Zatım olan) Allah, bütün semaları (gezegenler ve arz dâhil bütün gök cisimlerini gözle) görebileceğiniz bir destek olmaksızın (görülmeyen bir destek olan kütle çekim kuvvetiyle dengede tutulacak şekilde) yaratmıştır. Ve sizinle düzensiz (dengesiz) hareket eder (dengesiz hareket etmesin ve yerkabuğunun genel dengesi sağlansın) diye Arzda da (yerkabuklarını hareket ettirerek, orojenik hareketlenmelere yol açarak kökleri yerin derinliklerine inen) ağır baskılar (dağlar) yerleştirdi ve orada her çeşit canlıyı üretip yaydı. (Ayrıca) Biz, semadan (bulutlardan) da su (yağmur) indirip (onunla) orada her türlü faydalı bitkiler yetiştirmişizdir. (*)
(*) Kütle Çekim Kuvveti! Bu kuvvet, çok büyük kütlelerin birbirini çekmelerini sağlar. Evrendeki galaksilerin, yıldızların birbirlerinin yörüngelerinde kalmalarının nedeni bu kuvvettir. Dünyanın ve diğer gezegenlerin Güneş’in etrafında belirli bir yörüngede kalabilmelerinin nedeni de yine kütle çekimi kuvvetidir. Bizler bu kuvvet sayesinde yeryüzünde yürüyebiliriz. Bu kuvvetin değerlerinde bir azalma olursa yıldızlar yerinden kayar, dünya yörüngesinden kopar, bizler dünya üzerinden uzay boşluğuna dağılırız. En ufak bir artma olursa da yıldızlar birbirine çarpar, dünya güneşe yapışır ve bizler de yer kabuğunun içine gireriz. Tüm bunlar çok uzak ihtimaller olarak görülebilir, ama bu kuvvetin şu an sahip olduğu şiddetinin dışına çok kısa bir süre dahi çıkması, bu sonlarla karşılaşmak için yeterlidir. "Semâvât"kelimesi uzayda kendi yörüngelerinde hareket eden bütün yıldızları, güneş sistemi ve galaksileri ifade eder. فالسماء تشمل كل ما فوقنا مما نشاهده وما غاب عنا من الكواكب والنجوم والمجرات Ayrıca ayetteki (بغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَها)‘’bi gayri amedin teravneha’’ cümlesinin anlamı ise, hem aşağıdaki (إسلام ويب ) sitesinde açıklandığı gibi, hem de İbn Abbas ve Mücahid gibi müfessirlerden gelen rivayetlere göre ‘’Allah, bütün semavi cisimleri göremediğiniz manevi bir destekle (kütle çekim kanunuyla) yaratmıştır.’’şeklindedir. Bügün bilimsel olarak buna ‘’Kütle Çekim Kuvveti veya Çekim Kanunu’’diyoruz. İşte asırlar önce Kur’an bu bilimsel hakikate vurgu yapmıştır. (عن مجاهد وعن ابن عباس (بغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَها) قالا أي أنها بعمد لا ترونها (تفسير الطبري ) ولعل الأعمدة التي تمسك السماء وهي لا ترى هي الجاذبية التي تجعل لكل شيء مداراً ثابتاً بقدرة الخالق سبحانه دون أن ينهار الكون وتصطدم الشمس والقمر والارض والكواكب بعضها ببعض وتتناثر في الفضاء ... والحاصل أن هذه الاية وما أشبهها تشير الي بعض مظاهر قدرة الله في الكون ... ذلك أن الجازبية لم تكشف الا بعد نزول القران بمئاة السنين ، وهي كذلك دليل قاطع وبرهان واضح على أن هذا القرآن منزل من عند الله - وأنه معجزة الإسلام الخالدة يتجلى صدقه وإعجازه في الكون والنفس والآفاق وقد أشار إلى هذا المعنى بعض العلماء المعاصرين (إسلام ويب ويب) Yani yüce Yaratıcı (Allah), bu evrensel çekim kanununu oluşturmakla gök cisimlerinin sonsuz olarak birbirlerinden uzaklaşmalarını veya birbiri üzerine düşmelerini önlemektedir. Ayrıca ayette geçen ( أن تميد ) ‘’en temiyde’’nin anlamı aşağıdadır. El-meydü (masdar, kök) Arapçada sağa sola meyleden (yalpalayan) düzensiz bir hareket manasındadır. Yani Allâh’ın kitabında zikredilen “zelzele ve recf’’ yani deprem veya sarsıntı’’manasına gelmez. Bakınız (Hac suresi 22/1 ve Zilzal suresi 99/1) … Dolayısıyla ilgili ayetlerdeki anlam Allah dağları yeryüzündeki zelzeleleri veya sarsıntıları engellemek için yarattı anlamına gelmez. Aksine ‘’yeryüzü veya yerkabuğu düzensiz hereket etmesin ve yeryüzünde insanlar hayatlarını güvenli bir şekilde devam ettirebilmesi için yaratmıştır. Yani ayetlerde zikredilen ‘’elmeydü’’Arapça sözlüklerinin tamamında ‘’düzensiz hareket’’ manasındadır. Arapçada bir gemi sağa sola düzensiz hareket ediyorsa ona “temîdü es-sefîne” denilir. Yani burada el-meydü sabit kalmayı, hareketsizliği değil düzensiz bir hareketi ifade eder. ا ويكون المعني الصحيح للعبارة الكريمة “أن تميد بكم” أو “أن تميد بهم” هو { أن لا تضطرب حركتها بكم}، وتتحرك بكم حركة منتظمة لا تحسون بها. ويعني هذ : إن القرآن يصرح بطريقة مباشرة في هذه الآيات الكريمة بحركة الأرض. فلو لم تكن الأرض تتحرك؛ لما كان الحديث عن مَيَّدَانِها ﴿ أن تميد بكم ﴾ (هل ينص القرآن صراحة على حركة الارض أم علي ثباتها؟ بحث في التفسير الخ) Dağların fonksiyonu: Yerkabuğu aslında sıvı bir ortamın üzerinde yüzer durumdadır. Yerkabuğunun kalınlığı çoğunlukla 5 km civarındadır. Oysa dağların altındaki kalınlık 35 km gibi değerlere ulaşmaktadır. Bunun sebebi dağların kazıklar gibi yerin altında bir köke sahip olmalarıdır. Dağlar yerkabuğunu meydana getiren tabakaların çarpışmaları, bir tabakanın diğerinin altına girmesi sonucu oluşmuştur. Üstte kalan tabaka kıvrılıp dağları oluşturmuştur. Alttaki tabaka da derine doğru uzanan dağın kökünün oluşmasını sağlamıştır. Böylece dağlar yeraltına doğru uzanan kökleriyile yerkabuğu tabakalarının birbirlerine kaynaşmasını sağlar…Dağların yerkabuğunun genel dengesini sağlamadaki etkisi izoztesi (isostasi) diye tanımlanır. Webster’s New Twentieth Century Dictionary’de (Webster’ın Yeni 20. yüzyıl sözlüğü) Yani dağlarla ilgili ayetlerden, ilk yaratıldığı jeolojik devirlerde bütün bir küre olarak yerde meydana gelen dengesizliği anlamak gerekir, yoksa şimdiki sarsıntı ve depremleri değil. (الله اعلم)