close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Meâric Sûresi 42. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feżerhum yeḣûdû ve yel’abû hattâ yulâkû yevmehumu-lleżî yû’adûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bırak artık onları dalsınlar daldıklarına ve oynasınlar oynadıklarıyla, kendilerine vaadedilen güne kavuşuncaya dek.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Şu halde Sen, (artık) kendilerine va’ad edilen (azap) günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak; (gaflete) dalıp-oynasınlar, oyalansınlar.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O halde bırak onları dalsınlar daldıklarına ve oynasınlar oynadıklarıyla, kendilerine vaadedilen güne kavuşuncaya kadar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O halde, onları kendi hallerine bırak. Tehdit edildikleri günle karşılaşıncaya kadar dalıp oynasınlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Artık sen onları bırak, vaadedildikleri günlerine kavuşuncaya kadar dalsın ve oynasınlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şu halde sen, kendilerine vadedilen (azab) günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak; dalıp-oynasınlar, oyalansınlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O halde (Ey Rasûlüm) bırak o inkârcıları, (bâtıl inançlarına) dalsınlar ve oynaya dursunlar; tâ o vaad olundukları güne kavuşturulacakları zamana kadar...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bırak onları dalsınlar, oynasınlar, kendilerine va’dedilen gün ile karşılaştıkları ana kadar…
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynayadursunlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Adanmış bulunan, güne kavuşana dek, bırak, onlar oynasınlar, gülsünler!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şu hâlde sen, kendilerine vaad edilen (azap) günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak; dalıp oynasınlar, oyalansınlar.
Cemil Said
swap_vert close
Ânlara haber virilen günde ’azâba mülâkî oluncaya kadar bırak istedikleri gibi oynasunlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bırak onları, kendilerine geleceği hususunda uyarıldıkları güne ulaşıncaya kadar boş şeylere dalıp oyalanadursunlar!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ama sen onları (şimdilik) bırak da, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya dek dalsınlar, oynayadursunlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bırak onları, kendilerine söz verilen gün ile karşı karşıya gelinceye kadar dalsınlar, oynasınlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O halde bırak onları, kendilerine vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar dalıp oynayadursunlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O halde bırak onları dalsınlar ve oynıya dursunlar tâ o va'd olundukları güne çatacakları deme kadar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Sen onları bırak, uyarıldıkları (azap) günlerine kavuşuncaya kadar (dünyanın aldatıcı nimetlerine ve cüz’î irâdeleri ile tercih ettikleri bâtıl inançlarına dalıp) oyalansınlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Artık onları kendi hallerine bırak. Uyarıldıkları günleri gelip çatıncaya kadar gaflet içinde oyalanıp dursunlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Şimdilik) onları (hallerine) bırak. (Azâb ile) tehdîd edilmekde oldukları günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynaya dursunlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Habîbim!) Artık onları bırak, va'd olunageldikleri günlerine kavuşuncaya kadar(bâtıla) dalsınlar, oynasınlar!(2)
(2)“En âdî raiyetin (halkından olan en sıradan birisinin) en âdî muâmelelerini (sıradan işlerini) ihmâl etmeyen bir Hâkim-i Hafîz (herşeye hükmeden ve muhâfaza eden Allah), hiç mümkün müdür ki, raiyetin en büyüklerinden en büyük amellerini muhâfaza etmesin, muhâsebe etmesin (hesâba çekmesin), mükâfât ve mücâzât (cezâ) vermesin! Hâlbuki o Zât’ın izzetine (şerefine) ve gayretine dokunacak ve şe’n (şânı) ve merhameti hiç kabûl etmeyecek muâmeleler, o büyüklerden sudûr ediyor (çıkıyor). Burada cezâya çarpmıyor. Demek, bir mahkeme-i kübrâya (en büyük bir mahkemeye) bırakılıyor.” (Zülfikār, 10. Söz, 7)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
O hâlde sen (tebliğ görevini ihmal etmeden onları güzel öğüt ve uyarılarla doğru olanı yaşamaya ve iman etmeye davet et ve tercihlerini yapmak üzere), kendilerine vaat edilen günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak; dalıp oynasınlar, oyalansınlar. *
(*) Yani, “yaratılmamış” saydıkları bir dünya ve “kendi kendine oluştuğu”nu farzettikleri bir hayat üzerine felsefe yapsınlar; ayrıca, ölümden sonraki hayat ile Allah’ın varlığı hakkındaki desteksiz kaba “inkarcılık”larını sürdürsünler. (M. Esed Meali 42. Ayet Açıklaması) İşte burada zımnen Hz. peygambere senin görevin sadece tebliğ yapmaktır, yani onların inançlarını ve yaşam tarzlarını zorla değiştiremezsin. Çünkü ne böyle bir yetkin var ne de bir gücün. Zira sen tebliğini yaptıktan sonra iman edip etmemek kendi iradelerine bağlı kalmıştır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bırak onları. Onlara vaat edilen hesaplaşma gününe kavuşuncaya kadar, oyalanıp, oyun oynasınlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
artık sen onları kendi başlarına bırak da kendilerine adanmış olan güne kavuşuncaya dek dalsınlar, oyalansınlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Artık onları kendi hallerine bırak. Vaadolundukları azap günlerine kavuşuncaya kadar beyhude şeylere dalsınlar, eğlenip oynasınlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sen onları kendi hâllerine bırak, kendilerine vaat edilen günlerine kavuşana kadar dalsınlar, oynasınlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
O halde sen, kendilerine vaat edilen (azap) günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak; dalıp oynasınlar, oyalansınlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Öyleyse, ey Müslüman; bırak onları, kendilerine vaadedilen o dehşet verici Gün ile karşılaşıncaya dek, dünyanın aldatıcı nîmetlerine dalarak oyalanıp dursunlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları bırak; oynarlar; dalıp giderler; nihayet vaad edilen günleriyle karşılaşırlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! sen bırak onları da, kendilerine sözü edilen güne kadar, kendi çöplüklerinde çalıp oynasınlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sen onları hak ettikleri cezalar ile karşılaşacakları güne kadar bırak! Yalan yanlış, gerçek dışı, batıl inançlarıyla oyalansınlar!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sen onları (şimdilik) bırak da kendilerine vadedilen günlerine kavuşuncaya kadar (boş işlere) dalsınlar, oynasınlar! [*]
Benzer mesaj: Tûr 52:45.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!): Sen, o kâfirleri bırak! Kendilerine (azap) vâdedilen günlerine kavuşuncaya kadar, dalsınlar ve oynaya dursunlar (bakalım.)¹
1 Aynı âyet için Bk. (Zuhruf: 83)  
Muhammed Esed
swap_vert close
O halde, bırak onları, kendilerine vaad edilen [Hesap] Günü ile karşılaşıncaya kadar boş konuşmalarla oyalansınlar ve [kelimelerle] oynayıp dursunlar; ¹⁹
19 Yani, “yaratılmamış” saydıkları bir dünya ve “kendi kendine oluştuğu”nu farzettikleri bir hayat üzerine felsefe yapsınlar; ayrıca, ölümden sonraki hayat ile Allah’ın varlığı hakkındaki desteksiz kaba “inkarcılık”larını sürdürsünler .  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bırak onları, kendi hallerine! Kendilerine vaat edilen gün ile karşılaşıncaya kadar yalan yanlışın içinde dalsınlar ve oyalanıp dursunlar! 15/1...8, 67/29
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Artık onları kendi haline bırak; vaad edildikleri güne kavuşuncaya kadar lafa dalıp oynayadursunlar.[⁵³²⁰]
[5320] Bu dünya hayatının oyun ve eğlence olduğunu ifade eden âyetler, bu âyet ışığında anlaşılmalıdır (Msl: 29:64). Buna göre, tek dünyalı bir bakış açısına sahip olanlar için bu dünya bir oyun ve eğlencedir, iki dünyalılar içinse hasadı âhirette yapılacak bir “tarla”.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) onları (ve onları takip eden kâfirleri) kendilerine va’dolunan günlerine (kıyâmet gününe) kavuşuncaya kadar kendi hallerine terk et. Bâtıla dalsınlar, oynaya dursunlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Bırak onları, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şimdilik onları bırak, dalsınlar ve oynasınlar,vaad olundukları günlerine kavuşacaklarına değin.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Artık sen onları kendi hallerine bırak da, kendilerine vâd edilen gün gelinceye kadar bâtıla dalsın, oynasınlar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bırak onları kendilerine va'dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Va'd olundukları günlerine mülâkî olacaklarına kadar (kıyâmete) onları bırak, dünyâya dalsunlar ve gülüb oynasunlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bırak da tehdit edildikleri gün ile yüzleşinceye kadar eğlenip dursunlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Bırak onları, kendilerine söz verilen gün gelinceye kadar dalıp, oynasınlar!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bırak onları, dalsınlar, eğlensinler, vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bırak onları! Dalsınlar, oynasınlar kendileri için belirlenen günlerine ulaşıncaya kadar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ķo anlan girsünler daħı oynasunlar tā güreler günlerini anlaruñ kim va'delenürler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳoy anları oynasunlar ve gülsünler. Ḥattā yitişince anlar ol güne, va‘deolındılar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Elə isə (ya Peyğəmbər!) qoy onlar və’d olunduqları günə qovuşanadək (batil əməllərinə) dalsınlar və oynayıb-əylənsinlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So let them chat and play until they meet their Day which they are promised,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So leave them to plunge in vain talk and play about,(5703) until they encounter that Day of theirs which they have been promised!-
5703 Their talk, their scepticism, is vain, because all spiritual evidence is against it, it is like the foolish play of people who do not think seriously. But the tremendous Day of Judgement and Reality will come, as described in the next two verses.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَذَرْهُمْ
bırak onları
يَخُوضُوا
dalsınlar
وَيَلْعَبُوا
ve oynasınlar
حَتّٰى
kadar
يُلَاقُوا
kavuşun- caya
يَوْمَهُمُ
günlerine
الَّذ۪ي
o ki
يُوعَدُونَۙ
vaad olunuyorlar
(Resulüm! Sen) Bırak onları, kendilerine vaad edilen (hesap) gü(nü)ne kavuşuncaya kadar (bâtıla) dalsınlar (ve boş şeylerle) oynayadursunlar.
وَذَرَ
Fiil-I
و ذ ر
Geride bıraktı, terk etti
خَاضَ
Fiil-I
خ و ض
Daldı
لَعِبَ
Fiil-I
ل ع ب
Oynadı, oynayıp durdu
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
لاَقَى
Fiil-III
ل ق ي
Kavuştu
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
وَعَدَ
Fiil-I
و ع د
Telkin etti, vaad etti, tehdit etti, söz verdi, uyardı