close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mâide Sûresi 24. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâlû yâ mûsâ innâ len nedḣulehâ ebeden mâ dâmû fîhâ(s) fe-żheb ente verabbuke fekâtilâ innâ hâhunâ kâ’idûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ya Musa demişlerdi, onlar orada bulundukça biz, oraya ebediyen giremeyiz. Sen, Rabbinle git, ikiniz çarpışın onlarla, biz burada oturup duracağız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Yahudiler bütün bu uyarılara rağmen) Dediler ki: "Ey Musa, o (zorbalar) orada durduğu sürece, biz hiçbir zaman asla oraya girmeyeceğiz (böyle bir tehlikeye göğüs germeyeceğiz). Bu nedenle, sen ve Rabbin gidiniz, ikiniz savaşıp (düşmanları bertaraf ediniz), biz burada (her türlü tehlike ve tecavüzden uzak durup) oturanlar olarak (bekleyeceğiz)."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ama onlar yine “Ey Musa!” dediler. “Ötekiler orada oldukça, biz o topraklara asla girmeyeceğiz. Şu halde sen ve Rabbin gidin, birlikte savaşın, biz burada oturup kalacağız.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar ise: “Ya Mûsâ, onlar o topraklarda bulunduğu müddetçe, ebediyyen, asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlara karşı birlikte savaşın, işte biz burada oturuyoruz." dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
(İsrailoğulları) bu kez: "Ey Musa! Onlar orada bulundukları sürece biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidip çarpışın, biz şurada oturuyoruz" dediler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Dediler ki: 'Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burda duracağız.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İsrâiloğulları şöyle dediler: “- Ey Mûsa, o zâlimler orada iken biz hiç bir zaman oraya giremeyiz. Artık sen ve Rabb'in beraber gidin de ikiniz harp edin; biz mutlaka burada oturucularız.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar “Ey Musa! Onlar orada oldukları müddetçe, biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin onlarla savaşın; biz burada oturacağız” dedir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Ey Mûsâ! Onlar orada bulunduğu müddetçe biz oraya asla girmeyeceğiz; şu halde sen ve Rabbin gidiniz savaşınız; biz burada oturacağız” dediler.
Besim Atalay
swap_vert close
Dediler ki: «Ey Musa! Onlar orduda oldukça, bizler hiç giremeyiz, sen Tanrınla bile gidip, onlarla çarpışasın, biz burda otururuz»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İsrailoğulları şöyle dediler: “Ey Musa, o zalimler orada bulundukça hiçbir zaman oraya girmeyeceğiz. Artık sen ve Rabbin gidin savaşın. Biz burada oturup bekleyeceğiz.”
Cemil Said
swap_vert close
Yine kavmi: "Yâ Mûsâ oradaki halk çıkmadıkca kat’iyyen oraya girmeyiz sen rabbin ile git muhârebe it biz burada kalacağız" didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Ey Musa! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, doğrusu biz burada oturacağız" demişlerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İsrâiloğulları, “Ey Mûsâ! Onlar orada bulundukları sürece biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve rabbin gidin savaşın; biz burada oturacağız!” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
«Ey Musa! Onlar orada bulundukları müddetçe biz oraya asla girmeyiz; şu halde sen ve Rabbin gidin savaşın; biz burada oturacağız» dediler.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Musa, onlar orada oldukça biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabbin gidip savaşın; biz burda oturuyoruz," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kavmi Musa'ya: "Ey Musa! Onlar orada olduğu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb'in gidin savaşın. Biz burada oturacağız" dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ya Musâ, dediler: Onlar orada bulundukça biz oraya ebedâ giremeyiz, haydi sen rabbınla git ikiniz harb edin biz işte burada otururuz
Emrah Demiryent
swap_vert close
(İsrâiloğulları da,) “Ey Mûsâ, onlar orada oldukları müddetçe biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidip (o zorbalarla) savaşın, biz burada oturacağız, demişlerdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey Musa! “Onlar, orada oldukları sürece biz oraya asla girmeyiz; haydi sen git, sen ve Rabb'in birlikte savaşın. Kuşkusuz, işte biz buradan öteye gitmeyiz.” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar da (şöyle) söylediler: «Yâ Musa, onlar orada bulundukça biz oraya ilel'ebed giremeyiz. Artık sen Rabbinle beraber git! Bu suretle ikiniz harb edin! Biz mutlakaa oturucularız».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(İsrâiloğulları:) “Ey Mûsâ! Doğrusu biz, (onlar) orada bulundukları müddetçe, oraya ebedî olarak aslâ girmeyiz; onun için sen, Rabbinle git, artık (onlarla) ikiniz savaşın, doğrusu biz (onlarla harb etmektense) burada (bu Tih Sahrâsında) oturacak olan kimseleriz” dediler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yine (alaylı bir şekilde) dediler ki:" Ya Musa! Onlar (o zorbalar) orada olduğu sürece biz asla giremeyiz. Haydi sen ve Rabbin gidin savaşın (onları oradan çıkarın), biz işte burada oturucularız.*
(*) Bunu alaylı bir şekilde söylediklerine dair bazı tefsir metinleri aşağıya alınmıştırفاذهب أنت وربك فقاتلا أي فقاتلاهم وأخرجاهم حتى ندخل الأرض، وقالوا ذلك استهانة واستهزاء به سبحانه وبرسوله (تفسير الألوسي) والظاهر أنهم قالوا ذلك استهانة بالله ورسوله وقلة مبالاة بهما واستهزاء الكشاف – البيضاوي-)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar “Ey Musa! O güçlü topluluk orada olduğu müddetçe, oraya ebediyyen girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin ikiniz savaşın, biz burada oturacağız” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Dediler: "Ey Musa! Doğrusu onlar orada bulundukça sonuna kadar biz oraya girmeyiz. Haydi sen, çalabınla birlikte git de vuruş. Biz ne olursa olsun burada kalacağız."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar: «Musa! O zorbalar orada bulundukça biz oraya ebediyen giremeyiz. Artık istersen sen Rabbin ile [¹] birlikte git de kıtalda bulun. Bizler burada oturacağız» dediler.
[1] Veya sen git, Rabbin de sana yardımcı olsun. Veya kardeşin Harun ile beraber git.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Musa! Onlar orada olduğu sürece biz oraya ebediyen girmeyeceğiz. Haydi, sen ve Rabbin gidin ve ikiniz savaşın. İşte biz burada oturacağız.”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Ey Musa! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın; doğrusu biz burada oturucularız” demişlerdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ama onlar, hâlâ direterek, “Ey Mûsâ, onlar orada bulundukları sürece, biz o şehre asla girmeyeceğiz fakat ille de istiyorsan, sen ve Rabb’in gidin veonlarla kendiniz savaşın, biz burada oturup bekleyeceğiz!” dediler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Ey Musa! Onlar orada bulundukça biz, oraya ebedî olarak girmeyeceğiz. Sen ve rabbin gidin, savaşın! Biz, burada oturacağız” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Halk: " Musa! Onlar orada oldukları sürece asla bu ülkeye girmeyiz. Sen ve Rabb’in gidin savaşın. Aha biz burada bekliyoruz. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dediler ki; "Ey Musa! Onlar orada bulundukça biz oraya asla girmeyeceğiz. O güçlü toplulukla sen ve Rabbin birlikte savaşın! Biz burada oturacağız."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(İsrailoğulları) “Ey Musa! Onlar orada bulundukları sürece biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, savaşın! Biz burada oturacağız!” demişlerdi.
Mehmet Türk
swap_vert close
Toplumu Mûsa’ya: “Ey Mûsa! Onlar, orada bulundukça biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin ve onlarla savaşın. Biz, burada oturacağız.” dediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
[Ama] onlar: “Ey Musa!” dediler, “Ötekiler orada oldukça biz o [topraklar]a asla girmeyeceğiz. O halde sen ve Rabbin gidin ve birlikte savaşın! Biz burada kalacağız!”
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar da: “Ey Musa, onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin, gidip onlarla savaşın. İşte biz burada oturacağız.” demişlerdi. 2/190, 47/4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Berikiler (ise) “Ey Musa!” dediler, “onlar orada bulundukça, biz asla oraya girmeyeceğiz. O hâlde sen ve Rabbin gidip savaşın, biz işte şuracıkta oturuyoruz!”
Orhan Kuntman
swap_vert close
"Ey Musa, zorbalar orda oldukça, asla biz o şehre girmeyiz, sen ve Rabbin gidiniz de savaşın, biz burada oturacağız" dediler, (isyanda direndiler)
Osman Fırat
swap_vert close
Dediler ki: "Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça, biz oraya ebediyen girmeyeceğiz. Sen ve rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dediler ki: «Ya Mûsa! Biz elbette ebedîyen girmeyeceğiz, onlar orada devam ettikçe artık sen Rabbinle git, mukatelede bulun, bizler ise burada oturucularız.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yine dediler ki: “Ya Mûsâ! O zorbalar orada oldukları müddetçe biz asla giremeyiz. Haydi sen Rabbinle git, ikiniz onlarla savaşın, biz işte burada oturuyoruz. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dediler ki: "Ey Musa, onlar orada olduğu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabbin, gidin, savaşın, biz burada oturuyoruz!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Benî İsrâîl: "Yâ Mûsâ! O cabbâr kavim orada oldukca biz ebediyyen oraya girmeyiz. Sen ve rabbin gidüb onlarla cenk it. Biz burada otururuz" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Musa’nın halkı) Dediler ki “Bak Musa! Onlar orada olduğu müddetçe biz asla oraya giremeyiz. Sen ve Rabbin gidin, savaşın. Biz burada oturuyoruz.”
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey Musa, onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın. Biz burada oturacağız, demişlerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar yine “Ey Musa,” dediler. “Onlar orada olduğu müddetçe biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidip onlarla savaşın; biz burada oturacağız.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dediler ki: "Ey Mûsa! Onlar orada oldukça biz oraya asla girmeyeceğiz! Hadi sen git, Rabbinle birlikte savaşın. Biz şuracıkta oturacağız."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyittiler “iy mūsā! bayıķ biz hergiz girmeyevüz aña hemįşe niçe kim hemįşe oldılar anda. pes, var sen daħı çalabuñ çalışuñ bayıķ biz uşbundan oturıcılaruz.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdiler: İy Mūsā didiler, biz hergiz girmezüz niçe kim anlar anda dururlar. Pes varsañ Çalabuñ birle ṣavaş eyleñüz, biz bunda oturmış‐biz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(İsrail oğulları) dedilər: “Ey Musa, nə qədər ki, onlar oradadırlar, biz ora girməyəcəyik. Sən və Rəbbin gedib onlarla vuruşun. Biz isə burada oturacağıq”.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They said: O Moses! We will never enter (the land) while they are in it. So go thou and thy Lord and fight! We will sit here.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They said: "O Moses! while they remain there, never shall we be able to enter, to the end of time. Go thou, and thy Lord, and fight ye two, while we sit here (and(727) watch)."
727 The advice of Joshua and Caleb, and the proposals of Moses under divine instructions were unpalatable to the crowd, whose prejudices were further inflamed by the other ten men who had gone with Joshua and Caleb. They made an "evil report," and were frightened by the great stature of the Canaanites. The crowd was in open rebellion, was prepared to stone Moses, Aaron, Joshua, and Caleb, and return to Egypt . Their reply to Moses was full of irony, insolence, blasphemy, and cowardice. In effect they said: "You talk of your God and all that: go with your God and fight there if you like: we shall sit here and watch."  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالُوا
dediler
يَا
ey
مُوسٰٓى
Mûsâ
اِنَّا
doğru- su biz
لَنْ نَدْخُلَـهَٓا
asla oraya girmeyiz
اَبَداً
ebedi olarak
مَا دَامُوا
bulundukları müddetçe
ف۪يهَا
orada
فَاذْهَبْ
onun için git
اَنْتَ
sen
وَرَبُّكَ
ve Rabbin
فَقَاتِلَٓا
ve ikiniz savaşın
اِنَّا
doğru- su biz
هٰهُنَا
burada
قَاعِدُونَ
oturanlarız
Onlar (yine) dediler ki: "Ey Mûsâ! Onlar orada bulundukça biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabbin gidip savaşın! Biz burada oturacağız."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
دَخَلَ
Fiil-I
د خ ل
Girdi, (zifafa) girdi, dâhil oldu, sokuldu
اَبَدًا
Zaman zarfı
ا ب د
Hiçbir zaman, ebediyen, sürekli, asla
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
دَامَ
Fiil-I
د و م
Devam etti, bulunduğu müddetçe
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ذَهَبَ
Fiil-I
ذ ه ب
Gitti, giderdi, götürdü
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
قَاتَلَ
Fiil-III
ق ت ل
Savaştı, öldürdü, kahretti
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
هٰهُنَا
Edat + Zamir
هٰهُنَا
Burada
قَاعِد
Etken fiil
ق ع د
Oturan