close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Meryem Sûresi 73. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ tutlâ ‘aleyhim âyâtunâ beyyinâtin kâle-lleżîne keferû lilleżîne âmenû eyyu-lferîkayni ḣayrun mekâmen veahsenu nediyyâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz, apaçık okununca kafir olanlar, iki bölükten dediler, hangisinin durağı daha hayırlı, meclisi daha güzel?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Çünkü) Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda, o inkâr edenler, iman edenlere demişlerdi ki: "İki gruptan (aramızdan) hangisi, (dünyalık) makam (ve imkân) bakımından daha iyi (ve hayırlıdır), topluluk (sayı ve saygınlık) bakımından da (sizden ve bizden hangimiz) daha güzeldir (ve etkin konumdadır?" şeklinde kibirlenip böbürlenmeye kalkışmışlardı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kendilerine ayetlerimiz açık bir şekilde okunduğu zaman, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler iman edenlere: “Bu iki insan topluluğundan, konum olarak hangisi daha üstün ve güçlü, meclis ve topluluk bakımından hangisi daha güzeldir?” deyip duruyorlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kendilerine açık seçik âyetlerimiz okunduğu zaman, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile küfre sapanlar, iman edenlere: “İki zümreden hangisinin mevki ve makamı daha hayırlı, danışma meclisleri daha güzeldir?” derler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 6/53; 26/111; 46/11.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda inkâr edenler iman edenlere derler ki: "İki gruptan hangisi makam bakımından daha iyi ve topluluk bakımından daha güzeldir?."
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda, o inkârcılar, iman edenlere derler ki: 'İki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha güzeldir?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Âyetlerimiz kendilerine açık olarak tecvid üzere okunduğu zaman, o inkâr edenler, iman edenlere dediler ki: “- Bu iki zümreden (mümin ve kâfirlerden) hangisi mevki bakımından daha iyi, meclis ve topluluk itibariyle daha güzeldir?”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ayetlerimiz apaçık olarak onlara okunduğu zaman o kâfir olanlar müminlere dediler ki: “Hangimizin makamı ve mekânı daha yararlı ve meclis arkadaşları daha iyidir?”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz apaçık okunduğu zaman, inkâr edenler inananlara, “Hangi grubun makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?” dediler.
Besim Atalay
swap_vert close
Bizim açık âyetlerimiz, onlara okununca, kâfirler inanlı olanlara derler ki: «İki bölükten hangisi makamca daha hayırlı? Dernekçe daha güzel?»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ayetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkârcılar, inananlara: “(Bu) iki topluluktan konum olarak hangisi daha üstün ve güçlü, hangisi daha seçkindir?” dediler.
Bkz. 6/53, 26/111, 46/11İki gurup: “Biri yoksul, geri kalmış dünyalık servetleri olmayan müminler, diğeri varlıklı, itibarlı, zengin ve sayıca çok müşrikler. Müşriklerin toplandığı yer Dar’ün-Nedve, Müslümanların toplandığı yer ise Dar’ül-Erkam.  
Cemil Said
swap_vert close
Kâfirlere âşikâr olan âyetlerimiz okundığı vakit mü’minlere: "Bizim iki fırkamızdan hangisi daha ’âlî bir makâmda bulunuyor. Daha güzel bir cemâ’at teşkîl idiyor?" diyorlar.[1]
[1] Biz kâfirler zenginiz, siz mü’minler fakirsiniz.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ayetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkar edenler inananlara: "Bu iki takımın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkâr edenler, inananlara, “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler.[349]
Allah’ın apaçık âyetlerini işitip onlara nazire yapmaktan âciz kalan inkârcılar, maddî ve dünyevî varlıklarıyla övünmeye başladılar. Bu âyet, onların bu yüzeysel düşüncelerine işaret etmektedir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kendilerine âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman inkâr edenler iman edenlere, “İki topluluktan hangimizin konumu daha üstün ve mensupları daha iyi?” diye sorarlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kendilerine âyetlerimiz ayan beyan okunduğu zaman inkâr edenler, iman edenlere: İki topluluktan hangisinin (hangimizin) mevki ve makamı daha iyi, meclis ve topluluğu daha güzeldir? dediler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine ayetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman inkar edenler inananlara, "Hangimiz daha gönençli ve hangimiz sayısal üstünlüğe sahiptir," derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman, o inkâr edenler, iman edenlere dediler ki :"Bu iki zümreden (Mümin ve kâfirlerden) hangisi mevki bakımından daha iyi, meclis ve topluluk itibariyle daha güzeldir?"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Âyetlerimiz kendilerine açık açık tecvid üzere okunduğu vakıt da o küfredenler dediler ki iyman edenlere: «bu iki ferikin hangisi makamca daha iyi ve meclis-ü mahfilce daha güzel?»
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlara açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman, inkâr edenler, îmân edenlere, “(Bir sizin imkân ve durumunuza bakın bir de bizim imkân ve durumumuza bakın ve söyleyin bakalım,) şu iki topluluktan, hangisinin makamı daha hayırlı, meclisi (mevkii) daha güzeldir? (Bize bunca zenginlik, imkân ve nimetlerin verilmiş olması, doğru yolda olduğumuzun ispatı değil midir?)” derler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Açıklayıcı kanıt içeren ayetlerimiz onlara okunduğu man¹, gerçeği yalanlayan nankörler, iman edenlere; “İki gruptan² hangisi konumu itibariyle daha hayırlı, çevresi bakımından daha itibarlıdır?” dediler.
1- Dünyada iken. 2- İnanan ve inanmayan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kendilerine açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman küfr (-ü inkâr) eden o adamlar mü'minlere: «İki zümreden hangisi ikaametgâh i'tibariyle daha hayırlı, meclis ve topluluk bakımından daha güzeldir?» dediler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İnkâr edenler ise, kendilerine âyetlerimiz (dünyada) açık açık okunduğu zaman, îmân edenlere: “O iki topluluktan (Mü'min ve kâfirlerden) hangisi makam cihetiyle daha hayırlı ve meclis i'tibârıyla daha güzeldir?” dedi(ler).
İhsan Aktaş
swap_vert close
İnkâr etmiş olanlar ise, kendilerine ayetlerimiz (dünyada) açık açık okunduğu zaman, iman etmiş olanlara: “İki gruptan (inananlarla, inkâr edenler) hangisinin dünyadaki konumu daha hayırlı ve görünüş olarak daha güzeldir” derler. *
(*) Genellikle peygamberlere ilk inananlar toplumun zayıfları ve fakirleridir. Onları inkâr edenler ise servet ve iktidar sahipleridir. Bu kesim inananları daima küçümsemiş, horlamış ve ezmeye çalışmıştır; Kur’an’da bunun örneklerine yer veren birçok âyet vardır. Hz. Peygamber Allah’ın âyetlerini açıkça okuyup da müminleri müjdelediği, müşrikleri de uyardığı zaman, o şımarık müşrikler gururlarına kapılarak, “Eğer bu iyi bir şey olsaydı bizi bırakıp da onlara gelmezdi!” (Ahkaf 46/11) diyerek kendilerinin daha üstün, müminlerin daha aşağı olduğunu ileri sürmüşler, onlara “Hangimizin konumu daha üstün ve mensupları daha iyi? Siz mi daha güzel konaklarda yaşıyorsunuz, biz mi?” şeklinde sorular yöneltmişlerdir. Gurura kapılmış olan müşrikler, ancak fakirleri yanından kovduğu takdirde Hz. Peygamber’in tebliğini dinleyebileceklerini bildirmişlerdir (bk. En‘âm 6/52-53).74. âyette bu kendini beğenmişlere, toprağı işleyerek bayındır ülkeler meydana getiren, sonra da inkârcılıkları yüzünden Allah’ın azabına uğrayan Âd ve Semûd gibi eski kavimlerin akıbetleri hatırlatılarak onların kalıntılarına bakıp ibret almaları tavsiye edilmektedir… Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 614-615)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Apaçık ayetlerimiz onlara okunduğunda, ayetlerimizi inkâr edenler, iman etmiş olanlara “İki guruptan (inananlarla, inkâr edenler) hangisinin dünyadaki konumu daha hayırlı ve görünüş olarak daha güzel” diye sorarlardı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kendilerine apaçık ayetlerimiz okununca tanımıyanlar inanlara dediler: "İki bölükten hangisi, sizinki mi, yoksa Bizimki mi, yerce, yurtca daha iyi, daha güzel?"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara apaçık olan âyetlerimiz okunduğu zaman, kâfir olanlar, mü/min olanlara iki fırkadan hangimizin mevkii daha iyi, derneği daha hoştur, derler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, inkâr edenler, inananlar için derler ki: “Belli iki gruptan [ferîkayn] hangisinin makamı daha hayırlıdır ve hangisinin mevkii/ meclisi [makâm] daha güzeldir?”²⁰ sormuştur. İşte bu ayet bunun için inmiştir. Rivayete göre Mekkeli bazı müşrikler Medine’ye gizlice giderek Yahudilerden peygamber kimdir, neler bilir, öğrenmek isterler. Onlar da Ruh, Ashab-ı kehf ve Zülkarneyn hakkında sual sormalarını telkin ederler. Bunun üzerine Hz. Peygamber’e gelip bu soruları sorarlar. Hz. Peygamber de yarın gelin cevap vereyim der. Fakat vahiy bir süre gelmez. Bunun üzerine onlar da “Rabbi Muhammed’i unuttu” diye dedikoduya başlarlar. Nihayet Kehf Sûresi nazil olur.
20 Allah’ın ayetlerine nazire yapmaya kalkıp da başarılı olamayan inkârcılar  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda, o küfre sapanlar, iman edenlere, “İki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha güzeldir?” derler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlara ne zaman apaçık birer belge olan ayetlerimiz tebliğ ve uyarı amacıyla okunsa, kâfirler iman edenlere, “Söyleyin bakalım!” diye hemen itiraz ederler, “Bir şu yoksul, geri kalmış müminlere bakın, bir de bize; bu iki topluluktan hangisi daha güzel bir konumda bulunuyor ve topluluk olarak hangisi daha iyi ve daha zengindir? Bize bunca nîmetlerin verilmiş olması, doğru yolda olduğumuzun ispatı değil midir? Bizim gibi üstün niteliklere sahip güçlü bir toplumun helâk olacağını mı iddia ediyorsunuz?”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Açık belgeler olarak bizim âyetlerimiz onlara okunacağı zaman inkâr etmiş olanlar, inanmış olanlara: “Bu İki Grup’tan hangisi makamca en hayırlı ve çevre bakımından en güzel?” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çünkü vaktiyle ayetlerimiz onlara tane tane okunurken, bu inkarcılar, inananları göstererek: " Acaba iki takımdan hangisi daha iyi ve daha üstün konumda ? " diye sorarlardı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar ayetlerimiz okunduğu zaman inkâr ederlerdi. İnananlar hakkında olumsuz düşünüyor kötü muhakeme yürütüyorlardı. İnananlarla alay ediyorlardı. Yaptıklarına bakmaksızın inananlara şöyle diyorlardı; “Bakın işte! İki topluluğuz! Sizler Allah’a inanıyor, Allah’ın yasalarına göre yaşıyorsunuz. Biz ise Allah’ın yasalarına göre yaşamıyoruz. Çıkarlarımız doğrultusunda yaşıyoruz. Dünyayı mamur etmek için elimizden geleni yapıyoruz. İşte hayatımız. İşte mevkiimiz makamımız malımız mülkümüz. Hangi toplumun dünyadaki mevkii, makamı, meclisi, topluluğu, malı mülkü daha çok, daha güzel?”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendilerine ayetlerimiz açıkça [tilavet] edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, kâfir olanlar iman edenlere “İki gruptan hangisinin konumu daha iyidir ve meclis (topluluk) olarak hangisi daha güzeldir?” derlerdi.
Mehmet Türk
swap_vert close
Kendilerine apaçık olan âyetlerimiz okunduğunda o kâfirler, îman edenlere: “İki gruptan¹ hangisinin makamı daha iyi, topluluğu daha güzeldir?” dediler.
1 Mekkeli müşriklerin toplantı yeri olan Dar’ün-Nedve ve Müslümanların toplantı yeri olan Dar’ül-Erkam’dan... Veya Müslümanlarla, müşriklerden...  
Muhammed Esed
swap_vert close
HAL BÖYLEYKEN, ne zaman ayetlerimiz bütün açıklığıyla kendilerine ulaştırılsa, hakkı inkara şartlanmış olan kimseler imana erişenlere: “(Bu) iki insan topluluğundan ⁵⁸ konum olarak hangisi daha üstün ve güçlü, topluluk olarak hangisi dahi iyi/daha seçkindir?” ⁵⁹ diye sorup dururlar.
58 Lafzen, “iki grup” ya da “iki parti”den: din ve ahlak sorunlarına yaklaşımlarındaki temel farklılıklarıyla karakterize edilen iki tip insan toplumu. (Bkz. bundan sonraki not.)59 Lafzen, “topluluk [ya da “meclis”] olarak daha iyi”. İnkarcıların ağzından verilen bu temsîl edici “ifade”, belâgat gereği soru üslubuyla, mutlak ahlakî ilkelere teslim olmaya yanaşmayan ve sadece geçici çıkar hesaplarının gösterdiği yolda gitmeye kararlı bir toplumdan yana, görünüş olarak makul ama derine inildiğinde çürük ve asılsız olan bir iddiayı dile getirmektedir. Böyle bir toplumsal düzende, maddî başarı ve iktidar çoğu zaman tüm metafizik kaygıları -özellikle de Allah’ın öngördüğü ahlakî standartlarla bağdaşan metafizik kaygıları- bile-isteye kısmen ya da tamamen bir kenara bırakmanın sağladığı bir nimet olarak görülmektedir. Bu görüş, bu tür kaygıların özgür ve sınırsız “ilerleme” yolu üzerinde insanın karşısına çıkan bir engelden başka bir şey olmadığı inancına dayanmaktadır. Ayrıca belirtmeye gerek yok ki, en vecîz ifadesini modern söylemdeki “Din halkın afyonudur” sözünde bulan bu tutum, insanın toplumsal hayatının -tabii, bununla gerçekten “iyi” olan bir hayat tarzı kasdediliyorsa- belirli birtakım ahlakî ilke ve yasaklara dayandırılması gerektiği yönünde gelişmiş bütün dinlerin ittifakla dile getirdiği anlayışa taban tabana zıttır. Bu ahlakî ilke ve sınırlandırmaların, mahiyetleri gereği, maddeci eğilimlere kendini kaptırmış toplumlara hükmeden ve onları -başkalarında ve manevî planda da kendilerinde yol açtıkları tahribata bakmaksızın- geçici bir süre için maddî refah ve üstünlüğe kavuşturan ilkesiz ve dizginsiz güç ve iktidar mekanizmalarını işlemez hale getirmeleri tabiidir: Fakat insanın bencilliği ve iktidar hırsı üzerinde tam da bir fren rolü oynadıkları içindir ki, ancak bu ahlakî ilke ve sınırlandırmalar -ve sadece bunlar- bir cemaati, maddeci toplumun tutsak olduğu sonu gelmez tüketici, yoksullaştırıcı iç gerilimlerden, düş kırıklıklarından kurtarabilir; buna bağlı olarak, daha organik ve dolayısıyla daha kalıcı bir toplumsal huzur ve esenlik getirebilirler. Kısacası, “hakkı inkara şartlanmış olanların” ağzıyla ifade edilen belâgat gereği soruya karşı Kur’an’ın, vecîz bir üslup içinde dile getirilen cevabı budur.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
(Dünyada iken) Kendilerine ayetlerimiz apaçık bir şekilde okunduğunda ayetlerimize inanmayanlar iman edenlere derlerdi ki; Bu iki gruptan hangisi makam ve mevki olarak daha üstün ve toplum nezdinde daha itibarlı? 19/75-81
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
NE Kİ, hakikatin apaçık belgeleri olan âyetlerimiz ne zaman kendilerine ulaştırılsa, küfürde ısrar edenler imanda sebat edenlere şöyle sorarlar: “(Siz ve biz) bu iki guruptan hangisi konumca daha üstün ve hangisi daha hatırlı bir çevreye mensupmuş?”[²⁵³¹]
[2531] İki gurup: Biri sorumlu diğeri sorumsuz iki ayrı hayat tarzı, iki ayrı duruş, iki ayrı algı biçimi…  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(O zalimler ki) kendilerine -dünyadayken- ayetlerimiz okunduğunda böbürlenerek, iman edenlere: "Söyleyin bakalım, hangimizin makamı ve ev ile barkı daha güzeldir! (Eğer hak sizin tarafınızda olsa idi, sizin servetiniz, ve itibarınız böyle bizimkinden daha aşağı durumda olmazdı.)" derler. (Böylece ahireti düşünmez zevk ve sefa içinde yaşamayı tercih ederlerdi, tarihten de ibret almazlardı.. oysa)
Osman Fırat
swap_vert close
Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkâr edenler, iman edenlere, "İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer makamca hayırlıdır ve konum olarak meclisi daha güzeldir?" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman kâfir olanlar, imân etmiş olanlara dedi ki: «İki fırkadan hangisi makamca daha hayırlıdır, meclisce daha güzeldir?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Âyetlerimiz kendilerine açık açık okunduğu zaman o kâfirler iman edenlere dediler ki: (Bu uhrevî ve manevî halleri bir tarafa bırakalım, dünya hayatının realitesine bakalım) “Bu iki zümreden, mümin ve kâfirlerden hangisinin makamı daha üstün, grup ve topluluğu daha muteberdir? ” [6, 53; 46, 11; 26, 111]
Kâfirlerin sırf geçici menfaatlere şartlanmalarını âyet pek beliğ bir şekilde beyan buyurmaktadır. Öyle ki onlar o halleri değil düşünüp anlamaya çalışmak, söz olarak bile işitmek istemiyorlar, kendilerine yapılan tebliğ, adeta bir “sağırlar diyaloguna” dönüşüyor. Onlar dünyayı kazanmak ve yaşamak için dinden uzak kalmak gerektiği düşüncesine kapıldılar. Fakat bu çok kısa ve dar görüşlülüktür. Zira onların beğenmedikleri müminler, kısa zamanda dünyada da çok ilerlediler, zengin ve azgın kâfir önderler ise perişan oldular.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, inkar edenler, inananlar için "İki topluluktan hangisinin makamı daha hayırlı, meclisi (mevkii) daha güzeldir?" derler.
Kâfirler, Allah'ın âyetlerine nazîre yapmaktan, fikren yanıt vermekten âciz kalınca kendilerinin sosyal durumlarıyle övündüler. "Baksana bizim mevkiimiz yüksek, adamlarımız çok, itibarımız fazla. Müslüman olanlar ise yoksul insanlar. Biz onlardan daha iyiyiz" dediler. İşte âyet, onların bu yüzeysel düşüncelerine işâret etmektedir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlara âyât-ı beyyinâtımız tilâvet olundukda kâfirler mü'minlere: "Bizim hangimiz gerek mevkî' ve gerek servet i'tibârıyla daha iyi ve daha hayırlıdır." dirler. [¹]
[1] Ehl-i Mekke Fukarâ-yı ashâba kendi zînet ve mallarıyla tefâhur idüb "Bizim makâmımız mı iyidir sizin bu hâl-i zarûret ve sefâletiniz mi iyidir" didiklerinde onlara cevâben bu ve bundan sonraki âyet-i kerîme nâzil olmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kendilerine, birbirini açıklayan ayetlerimiz okununca bu kâfirler müminlere şöyle derlerdi: “Bu iki kesimden hangisinin konumu daha iyi, çevresi daha etkindir. (Biz mi,onlar mı?)”
Şaban Piriş
swap_vert close
Ayetlerimiz kendilerine okununca, kafir olanlar iman edenlere: -Bu iki gruptan hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir? dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerine apaçık âyetlerimiz okunduğunda, inkâr edenler iman edenlere dediler ki: “Bu iki topluluktan hangisi daha üstün bir mevki ve toplum içinde?”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz açık-seçik okunduğunda, inkâr edenler inananlara şöyle derler: "İki zümreden hangisi makamca daha üstün, meclisce daha güzel?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan kim oķınsa kāfirler üzere āyetlerümüz rūşan eyleyiciler eyitti anlar kim kāfir oldılar anlara kim įmān getürdıler “ķanķısı iki bölüġüñ yigrekdür yirdin yaña daħı görklürekdür dimek yirdin yaña?”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan oḳunsa anlar üstine bizüm bellü āyetlerümüz eydür kāfirlerīmān getürenlere: Ḳanḳı ṭāyifenüñ menzili ḫayrludur, daḫı maḳāmıyigrekdür? dirler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ayələrimiz özlərinə açıq-aşkar oxunduğu zaman kafir olanlar iman gətirənlərdən: “Bu iki tayfadan hansının (bizim, yoxsa sizin) məqamı daha yaxşı, hansının məclisi daha gözəldir?” – deyə soruşarlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when Our clear revelations are recited unto them those who disbelieve say Unto those who believe: Which of the two parties (yours or ours) is better in position, and more imposing as an army?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When Our Clear Signs are rehearsed to them, the Unbelievers say to those who believe, "Which of the two sides is best in point of position? Which makes the best show in council?"(2519)
2519 The Unbelievers may, for a time, make a better show in worldly position, or in people's assemblages where things are judged by the counting of heads. But Truth must prevail even in this world, and ultimately the positions must be reversed.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o  vakit ki
تُتْلٰى
okunur
عَلَيْهِمْ
kendilerine
اٰيَاتُنَا
âyetle- rimiz
بَيِّنَاتٍ
apaçık
قَالَ
dedi
الَّذ۪ينَ
o kim-seler ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
لِلَّذ۪ينَ
o kimse-lere ki
اٰمَنُٓواۙ
iman ettiler
اَيُّ
han- gisi
الْفَر۪يقَيْنِ
iki topluluktan
خَيْرٌ
daha hayırlı
مَقَاماً
makam cihetiyle
وَاَحْسَنُ
ve daha güzeldir
نَدِياًّ
meclis itibarıyla
Hâl böyleyken, kendilerine apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman kâfirler iman edenlere dediler ki: "İki topluluk (olan mü'min ve kâfirler)den hangisi(nin dünyadaki) makam(ı) daha hayırlı, meclis (ve topluluğ)u daha güzeldir?"
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
تَلَى
Fiil-I
ت ل و
Okudu, tilavet etti, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَىّ
Soru eki
اَىّ
Hangi, hangisi, nasıl
فَرِيق
İsim
ف ر ق
Zümre, kısım, grup, taraf, topluluk
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
مَقَام
İsim
ق و م
Makam
اَحْسَن
İsim
ح س ن
Daha güzel, en güzel
نَدِيّ
İsim
ن د و
Meclis, topluluk