Böylece ondan (x ve y kromozomu taşıyan meni içindeki sperm hücresinden) erkek ve dişi, olmak üzere iki cins kıldı.*
(*) Cinsiyetin belirlenmesinde öncü rol: Babanın eşey hücresi: Babadan gelen eşey hücrenin getirdiği kromozom yapısı X şeklindeyse, bebeğin cinsiyeti kız; gelen kromozom yapısı Y şeklindeyse bebek erkek olacaktır. Yani bebeğin cinsiyeti, daima babadan gelen hücrenin kromozom yapısıyla belirlenmektedir. Fakat yanlış anlaşılmasın; babanın kromozomlarında cinsiyet programının taşınması, bu hadiseyi babaların gerçekleştirdiğini göstermez. Ağzına aldığı lokmayı çiğneyip yutmaktan bile âciz olan insanoğluna cinsiyeti tayin etme inisiyatifi verilmiş olsaydı, yeryüzünde büyük bir kargaşa meydana gelir, düzen bozulurdu. Esasen insanın cinsiyetini belirlemek ne ananın ne de babanın elinde olan bir şeydir. İnsan vücudundaki sindirim, düşünme, işitme, konuşma, koklama vs. gibi pek çok reaksiyon gibi çocuğun cinsiyetinin şekillenmesi de kişinin herhangi bir müdahalesi olmadan Yaratıcı (Allah) tarafından uygulanan yaratılış kanunlarından sadece biridir. İşte bebeğin erkek ve kadın cinsiyetini belirleyen babanın eşey hücresi olduğunun henüz bilinmediği bir dönemde (1400 sene önce) Kur’an, bebeğin cinsiyetini belirleyen babanın eşey hücresi olduğuna açıkça vurgu yapmıştır. Yani bugünkü müspet ilimle tam mutabıktır. Bu da gösteriyor ki, Kur’an, 1400 sene önce yaşamış olan bir beşer (Hz. Muhammed’in) sözü olamaz. Böylece embriyolojik süreçte neslin devamı için belirlenen cinsiyetlere atfen kullanılan bu ifade, yine Kur’an’ın indiği dönemde bilinmesinin mümkün olmadığı teknik bir bilgidir.