close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Meryem Sûresi 27. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feetet bihi kavmehâ tahmiluh(u)(s) kâlû yâ meryemu lekad ci/ti şey-en feriyyâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Çocuğunu kucağına alıp kavmine gelince ey Meryem dediler, gerçekte de pek büyük bir iş işledin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Böylece Onu (Hz. İsa’yı kucağında) taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten (çok kötü ve) şaşırtıcı bir şey yapmışsın!"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bir süre sonra, çocuğunu kucağında taşıyarak kavmine döndü. “Ey Meryem!” dediler. “Sen gerçekten tuhaf bir iş yaptın.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sonra Meryem kucağında Îsâ ile kavmine geldi. “Ey Meryem, sen görülmemiş bir şey, korkunç bir şey yaptın.” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Nihayet onu yüklenerek kavmine getirdi. Dediler ki: "Ey Meryem! Andolsun sen şaşırtıcı bir şey yaptın!
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: 'Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonra ona (çocuğu İsâ'yı) yüklenerek kavmine getirdi. Ona dediler ki: “- Ey Meryem! Doğrusu, sen acaip bir şey (babasız çocuk) getirdin.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sonra onu taşıyarak kavmine getirdi: “Ey Meryem! Andolsun, sen çok acayip bir şey getirdin.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Nihayet onu kucağında taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!”
Besim Atalay
swap_vert close
Meryem onu yüklenerek, ulusuna gelincek dediler ki: «Ey Meryem! Ne kötü bir iş getirdin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bir süre sonra bebeğini kucağına alıp yakınlarının yanına döndü. (Bebekle döndüğünü gören yakınları) dediler ki: “Ey Meryem, sen çok utandırıcı bir suç işledin.”
Cemil Said
swap_vert close
27, 28. Meryem çocığı kucağına alub kavmi nezdine gitdi. "Ey Meryem senin başına gelen çirkin bir vak’adır, Ey Hârûn’un hemşiresi senin pederin sû-i ahvâl sâhibi değil idi vâliden de fenâ kadın değil idi bu çocuk nasıl hâsıl oldı?" didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
27,28. Çocuğu alıp kavmine getirdi, onlar: "Meryem! Utanılacak bir şey yaptın. Ey Harun'un kızkardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonra çocuğu kucağına alarak topluluğuna getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Gerçekten sen çirkin bir şey yaptın!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Nihayet onu (kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!
Edip Yüksel
swap_vert close
Onu alıp halkına getirdi. "Meryem, sen şaşılacak bir şey işledin!," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra Meryem onu (İsa'yı) yüklenerek kavmine getirdi. Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Derken onu yüklenerek kavmine getirdi, hey Meryem! Dediler: alimallah yumurcak bir şey getirdin
Emrah Demiryent
swap_vert close
Nihâyet onu (Îsâ’yı, kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Gerçekten sen (daha önce atalarımızda görülmemiş) korkunç, çirkin bir iş yaptın!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra onu kucaklayarak halka getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Doğrusu sen olmayacak bir şey yaptın.”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Derken onu yüklenerek kavmine getirdi. Dediler: «Hey Meryem, andolsun sen acâib bir şey yapmışsın».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nihâyet (Meryem) onu (çocuğu) yüklenip kavmine getirdi. (Onlar) dediler ki: “Ey Meryem! Gerçekten görülmemiş (kötü) bir iş yapmışsın!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Bir zaman) sonra onu (çocuğunu) kavminin yanına taşıyarak getirdi. (Onlar evli olmayan Meryem’in bir çocuğu olduğunu görünce) Dediler ki: Ey Meryem! Gerçekten sen iğrenç bir şey yapmışsın!*
(*) Âyette güzel bir detay vardır. Yeni doğan bebek yürüyemeyeceği için zaten kucakta getirilir. Bu yaştaki bir bebek için ‘’Onu getirdi, bebeği ile geldi.’’ gibi bir ifade kullanılması yeterli iken (تحمله) ‘’Onu kavminin yanına taşıyarak getirdi.’’ ifadesi çocuğun yürüyebilecek yaşta olmasına rağmen onu taşıyarak getirdi şeklinde bir detay verilmektedir. Fiilin anlam yapısı başka bir araçla taşıma anlamı da vermektedir. Mesela: Bakara-248:(تحمله الملائكة )‘’Melekler o sandığı taşyorlardı’’şeklindeki ayete göre, onu omuzlarında değil, iki sığırla taşıyorlardı. وبعث الله ملائكة تسوق البقرتين حتى دخلتا على بني إسرائيل وهذا هو حمل الملائكة للتابوت في هذه الرواية (القرطبي) İşte bu da onun gibidir. Ayrıca kavmine getirdi ifadesinden de çocuğu kavminden uzak bir yerde yetiştirip büyüttüğüne dair bir başka ayrıntıdır. Her ne kadar yıllar geçse de yine de bu olaya tepki göstermektedirler. Kaynak: (Kurandan Hayata) Ayrıca ‘’(kucağına) alıp getirdi’’ şeklindeki bazı meallerin kullandığı ifade ise ayette yoktur. Yani Hz. İsa mümeyyiz [7 yaş ile bulûğ çağı arası] çağına geldikten sonra annesi onu alıp kavmine getiriyor. Buna iki örnek vermek istiyorum: 1) Mesela: Biri Ahmet ve Ayşe’nin durumlarını soruyor: Ben de ’’Onlar evlenip çocuk sahibi oldular’’ diye cevap veriyorsam, benim bu sözümden, bunlar evlenir evlenmez hemen çocuk sahibi oldular anlamı çıkıyor mu? Hayır! Çünkü bunlar evlendikten seneler sonra çocuk sahibi olmuş olabilirler. 2) Naziat- 16 - 20: ‘’Hani, Rabbi ona (Musa’ya) Kutsal Vâdide, Tuvâ’da şöyle seslenmişti: “Firavun’a git, çünkü o gerçekten azmıştır. Ona de ki: “Arınmak istemez misin? Sana, Rabbine giden yolu göstereceğim, böylece saygı duyarsın, Derken Mûsâ ona en büyük mucizeyi gösterdi’’ şeklindeki ayetten yüce Allah’ın Hz. Musa’ya Firavun’a gitme emrini verdikten hemen sonra sanki ona o büyük mucizeyi göstermiş gibi anlaşılıyor. Hâlbuki Musa’nın vahiy aldığı kutsal vadi ile Firavun’un kaldığı yer arası yüzlerce km. vardı. Bu nedenle Hz. Musa’nın Firavun’un kaldığı yere varması haftalar ve belki de aylar sürmüş olabilir. İşte bu ayette de aynı anlatım tarzı vardır. Çünkü Naziat-20. ayette (فأراه)’’ feerahu’’ ifadesi ile fe harfi kullanıldığı gibi, burada da (فَأَتَتْ) ‘’feetet’’ ifadesiyle de aynı fe harfi kullanılmıştır. Ayrıca, Al-Fakhr Al-Razi tefsirinde Meryem’in doğum anı ile çocuğunu kavmine getirmesi arasında uzun bir zaman geçmiş olması ihtimal dışı olmadığını söylüyor. Yani doğumu üzerinden uzun bir zaman geçtikten sonra onu alıp kavmine getirmiş olabilir. Çünkü ayette doğum ile onu alıp kavmine getirmesi arasında ne kadar zaman geçtiği tayin edilmemiştir. (الله اعلم) القرآن لا يُعنى بإيراد دقائق التفاصيل التاريخية، لذا ينتقل في قصصه من لحظة زمنية إلى أخرى دون الالتفات إلى طول أو قصر الفترة الزمنية الفاصلة بين اللحظتين، فهدفه توظيف قصص الرسل والأنبياء والصالحين في هداية ونفع الناس...الفخر الرازي في تفسيره لم يستبعد أن يكون هناك فاصل زمني طويل نسبياً بين لحظة الولادة وقدوم السيدة مريم على قومها، ويبرر ذلك بقوله (وليس في القرآن ما يدل على التعيين)، وطالما أن القرآن لم يحدد مدد الفواصل الزمنية بين ولادة المسيح وكلامه الحكيم؛ فلا نستطيع الجزم بأنها كانت متلاحقة بحيث توصلنا إلى فرضية كلام الصبي الرضيع.الذي أراه من خلال قراءة أحداث قصة السيدة مريم في القرآن؛ أنها غادرت قرية قومها بعد حملها، وولدت في منطقة أخرى، وبعد بضع سنوات أتت به قومها تحمله (فَأَتَتْ بِهِ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْئًا فَرِيًّا، يَا أُخْتَ هَارُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ امْرَأَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ أُمُّكِ بَغِيًّا، فَأَشَارَتْ إِلَيْهِ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِي الْمَهْدِ صَبِيًّا، قَالَ إِنِّي عَبْدُ اللَّهِ آتَانِيَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنِي نَبِيًّا، وَجَعَلَنِي مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنتُ وَأَوْصَانِي بِالصَّلَاةِ وَالزَّكَاةِ مَا دُمْتُ حَيًّا، وَبَرًّا بِوَالِدَتِي وَلَمْ يَجْعَلْنِي جَبَّارًا شَقِيًّا، وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدتُّ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا) مريم:27-33.ويؤيد ذلك أن الكلام الحكيم الذي صدر من الصبي لا بد أن يكون قد تمهد له من العمر ما يجعله قادراً على الاستيعاب والفهم، فعندما أتت به مريم قومها كان صبياً مُمَيِزاً يَعي ما يقول، وعندما وصلت بادرها قومها بالهجوم والاتهام بعد غياب كل تلك السنين، إذ لو كانت بين أظهرهم في الفترة الماضية لما بادروها بسيل الاتهامات فاستنكر قومها ذلك وتعجبوا منه؛ لأنهم حسبوه صبياً لا يُميِز ما يجري حوله، وكونه في المهد يعني أنه في مرحلة عمرية تمهده للوصول إلى مرحلة البلوغ، فالأقرب أن يكون في عُمر يميز ويستوعب فيه ما يجري حوله - يكون فيها الصبي محتاجاً إلى أمه (وهذا يُعقل من كلمة (تحمله) بما تتضمنه من حاجة إلى رعاية أمه.(مَن كَانَ فِي الْمَهْدِ صَبِيًّا) المهد في لسان القرآن من الجذر (مَهَدَ)، وهو دال على التهيئة بإزالة واستبعاد ما يعوق وتوجه إلى ما يلي من المراحل، وورد الجذر (مهد) في القرآن - أ. (وَمَهَّدتُّ لَهُ تَمْهِيدًا) المدثر:14التمهيد هو التهيئة والتوطئة كما قال السمعاني، وذهب قطاع من التفسير أن التمهيد هنا بمعنى بسطت له العيش وطول العمر، والصواب أن التهيئة بالاستبعاد والتوجيه هي التي تؤدي تالياً إلى السعة والزيادة، فالسعة والزيادة نتيجة التمهيد وليست هي التمهيد كان عيسى بن مريم وقت تكلمه بالكلام الحكيم صبيا في مهد حياته؛ أي كان صبيا مميزا (عندما تكلم عيسى في المهد) ج1 ) (الله اعلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Meryem çocuğu taşıyarak kavmine getirdi. Kavmi ona “Ey Meryem gerçekten çocuk peydahlamakla çok kötü bir iş yaptın” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Meryem çocuğu yüklenip ulusuna getirdi. Dediler: "Ey Meryem! Ant olsun ki şu senin yaptığın iş çok çirkin.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Meryem çocuğu yüklenip kavmine getirdi. Onlar dediler «— Meryem! Sen çirkin bir iş yaptın [²].
[2] Veya garip, acayip bir iş işledin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Nihayet kucağında çocukla kavmine gelince onlar dediler ki: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: “Ey Meryem, sen gerçekten görülmemiş bir şey yaptın.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece Meryem, kalbi huzur ve güvenle dopdolu bir hâlde, çocuğunu kucağına alıp halkın içine çıktı. Onu bu hâlde gören önyargılı insanlar, olup bitenleri sormaya bile gerek görmeden, “Ey Meryem!” dediler, “Sen ne çirkin bir iş yaptın öyle!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Derken onu yüklenerek kavmine getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Gerçekten görülmemiş (uyduruk) bir şey yaptın!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kucağında bebekle halkın karşısına çıktı. Kalabalık: " Meryem! Aaa! Herhalde sen, çok kötü bir iş yapmış olmalısın!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Meryem doğumdan sonra oğlu kucağında insanlar arasına geldi. Etrafına toplanan insanlar; "Ey Meryem! Sen çok tuhaf bir iş yaptın!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onu (çocuğunu) taşıyarak kavmine getirmişti. Demişlerdi ki: “Ey Meryem! Şüphesiz ki sen çok iğrenç bir şey yaptın!
Mehmet Türk
swap_vert close
Sonunda çocuğunu, (kucağına) alarak kavmine getirdi. (İnsanlar ona): “Ey Meryem! Hakikaten sen acayip bir şey yaptın!” dediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve bir süre sonra, çocuğuyla beraber, kavmine döndü. ²¹ “Ey Meryem!” dediler, “Sen, gerçekten, tuhaf bir iş yaptın!
21 Lafzen, “o’nu taşıyarak, o’nunla birlikte kavmine geldi”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Daha sonra Meryem çocuğu kucağına alıp halkının yanına getirdi. – Onlar: Ey Meryem, çirkin ve utanılacak bir iş yapmışsın! Dediler. 3/33...47, 19/17...34
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Nihayet, onu alarak kavminin yanına döndü. “Ey Meryem!” dediler, “Doğrusu sen dehşet bir iş işlemişsin![²⁴⁸⁴]
[2484] Feriyyâ, “dehşete saldı” ya da “ürününü aldı, derledi, peydahladı” anlamına gelen feriyeden (Mekâyîs). Şu anlam da verilebilir: “Doğrusu sen peydahladığın bir ürünle gelmişsin”. Bu kökten yola çıkarak, aslı olmayıp peydahlanan şeylere de aynı kökten gelen iftirâ adı verilir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Meryem doğan oğlunu kucağında taşıyarak kavmine getirdi. Meryem'i kucağında bir bebek ile gördüklerinde, onlar: "Ey Meryem, sen gerçekten çok iğrenç bir şey yapmışsın!
Osman Fırat
swap_vert close
(Meryem) onu/İsa’yı taşıyarak kavmine getirdi: Ve "Ey Meryem, dediler, sen tuhaf bir iş yaptın. " dediler
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık onu yüklenerek kavminin yanına getirdi. Dediler ki: «Ey Meryem! Doğrusu pek büyük, çirkin bir şey ile gelmiş oldun.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onu kucağına alıp akrabalarına getirdi. “Kız Meryem! dediler, sen ne tuhaf bir şey yapmışsın öyle! ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Meryem) onu taşıyarak kavmine getirdi: "Ey Meryem, dediler, sen tuhaf bir iş yaptın."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Meryem oğlı kucağında olarak kavminin yanına geldi. (Onı görenler) "Ey Meryem! Ne kadar çirkin şeyle geldin"
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Çocuğu kucaklayıp halkına getirdi. Dediler ki “Meryem! Kendini iğrenç bir hale düşürmüşsün.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sonra çocuğu alıp kavmine getirdi.-Ey Meryem, utanılacak bir iş yaptın! dediler
Ümit Şimşek
swap_vert close
Böylece onu kucağına alıp kavmine getirdi. “Ey Meryem,” dediler. “Sen pek tuhaf birşey yapmışsın.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Meryem, onu taşıyarak toplumuna getirdi. "Ey Meryem, dediler, şaşılacak bir iş yaptın!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes getürdi meryem 'įsā’yı ķavmına götürür-idi anı meryem eyittiler ķavmı “iy meryem! bayıķ geldüñ neseneye 'ažįm.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ‘Īsāyı götürüp ḳavmine getürdi. Eyitdiler: Yā Meryem, taḥḳīḳ sen ya‐man iş işledi‐sen, didiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Məryəm) uşağı götürüb öz adamlarının yanına gəldi. Onlar dedilər: “Ey Məryəm! Sən çox əcaib bir şeylə (atasız uşaqla) gəldin! (Və ya çox çirkin bir iş gördün!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then she brought him to her own folk, carrying him. They said: O Mary! Thou hast come with an amazing thing.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
At length she brought the (babe) to her people, carrying him (in her arms). They said: "O Mary! truly an amazing thing hast thou brought!(2480)
2480 The amazement of the people knew no bounds. In any case they were ready to think the worst of her, as she disappeared from her kin for some time. But now she comes, shamelessly parading a babe in her arms! How she had disgraced the house of Aaron, the fountain of priesthood! We may suppose that the scene took place in the Temple in J erusalem , or in Nazareth (Cf. 4:156).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَتَتْ
nihayet getirdi
بِه۪
onu
قَوْمَهَا
kavmine
تَحْمِلُهُۜ
onu taşıyor
قَالُوا
dediler
يَا
ey
مَرْيَمُ
Meryem
لَقَدْ
andolsun gerçekten
جِئْتِ
geldin
شَيْـٔاً
bir şeyle
فَرِياًّ
çok çirkin
Nihayet onu (kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Onlar dediler ki: "Ey Meryem! Hakikaten sen çok çirkin bir şey yapmışsın!"
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
حَمَلَ
Fiil-I
ح م ل
Taşıdı, yüklendi, hamile kaldı
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
مَرْيَم
Özel isim
مَرْيَم
Hz. Meryem (r.a.)
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
فَرِيّ
Sıfat
ف ر ي
Çok çirkin