Sonra (hatırlamadıkların olursa) onları açıklamak ve detaylandırmak bize aittir. *
(*) Yani dünyadayken yaptıklarının ve ihmal ettiklerinin/yapmadıklarının kanıtlarıyla ortaya konması, tek tek açıklanması bize aittir. İşte burada ayetlerin siyak ve sibakından hareketle ‘’Bu dört âyeti: “(Ey İnsanoğlu!) O (mazeretleri uydurmak için) acele edip, sakın dilini bile oynatma. Şüphesiz o bildiklerini derleyip toplayan, Biziz. Sen sadece, bizim okuduğumuzu takip et. Yaptıklarının açıklamasını yapmak da senin değil bize aittir.” şeklinde anlamak daha isabetli ve uygun olduğunu düşünüyoruz. Çünkü 16. ayetteki (به)’’ bihi’’deki zamirleri, önceki ayetlerde hiç zikri geçmeyen vahye veya Kur’an’a götürmek, gramer kuralları açısından pek uygun değildir. Yani burada ele alınan konu, mahşerdeki suçluların mazeretlerinin reddedilmesi ve onlarla ilgili verilecek karara uymalarıdır. İşte bu okuma bağlamla birebir uyumludur. Pasajın öncesi (11-15) ve sonrası (20-40) ile bir bütünlük arzeder. Aksi takdirde bağlamdan kopuk olur. (الله اعلم)