close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Leyl Sûresi 2. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-nnehâri iżâ tecellâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve ışıyınca, güne.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Açılıp ağardığı (ve parıldayıp-aydınlandığı) zaman gündüze,
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
karanlığı yırtıp aydınlığıyla ortaya çıktığı zaman gündüze,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun, ağarıp açıldığı vakit gündüze!
Ahmet Varol
swap_vert close
Açılıp ortaya çıktığı zaman gündüze,
Ali Bulaç
swap_vert close
Parıldayıp-aydınlandığı zaman gündüze,
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Açılıb aydınlandığı zaman gündüze,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Her şey içinde göründüğü zaman, gündüze.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3. Örttüğü zaman geceye, göründüğü zaman gündüze, erkeği ve dişiyi yaratana yemin olsun ki, [766][767]
[766] Leyl sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 167.[767] Yemin edilen üç varlık hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 169-171.  
Besim Atalay
swap_vert close
Işık saçan gündüze
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bütün parlaklığıyla ortaya çıkan gündüze,
Cemil Said
swap_vert close
şa’şa’ası ile ortalığı aydınlatan gündüz,
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun,
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Aydınlandığında gündüze;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4. (Karanlığı ile etrafı) bürüyüp örttüğü zaman geceye, açılıp ağardığı vakit gündüze, erkeği ve dişiyi yaratana yemin ederim ki işleriniz başka başkadır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ortaya çıktığı zaman gündüze,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Açıldığı zaman gündüze,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve açıldığı zaman o gündüze
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Aydınlığı ile) ortaya çıktığı vakit, gündüze,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ortaya çıktığı zaman gündüze,
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
açıl (ıb ağar) dığı zaman gündüze,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve açılıp ağardığı zaman, gündüze!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (yerkürenin hem kendi ekseni etrafında hem de güneş etrafındaki dönüşü esnasında bir yarısının üzerinde) ortaya çıktığı zaman gündüze,
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Aydınlığı ortaya çıktığın zaman, gündüze,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ağarmıya başlıyan gündüz hakkı için,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Güneşe parlaklık veren gündüz hakkı için,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Aydınlattığı zaman gündüze,
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve parıldayıp aydınlandığı zaman gündüze.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve zifiri karanlıkların ardından, ışıl ışıl aydınlanan gündüze!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Açılıp ortaya çıktığı zaman Gündüz’e!
Mehmet Çakır
swap_vert close
1,2. Bürünen gece, // ağaran gündüz aşkına
Mehmet Çoban
swap_vert close
Karanlıklardan aydınlığa çıkaran, yeryüzünü aydınlatan sabahlara andolsun!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ortaya çıktığında gündüze,
Mehmet Türk
swap_vert close
2,3. (Onun gizlediklerini) ortaya çıkaran gündüze, erkeğin ve dişinin yaratılışına¹ yemin olsun ki,
1 Buradaki (مَا) da mastariye olarak tercüme edilmiştir. Tercüme mevsule olarak edilirse, “yaratana” şeklinde olur. (Bk. Nisâ: 3, 22, Beled: 3, Şems: 5-7)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve aydınlığı yükselten gündüzü!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ortalığı aydınlatan gündüze. 10/67, 91/1
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Gecenin kuşatmasını) yarıp ortaya çıkan gündüz şahit olsun!
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Etrafa nûr saçıp) Ağardığı zaman gündüze;
Osman Fırat
swap_vert close
Ve (ortalığı) gündüz bürüdüğü zaman,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve açıldığı zaman gündüze.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Açılıp parladığı zaman gündüz,
Süleyman Ateş
swap_vert close
Göründüğü zaman gündüze andolsun,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Dünyâyı aydınlık iden gündüz
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Açıldığı zaman gündüze,
Şaban Piriş
swap_vert close
Ortaya çıktığı zaman gündüze.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ve parladığında güne,
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve parıldadığı zaman gündüze,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
1-2. gice ḥaķķı-çun ķaçan örter daħı gündüz ḥaķķı-çun ķaçan görildi
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı gündüz ḥaḳḳı‐çun, ḳaçan nūrı barça nesneyi gözükdüre.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And olsun işıqlanmaqda olan gündüzə;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And the day resplendent
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
By the Day as it appears in glory;
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالنَّهَارِ
ve gündüze andolsun
اِذَا
za-man
تَجَلّٰىۙ
tecelli etti
Tecelli ed(ip her şeyi aydınlat)tığı zaman gündüze,
نَهَار
İsim
ن ه ر
Gündüz
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
تَجَلّٰى
Fiil-V
ج ل و
Tecelli etti