O (güzel davrana)nlar; namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
Ayetteki “Zekât” terimini, sadece, hukuksal boyutu ağır basan “asli ihtiyaçlar” dışında nisab miktarı mala sahip olan ve bu sebeple zengin sayılan kişinin yükümlülük gereği vermesi gereken zekât olarak almamak lazım. Bakara 2/3, Enfal 8/3, Hac 22/35, Kasas 28/54, Secde 36/16 ve Şua 42/38 ayetlerinde de ifade buyrulduğu gibi “Kendilerine rızık olarak verdiklerimizi başkalarıyla paylaşırlar” söylemiyle anlam ilişkisi kurup, “karşılıksız yardım” olarak da düşünmek gerekir. Ayrıca “zekât” sözcüğü Kur’an’ın pek çok yerinde arınmak, aklanmak, daha temiz, daha iyi, yüceltmek anlamlarında da kullanılmıştır. Bu konuda 2/151, 3/77, 4/49, 9/103, 19/13, 20/76, 24/21, 35/18, 53/32, 62/2, 80/3, 91/9 ayetlere bakabilirsiniz.