close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Lokmân Sûresi 4. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elleżîne yukîmûne-ssalâte veyu/tûne-zzekâte vehum bil-âḣirati hum yûkinûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, namaz kılarlar ve zekat verirler ve ahirete de iyice inanmışlardır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar, namazı dosdoğru (ve tastamam, şuurla ve huzurla) yerine getiren, zekâtı veren ve onlar kesin bir bilgi (ve kanaatle) ahirete iman eden kimselerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar ki, namazlarında duyarlı ve devamlıdırlar ve karşılıksız yardım olan zekatı verirler ve ahirete de kesin bir inanç besleyerek bağlanmışlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılanlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenler, âhiretin, ebedî yurdun varlığını delilleriyle, gerekçeleriyle bilerek kesinlikle inananlardır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar namazı kılar, zekatı verirler ve onlar ahirete kesin olarak inanırlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inanırlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Güzel iş yapanlar muhsinler) o kimselerdir ki, namazı gereği üzre kılarlar, zekâtı verirler ve ahirete de onlar yakinen (şüphesiz) iman ederler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar ki, namazı doğruca kılarlar, zekâtı verirler. Ve ahiret hayatına gerçekten inanırlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Güzeli hayata geçirenler, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler; onlar âhirete de kesin olarak iman ederler.
Besim Atalay
swap_vert close
3,4. İyilik edenlere; namaz kılanlara, zekâtını verenlere kılavuzdur, rahmettir, bunlar, ahret gününe yakından inanırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O (güzel davrana)nlar; namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
Ayetteki “Zekât” terimini, sadece, hukuksal boyutu ağır basan “asli ihtiyaçlar” dışında nisab miktarı mala sahip olan ve bu sebeple zengin sayılan kişinin yükümlülük gereği vermesi gereken zekât olarak almamak lazım. Bakara 2/3, Enfal 8/3, Hac 22/35, Kasas 28/54, Secde 36/16 ve Şua 42/38 ayetlerinde de ifade buyrulduğu gibi “Kendilerine rızık olarak verdiklerimizi başkalarıyla paylaşırlar” söylemiyle anlam ilişkisi kurup, “karşılıksız yardım” olarak da düşünmek gerekir. Ayrıca “zekât” sözcüğü Kur’an’ın pek çok yerinde arınmak, aklanmak, daha temiz, daha iyi, yüceltmek anlamlarında da kullanılmıştır. Bu konuda 2/151, 3/77, 4/49, 9/103, 19/13, 20/76, 24/21, 35/18, 53/32, 62/2, 80/3, 91/9 ayetlere bakabilirsiniz.  
Cemil Said
swap_vert close
3,4. Sizi hidâyete sevk ider ve muhsinlere rehnümâ ve namâz kılanlara ve zekât virenlere ve âhirete îmân idenlere rahmet ve ’atâdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
O kimseler namazı kılarlar, zekatı verirler; ahirete de yakinen inanırlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Namazlarını özenle kılan, zekâtı veren ve âhirete kesin olarak inananlar;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O kimseler, namazı kılarlar, zekâtı verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler; ahiret hakkında da kuşkuları yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler, âhirete de kesin olarak inanırlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ki namazı kılarlar ve zekâtı verirler, Âhırete de onlar yakîn edinirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar, (muhsin kullar,) namazı dosdoğru kılan ve zekâtı veren kimselerdir. Onlar âhirete de kesin olarak inanırlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, salâtı ikame ederler ve zekâtı verirler¹. Onlar ahirete kesin olarak iman ederler.
1- “Salatı ikame etmek, Zekâtı vermek” terkibi, ibadete layık yegâne ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Zekât sözcüğü birçok ayette daha temiz, daha iyi, arınmak, temizlenmek, aklanmak, yüceltmek anlamında kullanılmıştır. (Örneğin 2:151; 3:77; 4:49; 9:103; 19:13; 20:76; 24:21; 35:18; 53:32; 62:2; 80:3; 91:9)  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(O ihsan erbabı) ki onlar dosdoğru namazı kılanlar, zekâtı verenlerdir. Onlar âhirete yakıyn (ya'ni katî insan) haasıl edenlerin de ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlar ki, namazı hakkıyla edâ ederler ve zekâtı verirler; onlar, âhirete de gerçekten kat'î olarak îmân edenlerdir.(2)
(2)“Hasenât da (iyilikler de) ya kalb ile olur veya kālıb ve beden ile olur veyâhut mal ile olur. A‘mâl-i kalbînin (kalb ile yapılan amellerin) şemsi (güneşi) ‘îman’dır. A‘mâl-i bedeniyenin (beden ile yapılan amellerin) fihristesi ‘namaz’dır. A‘mâl-i mâliyenin (mal ile yapılan amellerin) kutbu ‘zekât’tır.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 36)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar, (o iyilik yapanlar) namazı dosdoğru kılan, (işsiz, muhtaç ve yoksullara her türlü mali yardımda bulunan ve) zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O, iyi ve güzel davrananlar, namazlarını kılarlar, zekâtlarını verirler ve ahirete inançları da kesindir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
kimseler ki yalvarıya dururlar, zekat verirler, öbür dünyanın varlığına kanasıya inanırlar,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
3, 4. Namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, âhireti de yakînen bilen güzel amelli kimseler hakkında aynı hidayet, aynı rahmettir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve arınmak için/zekâtı verirler¹ ahirete de kesin olarak inanırlar [yûkınûn].
1 Buradaki zekât terimi, “ruhu arındıran” karşılıksız yardımlar anlamındadır. Sûre Mekki olduğu için, bu anlamda olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bildiğimiz zekâtın farz olması Medine dönemindedir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inananlardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar ki, Müslümanlığın vazgeçilmez şartı olan namazı ona gereken dikkat ve özeni göstererek dosdoğru ve aksatmadan kılar, böylece Yaratıcıyla aralarındaki gönül bağını —günde en az beş kez huzurunda durarak— sürekli canlı tutarlar. Ayrıca, refah ve zenginliği toplumun tüm katmanlarına yaymak üzere zekâtı verirler ve ilâhî adâletin tam olarak gerçekleşeceği bir öte dünyanın varlığına, tüm kalpleriyle iman eder ve bu inanç doğrultusunda hayatı şekillendirirler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Namaz’ı kılan, Zekât’ı veren (Muhsinler için)! Onlar, Âhiret’e de kesin inanıyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ayrıca, namazına devam edenlerin, zekatını verenlerin ahrete yürekten inananların da güç kaynağıdır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“O kimseler; bilgilerini, bilinçlerini ayetlerimle güçlendirir, sürekli kendileriyle yüzleşir, hatalarından bir daha yapmamak üzere dönerler. Her türlü dünyevi düşüncelerden, dünyevi varlıklardan kendilerini arındırarak özgürleşirler. Yasalarımıza uyarak kendilerini temizlerler. Haramlardan uzak dururlar. Sevgiyi, saygıyı, paylaşımı insanlar arasında gerçekleştirirler. Onların salat-ı ikame etmeleri; gerçekler üzerine bilgilenmek, bilinçlenmek, gerçekleriyle yüzleşip Allah’tan af dilemektir. Zekât-ı ikame etmeleri ise her türlü kötülükten dünyeviliklerden Allah’ın yasaları doğrultusunda arınmaktır. Çünkü onlar kesin bir şekilde ahirete iman etmişler, Allah’ın hesabına hazırlanmaktadırlar.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar namazı kılar, zekâtı verir ve ahirete de kesin bir şekilde inanırlar.
Mehmet Türk
swap_vert close
O (Muhsinler,) âhirete gönülden inanarak namazı dosdoğru ve devamlı kılar ve zekâtı verirler.¹
1 Aynı âyet için Bk. (Neml: 3)  
Muhammed Esed
swap_vert close
onlar ki namazlarında kararlılık gösterir ve karşılıksız yardımda bulunurlar: ³ çünkü onlar içlerinde öteki dünyaya kesin bir inanç besleyenlerdir.
3 Zekât terimi, burada, hukukî boyutu ağır basan “arındırıcı yükümlülükler” anlamından (bkz. 2:43, not 34) ziyade daha genel çerçevedeki “karşılıksız yardım” anlamını ifade eder. Bu pasaj, aynı zamanda “kendilerine verdiğimiz rızıktan başkalarına harcayan” buyruğuna uymanın Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşımanın bir vasfı olarak tanımlandığı 2:2-4. ayetler ile özde yakın bir anlam ilişkisine sahiptir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar ki, namazı kılarlar, zekâtı verirler ve bunlardır ahirete şeksiz şüphesiz inananlar. 2/3, 27/3
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
onlar ki namazı hakkını vererek eda ederler,[³⁶³¹] arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler;[³⁶³²] zira onlar âhirete inananların ta kendisidirler.
[3631] Salat için bkz: 7:170 ve 2:3, ilgili notlar. [3632] Zekâtın bu anlamı için bkz: 7:156 ve 27:3, ilgili notlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O kimseler ki, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de gönülden inanırlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar ki namazı kılarlar, zekâtı verirler ve onlar âhirete de kesin olarak ikna olmuşlardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar ki, namazı ikame ederler ve zekâtı verirler ve onlar, ahirete kat'i surette inanırlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar namazı hakkıyla ifa ederler, zekâtı verirler, âhirete de tam olarak iman ederler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
3,4. Namâzlarını âdâb ve erkânıyla kılan ve zekâtlarını viren ve âhirete şek ve şübheden berî olarak inanan muhsinlere rehber-i hidâyet ve rahmetdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İyiler namazı kılan, zekatı veren ve Ahirete kesin olarak inanan kimselerdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete yakinen inananlardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler; âhirete de onların tam ve kesin bir imanı vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ki onlar namazı/duayı yerine getirirler, zekâtı verirler. Ve onlar âhirete de gözle görmüşçesine inanırlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlar kim ŧurururlar namāzı daħı virürler zekātı daħı anlar āħiretde anlar gümānsuz olurlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlar kim durġurur namāzı, daḫı virürler zekātı. Daḫı anlar āḫirete yaḳīn bile inanurlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O kəslər ki, namaz qılar, zəkat verər və axirətə tam yəqinliklə inanarlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those who establish worship and pay the poor due and have sure faith in the Hereafter.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who establish regular Prayer, and give regular Charity, and have (in their hearts) the assurance of the Hereafter.(3582)
3582 The righteous are distinguished here by three marks, which are summed up in the phrase "doers of good", viz.: (1) they yearn towards Allah in duty, love and prayer, (2) they love and serve their fellow-men in charity, (3) they win peace and rest for themselves in the assured hope of the Future.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
يُق۪يمُونَ
ikâme ederler
الصَّلٰوةَ
namazı
وَيُؤْتُونَ
ve verirler
الزَّكٰوةَ
zekâtı
وَهُمْ
ve onlar
بِالْاٰخِرَةِ
âhirete
هُمْ
onlar
يُوقِنُونَۜ
kesinkes inanırlar
O kimseler ki namazı ikâme ed(erek her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalış)ırlar, zekâtı ver(erek nefislerinin cimriliğini temizl)erler ve onlar âhirete kesinkes (görüyormuşçasına) inanırlar.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
أيْقَنَ
Fiil-IV
ي ق ن
Kesinkes inandı, kesin olarak iman etti, kesin olarak ikna oldu