Lokman oğluna öğüt vererek demişti ki: "Yavrum, Allah'a ortak koşma, çünkü ortak koşmak, büyük bir zulümdür."
Lokman'ın kimliği hakkındaki rivâyetlerin özeti şudur: Hz. Eyyûb'un kızkardeşinin, ya da teyzesinin oğlu Âzer soyundan Ba'ûrâ oğlu Lokman, bin yıl yaşamış, Hz. Dâvûd'a yetişip ondan bilgi öğrenmiştir. Çoğunluğun kanısına göre Lokman, peygamber değil, filozoftur. Kadî'nin aktardığı bir fıkradan Lokman'ın Ezop olması ihtimâli belirmektedir. Dâvûd, bir gün kendisine bir koyun kesmesini ve onun en tatlı yerinden iki çiğnem et getirmesini emretmiş; o da kestiği hayvanın dilini ve kalbini getirmiş. Birkaç gün sonra Dâvûd ona keseceği hayvanın en kötü tarafından iki çiğnem et getirmesini emretmiş; Lokman yine hayvanın dilini ve kalbini getirmiş ve bunun sebebini soran Dâvûd'a: "Ğ Bunlar güzel olursa en tatlı şeylerdir. Çirkin olursa en kötü şeylerdir." demiş (Envâru't-Tenzîl: 2/253). Bu fıkra, Ezop hakkında da söylenir. Marmaduke Pickthall'e göre Lokman hakkında anlatılanlar, Ezop'unkilere çok benzerlik göstermektedir (The Glorious Qur'an: 2/615) Hikmete gelince: İnsan nefsinin teorik bilgileri öğrenip, gücü oranında üstün işler yapma yeteneğini kazanmak, hikmet' tir.. Yani hikmet, nazarî bilgileri elde ettikten sonra onların gereğini uygulayıp teori ile pratiği birleştirmek ve böylece üstün amaca ulaşmaktır. Kâinâtın birtakım yasalarını keşfetmek ve bunları insanlığın yararına kullanmak da elbette hikmet'tir. Ama asıl hikmet, insanı îmâna ve Allah'a şükretmeğe götüren bilgidir. Onun için yüce Mevlâ, hikmeti şükürle beraber anmıştır. Çünkü bilgi, Allah'ın insana en büyük lutfudur. Öğrendiği bilgi ile gurura düşen insan, şeytânın yoluna girmiş olur. O bilgi de hikmet olmaktan çıkar. Bundan dolayı Allah'ın Elçisi: "Hikmetin başı Allah korkusudur!" buyurmuştur (Feydu'l-Kadîr: 2/574).