Ve muhakkak ki, biz Lokmana (zatım olan)"Allah’a şükret" diye hikmet (sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme, problem çözme yetisi ve derin bir ilim) verdik. (Zira) Kim şükrederse kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) hiç şüphesiz Allah müstağnidir (hiçbir şeye muhtaç değildir), her türlü övgüye layıktır.*
(*) Lokman’ın kim olduğu hakkında farklı görüşler vardır: Kimine göre, Antik dünyanın bilgelerinden Ezop (Aesop)’tur. Kimine göre de başka biridir. Benim kanaatime göre MÖ 6. asırda yaşamış, Pers istilalarından dolayı önce Mora Yarımadası’nda Thebai’ye, sonra da İtalya’da Kraton’a göçen aslen Anadolu İonya düşünürlerinden olan ve Kroton’da dünyanın ilk tıp merkezini kurmuş bulunan Alkmeon olması akla daha yakındır. Çünkü Grekçe Alkmeon, Arap harfleriyle yazıldığında “Alkmeun” gibi bir kelime ortaya çıkar. Baştaki elif zait kabul edilirse geriye “Lukmeun” kalır. Bu da “Lukmaun” olarak teleffuz edilir. Zaten Arapçada “o” harfi olmadığından Araplar “lukmân” diye telaffuz etmişlerdir. Bu da bildiğimiz Lokmân’dır. Bu sebeple eski büyük hekimlerden gerek fonetik ve gerekse ortografik olarak Lokmân’a en yakın teleffuz meşhur filozof-tabib Alkmeon’un ismidir. Onun İslam dünyasındaki adıdır diye düşünüyorum. Zaten bu kelime muarrapdır yani Arapçalaştırılmış, Arapçaya sonradan girmiş kelimedir. (İsmail Yakıt, Lokman Suresi 12. Ayet Açıklaması) Ayette geçen Hikmet, sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, sorunları çözme, doğru hüküm verme yetisi; yargı, yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma, bilme, bilge olma, hakem, hâkim, hüküm gibi anlamları bulunmaktadır. Hikmet sözcüğüne, sünnet anlamının verilmesi asla doğru değildir. Zira burada olduğu gibi peygamber olmayanlara da hikmet verilmektedir. Ayette geçen şükür ise, verilen nimet neyse ondan ihtiyacı olanların payını vermektir. Allah’a şükretmek demek, Allah ne tür nimet vermişse o nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmak demektir…