close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Lokmân Sûresi 12. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad âteynâ lukmâne-lhikmete eni-şkur li(A)llâh(i)(s) vemen yeşkur fe-innemâ yeşkuru linefsih(i)(s) vemen kefera fe-inna(A)llâhe ġaniyyun hamîd(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve andolsun ki biz, şükret Allah'a diye Lokman'a hikmet verdik ve kim şükrederse faydası kendisinedir ve kim nankörlük ederse artık şüphe yok ki Allah, müstağnidir, hamde layık odur.
Lokman'ın, Eyyub Peygamberin kız kardeşinin, yahut teyzesinin oğlu olduğu, Habeşi bir kul bulunduğu rivâyet edilmiştir. Âyetteki "hikmet" kelimesini peygamberlik olarak kabul edenlere göre Lokman, peygamberdir; kabul etmeyenlerce bir filozoftur. Batı mütercimleri, Lokman'ı, milâttan önce 7-6. yüzyılda yaşayan Esupe olarak kabul ederler (Savary'nin tercümesi, s.407, not. 1. E. H. Plamer'in İngilizce tercümesi, s. 350, not. 1).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun, Biz Lokman’a (bedeni ve ruhi hastalıkları tedavi edici özel bir bilgi ve) hikmet verdik; (her türlü nimet ve faziletin sağlık ve afiyetin sahibi olan) "Allah’a şükret!" (dedik. Çünkü) Kim şükrederse, artık o kendi lehine şükredecektir. Kim de inkâr (ve nankörlük) ederse, artık şüphesiz (Allah) Ğaniy (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamîd’dir (hamd yalnızca O’na aittir. Allah’a layıktır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Andolsun biz, Lokman'a isabetli söz söylemek ve iş yapmak hususiyeti, akıl ve derin bilgi verdik ve Allah'a şükret dedik. Çünkü O'na şükreden, kendi iyiliği için şükretmiş olur. Nankörlük etmeyi, yani Allah'tan gelen gerçekleri örtbas etmek suretiyle, yaşamayı tercih eden ise bilsin ki, Allah kesinlikle hiçbir şeye muhtaç değildir ve her zaman eksiksiz övgülere layıktır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun biz Lokman'a ilim, derin anlayış kabiliyeti, hikmet, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisi verdik. “Allah'a şükret” dedik. Lütfun değerini bilip şükreden, ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük edense, bilsin ki, Allah zengindir, muhtaç değildir, her türlü övgüye, şükre lâyıktır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 17/7.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun biz Lokman'a: "Allah'a şükret" diye hikmeti verdik. Kim şükrederse ancak kendi için şükreder. Kim de nankörlük ederse şüphesiz Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, övgüye layık olandır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, Lukman'a 'Allah'a şükret' diye hikmet verdik. Kim şükrederse, artık o, kendi lehine şükreder. Kim inkâr ederse, artık şüphesiz, (Allah,) Gani (hiç kimseye ve hiç bir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamid (hamd yalnızca O'na ait)tir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Doğrusu (peygamber değil de hikmet sahibi olan) Lokmân'a, “Allah'a şükret!” diye ilim ve anlayış verdik. Kim (Allah'a ibadet suretiyle) şükrederse, ancak kendi nefsi için (sevabına) şükreder. Kim de nimeti inkâr ederse, şübhe yok ki Allah, (onun şükrüne) muhtaç değildir, Hamîd'dir= hamd olunmaya lâyıktır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Biz, “Allah’a şükret” diye, Lokman’a hikmet ve bilgi verdik. Ve kim şükrederse, o, kendi faydasına şükreder. Kim de nankörlük ederse, muhakkak Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Bütün mükemmellikler ve övgüler, O’na mahsustur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun biz, Lokmân'a “Allah'a şükret” diye hikmet verdik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir; her türlü övgüye lâyıktır.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz Lokman'a hikmet verdik: «Allaha şükret!» dedik; şükredenin şükrü, kendisinedir, kim kâfirlik ederse, Allah zengin, Allah öğülmüş
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, biz Lokman'a: “(karşılığında) Allah'a şükret” diye hikmet verdik. Kim (Allah'ın nimetlerine) şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir (kimsenin şükrüne ihtiyacı yoktur), övülmeye lâyıktır.
Cemil Said
swap_vert close
Lokmân’a ’akıl ve hikmet ihsân itdik ve "Allâh’a karşu müteşekkir ol" didik. Çünki "Şükür iden kendi nefsine hayır işlemiş olur, küfür idenler de kendine fenâlık itmiş olur. Allâh ganî ve sâhib-i şân-ı ’azîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, Lokman'a, Allah'a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnidir, övülmeğe layık olandır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye lâyıktır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun ki vaktiyle Lokmân’a şu hikmeti vermiştik: “Allah’a şükret, O’na şükreden kendi iyiliği için şükretmiş olur; nankörlük eden de bilmelidir ki Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, O her türlü övgüye lâyıktır.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun biz Lokman'a: Allah'a şükret! diyerek hikmet verdik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır.  
 Soyu hakkındaki rivayetler, Lokman’ın, Eyüp Peygamber ile akraba olduğu yönündedir. İslâm âlimlerinin ekseriyeti, onun peygamber değil, hikmet sahibi bir zat olduğu kanaatindedirler. «Hikmet»in bir anlamı da nazarî ilimleri elde ettikten sonra kazanılan ruhî olgunluk, söz ve davranışlarda isabet melekesidir. Zemahşerî’nin Keşşâf isimli tefsir kitabında, onun hikmetlerinden bir örnek olmak üzere şu olay nakledilmektedir: Bir gün Davud Peygamber, Lokman’dan, bir koyun kesip en iyi yerinden iki parça et getirmesini istemiş; Lokman da, ona kestiği hayvanın dilini ve yüreğini getirmiş. Birkaç gün geçince Davud aleyhisselâm, bu defa hayvanın en kötü yerinden iki parça et getirmesini istemiş; o, yine dilini ve yüreğini getirmiş. Hz. Davud’un, sebebini sorması üzerine Lokman şöyle demiş: «Bu ikisi iyi olursa, bunlardan daha iyisi; kötü olursa, yine bunlardan daha kötüsü olmaz.»  
Edip Yüksel
swap_vert close
Lokman'a bilgelik verdik: "ALLAH'a şükretmelisin." Kim şükrederse kendisi için şükreder; kim nankörlük ederse, elbette ALLAH muhtaç değildir, Çok Övülendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki biz, Lokman'a "Allah'a şükret!" diye hikmet verdik. Kim şükrederse kendi iyiliğine eder. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz ki Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, daima övülmeye layıktır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şanım hakkı için Lokmana hikmet verdik ki şükret Allaha, diye, ve her kim şükrederse kendi lehine eder, her kim de nankörlük ederse her halde Allah ganiydir, hamîddir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, Lokmân’a, Allah’a şükretmesi için hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye yegâne layık olandır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki, “Allah'a şükret.” diye, Lokmân'a hikmet¹ verdik. Kim şükrederse² kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah kimsenin şükrüne muhtaç değildir. Bütün övgüler O'nadır.
1- Hikmet; Sözcük anlamı olarak engel olmak demektir. Kavram olarak; baskı, zulüm, fitne ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkeler demektir. Ayrıca sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi; yargı, yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma, bilme, bilge olma, hakem, hâkim, hüküm, hükümdar, hükümet, mahkeme, mahkûm, tahakküm, istihkâm, gibi anlamları bulunmaktadır. Hikmet sözcüğüne, sünnet anlamının verilmesi doğru değildir. 2- Şükür, verilen nimet neyse ondan ihtiyacı olanların payını vermektir. Allah'a şükretmek demek, Allah ne tür nimet vermişse o nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmak demektir. Yalnızca sözle yapılan şükrün bir değeri yoktur. Örneğin tavuğun yediği yeme karşılık yumurta, koyunun yediği ota karşılık süt vermesi onların şükretmesidir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki biz Lukman'a, Allaha şükret diye (rek), hikmet verdik. Kim şükrederse ancak kendi fâidesi için şükreder. Kim de nankörlük ederse hiç şüphe yok ki Allah ganîdir (müstağnidir), her hamde o lâyıkdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
And olsun ki, Lokmân'a: “Allah'a şükret!” diye hikmet verdik. Ve kim şükrederse, artık ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, hiç şübhesiz ki Allah, Ganî(hiçkimsenin şükrüne muhtaç olmayan)dır, Hamîd (hamd edilmeye yegâne lâyık olan)dır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve muhakkak ki, biz Lokmana (zatım olan)"Allah’a şükret" diye hikmet (sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme, problem çözme yetisi ve derin bir ilim) verdik. (Zira) Kim şükrederse kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) hiç şüphesiz Allah müstağnidir (hiçbir şeye muhtaç değildir), her türlü övgüye layıktır.*
(*) Lokman’ın kim olduğu hakkında farklı görüşler vardır: Kimine göre, Antik dünyanın bilgelerinden Ezop (Aesop)’tur. Kimine göre de başka biridir. Benim kanaatime göre MÖ 6. asırda yaşamış, Pers istilalarından dolayı önce Mora Yarımadası’nda Thebai’ye, sonra da İtalya’da Kraton’a göçen aslen Anadolu İonya düşünürlerinden olan ve Kroton’da dünyanın ilk tıp merkezini kurmuş bulunan Alkmeon olması akla daha yakındır. Çünkü Grekçe Alkmeon, Arap harfleriyle yazıldığında “Alkmeun” gibi bir kelime ortaya çıkar. Baştaki elif zait kabul edilirse geriye “Lukmeun” kalır. Bu da “Lukmaun” olarak teleffuz edilir. Zaten Arapçada “o” harfi olmadığından Araplar “lukmân” diye telaffuz etmişlerdir. Bu da bildiğimiz Lokmân’dır. Bu sebeple eski büyük hekimlerden gerek fonetik ve gerekse ortografik olarak Lokmân’a en yakın teleffuz meşhur filozof-tabib Alkmeon’un ismidir. Onun İslam dünyasındaki adıdır diye düşünüyorum. Zaten bu kelime muarrapdır yani Arapçalaştırılmış, Arapçaya sonradan girmiş kelimedir. (İsmail Yakıt, Lokman Suresi 12. Ayet Açıklaması) Ayette geçen Hikmet, sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, sorunları çözme, doğru hüküm verme yetisi; yargı, yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma, bilme, bilge olma, hakem, hâkim, hüküm gibi anlamları bulunmaktadır. Hikmet sözcüğüne, sünnet anlamının verilmesi asla doğru değildir. Zira burada olduğu gibi peygamber olmayanlara da hikmet verilmektedir. Ayette geçen şükür ise, verilen nimet neyse ondan ihtiyacı olanların payını vermektir. Allah’a şükretmek demek, Allah ne tür nimet vermişse o nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmak demektir…  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz şükretsin diye Lokman’a, (insanlara) hükmetme bilgisini verdik. Kim şükrederse, kendisi için şükretmiş olur. Kimde gerçekleri inkâr ederse, bilsin ki Allah sınırsız bir zenginliğe sahip olup ihtiyaçsız ve övülmeye layık olandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten biz Lokman’a doğrunu düşüncesini verdik, Allah’a şükretsin diye. Herkim şükredecek olursa ancak kendi yararına şükretmiş olur. Herkim de tanımazlık edecek olursa bilsin ki Allah kendi kendine yeticidir, övülücüdür.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Biz Lokman/a Allah/a şükret diye hikmet verdik, her kim şükrederse özü için şükreder. Her kim nankörlük ederse zararı yine kendisinedir. Çünkü Allah ihtiyaçtan vârestedir, övülmüştür [¹].
[1] Veya her nevi hamd-ü senaya lâyıktır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun Biz, Lokman’a³ hikmet verdik (ve dedik ki): “Allah’a şükret! Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, muhakkak ki Allah, Ganîy’dir, Hamîd’dir.”
3 Lokmân: İslam dünyasında, efsanevi bir bilge ve bir tıp dehasıdır. Kur’an’da ancak hakîm, yani hikmet sahibi bir bilgin, bir filozof olarak bahsedilir. Gerçi eski filozofların tümü hekimdi. Bunun kim olduğu hatta yaşayıp, yaşamadığı bile tartışma konusu olmuştur. Kimine göre, Hz. Eyyüb’un kız kardeşinin veya teyzesinin oğludur. Babasının adı Bâurâ’dır. Bin yıl yaşadığı rivayet edilir. Hz. Davud’a yetişmiş ondan ilim öğrenmiştir. Kimine göre, Antik dünyanın bilgelerinden Ezop (Aesop)’tur. Kimine göre de başka biridir. Benim kanaatime göre MÖ 6. asırda yaşamış, Pers istilalarından dolayı önce Mora Yarımadası’nda Thebai’ye, sonra da İtalya’da Kraton’a göçen aslen Anadolu İonya düşünürlerinden olan ve Kroton’da dünyanın ilk tıp merkezini kurmuş bulunan Alkmeon olması akla daha yakındır. Çünkü Grekçe Alkmeon, Arap harfleriyle yazıldığında “Alkmeun” gibi bir kelime ortaya çıkar. Baştaki elif zait kabul edilirse geriye “Lukmeun” kalır. Bu da “Lukmaun” olarak teleffuz edilir. Zaten Arapçada “o” harfi olmadığından Araplar “lukmân” diye telaffuz etmişlerdir. Bu da bildiğimiz Lokmân’dır. Bu sebeple eski büyük hekimlerden gerek fonetik ve gerekse ortografik olarak Lokmân’a en yakın teleffuz meşhur filozof-tabib Alkmeon’un ismidir. Onun İslam dünyasındaki adıdır diye düşünüyorum. Zaten bu kelime muarrapdır yani Arapçalaştırılmış, Arapçaya sonradan girmiş kelimedir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz biz Lokman'a “Allah'a şükret” diye hikmet verdik. Kim şükrederse artık o, kendi nefsi lehine şükreder. Kim de nankörlüğe saparsa şüphesiz Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, daima övülmeye layıktır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerçek şu ki, Biz Lokman’a derin bir ilim ve hikmet bahşederek, ona şöyle vahyetmiştik: “Ey Lokman, Allah’a tüm varlığınla şükret! Allah’ın verdiği bütün nimetleri sadece O’na kullukta kullan. Her kim O’na şükrederse, ancak kendi iyiliği için şükretmiş olur; kim de nankörlük ederse, yalnızca kendisine zarar vermiş olur. Çünkü Allah, hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir, dolayısıyla, hiç kimsenin şükür ve ibâdetine ihtiyacı yoktur, asıl buna muhtaç olanlar, insanlardır. Ve kimse O’nu övüp yüceltmese bile, O kendi zatıyla Yücedir, gerçek anlamda yüceltilmeye, şükredilmeye ve övülmeye lâyık olan sadece O’dur.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun, “Allah’a şükret!” diye LOKMÂN’a Hikmet’i verdik. Kim şükrederse, doğrusu kendi nefsi için şükreder. Kim de nankörlük ettiyse, gerçekten Allah, hamîd zengindir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz Lokman'a hakimiyet bilgisi yükledik: Allah'a teşekkür et. Çünkü teşekkür eden saygı görür. Teşekküre dili varmayan bilsin ki Allah, saygın bir şükür zenginidir, dedik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun Lokman’a şükretmesi için gerçeklerimizi anlayacak, idrak edecek bir anlayış verdik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki; Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır. İnsan şükrederse ancak kendisi için şükreder. Rabbinizin kimsenin şükrüne ihtiyacı yoktur. İnsan Rabbine şükrederek kendini Rabbinin katında yüceltir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki biz Lokman’a “Allah’a şükret!” diyerek [hikmet] (doğru hüküm verme yeteneği) vermiştik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de (bilsin ki) şüphesiz ki Allah (gerçek) zengindir, övgüye layıktır. [*]
Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:7; Neml 27:40; Rûm 30:44; Fâtır 35:39; Zümer 39:7.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun Biz Lokman’a:¹ “Allah’a şükret!” diye hikmet² verdik. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse şüphesiz Allah, hiç bir şeye muhtaç olmayan ve daima övülmeye layık olandır.
1 Lokman: Lokman b. Bâurâ’nın Âzer evlâdından olup Eyyûb (a.s.)’ın kız kardeşinin veya teyzesinin oğlu olduğu, uzun müddet yaşadığı, Davud (a.s.)’a yetiştiği, ondan ilim aldığı, sanat sahibi olduğu ve İsraîl Oğullarına kadılık ettiği rivayet edilir. Lokmân kelimesinin İbrânîce veya Süryânîce olduğu belirtilmektedir. Kur’an’da Lokman’la ilgili bilgiler, aynı adı taşıyan bu sûrede onun iki defa ismen zikredilmesinden ve oğluna verdiği bazı öğütlerin naklinden ibarettir. Bazıları Lokman’ın bir nebi olduğu kanaatinde ise de Cumhura göre nebi değil bir hakîm idi. Zira her nebi, hakîm ise de her hakîm, nebi değildir. Lokman, Kur’an’da kendisine hikmet verildiği bildirilen, nebiliği tartışmalı bir din büyüğüdür. Lokman, diğer özellikleri yanında hekimliğin atası olarak da tanınmış, onun bütün bitkilerin özünü bildiği söylenmiş ise de bununla ilgili Kur’an’da bir bilgi mevcut değildir. Bu olsa olsa “hakîm” ile “hekim” kelimelerinin karıştırılmasından olabilir. 2 Hikmet; Allah’ın âlemde koyduğu kanunları keşfederek, ondan sonuçlar çıkarma kabiliyeti ve vahiy bilgisi demektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
BİZ, Lokman’a ¹² şu hikmeti bağışladık: “Allah’a şükret; çünkü [O’na] şükreden kendi iyiliği için şükretmiş olur; nankörlük etmeyi tercih eden ise [bilsin ki], Allah, kesinlikle hiçbir şeye muhtaç değildir ve her zaman hamde layıktır”.
12 Halk arasında (yeterli kanıtlara dayanmasa da) Aesop (Ezop) ile özdeşleştirilen Lokman, eski Arap geleneğinde köklü bir yeri olan, dünyevî üstünlüklere ve kazançlara değer vermeyen ve ruh olgunluğu için çaba gösteren bilge kişilerin bir prototipidir. M.S. 6. yüzyılda yaşamış olan ve daha çok Nâbiğa ez-Zübyânî müstear adıyla tanınan Ziyâd b. Mu‘âviye’nin bir şiirinde övüldükten sonra Lokman kişiliği, İslam’ın zuhurundan uzun zaman önce, hikmeti ve ruhî olgunluğu yansıtan sayısız efsanelerin, kıssaların odak noktası haline geldi. İşte bu sebeple Kur’an, bu efsanevî şahsiyeti -tıpkı 18. surede kullanılan aynı derecede efsanevî el-Hıdr (Hızır) şahsiyeti gibi- insanın uyması gereken davranış tarzları konusundaki öğütlerin bir anlatım vasıtası olarak kullanmıştır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Andolsun ki biz Lokman’a şu hikmeti vahyetmiştik: “Her daim Allah’a şükret! Zira kim şükrederse ancak kendi iyiliği için şükretmiş olur, kim de nankörlük ederse iyi bilsin ki Allah hiç kimsenin şükrüne muhtaç olmayan ve her türlü övgüye layık olandır.” 2/269, 14/7, 4/54, 17/39
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
DOĞRUSU Biz Lokman’a[³⁶³⁹] da (şu) hikmeti bahşetmiştik: “Allah’a şükret! Çünkü (O’na) şükreden kendi lehine şükretmiş olur. Fakat kim de nankörlük ederse, iyi bilsin ki Allah kendi kendine yeterli olandır, her tür övgüye bizzat lâyık olandır.
[3639] Başta Taberî olmak üzere bazı müfessirlerin verdiği malumattan çıkan sonuç, Lokman’ın tarihte Ezop (Aisopos) adıyla efsaneleşen kişi olduğu ihtimalini güçlendirir. Kur’an’da bilge bir kişiliğin simgesi olarak takdim edilen Lokman, tıpkı Kehf sûresinde Musa’ya hikmet öğreten “bir kul” gibi, hikmetli şahsiyeti karakterize eder. MÖ. 6. yüzyılda yaşadığı sanılan Ezop’un tevhidî bir inanca sahip olduğunu onun ölüm şeklinden anlıyoruz. O, şirke sapan Delphoilileri iğneleyen sözleri yüzünden halkın inancına karşı gelmekle suçlanıp Hyampaca kayasından atılarak katledilmiştir (M. Larousse).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki biz Lokman'a "Allah’a şükret" diyerek hikmet verdik. (Ey insanlar biliniz ki) kim (Rabbine) şükrederse, kendi yararına şükretmiş olur. Kim de küfrederse şüphe yok ki Allah, Ganî’dir. (Hiçbir şeye, bu arada kullarının şükürde bulunmalarına muhtaç değildir, oysa kulları her şeylerinde O'na muhtaçtırlar) ve Hamd'e ancak O layıktır!
Osman Fırat
swap_vert close
Ve biz Lokmân’a "Allah’a şükretmesi için hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah zengindir, övülmeye lâyık olandır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Zât-ı uluhiyetime andolsun ki, Lokman'a Allah'a şükret diye hikmet verdik ve her kim şükrederse ancak kendi nefsi için şükretmiş olur ve her kim de nankörlük ederse süphe yok ki, Allah ganîdir, hamîddir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz Lokmana “Allah'a şükret” diye hikmet verdik. Kim şükrederse kendisi için şükreder. Kim nankörlük ederse bilsin ki Allah müstağnidir, hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır. [17, 7]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun biz Lokman'a, "Allah'a şükret!" diye hikmet verdik, kim şükrederse kendisi için şükreder; kim nankörlük ederse Allah zengindir, (onun şükrüne muhtaç değildir), övülmüştür (hamde layıktır).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz Lokmân'a 'ilim ve hikmet virdik ve "Allâh'a şükür idin" didik. Şükür iden kendi nefsine şükür ider. (Şükür ni'metin artmasını mûcib oldığından kendi müstefîd olur) Ve küfür iden (Allâh'a zarar virmez) zîrâ Allâh halkın şükründen gani ve envâ'i hamde lâyıkdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Lokman'a, Allah’a şükret diyerek hikmeti verdik. Şükreden, sadece kendisi için şükreder. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah’ın kimseye ihtiyacı olmaz, yaptığını da güzel yapar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'a şükretsin diye Lokman'a hikmet vermiştik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükreder; Kim de nankörlük ederse, şüphesiz Allah'ın ihtiyacı yoktur, hamde layıktır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz Lokman'a da hikmet verdik ve “Allah'a şükret” dedik. Kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük edene gelince, Allah'ın kimseye ihtiyacı yoktur; her türlü övgü de zaten Ona aittir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, biz, Lukman'a şu yolda hikmet verdik: "Allah'a şükret!" Şükreden kendisi lehine şükreder. Kim nankörlük ederse Allah Ganî'dir, Hamîd'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ virdük luķmān’a ḥikmeti kim “şükr eyle Tañrı’ya”. daħı her kim şükr eyler ise bayıķ şükr eyleye gendüziyiçün daħı her kim kāfir oldı bayıķ Tañrı ḥācetsüzdür, ögülmiş.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz virdük Luḳmāna ḥikmeti. Şükr eyle Tañrıya, didük. Kim şükreylese özi‐çün şükr ider ve kim kāfir olsa Tañrı Ta‘ālā anuñ şükrine muḫtācdegüldür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Həqiqətən, Loğmana: “Allaha şükür et!” (deyə) hikmət verdik. Kim (Allahın ne’mətlərinə) şükür etsə, özü üçün şükür edər. Kim nankor olsa, (bilsin ki) Allah onun şükürünə möhtac deyildir, (özlüyündə) şükürə (tə’rifə) layiqdir! (Onun bütün işləri bəyəniləndir!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And verily We gave Luqman wisdom, saying: Give thanks unto Allah; and whosoever giveth thanks, he giveth thanks for (the good of) his soul. And whosoever refuseth Lo! Allah is Absolute, Owner of Praise.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We bestowed (in the past) Wisdom on Luqman:(3593) "Show (thy) gratitude to Allah." Any who is (so) grateful does so to the profit of his own soul: but if any is ungrateful, verily(3594) Allah is free of all wants, Worthy of all praise.
3593 The sage Luqman, after whom this Surah is called, belongs to Arab tradition. Very little is known of his life. He is usually associated with a long life, and his title is Mu'ammar (the long-lived). He is referred by some to the age of the 'Ad people, for whom see n. 1040 to 7:65. He is the type of perfect wisdom. It is said that he belonged to a humble station in life, being a slave or a carpenter, and that he refused worldly power and a kingdom. Many instructive apologues are credited to him, similar to Aesop's Fables in Greek tradition. The identification of Luqman and Aesop has no historical foundation, though it is true that the traditions about them influenced each other. 3594 Cf. 14:8. The basis of moral Law is man's own good, and not any benefit to Allah, for Allah is above all needs, and "worthy of all praise"; i.e., even in praising Him, we do not advance His glory. When we obey His Will, we bring our position into conformity with our own nature as made by Him.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
ve and- olsun
اٰتَيْنَا
verdik
لُقْمٰنَ
Lokmân'a
الْحِكْمَةَ
hikmet
اَنِ
diye
اشْكُرْ
şükret
لِلّٰهِۜ
Allah'a
وَمَنْ
ve kim
يَشْكُرْ
şükrederse
فَاِنَّمَا
artık ancak
يَشْكُرُ
şükreder
لِنَفْسِه۪ۚ
kendisi için
وَمَنْ
ve kim
كَفَرَ
küfre- derse
فَاِنَّ
muhak- kak ki
اللّٰهَ
Allah
غَنِيٌّ
Ğaniyy'dir
حَم۪يدٌ
Hamîd'dir
Andolsun Biz Lokmân'a, "Allah'a şükret!" diye hikmet verdik. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de küfrederse (kendi üzerindeki nimeti görmeyip nankörlük ederse) muhakkak ki Allah Ğaniyy'dir, Hamîd'dir (zengin, kerim ve her şeyin kendisine muhtaç olduğu, bütün hamdların ve övgülerin sadece kendisine ait olduğu tek zattır).
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
لُقْمٰن
Özel isim
لُقْمٰن
Hz. Lokmân (a.s.)
حِكْمَة
İsim
ح ك م
Hikmet
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
شَكَرَ
Fiil-I
ش ك ر
Şükretti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَكَرَ
Fiil-I
ش ك ر
Şükretti
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
شَكَرَ
Fiil-I
ش ك ر
Şükretti
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَنِىّ
İsim
غ ن ي
Ğaniyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Zengin, kerim ve her şey kendisine muhtaç olan demektir), zengin, müstağni
حَمِيد
İsim
ح م د
Hamîd (Allah'ın esması, ismidir. Bütün hamdların ve övgülerin sadece kendisine ait olduğu tek zat demektir)