close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mâide Sûresi 45. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veketebnâ ‘aleyhim fîhâ enne-nnefse bi-nnefsi vel’ayne bil’ayni vel-enfe bil-enfi velużune bilużuni ve-ssinne bi-ssinni velcurûha kisâs(un)(c) femen tesaddeka bihi fehuve keffâratun leh(u)(c) vemen lem yahkum bimâ enzela(A)llâhu feulâ-ike humu-zzâlimûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve o kitapta onlara hükmettik ki cana karşılık can, göze karşılık göz, burna karşılık burun, kulağa karşılık kulak, dişe karşılık diş ve yaralara karşılık da yaralarla kısas var. Fakat kim bağışlar da hakkından geçerse bu, suçlarının yarlıganmasına sebep olur ve kimler, Allah'ın indirdiği hükme göre hüküm vermezlerse onlardır zalimlerin ta kendileri.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz onda (Tevrat’ta), onların üzerine şöyle yazdık (farz kıldık): Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (ve azalara karşılık) kısas vardır. (Bu Allah’ın adalet kuralıdır.) Ama kim bunu (kendi hak ve hukukunu, saldırgana acıyıp) sadaka (ve hayırhahlık) olarak bağışlarsa, bu da kendisi için (günahlarına) kefaret sayılır. (Artık) Her kim Allah’ın indirdiği ile (ve emrettiği şekilde) hüküm ve karar vermez de (bunları değiştirmeye ve dejenere etmeye yeltenirse) işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve onlar için Tevrat'ta şöyle hüküm koyduk. Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda o yaranın benzeri bir karşılık vardır. Ama kim bu kısas hakkından vazgeçerse, bu geçmiş günahlarının ve kusurlarının yaradan tarafından bağışlanmasına neden olacaktır. Allah'ın vahyettiğine göre hüküm vermeyenler, yaratılış gaye ve maksadına aykırı davranan zalimlerdir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz Tevrat'ta onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş, yaralamalara da, karşılıklı kısas olmak üzere yazılı ceza kuralları koyduk. Kim kısas hakkından vazgeçer, diyetini, imanda sadâkatinin ve kemâlinin ifadesi olan sadakaya, malî mükellefiyetlere sayarak bağışlarsa, mükâfatı Allah'a aittir. Bu, suçlunun da günahına keffaret olur. Kimler Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezler, icraat yapmazlarsa onlar, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/178; 9/60; 42/40; Tefsîr-i İbn Kesîr, Mâide sûresi 45. âyet.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar için onda (Tevrat'ta) cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara da karşılıklı şekilde kısas hükmü koyduk. Kim bu hakkını bağışlarsa o kendisi için keffaret olur [7]. Kimler Allah'ın indirdikleriyle hükmetmezlerse işte onlar zalimdirler.
7.Ayeti kerimenin metninde geçen "keffaretun leh" ibaresindeki zamirin kime delalet ettiği konusunda iki farklı görüş vardır. Birincisine göre suça maruz kalana delalet etmektedir ki bu görüşe göre, eğer aleyhine bir cinayet işlenenin velisi veya saldırıya maruz kalarak yaralanan kişi suçu işleyeni affederek kısas hakkından vazgeçerse bu kendisinin günahlarına keffaret olur. İkincisine göreyse söz konusu zamir suçu işleyene delalet eder. Bu görüşe göre, kısas hakkına sahip olanın bu hakkından vazgeçmesi suçu işleyen açısından keffaret sayılır ve ahirette bu suçundan dolayı hesaba çekilmez.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz onda, onların üzerine yazdık: Can'a can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir keffarettir. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Tevrat'da İsraîloğulları üzerine şu farzı da yazdık: Cana can, göze göz, buruna-burun, kulağa-kulak, dişe-diş ve yaralar birbirine karşı kısastır. (Bunlardan bir suçu işleyen aynen karşılığı ile cezalandırılır). Fakat kim de bu hakkını sadaka olarak bağışlarsa, o, kendi günahına keffaret olur. Kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse işte onlar zalimlerdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve Tevrat’ta Yahudiler üzerine yazdık ki; cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda kısas vardır. Kim hakkını bağışlarsa, o onun günahları için bir kefarettir. Artık kim, Allah’ın indirdikleriyle hüküm vermezse (uygulatmazsa) onlar zalimlerin ta kendileridir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
O hak kitabında onlara, “Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılık kısas/ödeşme” yazdık. Kim bunu bağışlar, kısâs hakkından vazgeçerse o, kendisi için kefâret olur ve kimler Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse zâlimler onlardır!
Besim Atalay
swap_vert close
Biz onlara orda yazdık ki: «Cana candır; göze göz; buruna burundur; kulağa kulak; dişe diştir; yaraya kısas; kim kısastan vazgeçerse günahı bağışlanır, Allahın indirdiği şeyle hükmetmiyen kimseler, işte bunlar zalimdirler»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz (Tevrat'ta onlara şöyle) yazmıştık: “Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş. Yaralar da kısastır (her yaralama misli ile cezalandırılır). Kim bu hakkından vazgeçerse o da kendi günahlarına kefaret olur (bu bağışlama günahlarını örter). Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Kısas, bir kul hakkıdır. Hak sahibi, hakkını kullanmakta ya da kullanmamakta yetkilidir. Hak sahibi istemedikçe kısas cezası uygulanamaz.  
Cemil Said
swap_vert close
Tevrat’da "nefs nefse, göz göze, burun buruna, kulak kulağa, diş dişe mukâbildir. Cerîhalar da kısâsa tâbi’ olacakdır." didik. Lâkin ’afv idenlerin bu ’afvı mağfireti mûcibdir. Allâh’ın inzâl itdiğine tevfîkan hükm itmeyenler zâlimdirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Orada onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe dişle ve yaralara karşılıklı ödeşme yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu, onun günahlarına keffaret olur. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Tevrat’ta İsrâiloğulları’na, “Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş... Yaralamalarda da kısas vardır. Kim kısası bağışlarsa bu kendisi için bir kefâret olur. Ve her kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir” diye yazdık.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Tevrat'ta onlara şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş (karşılık ve cezadır). Yaralar da kısastır (Her yaralama misli ile cezalandırılır). Kim bunu (kısası) bağışlarsa kendisi için o keffâret olur. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir.  
 Allah’ın indirdiği hükümler ile hükmetmeyenlere üç noktadan bakılmış; O’nu inkâr manası taşıdığı için «kâfir»; Allah’ın hükmü adalet, onun zıddı zulüm olduğundan «zalim» denilmiştir. 47. âyette ise Allah’ın emrinden çıkış manası gözönüne alınarak «fâsık» denilecektir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Orada onlara: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara ödeşmeyi emrettik. Kim bu hakkından vazgeçerse günahlarını örter. ALLAH'ın indirdiği ile hüküm vermeyenler zalimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz Tevrat'ta onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılıklı kısas (ödeşme) yazdık. Bununla beraber kim kısas hakkını bağışlarsa, bu kendi günahlarına keffaret olur. Ve kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem ondan üzerlerine şöyle yazdık: cana can, göze göz, buruna burun, dişe diş, carhler birbirine kısastır, kim de bu hakkını sadakasına sayarsa o, ona keffaret olur ve her kim Allahın indirdiği ahkam ile hukmetmezse onlar hep zalimlerdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve onlar için onda (Tevrât’ta) şöyle hüküm koyduk: “Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yara (lama) lar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için kefaret olur. Kim (küçümseyerek, alay ederek veya inkâr ederek) Allah’ın bildirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar zâlimlerin (kâfirlerin) ta kendileridir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve Biz, onda, onların üzerine yazdık: “Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda kısas¹ vardır.” Artık kim onunla tasadduk² ederse o, onun için bir kefarettir.³ Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridirler.
1- Eş değer karşılık. 2- Kısas hakkını bağışlarsa, kısastan vazgeçerse. 3- Bağışlanmadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz onda (Tevratda) onların üzerine (şunu da) yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş (karşılıkdır. Hulâsa bütün) yaralar birbirine kısasdır. Fakat kim bunu (bu hakkını) sadaka olarak bağışlarsa o, kendisine (günâhına) keffâret (onun yarlıganmasına vesîle) dir. Kim Allahın indirdiği (ahkâm) ile hükmetmezse onlar zaalimlerin ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem onda (Tevrât'ta, yahudilerin) üzerlerine: “Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak ve dişe diş; yaralara ise (karşılıklı) kısas (vardır)!” diye yazdık. Fakat kim bunu (kısas hakkını) bağışlarsa, o takdirde bu onun (günahları) için bir keffâret olur. Kim de (inandığı hâlde aksini yaparak) Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onda (Tevrat’ta) onlara: (Onların yaptıkları gibi bir cana karşılık iki can değil) cana can, (bir göze karşılık iki göz değil) göze göz, (burunun bir tarafına karşılık iki tarafı değil) buruna burun, (bir kulağa karşılık iki kulak değil) kulağa kulak, (bir dişe karşılık iki diş değil) dişe diş ve bunun gibi, (aynen mukabele mümkün olan) bütün yaralamalarda da kısas (uygulanmasını bir hak olarak) yazdık. Bununla birlikte, (kısas hükmü mutlaka uygulanması gereken bir emir değil, bir hak olduğundan) her kim kısas hakkından feragatta bulunup (katili) bağışlarsa, bu bağışlama, kendi günahlarının affına vesiledir. (Bağışlamazsa, Allah’ın indirdiği ilgili hüküm dairesinde hareket etmelidir.) Her kim ki Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.*
(*) Yani kısas, bir kul hakkıdır. Hak sahibi ise hakkını kullanma ve kullanmama hakkına sahiptir ve hak sahibi, istemedikçe kısas cezâsı uygulanamaz. Ancak Allah ona affetmesini tavsiye eder ve eğer affederse de mükâfat verir. Bu hakkından vazgeçen bütün günâhlarını affettirecek kadar büyük bir sadaka yapmış olur. Çünkü bir insana hayat kazandırmak, bütün insanları yaşatmak kadar sevaptır. (Mâide: 32) (M. Türk Meali 45. Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz kitaba inananlara, kitapta cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamaya karşı yaralanma olmak üzere kısası emrettik. Mağdur olan kimse, kendisine karşılık kısas uygulanacak kimseyi bağışlarsa, onun için kefaret olur. Kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmiyorsa, işte onlar zalim olanlardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz Tevrat’ta gerçekten cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe dişle, bütün yaraları da ödeşmeyi onların boyunlarına borç yazdık. Herkim hakkından geçecek olursa onun günahları silinir. Herkim Allah’ın bildirdiği Kitap ile yargılamazsa, işte bu gibiler kıyıcı kimselerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz Tevrat/ta İsrail oğullarına farz kıldık: Can cana, göz göze, burun buruna, kulak kulağa, diş dişe karşıdır. Yaralar da ödetilir. Herkim onu affederse, kendi günahı için kefaret olur [¹²]. Herkim Allah/ın inzal ettiği ile hükmetmezse işte zalimler onlardır.
[12] Veya katil veya carih için kefaret vardır. Muahezeden kurtulur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlara orada/Tevrat’ta şöyle yazmıştık/buyurmuştuk. “Cana can, göze göz. Buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşı kısas (yapılacak)²⁰. Kim de onu / kısas hakkını bağışlarsa [tasadduk] kendi günahı için kefaret olur. Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse İşte onlar zalimlerin tâ kendileridir.
20 Bu cezalar aynen bugünkü Tevrat’ta da var. “Bkz. Çıkış, Bab 21/23-25. İlahi kitaplarda öldürme suçlarına farklı cezalar öngörülmüştür. Şöyle ki: Tevrat’ta kısas var, diyet ve af yok. İncil’de af var, kısas ve diyet yok. Kur’an’da kısas, diyet olarak uygulanmış ve af tavsiye edilmiştir. Halbuki diyet ve af orijinal Tevrat ve İncil’de vardı. Şu an ellerinde bulunanlarda çıkarılmıştır. Matta İncili, 5/21’de öldürenin hapis yatacağı bildiriliyor.  
Kadri Çelik
swap_vert close
O kitapta onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara kısas yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu, onun günahlarına kefaret olur. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz onlar için —ve dolayısıyla sizin için de— cinâyet ve yaralamalarla ilgili olarak Tevrat’taşu hükümleri yazdık: Cana karşılık can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve diğer yaralamalarda benzer şekildekısas yapılacaktır. Fakat kim suçluyu affedip kısas hakkından vazgeçerse, bu da onun günahlarının bağışlanması için bir kefaret olacaktır.Dikkat edin, bunlar Allah’ın hükümleridir. Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyecek olursa, işte onlar, zâlimlerin ta kendileridir!Fakat Allah’ın hükmü, yalnızca Tevrat’tan ibaret değildir:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onun içinde onların aleyhine yazdık; Can’a Can, Göz’e Göz, Burun’a Burun, Kulağa Kulak, Diş’e Diş ve Yaralar birbirine kısastır. Kim bundan vazgeçtiyse, bu onun lehine keffaret olur. Kim Allah’ın indirdikleriyle hüküm vermediyse, işte Zâlimler onlardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Tevrat’ta Yahudilere belirlediğimiz yargı ilkesi: cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak,dişe diş, yaraya yara şeklinde bir kısas / ödeşme idi: Ödeşme hakkından vazgeçen, kıyamette kendi günahından indirim hakkına sahip olacaktır. Yargı kararını Allah'ın emirleri doğrultusunda vermeyenlerin kimseye saygısı yok demektir...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Tevrat’ta onlara yasa olarak şu hükümleri yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da yaraya kısas edilir. Kim de mahkeme sırasında hakkını bağışlar, hayrına sayarsa yaptığı bağışlama günahlarına kefaret olur. Bilin ki Allah’ın gönderdiği yasalarla hükmetmeyenler zalimlerdir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Orada (Tevrat’ta) onlara şöyle yazmıştık: “Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş (karşılık ve cezadır). Yaralar da kısastır (her yaralama misli ile cezalandırılır). Kim bunu (kısası) bağışlarsa kendisi için o, kefaret (bir günahı örtme sebebi) olur. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.”
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz o (gerçekTevrât)ta o (Yahûdîlere) canın karşılığı can, gözün karşılığı göz, burnun karşılığı burun, kulağın karşılığı kulak, dişin karşılığı diş ve tüm yaralamalarda da karşılıklı kısası farz kıldık. Bununla beraber kim de (kısas hakkını) bağışlarsa bu, onun günâhlarına kefaret olur.¹ (Şunu iyi bilin ki) Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmeyenler zalimlerin² ta kendileridir.
1 Yani kısas, bir kul hakkıdır. Hak sahibi ise hakkını kullanma ve kullanmama hakkına sahiptir ve hak sahibi, istemedikçe kısas cezâsı uygulanamaz. Ancak Allah ona affetmesini tavsiye eder ve eğer affederse de mükâfat verir. Bu hakkından vazgeçen bütün günâhlarını affettirecek kadar büyük bir sadaka yapmış olur. Çünkü bir insana hayat kazandırmak, bütün insanları yaşatmak kadar sevaptır. (Mâide: 32)2 Buradaki zâlim; kâfir anlamına kullanılmıştır. Çünkü şirk, en büyük zulümdür. Bk. (Lokman: 13)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve onlar için [Tevrat’ta] hükmettik: cana can, göze göz, dişe diş, kulağa kulak, buruna burun ve yaralamalarda [benzer] bir karşılık; ⁶¹ ama kim hayır için ondan vazgeçerse, bu geçmiş günahlarının bir kısmına kefaret olacaktır. ⁶² Allah’ın vahyettiğine göre hüküm vermeyenler, işte onlar zalimlerdir!
61 Bkz. Hz. Musa Şeriatı’nın öngördüğü son derece şiddetli cezaların ayrıntılarının verildiği Çıkış xxi, 23 vd.62 Lafzen, “onun için bir keffaret olacaktır”. Tevrat (Pentateuch -Kitâb-ı Mukaddes’de Eski Ahid’in ilk beş kitabı, -T.ç.n.), yalnızca Kur’an’da değil, ama aynı zamanda Hz. İsa’nın öğretilerinde, özellikle Dağdaki Vaaz’da da büyük bir açıklıkla ortaya konulmuş bulunan bu affetme çağrısını kapsamaz: Ve sonraki ayetler ışığında okunduğu zaman bu, Hz. Musa Şeriatı’nın zamanla kayıtlı niteliğine bir işaret olarak görünür. Alternatif olarak, yukarıdaki tavsiye, Kur’an’ın “vahyedilmiş sözlerin anlamını çarpıtmak” ile suçladığı (bkz. yukarıda 41. ayet) Tevrat izleyicilerinin sonradan tahrif ettikleri veya terk ettikleri Tevrat’ın orijinal öğretilerinin bir parçası olabilir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlara o kitapta şunları farz kıldık; cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda da eşdeğer bir ceza. Kim hakkından vazgeçerse, bu onun günahlarına kefaret olur. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar yanlışta ısrar eden zalimlerin ta kendileridir. 2/178, 16/126
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlara orada şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda eş değer bir karşılık;[⁹³⁴] fakat kim de onu bağışlarsa, o kendi günahlarına keffarettir.[⁹³⁵] Ama Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridirler.[⁹³⁶]
[934] Bu cezalar Eski Ahid’de ayrıntılarıyla yer almaktadır (Çıkış, 21: 23-25). [935] Bu cümlenin birinci anlamı “bağışlayanın günahına keffaret olur”; ikinci anlamı “bağışlananın günahına keffaret olur” şeklindedir. Mağdurun suçluyu affetmesi özendiriliyor; zira suçluyu ancak mağdur affedebilir. [936] Allah’ın hükmü üç vicdanı teskin eder: Mağdurun vicdanını, kamunun vicdanını ve suçlunun vicdanını. Suçluda teskin edilecek bir vicdan bulmak için, vicdanları harekete geçiren bir iman şarttır. Bkz: Âyet 38, not 40.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz Tevrat'da onlara; "Cana (bedel) can (alınır), göze (bedel) göz (çıkarılır), buruna (bedel) burun (kesilir) dişe (bedel) diş (koparılır) ve (haksız yere yapılan) yaralamalar da misli ile cezalandırılır” diye yazdık. Kim bunu (kısası) bağışlarsa kendisi için keffaret olur: (Rabbi de onun günahlarını bağışlar. Yahudiler ise kitaplarında yazılan bu ilahi hükümler ile de hükmetmez oldular) Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse (onları tebdile yeltenirse), işte onlar zalimlerin ta kendileridir. (Fakat şunu da bilmek gerekir ki, Allah’ın indirdiği hüküm Tevrat'tan ve Tevrattakilerden ibaret değildir)
Osman Fırat
swap_vert close
O(Hak Kitabı)nda onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılıklı kısâs (ödeşme) yazdık. Kim bunu bağışlar (kısâs hakkından vazgeçer)se o, kendisi için keffâret olur. Ve kim Allâh’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte zâlimler onlardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Biz onların üzerine o Tevrat'ta yazdık ki, «Şüphesiz cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralar biribirine kısastır.» Fakat her kim bunu tasadduk ederse, bu onun için bir kefarettir. Ve her kim Allah Teâlâ'nın indirdiği ile hükmetmez ise işte onlar zalimlerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hem Tevrat'ta onlara şu hükmü de farz kıldık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş karşılıktır. Hülasa bütün yaralamalar birbirine kısas edilir. Fakat kim bu kısas hakkından feragat edip bağışlarsa bu, kendi günahları için keffaret olur. Kim Allah'ın indirdiği ahkâm ile hükmetmezse işte onlar tam zalimdirler. [2, 178] {KM, Çıkış 21, 23-25; Levililer 24, 17-20; Tesniye 19, 21}
Kısas, şeriat sahibinin bir hakkı olarak değil, hayatın dokunulmazlığını temin etmek için meşrû kılınmıştır. Yani can almak için değil, cana dokundurmamak için hükmedilmiştir. Onun içindir ki hak sahibi kişi kısastan vazgeçerse, kısas yapılmaz. Zira kısas, sırf insanlar için vaz’ edilmiştir. (Tevrat’da kısas hükmü için: Levililer, 24, 19-21; Çıkış, 21,23-26])  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O(Hak Kitabı)nda onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılıklı kısas (ödeşme) yazdık. Kim bunu bağışlar(kısas hakkından vazgeçer)se o, kendisi için keffaret olur. Ve kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte zalimler onlardır.
Haksız yere bir cana kıyan öldürülür. Göz çıkaranın gözü çıkarılır; burun kesenin burnu kesilir; kulak kesenin kulağı kesilir; diş sökenin dişi sökülür; başka türlü yaralayan, aynı şekilde yaralanır. Tevrât'ta böyle yapılması buyurulmuştur  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve onda (Tevrât'da) Benî İsrâîl'e nefse nefs, göze göz, burna burun, kulağa kulak, dişe diş ve cerîhalara kısâs farz itdik. Bunda tasadduk ve 'afv iyleyene (kısâs hakkından vaz geçene) o sadakası sebeb-i kefâretdir. Allâh'ın indirdiği şeyle hükm itmeyenler zâlimlerdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara o kitapta şunu yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve her yaraya karşılık kısas gerekir. Kim onu sadakasına sayarak bağışlarsa bu kendi için keffaret[*] olur. Kim Allahın indirdiğine göre hükmetmezse onlar, yanlış yapan kimselerdir.
[*] Kefere kökünden olan keffaret kelimesi, suçun üstünü örten şey anlamına gelir. Türk okuyucunun kafirlik ve kafir kavramlarını anlaması bakımından önemlidir çünkü kefaret, Türkçe'ye de Arapça anlamına çok yakın bir şekilde geçmiştir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kitapta onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılık kısas yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu onun günahlarına kefaret olur. Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Tevrat'ta Biz onlara “Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş—yaralar böylece kısas olunur” diye yazdık. Fakat kim kendi hakkını bağışlarsa, bu onun için bir kefaret olur.(16) Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zalimlerin tâ kendileridir.
(16) O nasıl kendisine karşı işlenen suçu bağışladıysa, Allah da onu bağışlar. Ayrıca suçun da cezası düşer, kısas gerekmez.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O Kitap'ta onlar üzerine şöyle yazmıştık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş... Yaralamalar karşılığında da kısas. Kim kısası bağışlarsa, bu bağışlaması kendisi için günahlara bir perde olur. Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı yazduķ anlaruñ üzere anuñ içinde kim bayıķ nefse nefsdür daħı göze gözdür daħı buruna burundur daħı ķulaġa ķulaķdur daħı dişe dişdür daħı žālimler beñdeş eylemekdür. pes her kim śadaķa eyleye anı yazuġın gidericidür anuñ. daħı her kim hükm eylemeye anuñ-ile kim indürdi Tañrı şunlardur žālimler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı yazduḳ anlar üstine Tevrāt içinde nefsi nefs yirine öldürmek, daḫıgözi göz yirine, daḫı burnı burun yirine, daḫı ḳulaġı ḳulaḳ yirine, daḫı dişidiş yirine, daḫı yaraları ḳıṣāṣ eyleñüz didük. Ṣadaḳa eylese anı, ol keffāretolur özine. Daḫı kim ḥükm eylemese Tañrı Ta‘ālā indürgen kitāb‐ıla, pesanlar ẓālimlerdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz (Tövratda İsrail oğullarına) yazıb hökm etdik ki, canın qisası can, gözün qisası göz, burununku burun, qulağınkı qulaq, dişinki diş və yaralarınkı yaralardır. Lakin hər kəs (qisası) bağışlasa, bu onun üçün bir kəffarədir (Allah onun günahlarının üstünü örtüb bağışlar. Və ya zərərdidə qisası bağışlasa, bu, cani üçün bir kəffarədir. Haqq sahibi haqqından vaz keçib onu tələb etməsə, Allah da cinayətkarı cəzalandırmaz). Allahın nazil etdiyi (kitab və şəriət) ilə hökm etməyənlər, əlbəttə, zalimdirlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We prescribed for them therein: The life for the life, and the eye for the eye, and the nose for the nose, and the ear for the ear, and the tooth for the tooth, and for wounds retaliation. But whoso forgoeth it (in the way of charity) it shall be expiation for him. Whoso judgeth not by that which Allah hath revealed: such are wrong doers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We ordained therein for them(754): "Life for life, eye for eye, nose or nose, ear for ear, tooth for tooth, and wounds equal for equal." But if any one remits the retaliation by way of charity, it is an act of atonement for himself.(755) And if any fail to judge by (the light of) what Allah hath revealed, they are (No better than) wrongdoers(756).
754 The retaliation is prescribed in three places in the Pentateuch, viz., Exod. 21:23-25; Leviticus 24:18-21, and Deut. 19:21. The wording in the three quotations is different, but in none of them is found the additional rider for mercy, as here. Note that in Matt. 5:38, Jesus quotes the Old Law "eye for eye." etc., and modifies it in the direction of forgiveness, but the Qur'anic injunction is more practical. This appeal for mercy is as between man and man in the spiritual world. Even where the injured one forgives, the State or Ruler is competent to take such action as is necessary for the preservation of law and order in Society. For crime has a bearing that goes beyond the interests of the person injured: the Community is affected: see 5:32 . 755 This is not part of the Mosaic Law, but the teaching of Jesus and of Muhammad. Notice how the teaching of Jesus is gradually introduced as leading up to the Qur'an 756 The seeming repetitions at the end of verses 44, 45 and 47 are not real repetitions. The significant words in the three cases are: Unbelievers, wrongdoers, and rebellious: and each fits the context. If the Jews tamper with their books they are Unbelievers; if they give false judgements, they are wrongdoers. If the Christians follow not their light, they are rebellious.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَكَتَبْنَا
ve yazdık
عَلَيْهِمْ
onlara
ف۪يهَٓا
onda
اَنَّ
şüp- hesiz
النَّفْسَ
can
بِالنَّفْسِۙ
cana
وَالْعَيْنَ
ve göz
بِالْعَيْنِ
göze
وَالْاَنْفَ
ve burun
بِالْاَنْفِ
buruna
وَالْاُذُنَ
ve kulak
بِالْاُذُنِ
kulağa
وَالسِّنَّ
ve diş
بِالسِّنِّۙ
dişe
وَالْجُرُوحَ
ve yaralar
قِصَاصٌۜ
(ayniyle) kısastır
فَمَنْ
fakat kim
تَصَدَّقَ
bağışlarsa
بِه۪
onu
فَهُوَ
o takdir- de o
كَفَّارَةٌ
bir keffa- rettir
لَهُۜ
onun için
وَمَنْ
ve kim
لَمْ يَحْكُمْ
hükmetmezse
بِمَٓا
o şey- le ki
اَنْزَلَ
indirdi
اللّٰهُ
Allah
فَاُو۬لٰٓئِكَ
artık işte onlar
هُمُ
kendi- leridir
الظَّالِمُونَ
zalimler
Biz, o (Tevrât)ta onlara (şöyle) yazmıştık: "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş, yaralara ise (ayniyle) kısas (vardır)." Fakat kim bu (kısas hakkı)nı bağışlarsa o kendisi için kefaret olur. Kim Allah'ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
كَتَبَ
Fiil-I
ك ت ب
Yazdı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
عَيْن
İsim
ع ي ن
Pınar, göz, nezaret, içecek kaynağı
عَيْن
İsim
ع ي ن
Pınar, göz, nezaret, içecek kaynağı
اَنْف
İsim
ا ن ف
Burun
اَنْف
İsim
ا ن ف
Burun
اُذُنٌ
İsim
ا ذ ن
Kulak
اُذُنٌ
İsim
ا ذ ن
Kulak
سِنّ
İsim
س ن ن
Diş
سِنّ
İsim
س ن ن
Diş
جُرُوح
İsim
ج ر ح
Yara
قِصَاص
İsim
ق ص ص
Kısas
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
تَصَدَّقَ
Fiil-V
ص د ق
Sadaka verdi, bağışladı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
كَفَّارَة
İsim
ك ف ر
Keffaret
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
حَكَمَ
Fiil-I
ح ك م
Hüküm verdi, hükmetti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden