close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mâûn Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velâ yehuddu ‘alâ ta’âmi-lmiskîn(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve doyurmaz da, önayak olmaz da doyurmaya yoksulu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yoksulu (muhtaç ve mağduru) doyurmaya, (bunları koruyup kalkındıracak yeterli imkânı ve adil bir iktidarı oluşturmaya) da önayak olmayandır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Fakir ve muhtaçları doyurmaya çalışmadığı bir yana, başkalarına bu iş için ön ayak bile olmazlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Çevresi, çaresi olmayan yoksulları, göçmenleri önemseyerek yedirip içirmeye, doyurmaya teşvik etmeyenlerdir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yoksulu doyurmaya teşvik etmez.
Ali Bulaç
swap_vert close
Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yoksulu yedirmeğe de teşvik etmez (kimseyi)...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yoksullara yedirmeye teşvik etmeyen (Allah namına hiçbir sosyal bağı bulunmayan) kişidir. (Ahirete yönelik hiçbir iş yapmayandır.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yoksulu doyurmaya teşvik etmez.
Besim Atalay
swap_vert close
Yoksulu doyurmakçin, zengini öğütlemeyen
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmeyen. 
Bkz. 69/34  
Cemil Said
swap_vert close
1,2,3. Dîni yalan telakkî ideni, yetîmi koğanı ve fukarâyı it’âm içün kimseyi teşvîk itmeyeni göriyor mısın?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
2,3. Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
2,3. İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ve yoksula yedirmeyi özendirmeyen!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;
Edip Yüksel
swap_vert close
Yoksulları doyurmaya da yanaşmaz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yoksulu doyurmaya önayak olmaz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve kayırmaz doyurmak üzere miskîni
Emrah Demiryent
swap_vert close
Yoksulu (doyurmadığı gibi), doyurmaya teşvik (de) etmez.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Miskini doyurmaya teşvik etmez.¹
1- Çalışmaya gücü yetmeyenin, kendi malında bulunan payını vermez.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Yoksulu doyurmağa da teşvîk etmez.
İhsan Aktaş
swap_vert close
2, 3. İşte (Allah’ın sosyal düzenini belirleyen ilkelerini, hak, hukuk, adalet, ahlak ve evrensel değerler sistemini, âhiret sorgusu ve yargısını reddedip yalanlayan) odur yetimi (kimsesizi) itip kakan (ona kötü davranan), yoksulu (fakir, muhtaç, mağdur ve toplumun işsizlerini) yedirmeye (gıda ve diğer tüm maddi ve manevi ihtiyaçlarını gidermeye çalışmayan, onları himaye edip kalkındıracak yeterli imkânı oluşturmayan, aş ve iş sahibi olabilmeleri için iş sahaları açmayan ve her konuda yardım için ön ayak olup) teşvik etmeyen. *
(*)…Din, fakir ve yoksullara yardımı, onları doyurmayı (gıda) ve (diğer maddi) ihtiyaçlarını karşılamayı en mühim bir içtimâî ibâdet sayarken, bu dini inançsız kişi, (yani dini yalanlayan) onları yedirmediği, doyurmadığı gibi başkasını da buna teşvik etmez. Kendi malını vermeye kıyamadığı gibi, başkasının malını da kıyamaz. Cimrilik ve mal hırsı bu kadar onun benliğini sarmıştır. Bu kadar bencil ve hodgâmdır. Âyette (it‘âmu’l miskin) değil, طَعَامُ الْمِسْك۪ينِ (ta‘âmu’l miskin) tâbiri kullanılır. Eğer “it’âmu’l miskîn denilseydi mâna, “yoksullara yemek yedirmeye teşvik etmez” olurdu. Halbuki “ta’âmu’l miskîn” tâbiri ise “Miskinin kendi yemeğini, bizzat onun hakkı olan yemeği vermez” mânasına gelir. O yemek, haddi zâtında yemeği verenlere değil, o yoksula aittir. Çünkü bu, imkânı olanların vermek mecburiyetinde bulundukları yoksulun hakkıdır. Veren, onu bir bahşiş olarak değil, aksine yoksulun hakkı olduğu için zorunlu olarak vermektedir. (Ö. Çelik Tefsirinden)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Fakiri doyurmayı da teşvik etmez.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
yoksulu doyurmıya önayak olmıyan kimsedir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yoksulu doyurmaya başkalarını ayartmaz,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yoksulu doyurmaya da yanaşmaz.³
3 Krş. Kalem, 68/23-24  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve yoksulu doyurmayı teşvik etmez.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve yoksulu doyurmaya gayret göstermeyen, insanları böyle iyiliklere teşvik etmeyen.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Miskîn’in / Düşkün Yoksul’un doyurulmasını teşvik etmez.
Mehmet Çakır
swap_vert close
yoksulu doyurmaya yanaşmayana bak!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kendisine birçok varlık verdiğimiz insana bakın! Yoksulları, yetimleri doyurmak için ön ayak olacağına, topluma örnek olacağına, onları itip kakıyor. Ona bir aile verdiğimizi görmüyor mu? İstesek onun ailesini elinden alırız. Onu da öksüz, yetim bırakırız. Bize karşı ne yapabilir? Sağlığını alıp hasta etsek, kulaklarını sağır, gözlerini kör yapsak, aklını alıp akılsız kılsak bize karşı ne yapabilir? Deliler gibi mecnun bir halde ortalıkta dolaşsa ona kim yardım edebilir? Bütün varlığını elinden alsak, anadan doğma çıplak ortada bıraksak bize karşı ne yapabilir?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yoksulu doyurmaya teşvik etmez.
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve yoksula hakkı olan yiyeceği vermeye önayak olmayana.¹
1 Burada (طَعَامٌ) kelimesinin kullanılması; aç olan bir fakirin, kudreti olanların malında hakkı bulunduğuna bir işarettir. Zîrâ (Zariyat: 19)’da: “Onların mallarında da isteyen ve isteyemeyen yoksullar için bir hak vardır.” buyrulmaktadır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
yoksulu doyurma arzusu/gayreti duymayan. ²
2 Lafzen, “gayret vermeyen”, yani kendine.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yoksulu doyurmayan ve kimseyi de buna teşvik etmeyen. 36/47, 68/24
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ve yoksulu doyurmaya teşvik etmeyen.[⁵⁹⁰⁵]
[5905] Veya: “teşvik etmeyen”. Buradaki teşvik kişinin kendi kendini buna motive etmesidir (Krş: Râzî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
1,2,3. (Ey Muhammed huzuruna çırılçıplak vaziyette gelen, vasisi olduğu için kendisinden malını isteyen) Yetimi itip kakarak kovan, yoksulu -kendisini doyurmadığı gibi- başkalarını da, yardıma teşvik etmeyen ve (işlediği günahların hesabını ahirette vereceğine inanmayarak) ceza ve hesabı (kıyâmet gününü) yalan sayanı (o Kureyş kodamanım) gördün mü?
(Bu gibi kimseler küfürlerini gizlemeyenlerdir, kavminin içinde bunlardan daha da beteri, iki yüzlü olanlar- münafıklar- da vardır)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ve O miskini yedirmeye önayak olmaz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve yoksula yemek yedirilmesi için teşvikte bulunmaz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Muhtacı doyurmayı hiç teşvik etmez.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yoksulu doyurmağa önayak olmaz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Fukarâyı ne kendi it'âm ider ve ne de diğerlerini buna tergîb iyler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
çaresizi doyurmak için teşvikte bile bulunmaz.
Şaban Piriş
swap_vert close
Düşkünü doyurmaktan hoşlanmaz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yoksulu doyurmaya önayak olmaz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yoksulu doyurmayı özendirmez o.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķındurmaz miskin ŧa'amı üzere.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı özge kişiye ögüt virüp ḳandurmaz miskinlere yimek yidürmegi, özi daḫıyidürmez.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Və (xalqı) yoxsulu yedirtməyə rəğbətləndirməz (nə özü fəqiri yedirdər, nə də özgəsini qoyar).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And urgeth not the feeding of the needy.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And encourages not(6282) the feeding of the indigent.
6282 The Charity or Love which feeds the indigent at the expense of Self is a noble form of virtue, which is beyond the reach of men who are so callous as even to discourage or forbid or look down upon the virtue of charity or kindness in others.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَا يَحُضُّ
ve teşvik etmiyor
عَلٰى طَعَامِ
doyurmaya
الْمِسْك۪ينِۜ
yoksulu
Yoksulu (doyurmaz ve) doyurmaya da teşvik etmez.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
حَضَّ
Fiil-I
ح ض ض
Teşvik etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
طَعَام
İsim
ط ع م
Yemek, yiyecek, doyurma
مِسْكِين
İsim
س ك ن
Yoksul, fakir