close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mâide Sûresi 55. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnemâ veliyyukumu(A)llâhu verasûluhu velleżîne âmenû-lleżîne yukîmûne-ssalâte veyu/tûne-zzekâte vehum râki’ûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sizin dostunuz, sahibiniz, ancak Allah'tır ve Peygamberidir ve inananlar, namaz kılanlar ve rüku ederken zekat verenlerdir.
Bir gün, mescide bir yoksul gelmiş, Allah için bir şey istemişti. Namazda bulunduklarından hiç kimse bir şey verememiş, yoksul da yâ Rabbi tanık ol; Peygamberinin mescidine geldim, bana bir şey veren olmadı demişti. Bunun üzerine Ali, rükûdayken elini uzatmış, yoksul, parmağındaki yüzüğü alıp gitmişti. Bu ayet Ehli Beyt imamlarına, Sa'labi'ye, Tabari'ye, Abû-Bekr-al Razi'ye göre bu olay üzerine inmiştir. Başka çeşitli rivayetler de vardır (Macma).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey mü’minler!) Sizin (gerçek) veliniz (sahibiniz ve destekçiniz) ancak Allah’tır, O’nun elçisidir, (ve yine) rükû ediciler (İslam nizamına boyun eğiciler) olarak namazı dosdoğru yerine getiren ve zekâtı veren mü’minlerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Unutmayın ki, sizin dost ve yardımcınız sadece Allah, elçisi ve iman edenlerdir. O iman edenler ki, namazlarında devamlı ve dikkatlidirler, arındırıcı mali yükümlülükleri olan zekâtı da verirler ve Allah'ın karşısında da boyun eğerler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sizin veliniz, dostunuz, koruyucunuz, emrinde olduğunuz otorite yalnız Allah'tır, Rasulüdür, iman edenlerdir. Onlar namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılanlar, Hakka ve tevhide yönelenler cemaatle namaza muntazam devam edenler, saygıyla Allah'ın emirlerine itaat edenler, İslâmî faaliyetlere-kamu hizmetine katılıp, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenlerdir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sizin dostunuz ancak Allah, Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren, rüku eden mü'minlerdir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku' ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sizin veliniz ve yardımcınız ancak Allah'la onun peygamberidir; bir de iman edenlerdir ki, onlar, Allah'ın emirlerine boyun eğerek namaza devam ederler ve zekât verirler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Dost ve sahibiniz, ancak ve ancak, Allah ve Allah elçisi ile; isteyerek, itaat ederek iman edip namaz kılan ve zekât verenlerdir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sizin dostunuz, ancak Allah'tır, peygamberdir ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılıp zekâtı veren, iman edenlerdir.
Besim Atalay
swap_vert close
Ancak, sizin dostunuz, Allahla peygamberi, inanlı olanlarla namaz kılanlar, zekât verenler, rükû edenlerdir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey inananlar!) Sizin gerçek dostunuz ve yardımcınız ancak Allah'tır ve O'nun Resulüdür, bir de Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı ikame eden ve zekâtı veren mü'minlerdir.
Cemil Said
swap_vert close
Sizin velîniz Allâh ve rasûldür. Îmân idenler, namâz kılanlar, zekât virenler ve Allâh’a rükû’ idenlerdir.[1]
[1] Rüku mütevekkilâne ’ibâdet itmekdir.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sizin velîniz ancak Allah’tır, peygamberidir, bir de Allah’ın emrine boyun eğerek namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren müminlerdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resûlüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Gerçek dostlarınız, ALLAH, elçisi ve namazı gözetip alçak gönüllü olarak zekatı veren müminlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sizin asıl dostunuz Allah'tır, O'nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulü, sonra o iyman etmiş olanlardır ki namaza devam ederler ve rükû' halinde zekât verirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey mü’minler!) Sizin gerçek dost ve yardımcınız ancak Allah ve O’nun Resûlü’dür; bir de (Allah’ın emirlerine) boyun eğerek namazı dosdoğru kılan ve zekât veren mü’minlerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sizin veliniz¹; ancak Allah, O'nun Resûlü ve “salatı ikame edip rukû halinde zekât veren”² mü'minlerdir.
1- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Çevirilerde “Veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüğüne “dost” olarak anlam verilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamıyla dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetme, koruma, gözetilme anlamına gelmektedir. Kur'an, “dost” deyimi için halil sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin, 2:254; 4:125; 17:73; 25:28) 2- Bu cümleye, literal/lafız olarak diğer çevirilerde, “namaz kılan, zekât veren ve rukû eden” şeklinde yanlış anlam verilmektedir. Oysaki ayette, sözcük anlamı itibariyle “salatı ikame edip rukû halinde zekât veren” demek olan bu terkip; Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek, O'na kulluk etmek ve bunu, Allah'a bağlılığı ortaya koyarak, buyruklarına içtenlikle teslim olarak; arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapmak demektir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sizin yâriniz ancak Allahdır, Onun peygamberidir, Allahın emîrlerine boyun eğici olarak namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren o mü minlerdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sizin dostunuz ancak Allah'dır, O'nun Resûlüdür ve (Allah'ın emrine) boyun eğen kimseler olarak namazı hakkıyla edâ eden ve zekâtı veren mü'minlerdir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sizin veliniz (işlerinizi kendisine havale edeceğiniz vekil ve yardımcınız) ancak Allah’tır. Ve O’nun (mesajlarını tebliğ eden) elçisidir ve (Allah’a ve elçisine) iman etmiş olanlardır. Onlar (o iman etmiş olanlar) ki Allah’ın emirlerine boyun eğerek (maddi ve manevi bir arınma ibadeti olan) namazı kılar, (yoksul, fakir, yetim, işsiz ve toplumun muhtaç kesimine) zekâtı verirler.*
(*) ‘’Veli’’ Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş: Çevirilerde “Veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüğüne “dost” olarak anlam verilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamıyla dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetme, koruma, gözetilme anlamına gelmektedir. Kur’an, “dost” deyimi için halil sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin, 2:254; 4:125; 17:73; 25:28) (E. Aktaş Meali 55. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sizin, yardımına sığınacağınız (veli) Allah, onun elçisi ve namazı kılan, zekâtı veren ve saygıyla Allah’ın önünde eğilip iman edenlerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten sizin yardımcınız yalnız Allah’tır, Onun elçileridir, bir de inanan kimselerdir ki namaz kılarlar, zekat verirler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sizin yârınız, işinizi gören ancak Allah/tır, peygamberidir, namazı dosdoğru kılan, zekât veren, rükûda bulunan [⁵] mü/minlerdir.
[5] Huşu'da bulunan, nafile namaz kılan, yahut rükûda olsa da zekât veren, zekâta müsaraat eden.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sizin dostunuz [veliyyukum] ancak Allah, elçisi, namazlarını dosdoğru kılanlar, zekâtlarını tam verenler ve rükû edenlerdir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sizin veliniz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılıp rükû halinde zekât (sadaka) veren müminlerdir.
(Ebu Zer şöyle diyor: “Bir gün Hz. Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi, fakat ona kimse bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali rükû halindeydi. Elinin küçük parmağını dilenciye doğru uzattı, o parmağında yüzük vardı. Dilenci gidip yüzüğü parmağından çıkarıp aldı. Bunu gören Hz. Resulullah Allah’a yakararak, “Allahım! Kardeşim Musa sana, “Rabbim! Gönlümü aç, işimi kolaylaştır ve dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun’u. Onunla kuvvetimi arttır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim. Şüphesiz sen bizi görensin” diye dua etti. Sen de ona, “Senin isteklerin sana verildi, Ey Musa!” diye vahyettin. Allah’ım! Ben de senin kulun ve peygamberinim, benim de gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali’yi, bana yardımcı kıl, onunla kuvvetimi arttır.”Ebu Zer diyor ki: “And olsun Allah’a, henüz Hz. Resulullah sözünü tamamlamadan Cebrail “Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve de namaz kılan ve rükû halinde zekat veren müminlerdir” ayetini indirdi.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sizin yardımcınız, koruyucunuz ve gerçek dostunuz kâfirler ve münâfıklar değil;ancak Allah’tır, O’nun Elçisidir ve tam bir teslimiyetleO’na boyun eğerek namazlarını kılan, zekâtlarını veren müminlerdir!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Doğrusu sizin veliyyniz Allah’tır, O’nun rasûlüdür; Namaz’ı kılan, Zekât’ı veren ve rukü’ etmekte olan inanmış kimselerdir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sizin biricik dostunuz Allah’tır, sonra onun resulü, sonra namazı huşu ile kılıp zekatını veren müminlerdir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey Müminler! Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Allah’ın Resulüdür ve Allah’ın yasalarına boyun eğerek salat-ı ve zekât-ı dosdoğru ikame eden, varlıklarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşan Müminlerdir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sizin dostunuz yalnızca Allah, Elçisi ve boyun eğerek namazı kılan ve zekâtı veren müminlerdir. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:257; Âl-i İmrân 3:68; Mâide 5:56; En‘âm 6:127; Câsiye 45:19.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sizin dostunuz; Allah’tır, Onun Elçisidir ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazlarını dosdoğru ve devamlı kılan, zekâtlarını veren mü’minlerdir.¹
1 Bu bölüm, “…namazlarını kılan, rükû halindeyken bile zekâtlarını veren mü’minlerdir.” diye de anlaşılabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Unutmayın ki sizin yardımcılarınız sadece Allah ve Elçi’si ve imana erenler olacaktır; (yani) namazlarında devamlı ve dikkatli olanlar, arındırıcı [malî] yükümlülüklerini yerine getirenler ve [Allah’ın karşısında] boyun eğenler:
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sizin gerçek veliniz/dostunuz Allah, O’nun elçisi, namaz kılan, zekât veren ve O’nun emirlerine boyun eğen müminlerdir. 8/72, 9/71
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yalnızca Allah, O’nun Elçi’si ve inananlardır sizin müttefikiniz. O inananlar ki, namazı hakkını vererek kılarlar, zekâtı gönülden gelerek verirler;[⁹⁵⁰] çünkü onlar Allah’a boyun eğerler.
[950] Îtânın “gönülden gelerek verme” anlamı için bkz: 92:18, not 14.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sizin dostunuz yalnız Allah, O'nun Peygamberi ve Allah'ın emirlerine boyun eğen, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren müminlerdir.
Osman Fırat
swap_vert close
Sizin veliniz, ancak Allah, Elçisi ve namazlarını kılan, zekâtların veren, rükû’a varan mü’minlerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sizin velîniz ancak Allah Teâlâ'dır. Ve O'nun peygamberidir ve imân etmiş olanlardır. O imân edenler ki, namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı verirler ve onlar rükua varanlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sizin dostunuz ancak Allah'tır, O'nun Resulüdür ve Allah'a tam boyun eğerek namazlarını hakkıyla ifa eden, zekâtlarını veren müminlerdir.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sizin veliniz, ancak Allah, Elçisi ve namazlarını kılan, zekatlarını veren, rüku'a varan mü'minlerdir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sizin dostunuz ve velîniz Allâh ve rasûli ve mü'minlerdir ki onlar namâzlarını edâ ve rükû'da oldukları halde zekâtlarını (sadakalarını) i'tâ iderler. [²]
[2] Yehûd rüesâsından İslâm olan Abdullah ibni Selâm bir gün nezd-i risâletpenâha gelüb akrabâsı ve kavmi olan Kureyza ve Nadîr yahûdîlerinin kendilerinden yüz çevirdiklerini ve konuşmadıklarını söyledikde bu âyet-i kerîme nâzil oldı. Ol zamân Abdullah, "Bize Allâh'ın ve rasûlünün dostluğı kâfîdir" didi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sizin yakın dostunuz (veliniz) sadece Allah ve Elçisidir; bir de namazını tam kılan ve saygıyla zekatını veren müminlerdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sizin veliniz ancak Allah, O'nun Peygamberi, namaz kılan, boyun eğerek zekat veren müminlerdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sizin veliniz ancak Allah'tır, Resulüdür, bir de namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, Allah huzurunda eğilen mü'minlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sizin gönül dostunuz Allah'tır, O'nun resulüdür, bir de rükû eder bir halde namazı/duayı yerine getirip, zekâtı vererek iman edenlerdir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
degül dostuñuz yā arķa viriciñüz illā Tañrı daħı yalavacı daħı anlar kim įmān getürdiler anlar kim durudurlar namāzı daħı virürler zekātı daħı anlar ruķū' eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Sizüñ dostuñuz Tañrıdur, daḫı peyġamberi, daḫı mü’minlerdür. Namāzıdurġururlar ve zekātı virürler rükū‘da‐y‐iken.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sizin haminiz ancaq Allah, Onun Peyğəmbəri və iman gətirənlərdir. O kəslər ki, (Allaha) namaz qılır və rükuda olduqları halda zəkat verirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Your friend can be only Allah; and His messenger and those who believe, who establish worship and pay the poor due, and bow down (in prayer).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Your (real) friends are (no less than) Allah, His Messenger, and the (fellowship of) believers,- those who establish regular prayers and regular charity, and they bow down humbly (in worship).
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّمَا
ancak
وَلِيُّكُمُ
dostunuz
اللّٰهُ
Allah'
tır
وَرَسُولُهُ
ve resulüdür
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim- selerdir ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
الَّذ۪ينَ
onlar ki
يُق۪يمُونَ
ikame ederler
الصَّلٰوةَ
namazı
وَيُؤْتُونَ
ve verirler
الزَّكٰوةَ
zekâtı
وَهُمْ
onlar iken
رَاكِعُونَ
rükû edenler
Sizin dostunuz ancak Allah'tır, resulüdür ve iman edenlerdir. Onlar ki rükû ed(ip Allah'ın hükmü karşısında kibirlenmey)erek namazı ikâme eden (her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalışan) ve zekâtı ver(ip nefsinin cimriliğini temizley)en kimselerdir.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
وَلِىّ
İsim
و ل ي
Veliyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Gerçek ve hakiki dost olan demektir), dost, veli
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
رَاكِعٌ
Etken fiil
ر ك ع
Rükû eden, rükû