close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mâide Sûresi 115. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâla(A)llâhu innî munezziluhâ ‘aleykum(s) femen yekfur ba’du minkum fe-innî u’ażżibuhu ‘ażâben lâ u’ażżibuhu ehaden mine-l’âlemîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah, onu size indireceğim ben, fakat bundan sonra içinizden kafir olanı öyle bir azapla azaplandıracağım ki demişti, alemler içinde hiçbir kimseyi o çeşit azaplandırmam.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah (CC) şöyle buyurup: "Şüphesiz Ben bunu size indireceğim. (Ancak) Artık (bundan) sonra sizden kim inkâr (ve nankörlük) ederse, Ben onu, gerçekten âlemlerden hiç kimseyi azaplandırmayacağım bir azapla, azaplandırıp (cezalarını vereceğim)" diye (uyarıvermişti. Çünkü mucizeyi gördükten sonra hainlik ve döneklik edenlerin vebali daha yüksekti.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah o'nun bu isteğine karşı şöyle buyurdu: “Ben onu size şüphesiz indireceğim, ama bundan sonra içinizden kim, benden gelen gerçekleri örtbas ederse, kâinâtta kimseye yapmadığım azabı ona yapacağım.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah, "Size, sebeplerini-şartlarını oluşturarak o mükellef sofrayı çokca hazırlayıp indireceğim. Bundan sonra sizden kim kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek ört-bas edip inkârda ısrar eder, küfre saparsa, insanlardan hiçbir kimseye vermediğim cezayı onlara vereceğim." buyurdu.
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah da şöyle dedi: "Ben onu size indireceğim. Bundan sonra içinizden kim inkar ederse ben ona alemlerden hiç kimseye etmediğim şekilde azap edeceğim."
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah demişti ki: 'Şüphesiz ben bunu size indireceğim. Artık sonra sizden kim inkâr ederse, ben onu gerçekten alemlerden hiç kimseyi azablandırmayacağım bir azabla azablandıracağım.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah buyurdu ki, ben o sofrayı size elbette indiririm. Fakat ondan sonra içinizden kim nankörlük ederse, artık onu, âlemlerden hiç bir kimseye yapmıyacağım bir azab ile azablandırırım.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah dedi ki: “Ben onu indireceğim. Ondan sonra sizden kim inkâr ederse, ona öyle bir azap vereceğim ki hiçbir insana o azabı vermiş olmayacağım.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah da şöyle buyurdu: “Şüphesiz ben onu size indireceğim, ama bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, kâinatta hiçbir kimseye etmediğim azabı ona edeceğim.”
Besim Atalay
swap_vert close
Allah buyurdu ki: «Ben sofrayı size indiririm, bundan sonra içinizden her kim kâfir olursa, âlemlerden kimseye yapmadığım azabı, ona yaparım»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah buyurdu ki: “Ben o sofrayı size elbette indiririm. Fakat ondan sonra içinizden her kim nankörlük ederse artık onu kâinatta hiç kimseye yapmayacağım derecede cezalandırırım.”
Cemil Said
swap_vert close
Allâh o vakit didi ki: "Size mâide göndereceğim lâkin ândan sonra kürf idene öyle bir ’azâb ihzâr ideceğim ki ’âlemde hiç kimse böyle ’azâb görmemişdir."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah, "Ben onu size indireceğim; bundan sonra içinizden kim inkar ederse, dünyalarda kimseye azabetmiyeceğim şekilde ona azabedeceğim" dedi.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah da, “Ben onu size indireceğim. Ama ondan sonra sizden her kim inkâr ederse, artık ben ona kâinatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim” demişti.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah da şöyle buyurdu: “Onu size mutlaka indireceğim; fakat bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, varlıklar âleminde hiç kimseye etmediğim azabı ona edeceğim.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah da şöyle buyurdu: Ben onu size şüphesiz indireceğim; ama bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, kâinatta hiç bir kimseye etmediğim azabı ona edeceğim!
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH, "Onu size indireceğim," dedi, "Kim artık bundan sonra inkar ederse, onu, hiç kimseye vermediğim bir azapla cezalandıracağım."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah buyurdu ki:" Ben onu size indireceğim. Fakat bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, ben ona âlemlerden hiç kimseye yapmayacağım bir azabı yaparım".
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah buyurdu ki ben onu sizlere elbette indiririm fakat ondan sonra içinizden her kim nankörlük ederse artık oun âlemînden hiç birine yapmıyacağım bir azab ile ta'zib ederim
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Zaman ve mekândan münezzeh olan) Allah buyurdu ki: “Şüphesiz Ben (kudretimle) onu size göndereceğim. Artık bundan (bu mu‘cizeden) sonra içinizden kim (hakkı) inkâr ederse, âlemlerden hiçbir kimseye yapmadığım bir azap ile onu cezalandırırım!”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah: “Ben, üzerinize onu indireceğim. Ama ondan sonra sizden kim gerçeği yalanlayarak nankörlük ederse, âlemlerden hiç kimseyi azaplandırmadığım şekilde ona azap ederim.” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah dedi ki: «Ben onu sizin üzerinize şübhesiz indiriciyim. Artık (ondan) sonra içinizden kim nankörlük eder (küfre döner) se ben onu muhakkak ki kâinatdan hiç birini azablandırmayacağım bir azâb ile azâblandırırım ».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Allah: 'Şübhesiz ki ben, onu size indirecek olanım.(1) Fakat ondan sonra içinizden kim inkâr ederse, artık muhakkak ki ben, onu âlemlerden hiçbir kimseye etmeyeceğim bir azâb ile cezâlandırırım!' buyurmuştu.”
(1)Rivâyete göre: Hz. Îsâ (as) istenilen duâyı yapınca Havârîlerin gözleri önünde, iki bulut arasında bir sofra indirildi. Hz. Îsâ (as) ağlayarak: “Yâ Rabbî! Bizi şükredenlerden eyle! Bu sofrayı bize rahmet kıl! Başkalarına ibret olacak bir cezâ vesîlesi kılma!” diye duâ etti. Havârîler: “Ey Îsâ! Bu, dünya yiyeceği mi, yoksa âhiret yiyeceği mi?” diye sorduklarında: “İkisinden de değil. Haydi, istediğinizi yiyiniz ve şükrediniz! Tâ ki Allah size ni‘metini artırsın!” dedi. (Râzî, c. 6/12, 141)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(O zaman zatım olan) Allah da: ‘’Ben onu size şüphesiz indirebilirim; ama bundan sonra sizden kim inkâr (nankörlük) ederse, (şimdiye kadar) âlemlerden hiçbir kimseye etmediğim azabı ona edeceğim’’ buyurmuştu. *
(*)-Böyle bir ziyefetin gönderilip gönderilmediği hususunda ihtilaf vardır, çünkü ayette, bunun gönderildiğine dair bir vurgu yoktur, bu nedenle çoğunluk gönderilmiştir dese bile bazıları bunlar isteklerinden vazgeçtikleri için yüce Allah’da bu ziyefeti göndermemiştir, diye görüş belirtmişlerdir. Zira bu ziyafet gönderildikten sonra nankörlük etmeleri hâlinde büyük bir cezayla karşılaşacaklarını söyleyen ayetin son cümlesi onların bu istekten vazgeçmelerine ve dolayısıyla yüce Allah’ın da bu ziyafeti göndermemesine neden olmuştur diyorlar. Bu da, yani ziyafetin gönderilmediğini söyleyen görüş daha mantıklı ve isabetli gibi görünüyor. ( الله اعلم) -Böyle bir ziyafet gönderilmiş olsa bile cenneten değil, melekler vasıtasıyla yine dünyadaki yiyeceklerden getirilmiştir. Zira ‘’gökten’’ifadesi, Allah tarafından gönderilmesi demektiır. واختلف العلماء في المائدة هل نزلت أم لا؟ فقال مجاهد والحسن : لم تنزل لأن الله عز وجل لما أوعدهم على كفرهم بعد نزول المائدة خافوا أن يكفر بعضهم فاستعفوا ، وقالوا : لا نريدها ، فلم تنزل ، وقوله : " إني منزلها عليكم " ، يعني : إن سألتم . [ ص: 119 (تفسير البغوي ) ( التحرير والتنوير )ووجه ذلك : أن الله لما أوعد على كفرهم بعد نزول ا خافوا أن يكفر بعضهم ، فاستعفوا عن إنزال المائدة ، فعلى هذا تقدير قوله : ( إني منزلها عليكم ) يعني إن سألتم ، إلا أنهم استعفوا فلم تنزل  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah dedi ki “Ben o sofrayı indireceğim, (sofra indikten) sonra, sizden kim inkâr ederse, âlemlerde şimdiye kadar hiçbir kimseye azap etmediğim kadar, inkâr edene azap ederim.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah buyurdu: "İşte Ben onu size indireceğim. Artık ondan sonra içinizden herkim Allah’ı tanımazlık edecek olursa kimseye çektirmediğim azabı ona çektiririm."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah buyurdu ki: «Onu size indireceğim. Artık ondan sonra sizlerden kim kâfir olursa ben onu âlemde hiçbir kimseye yapmadığım azap ile azap edeceğim.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah, “Muhakkak ki Ben onu sizin üzerinize indiririm ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, hiç şüphesiz Ben, âlemlerde hiç kimseye etmeyeceğim bir azabı ona ederim” ³⁸ dedi.
38 Bazı müfessirler, bu tehdit üzerine, böyle bir sofranın inmediği kanaatindedirler.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah, “Ben onu size indireceğim; bundan sonra içinizden kim küfre saparsa, âlemlerdekilerden hiç kimseye azap etmeyeceğim şekilde ona azap edeceğim” dedi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah da buyurdu ki: “Ben onu size göndermesine gönderirim fakat bundan sonra içinizden kim benim ayetlerimi inkâr ederse, dünyada hiç bir kimseye etmeyeceğim bir şekilde ona azap edeceğim!”Bu hatırlatmaları yaptıktan sonra, Hesap Gününe yeniden dönelim:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah: -“Ben, size onu indireceğim. Sonra sizden kim inkâr ederse, ben, Âlemler’den kimseye yapmayacağım bir azabı ona yaparım” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah: " Onu gönderirim ama bundan böyle nankörlük edene kimselere tattırmadığım acıyı tattırırım."
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah da, "Ben onu size göndereceğim. Ama ondan sonra sizden her kim gönderdiğim ayetleri inkâr ederse; artık ben O’na kâinatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim!" demişti.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah da şöyle demişti: “Şüphesiz ki ben onu size indirebilirim; (ama) bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, âlemlerde kimseye etmediğim azabı ona ederim!”
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah da: “Ben onu size indiririm.¹ Fakat bundan sonra içinizden kim inkâr ederse Ben ona kâinatta hiç kimseye etmediğim azabı ederim.” buyurdu.
1 Bu "sofra"nın gönderilip, gönderilmediği konusunda sıhhatli bir bilgi yoktur. Sofranın gönderilmiş olması, âyetteki ifâdenin zahirine göre mümkündür ama indirildiğine ve sofranın içeriğine dâir rivâyetler İslâm kaynaklı olmadığı için anlatılmağa değerde görülmemiştir. En doğrusunu Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah, “Şüphe yok ki” dedi, “Ben onu size [her zaman] gönderirim. ¹³⁸ Ve bu şekilde, hanginiz bundan sonra [bu] hakikati inkar ederse, bilin ki onu bu dünyada benzerine [daha] hiç kimseyi çarptırmadığım bir azaba çarptıracağım!”
138 İnnî münezziluhâ (lafzen, “Ben onu gönderiyorum”) ibaresindeki münezzil gramer kalıbı, sürekli tekrarlanan bir bağışa -ki bu sürekliliği parantez içindeki “her zaman” kelimesiyle ifade ettim- işaret eder. Allah’ın süreklilik arzeden bu maddî ve manevî rızık vericiliğinin vurgulanması, O’nun, bu açık hakikati -insanın kendi kendine yeterli ve bağımsız olduğunu küstahça varsayarak- inkar edenlere lânetinin şiddetini açıklamaktadır: ayrıca Allah’ın varlığının “delil”i olarak bir mucize gösterilmesi talebinin kınandığına işaret eder.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’ta buyurdu ki: “Ben, onu size indiririm elbet; fakat bundan sonra sizden kim bu nimete nankörlük ederse, ben onu toplumlardan hiç kimseye reva görmediğim bir azaba çarptırırım. 5/112...114, 16/112
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah buyurdu ki: “Ben onu size gönderebilirim; ancak ondan sonra içinizden kim nankörlük ederse, iyi bilin ki onu akıllı varlıklar âleminde kimseyi çarptırmadığım bir azaba çarptıracağım!”[¹⁰⁰⁹]
[1009] el-’Âlemîn, “akıllı varlıkların tümüne” delâlet eder. Kelime daha sonra “bütün varlıkları” içine alacak şekilde anlam genişlemesine maruz kalmıştır. ‘Âlemîni akıllı varlıkları aşan bir anlama taşımak isteyen birilerine İbn Abbas “Allah Nebisini dağa taşa göndermedi” diyerek uyarmıştır. Âyetin konusu ‘mucizevî’ kudret delillerinden sonra inkârdır. Bundan sonra inkârda ısrar edenlerin helâki ilâhî bir sünnettir (Krş: 6:8). İnsanoğlunun nadir olana karşı zaafı vardır, alışıldık kudret delillerini görmez bile: “Göklerde ve yerde nice (mucizevî) deliller var ki, yanından geçip gidiyorlar da, onlara dönüp bakmıyorlar bile!” (12:105) Bu arada Kur’an’da mucize teriminin hiç geçmediğini, bu kelimenin anlamının yer ve gök, insan ve vahiy, gece ve gündüz, erkek ve kadın, diller ve renkler için Kur’an’da kullanılan âyet (ç: âyât) kelimesinin yerine sonradan ikame edildiğini, önemine binaen belirtelim. Kur’an bilgi sisteminden kopuşun işaret taşlarından birinin de, Ehl-i Kitap ilâhiyatından tercüme edilerek Kur’âni âyet/âyât kelimeleri yerine ikame edilen ve ilerleyen yüzyıllarda kelâmcıların imanın temeline yerleştirdikleri “mucize” terimi olduğu bir gerçektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah da (onun niyazını kabul etti ama) "Ben kuşkusuz onu, sizin üzerinize indireceğim. Fakat ondan sonra içinizden kim küfre düşerse (Vahdaniyetimi, Rubûbiyetimi ve peygamberimin risâletini inkara cür'et ederse) artık alemlerde hiçbir kimseye etmediğim azabı ona edeceğim" buyurdu. (Böylece onun ümmetini de uyarmış oldu.)
Osman Fırat
swap_vert close
Allah da "Ben onu size direceğim. Ama ondan sonra sizden her kim inkâr ederse, artık ben ona kâinatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim" demişti.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah Teâlâ buyurdu ki: «Ben onu sizin üzerinize elbette indireceğim. Fakat sonra sizden kim küfre düşerse artık Ben âlemlerden hiçbir kimseyi tazib etmeyeceğim bir azap ile onu muazzep kılarım.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah buyurdu ki: “Ben onu yukarıdan size indiririm, fakat bundan sonra her kim nankörlük edip kâfir olursa, onu dünyada hiç kimseye yapmayacağım derecede cezalandırırım. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah buyurdu ki: "Ben onu sizin üzerinize indireceğim, ama ondan sonra sizden kim inkar ederse ben ona dünyalarda hiç kimseye yapmayacağım azabı yaparım!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ: Ben size o sofrayı inzâl iderim. Bundan sonra küfür idenleri, âlemlerden kimseyi o vecihle ta'zîb itmediğim bir 'azâb ile ta'zîb iylerim buyurdı. [¹]
[1] Havâriyyûnun talebi ve 'Îsâ 'aleyhisselâmın du'â ve niyâzı üzerine semâdan nâzil olan sofradan zengîn ve fakîr yediler. Ve bu mu'cizeye cümlesi hayret itdiler. 'Îsâ'ya îmân itmeyen Benî İsrâîl'in bir kısmı bu mu'cizeyi de sihre isnâd ile küfür iylediklerinden Cenâb-ı Hak onları domuz şekline sokdı. Bu şekilde iki üç gün yaşayub sonra geberdiler. Bunların seksenüç kişi olduklarını ba'zı müfessirîn yazıyorlar ise de Kur'ân'da mikdârına dâir bir sarâhat olmadığından Allâh bilir diriz.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah dedi ki "O sofrayı size indireceğim ama bundan sonra sizden kim görmezlikten gelirse (kafirlik ederse) ona öyle bir azap edeceğim ki o azabı bu âlemde kimseye yapmayacağım.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah da dedi ki:-Ben, onu size indireceğim; fakat bundan sonra sizden kim inkar ederse, ben ona kainatta hiç kimseye yapmayacağım azabı yaparım.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah “Ben onu size indireceğim,” buyurdu. “Lâkin bundan sonra sizden nankörlük eden olursa, onu da, şimdiye kadar dünyada kimseye vermediğim bir azapla cezalandırırım.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah dedi ki: "Ben onu üzerinize indireceğim. Ama bundan sonra küfre sapanınıza öyle bir azapla azap edeceğim ki, âlemlerden hiç kimseye böyle bir azap yapmamışım."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti Tañrı: “bayıķ ben indüriciven anı üzerüñüze. pes her kim kāfir ola śoñra sizden bayıķ ben 'aźāb eyleyem aña 'aźāb kim 'aźāb eylemeyem anuñ da hįç kimseye 'ālemlerden.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı Ta‘ālā eyitdi: Taḥḳīḳ men indüre‐men anı üstüñüze. Pes kim kāfir olsa sizden ol indükden ṣoñra, ben aña bir ‘aẕāb iderem ki ol ‘aẕābı hīç kimseyeeylemez‐men ‘ālemlerden.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah buyurdu: “Mən onu sizə, əlbəttə, nazil edərəm. Lakin ondan sonra sizlərdən kim küfrə düşərsə, ona aləmlərdə olanlardan (bəşər övladından, zəmanə əhlindən) heç kəsə verməyəcəyim bir əzab verərəm!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Allah said: Lo! I send it down for you. And whoso disbelieveth of you afterward, him surely will I punish with a punishment wherewith I have not punished any of (My) creatures.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah said: "I will send it down unto you: But if any of you after that resisteth faith, I will punish him with a penalty such as I have not inflicted on any one among all the peoples."(828)
828 It is a wicked generation that asks for Signs and Miracles. Usually they are not vouchsafed. But where they are, the responsibility of those who ask for them is increased. If, after that, they reject faith, invent lies, and go after false gods or false ideals, their penalty will be worse than that of other people. How this works our practically among those who call themselves Christians is exemplified in such books as the late Mr. W.T. Stead's "If Christ Came to Chicago?" (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
buyurdu
اللّٰهُ
Allah
اِنّ۪ي
şüphe- siz Ben
مُنَزِّلُهَا
onu indi-riciyim
عَلَيْكُمْۚ
size
فَمَنْ
ama kim
يَكْفُرْ
inkâr ederse
بَعْدُ
ondan sonra
مِنْكُمْ
sizden
فَاِنّ۪ٓي
artık el- bette Ben
اُعَذِّبُهُ
ona azap ederim
عَذَاباً
bir azap ile
لَٓا اُعَذِّبُهُٓ
o azabı etmem
اَحَداً
hiçbir kimseye
مِنَ الْعَالَم۪ينَ۟
âlemlerden
Allah da şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki Ben, onu size indireceğim; ama ondan sonra içinizden kim (bu âyetimi) inkâr ederse elbette ona âlemlerden hiç kimseye azap etmediğim bir azapla azap ederim!"
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
مُنَزِّل
Etken fiil-II
ن ز ل
İndirici
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَذَّبَ
Fiil-II
ع ذ ب
Azap etti, cezalandırdı
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَذَّبَ
Fiil-II
ع ذ ب
Azap etti, cezalandırdı
اَحَد
İsim
ا ح د
Bir tek, bir
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَالَم۪ين
İsim
ع ل م
Âlemler