Allah o zaman şöyle der: “Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi düşün. Hani “Seni Rûhu’l Kudüs (vahiy getiren melek) ile desteklemiştim; (bu sayede) beşikte de (yani küçüklüğünde de) yetişkin iken de (peygamber vasfınla) insanlarla konuşuyordun; sana, kitabı (okuyup yazmayı), hikmeti (teorik ve pratik blimleri, problem çözme ve doğru hüküm verme yetisi, eşyanın hakikatini anlamayı, mesaj ve hükümlerimizi içeren) Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. Sen, çamurdan kuş gibi bir şey (maket) yapmış (kuş şekline koymuş) ve ona (rüzgâr enerjisini) üflemiştin de iznimle (irademle) uçan bir şey olmuştu ve benim iznimle (irademle) körü (görme sorunu olanı) ve alacalıyı (tedavi edip) iyileştiriyor, benim iznimle mevtâyı (kalp krizi vb. sorunlar geçirip ölmek üzere olanlara kalp masajı tekniğini uygulayarak onları hayata) çıkarıyordun. Ve sen İsrailoğullarına açık belgelerle geldiğinde, onlardan inkâr etmiş olanlar, ’Bu ancak açık bir büyüdür’ demişlerdi de Ben onların sana zarar vermelerini önlemiştim. *
(*) Bunun açıklaması şöyle olabilir! 1- Ayette geçen (مهد) ‘’mehd’’ ifadesi kinaye olup Hz. İsa’nın bir bebek değil, çocuk yaşta olduğunu gösterir. Yani o zaman Hz. İsa konuşabilme yaşına gelmişti, ama o henüz çocuk yaşta iken bile yüce Allah’ın yardımıyla aklı olgun ve bilgili insanlar gibi düzgün konuşabiliyordu. Nasıl ki (اطلبوا العلم من المهد الي اللحد أي منذ الصغر فالي نهاية الكبر) ‘’Beşikten mazara kadar ilim talep edin’’ şeklindeki rivayette geçen (مهد) ‘’mehd’’yani ‘’beşik’’, küçük yaştan, (لحد)’’lahd’’mazar’’ ise, büyük yaştan kinaye ise, bu ayette de ((مهد yani beşik ifadesi de küçük yaştan kinayedir. 2- Hz. İsa’nın mevtâyı canlandırması şu şekilde olmuş olabilir: Kalp krizi geçirip ölmek üzere olanları kalp mesajı veya suni teneffüsle hayata döndürmüş, anadan doğma körü iyileştirmiş ve alatenlileri iyileştirmiştir. Bu üç olaya bakınca günümüz dünyasında tam örneklerini TIP dünyasında görüyoruz. Bazı körlük olaylarında gözler açılmış, alatene kısmen çare bulunmuş ve alatenlileri iyileştirmiş ve klinik olarak ölen ve hastaneye geldiği zaman klinik olarak ölü olan fakat şok cihazı ya da kalp masajı tekniği uygulanarak hayata dönen insanlar var. Şimdi bu çerçeveden olaylara bakıp ta DENK lik kurduğumuz zaman olaylar daha da açıklık kazanıyor. Allah İsa’ya ilim ve teknik verdiğini söylüyor. Allah, Hz. İsa’yaTıp ilminden sadece bu kadarını öğretmiş ve o yüzyılda elde bulunan imkânlarla bitkisel ilaçlar ya da bugün bilmediğimiz teknik bir öğreti ile alatenli insanları iyileştirmiş ve körlerin gözünü açmıştır. Peki, ölüleri nasıl diriltti? Kur’an ölülerin mezardan kaldırılıp diriltildiğinden bahsetmez. Bu anlatılar insanların anlatılarıdır. Aslında Hz. İsa’ya “KALP MASAJI” tekniği öğretilmiş ve tarihte ilk kez kalp masajını uygulayan ilk insan Hz. İsa’dır… Maide suresi 110. ayet iyice incelenirse bu mucizelerin Allah’ın izni ile gerçekleştiğini görüyoruz… Aslında bu ayet ve mucizeler çok yakın zamanda bulunan TIBBİ VE TEKNİK olayların o yüzyılda Hz. İsa ve çevresindekilere bir DENGİ ya da benzerlerinin gösterilmesinden ibaretti…Ayrıca ayetlerde geçen (موتي )‘’mevta’’kelimesi Arapça da ölmüş olanlara denildiği gibi, ölüm eşiğinde, ölü hükmünde, ölmek üzere olanlara, kalp krizi geçirenlere ve hatta manen ölmüş olanlara da denir. Bu konuda lügatlara bakılabilir. İşte Hz. İsa bu durumda olan bazılarını yüce Allah’ın kendisine öğretmiş olduğu teknikle hayata döndürmüştür. Yani bedenen ölmüş bir kimseyi diriltmemiştir. Çünkü Mü’minün-23/99-100. ayetlerine göre ölen bir kimsenin diriltilip dünyaya gelmesi asla mümkün değildir. Eğer Hz. İsa ölmüş olanları diriltmişse, demek ki haşa bu ayetlerde verilen mesajın aksine ölmüş olanlar bir daha dünyaya gelebilirler. Hâlbuki böyle düşünmek bu ayetleri inkâr etmek anlamına geliyor. Bu nedenle Hz. İsa’nın bedenen ölmüş olanları diriltmesi asla mümkün değil. (الله اعلم) Çamurdan bir kuş yapması? Ayrıca ‘’Sen iznimle, çamurdan kuş gibi bir şey yapmış ona üflemiştin de iznimle uçan bir şey olmuştu’’ Maide Sûresi 110. ayette sözü geçen bu kelimeler bütün meallerde iki yerde de tayr sözcüğünü gören tefsirciler (uçan bir şey) yerine KUŞ anlamını seçmişlerdir. Yani Hz. İsa çamurdan kuş gibi bir şey yapmış ve ona üfleyince Kuş olup uçmuş olarak anlatmışlardır. Oysa Hz İsa, o günün şartlarında Allah’ın ilmi ile gerçekten kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona (rüzgâr enerjisi) ile çalışacak bir düzenek kurmuş ve o yaptığı kuş şeklindeki şey de uçan bir ŞEY olunca insanlar bu kadar ağır bir şeyin havada nasıl durduğunu ve nasıl uçtuğuna şaşırıp kalmışlar ve bilinç düzeyinde ACZ’e uğramışlardır… Ayetteki (üflemek) ise müteşabihtir. Örneğin bir balona hava doldurmak için üflersiniz. Yani benzetme yapılmıştır. Bkz: (KUR’AN KISSALARININ SİSTEMATİĞİ) İşte bugünün teknolojisi ile bunun örneklerini görüyoruz: Kanada Edmonton Havalimanı ve Southampton Havalimanı’nda kuş tehlikesine çözüm olarak kartal görünümlü drone kullanılıyor. Robird ismindeki kartal şeklindeki drone, vahşi görünümüyle havalimanı yakınındaki kuşları kovuyor. Kartal görünümünlü drone. Clear Flight Solutions tarafından 2016 yılında geliştirilen Robird; tıpkı gerçek bir kuş gibi uçuyor, kanat çırpıyor ve ses çıkarıyor. Uzaktan kumanda ile kontrol edilen drone, 80 km/saat hıza ulaşabiliyor. Şahin ve kartal görünümünde olmak üzere iki çeşit kuş türü bulunuyor. Robird’ün kullanılacağı bölgeye uygun kuş türüyle daha başarılı sonuç elde edilebiliyor… Bkz: DonanımHaber! https://www. donanimhaber. com › ... Havalimanlarında kuş tehlikesine çözüm: Kartal görünümünlü …Yani Hz.İsa’nın da yüce Allah’ın kendisine öğrettiği ilim ve teknikle kuş şeklinde bugünkü mini dronlara benzer bir şey yapmış olabilir. Zaten Arapçada uçan her şeye (طَيْرٌ)’’tayr’’denilebilir. Yine ’’ölüleri diriltmesi,’ruhen ölmüş olan topluma ilahi mesajlarla yeniden hayat verişinin mecazî bir ifadesi de olabilir. Bu konuda En’am 122. ve A. İmran 49 ayetlerine ve açıklamasına bkz: Hz. İsa’nın küçük yaştayken konuşması, tayr ve mevtâ ifadeleri ile lgili bir bilgi de aşağıdadır.
و"روح القدس" هو جبريل عليه السلام، وقوله {في المهد} حال كأنه قال صغيراً {وكهلاً} حال أيضاً معطوفة على الأول. (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز - ابن عطية) ) ولهذا قال: {تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِي ٱلْمَهْدِ وَكَهْلاً} أى: تدعو إلى الله الناس فى صغرك وكبرك. وضمّن {تكلم} معنى تدعو، لأن كلامه الناس فى كهولته ليس بأمر عجيب".(الوسيط في تفسير القرآن الكريم) مريم تعود بابنها وقد جاوز سن الرضاعة : هذا وليس في القران تصريح بأن المسيح تكلم في المهد حال رضاعه أوان الكلام ذلك أن الله امتن علي المسيح اذ أيده بروح القدس ومنح له عقلا وافرا يكلم الناس بكلام معقول منذ طفولته فالي أوان كهولته فكان منذ صغره زكيا بارعا وافر العقل ينطق كما ينطق الرجل الخبير وسنذكر محاجته مع العلماء في أورشليم مذ بلغ من العمر 12 سنة بحيث أعجب الجميع كلامه فخافت مريم عليه وعنفته علي ذلك وهذا هو الظاهر من قوله تعالي (إِذْ قَالَ اللّهُ يَا عِيسى ابْنَ مَرْيَمَ اذْكُرْ نِعْمَتِي عَلَيْكَ وَعَلَى وَالِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ الْقُدُسِ تُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلاً...)أخرج الطبري باسناده الي سعيد بن جبير عن قتادة قال يكلمهم صغيرا وكبيرا و هكذا باسناده الي ربيع بن أنس وعن ابن جريج قال كلمهم صغيرا وكبيرا وكهلا وهذا كقولهم : اطلبوا العلم من المهد الي اللحد أي منذ الصغر فالي نهاية الكبر – والمهد كناية عن حالة الصبي في نعومة أظفاره ورخاوة هندامه فيضطجع فيما مهد له من مضجع ناعم فاره – علي أن مريم لما جاء بالمسيح كان قد تجاوز دور الرضاعة الاؤلي بعد مدة طويلة من ولادته ألمصدر : (قصص الانبياء للنجار ص 387) نقلا من كتاب (شبهات وردود حول القران – الشيخ محمد هادي معرفة) وأما {ٱلْحِكْمَةَ } فهي عبارة عن العلوم النظرية، والعلوم العملية (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير - الرازي) وفي بعض الاثار قال القوم لعيسي انك تحي الموتي من كان قريب العهد من الموت ولعلهم لم تموتوا بل اصابتهم سكتة ( (تفسير الألوسي ) معاني كلمة (ميت) في المعجمات العربية (1) المعجم الوسيط (المَيْتُ) والجمع): أَمْواتٌ. [المَيْتُ]: الذئ فارق الحياةَ.) و- مَن فى حكم الميت وليس به (والجمع): أَمْوَاتٌ، ومَوْتى.) طَيْرٌ .... اِسْمُ جَمْعٍ لِمَا يَطِيرُ فِي الْهَوَاءِ وقال بعضهم: الكتاب: ما يكتب من العلم، والحكمة: هي ما يعطى الإنسان من العلم على غير تعلم. - قوله: {وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ}: أي: تصور وتقدر (تأويلات السنة ) -1- و المَيِّتُ مَن فى حكم الميت وليس به . والجمع : أَمْوَاتٌ ، ومَوْتى -2- المَيْتُ : الذئ فارق الحياةَ . والجمع : أَمْواتٌ. (المعجم الوسيط) الميت – ميتا : مَنْ في حكم الميت وليس به – 1 - ميت : الذي فارق الحياة . 2 - ميت : محتضر لم يمت بعد (المعجم الرائد) -1- الميت : الذي فارق الحياة. 2- ميت : محتضر لم يمت بعد. (المعجم: اللغة العربيةالمعاصر) .( ميت - ج ، ميتون وأموات وموتى ، ميتة -- وميت ج (لقنوا موتاكم لااله الاالله (سعد بن مالك صحيح مسلم – 29 – الحجاج - 261) و يفهم من هذالحديث أن الموتي بمعني من احتضر لا من مات -، ورواية التي تقول (اقرؤا يس علي موتاكم ) قال الدارقطني هذا حديث ضعيف الإسناد، مجهول المتن، ولا يصح في الباب حديث. وعلى هذا فلسنا في حاجة إلى شرح الحديث؛ لعدم صحته، وعلى تقدير صحته؛ فالمراد به، قراءتها على من حضرته الوفاة ليتذكر، ويكون آخر عهده بالدنيا سماع تلاوة القرآن، لا قراءتها على من مات بالفعل،). والموتى استعارة لمن لا ينتفعون بعقولهم ومواهبهم في أهم الأشياء (التحرير والتنوير) وسيُدنا عيسى إبنُ مريم عليه السلام لم يُحيي أي أحد حسب ذلك الإيمان الفاسد والفهم السقيم , وان كان قد احيي أشخاصا ستكون لهم اذاقة الموت في الحياة الدنيا مرتين وهذا معارض لهذه الاية (لَا يَذُوقُونَ فِيهَا الْمَوْتَ إِلَّا الْمَوْتَةَ الْأُولَى وَوَقَاهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ }الدخان 56) اذ لا موت في هذه الحياة الدُنيا إلا موتة واحدة من يموت فقد ذاق الموتة الأُولى...وإذا عادت لهُ الحياة فلا بُد لهُ من الموت قبل يوم القيامة...فيكون ذاق الموت مرةً أُخرى..أي ذاقه مرتان...وهذا لا يتوافق ويُعارض كتاب الله... فبالتالي كُل ما ورد بهذا الشأن يُضرب به عرض الحائط...ويا لروايات المكذوبة عن عدد من أحياهم المسيح؟!