(Ey Resulüm!) onlara (insanlara) iki âdemoğlunun (insanoğlunun) haberini hakkıyla oku (anlat). Nitekim her ikisi de birer kurban sundukları zaman onlardan (iyi niyetli olup ihlaslı olan ve iyi bir kurban veren) birininki kabul edilmiş, (kötü niyetli olup hain olan ve kötü bir kurban veren) diğerininki ise kabul edilmemişti. (Verdiği kurbanı kabul edilmeyen, kurbanı kabul edilene öfkelenerek):"Seni kesinlikle öldüreceğim" demişti. (O da): ‘’Allah ancak (iyi niyetli ve ihlaslı olup kötülüklerden) sakınanlardan kabul buyurur‘’ demişti.*
(*) “İbney Âdeme” belirtisiz isim tamlaması olarak “Adem’in iki oğlu” anlamında değil, “iki âdem oğlu” “anlamındadır. Bu iki âdem oğlu, yaygın ve kabul gören anlayışın aksine Nebi Adem’in iki oğlu Hâbil ve Kâbil değildir. İsrailoğulları’ndan iki kişidir. (Bak,5:32) Birçok ayette (7:26, 27, 31; 17:70; 36:60) “beni âdem “insanoğlu” anlamında kullanılmaktadır. Ayetin bağlamı, siyak ve sibakı (Özellikle 32-34 ayetler) dikkate alınırsa böyle olduğu görülecektir (E. Aktaş Meal Açıklaması) Yani bu ifâde: “Âdem’in iki oğlunun veya “iki Âdemoğlunun/ iki inasnoğlunun” şeklinde de anlaşılabilir. Müfessirlerin çoğunluğu ise, bu iki Âdemoğlunun Kabil ve Habil olduğunu söylemişlerse de bunun gerçekliğiyle ilgili ciddi hiçbir delil ortaya koyamamışlardır. Bazıları da 32. âyetteki (مِنْ أَجْلِ ذَلِكَ) “İşte bu olaydan dolayı’’ ifâdesine dayanarak bu iki âdemoğlunun, İsrâil oğullarından iki kişi olduğu kanaatini haklı olarak söylemişlerdir. (M. Türk Meal Açıklaması) Bu (Hz. Adem’in oğulları olduğuna dair) iddiayı desteklemek için ileri sürülen delillerden biri “Kitâb-ı Mukaddes, Tekvîn ıv, 1-16”da anlatılanlara dayandırılmaktadır. Esasında bu delil, meselenin anlaşılmasından ziyade ileri sürülen iddiayı daha da tartışılır kılmaktadır. Çünkü tahrife uğratıldığı bilinen bir metni Kur’an ayetlerinin açıklanmasında delil kabul etmek isabetli bir yaklaşım değildir. Bazı âlimlerimiz ise söz konusu ifade ile kastedileni “herhangi bir âdemoğlunun iki çocuğu” şeklinde yorumlamışlardır ki bizim kanaatimiz de bu yöndedir. (M. Okuyan Meal Açıklaması) Ayrıca er-Razi ve diğer birkaç müfessir de kendi tefsirlerinde bu iki kişinin İsraioloğullarından olduğuna dair söyleyenlerin delillerine yer vermektedirler. Bizce de ayetin siyak ve sibakı da bunu gösterir. Çünkü daha sonra 32. ayette من أجل ذلك كتبنا علي بني إِسْرَائِيلَ )) “İşte bu olaydan dolayı İsrailoğullarının üzerine şu hükmü yazdık: ‘’deniliyor. Bu yüzden bu olayın İsrailoğulları içinde meydane geldiğini söylemek daha isabetli görünüyor. Aşağıdaki tefsir metinlerinde de belirtildiği gibi Hasan el- Basri, Ebu Müslim, Muhammed bin Bahr, ez- Zeccac ve Dahhak gibi âlimlerin görüşleri de bu şekildedir. Ayrıca Kur’an’da geçen her (بني ادم) ‘’Beni Âdem’’den maksat öz çocukları değil, insanoğulları kast ediliyor. Kur’ân’da bunun benzeri birçok ayet verdır. Not: Uydurma rivayet ve İsrailiyatlarla dolu geleneksel tefsirlerde geçen ‘’Hz. Âdem’in ikiz kardeş olmayan çocukları birbirleriyle evleniyorlardı, çünkü başka insan yoktu, bu nedenle Kabil’in ikizi olan kız kardeşi, Habil’in ikizi olan kız kardeşinden daha güzel olduğundan, Kabil kıskanıyor ve kardeşini bu yüzden öldürüyor…’’ şeklindeki yorumlar da hem Kur’an’nın bu ayetine aykırıdır hem de hepsi İsrailiyat ve uydurmadır. Çünkü Kur’an’’ın bu ayetine göre, bu kıskançlığın ve öldürme olayının sebebi kurbanlardan birinin kabul edilmemesidir. Bu yüzden bu olayın Hz. Âdem’in çocuklarının birbirleriyle olan evlilikleri ile hiçbir alakası yoktur. Zatan tefsirlerdeki İsrailiyat, uydurma rivayet ve yanlış yorumlara itibar edilmezse, Âdem’in, ilk beşer olmadığı hususu da Kur’an’dan rahatlıkla anlaşılacaktıır. Zira Kur’an’ın hiçbir yerinde Âdem ilk beşerdir de denilmiyor. Ayrıca Hz. Âdem ilk beşer olsaydı, yani ondan önce birbirlerini öldüren bir beşer türü olmasaydı, Hz. Âdem’in oğlu bu öldürme olayını nasıl ve kimden öğrenmişti, diye sormak da gerekir? Çünkü ilk beşer Âdem olduğunu söyleyenler, 31. ayetten hareketle karga olayını da kendilerine delil olarak gösteriyor ve o güne kadar Âdemoğlullarının başka insanları ve dolayısıyla ölenleri görmediklerinden dolayı ölenin cesedine ne yapacağını bilmiyorlardı diyorlar. Hâlbüki insanoğlu bir suç işlediğinde, doğal olarak korkuya, heyecana ve endişeye kapılarak o zaman ne yapacağını şaşırabilir. Bu da kardeşini öldürünce hem pişman olur, korku, endişe ve heyacana kapılarak ne yapacağını bilemez hâle gelmiş olabilir. // Bu konuda 31. Ayetle ilgili meal açıklamasında İmam Maturidi’nin (تأويلات أهل السنة) adlı tefsirine bakılabilir//. İşte o anda karganın yaptığı ona yol gösterici oluyor. Bu değil ki kendisi bu işi bilmiyordu. Zaten kendisi de ‘’Bundan-kargadan- daha mı bilgisizim?’’ demiyor, ‘’kardeşimin cesedini gizlemekten âciz miyim, buna gücüm yetmiyor mu?’’ diyor. Buna göre, Hz. Âdem ilk beşer olmadığı gibi çocuklarının da birbiriyle evlenmeleri söz konusu değildir… Ayrıca eğer bu ikisi Hz. Âdem’in çocukları olup Hz. Âdem de ilk beşer olsaydı, o zaman bunların öldürmeyi veya bir insanın başkasını nasıl öldürebileceğini de bilemezlerdi. Ama ayetten anlaşıldığına göre bunlar öldürmeyi de gayet iyi biliyorlardı. Bu nedenle eğer bunlar Hz. Âdem’in çocukları ise buradan da kesinlikle anlaşılıyor ki, Hz. Âdem’den önce de beşer türü var idi, yani Hz. Âdem de ilk beşer değildir. Yoksa bu kardeşler birbirlerini nasıl öldüreceklerini bilemezlerdi. (الله اعلم) Ayrıca iki kurbandan birinin kabul edildiği, diğerinin ise kabul edilmediğine dair bilgi vahiy yoluyla verilmiştir, semadan bir ateş gelip yakmakla değil. Bkz: ((التحرير والتنويروالقول الثاني: وهو قول الحسن والضحاك: أن ابنى آدم اللذين قربا قرباناً ما كان ابني آدم لصلبه، وإنما كانا رجلين من بني اسرائيل.قالا: والدليل عليه قوله تعالى في آخر القصة { مِنْ أَجْلِ ذٰلِكَ كَتَبْنَا عَلَىٰ بَنِى إِسْرٰءيلَ أَنَّهُ مَن قَتَلَ نَفْساً بِغَيْرِ نَفْسٍ الخ} [المائدة: 32] إذ من الظاهر أن صدور هذا الذنب من أحد ابنى آدم لا يصلح أن يكون سبباً لإيجاب القصاص على بني إسرائيل، أما لما أقدم رجل من بني إسرائيل على مثل هذه المعصية أمكن جعل ذلك سبباً لإيجاب القصاص عليهم زجراً لهم عن المعاودة إلى مثل هذا الذنب. ومما يدل على ذلك أيضاً أن المقصود من هذه القصة بيان إصرار اليهود أبداً من قديم الدهر على التمرد والحسد حتى بلغ بهم شدة الحسد إلى أن أحدهما لما قبل الله قربانه حسده الآخر وأقدم على قتله، ولا شك أنها رتبة عظيمة في الحسد، فإنه لما شاهد أن قربان صاحبه مقبول عند الله تعالى فذلك مما يدعوه إلى حسن الاعتقاد فيه والمبالغة في تعظيمه، فلما أقدم على قتله وقتله مع هذه الحالة دل ذلك على أنه كان قد بلغ في الحسد إلى أقصى الغايات، وإذا كان المراد من ذكر هذه القصة بيان أن الحسد دأب قديم في بني إسرائيل وجب أن يقال: هذان الرجلان كانا من بني إسرائيل (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير - الرازي - للباب في علوم الكتاب - تأويلات أهل السنة ،) وقال الحسن، وأبو مسلم محمد بن بحر، والزجاج: هما من بني اسرائيل (التبيان الجامع لعلوم القرآن) وقيل رجلان من بنى إِسرائيلِ فالبنوة له بوسائط، ويناسبه قوله عز وجل { من أَجل ذلك كتبنا على بنى إِسرائيل} إ. تيسير التفسير - أطفيش)- حدثنـي الـمثنى، قال: ثنا عبد الله، قال: ثنـي معاوية، عن علـيّ، عن ابن عبـاس: {وَاتْلُ عَلَـيْهِمْ نَبَأ ابْنَـيْ آدَم بِـالَـحِّق إذْ قَرَّبـا قُرْبـاناً فَتُقُبِّلَ مِنْ أحَدهِما وَلـمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ الآخَرِ} كان رجلان من بنـي آدم، فتقبل من أحدهما ولـم يتقبل من الآخر (جامع البيان في تفسير القرآن): والحق والصواب هو أن يكون الأخوان إنسانين من الناس. أي من بنى آدم.. وأن أحدهما مؤمن بالله، مستقيم على طاعة أوامره واجتناب نواهيه، وأن الآخر، لا يرعى لله حرمة، ولا يحفظ له عهدا.أو هما رجلان من بني إسرائيل(مدارك التنزيل وحقائق التأويل)