (Zemahşerî).63 Lafzen, “destek” ya da “kuvvet olarak” (cünden): Bu anlam örgüsü içinde, hem maddî kaynakları, hem de iyi amaçlar doğrultusunda bunlardan yararlanma imkan ve becerisini işaret eden bir ifade.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
De ki: – Dalalet bataklığına saplananlara Rahman varsın bu dünyada biraz mühlet versin ne çıkar. Nihayet o saat bu dünyanın bozulmasını ya da uyarıldıkları cehennem azabını gördüklerinde işte o zaman anlayacaklar kimin konum olarak daha kötü, kimin daha zayıf ve güçsüz olduğunu. 2/126, 6/44, 19/73, 28/58...82
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
De ki: “Sapıklığın içine dalan kim olursa olsun; O rahmet kaynağı onun süresini uzattıkça uzatsın! Ta ki kendilerinin tehdit edildikleri şeyi -ister (bu dünya) azabı olsun, ister Son Saat olsun- görünceye kadar… İşte o zaman, kimin konumca daha kötü ve güç olarak daha zayıf olduğunu öğrenecekler.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) O zalimlere de ki: "Rahman sapıklıkta direnenin günlerini uzattıkça uzatır. (Onlara diledikleri dünya varlığını çok bol olarak da verir. Bunların ise Rableri katında hiçbir değeri yoktur. ) Tehdit edildikleri azabı ve ya kıyamet gününü gördüklerinde, kimin makamının ve yardımcısının daha güçsüz olduğunu anlayacaklardır.
Osman Fırat
swap_vert close
(Ey Muhammed!) De ki: "Kim dalalet içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Ta ki kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin adamları/askerleri daha zayıfmış bilecekler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
De ki: «Her kim sapıklık içinde ise onun için Rahmân uzattıkça uzatsın (onlara dilediklerini versin) ne ehemmiyeti var! Vaktâ ki, vaadolunduklarını, ya azabı veya Kıyamet gününü görürler, artık mekanca daha şerli ve yardımcılarca daha zayıf kim olduğunu bilmiş olacaklardır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
De ki: Dini inkâr edenlere Rahman biraz mühlet versin, bundan ne çıkar? Ama işin sonunda, onlar kendilerine vâd olunan azabı veya kıyameti görünce işte o zaman öğrenecekler: kimmiş mevkii daha düşük ve kimmiş asker ve maiyyeti daha zayıf! [3, 61; 62, 6]
Süleyman Ateş
swap_vert close
De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman ona süre versin (ne çıkar). Nihayet va'dedildiklerini azabı veya (Duruşma) sa'ati(ni) gördükleri zaman, kimin yerce daha kötü ve adamca daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Di ki: "Dalâletde olan kimseye Allâh Te'âlâ uzun ömürle mühlet virir. Hattâ yâ 'azâb veyâ kıyâmet olarak va'd olundukları şeyi gördüklerinde kimin mekânen şerli ve kuvveten za'îf oldığını bilirler ve anlarlar."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
De ki “Kim sapıklık içindeyse varsın Rahman onun süresini uzatsın. Nasıl olsa tehdit edildikleri azabı, ya da kıyamet saatini görünce kimin yerinin daha kötü, kimin arkasının daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir.”
Şaban Piriş
swap_vert close
De ki: -Rahman, sapıklıkta olan kimseye arttırdıkça artırır. Sonunda vaat olundukları azabı veya kıyameti gördükleri zaman kimin yerinin daha kötü, kimin ordusunun daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
De ki: Sapıklıkta olana Rahmân ne kadar mühlet verirse versin; kendilerine vaad olunan şeyi—ister azap olsun, ister kıyamet—gördüklerinde öğrenecekler kimin mevkii daha kötü, kimin ordusu daha zayıfmış!
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
De ki: "Her kim sapıklıkta ise Rahman ona iyice süre versin. Nihayet, kendilerine vaat edileni, azabı veya kıyametin kopuşunu gördüklerinde mekânca daha kötü, taraflarca daha zayıf olanın kim olduğunu bilecekler."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyit iy muḥammed “ol kim oldı azmaķlıķ içinde uzadı virür anuñ içün Tañrı uzatmaķlıķ.” tā ķaçan kim [162b] göreler anı kim va'de virilmişlerdür yā 'aźābı ya'nį depelerımek yā esirlik yā ķıyāmeti pes tįzden bileler anı kim ol yavuzıraķdur yirdin yaña daħı ża'ifıraķdur südin yaña.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit yā Muḥammed: Kim ki azġunluḳ içinde olsa, Tañrı Ta‘ālā aña mühletvirür bir zamāna degin, özlerine va‘de olan nesneyi, ya ‘aẕābı dünyā dirligin‐de, yā ḳıyāmeti cehennem ‘aẕābı bile. Anlar bilseler gerek kim şer üsti‐nedür yirlerinde, daḫı ża‘īfdür çeriler içinde.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) De: “(Bizdən və sizdən) kim zəlalət içindədirsə, qoy Rəhman ona (öz zəlalətində qalmaq üçün) uzun müddət möhlət versin”. Nəhayət, və’d olunduqları ya əzabı, ya da qiyamət gününü gördükdə onlar kimin məqamının daha pis, kimin tərəfdarlarının daha zəif olduğunu biləcəklər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Say: As for him who is in error, the Beneficent will verily prolong his span of life until, when they behold that which they were promised, whether it be punishment (in the world), or Hour (of Doom), they will know who is worse in position and who is weaker as, an army.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Say: "If any men go astray, ((Allah)) Most Gracious extends (the rope) to them, until, when they see the warning of Allah (being fulfilled) - either in punishment(2520) or in (the approach of) the Hour,- they will at length realise who is worst in position, and (who) weakest in forces!
2520 Allah's wanting is that every evil deed must have its punishment, and that there will be a Hereafter, the day of Judgement, or the Hour, as it is frequently called. The punishment of evil often begins in this very life. For instance, overindulgence and excesses of all kinds bring on their Nemesis quite soon in this very life. But some subtler forms of selfishness and sin will be punished—as every evil will be punished—in its own good time, as the Hour approaches. In either case, the arrogant boasting sinners will realise that their taunt— who is best in position and in forces? (19:73)—is turned against themselves.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْ
de ki
مَنْ
kim
كَانَ
ise
فِي الضَّلَالَةِ
dalâlette
فَلْيَمْدُدْ
o taktirde mühlet versin
لَهُ
ona
الرَّحْمٰنُ
Rahmân
مَداًّۚ
bir müd- detle
حَتّٰٓى
nihayet
اِذَا
o va-kit ki
رَاَوْا
gördü- ler
مَا
o şe-yi ki
يُوعَدُونَ
kendilerine vaad ediliyor
اِمَّا
ya
الْعَذَابَ
azabı
وَاِمَّا
veya
السَّاعَةَۜ
o saati
فَسَيَعْلَمُونَ
artık bileceklerdir
مَنْ
o kim-seyi ki
هُوَ
o
شَرٌّ
daha kötü
مَكَاناً
yer ci- hetiyle
وَاَضْعَفُ
ve daha zayıf
جُنْداً
taraftarca
(Resulüm!) De ki: "Kim dalâlette ise Rahmân ona ne kadar mühlet verirse versin, ya kendilerine vaad edilen (dünyadaki) azabı ya da (kıyamet) saati(ni) gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş ve kimin taraftarları daha zayıfmış bileceklerdir."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ضَلَالَة
İsim
ض ل ل
Dalâlet
مَدَّ
Fiil-I
م د د
Mühlet verdi, sürükledi, uzattı, yaydı, (gözünü) dikti, yardım etti
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
رَحْمٰن
İsim
ر ح م
Rahmân (Allah'ın esması, ismidir. Rahmeti herkesi ve her şeyi kuşatan demektir)
مَدّ
İsim fiil
م د د
Müddet, uzatma
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
وَعَدَ
Fiil-I
و ع د
Telkin etti, vaad etti, tehdit etti, söz verdi, uyardı
اِمَّا
Edat
اِمَّا
Ya, ya da, yoksa, eğer
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اِمَّا
Edat
اِمَّا
Ya, ya da, yoksa, eğer
سَاعَة
İsim
س و ع
Saat, zaman
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
شَرّ
İsim
ش ر ر
Şer, şerli, en kötü
مَكَان
İsim
ك و ن
Yer, mekân, makam
اَضْعَف
İsim
ض ع ف
Daha zayıf
جُنْد
İsim
ج ن د
Ordu, taraftar