14,15. Bilakis, (o gün) insan, (kurtulmak için, bütün) mazeretlerini ortaya atsa da, kendi şahsı aleyhine (bizzat kendisi) hüccettir (şahittir!) *
(*) Burada insanın, hakikati anlatılmaktadır. Zira insan, ne yaptığını bilmeyecek bir bedenden ibaret değil, kendisini, kendi vicdanında duyan bir varlıktır. Bu sebeple gerçekten insan olan, kendisinde olup biten, her şeyi duyar. Her ne kadar yaptıkları hakkında, başkalarına karşı kendisini mazur göstermek için mazeretler ortaya atmaya kalkarsa da aslında mazeretlerinin doğru olup olmadığını, vicdanında bilir. Bu durumda insanın hakikati, başkasına karşı görünen şekli değil, onun kendi vicdanında duyduğu ne ise odur. Âhirette Allah’ın huzurunda göreceği de ondan ibarettir. Bunlar, halkın gözünde doğru sayılsa da Hakk’ın nazarında yalancıdır. Halka iyi görünmekle, kendi vicdanında bilip durduğu hakikati değiştiremeyeceği gibi, Hak nazarındaki durumunu hiç değiştiremez. (Elmalılı) Yani insanoğlu hesap günü birtakım mazeretleri belirtse de nefsinin kötülüklerine bizzat kendisi şahittir, herkes kendi ayarını ve amacını bilmektedir. {بَلِ ٱلإِنسَـٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِ بَصِيرَةٌ } حجة بينة على أعمالها لأنه شاهد بها، وصفها بالبصارة على المجاز، أو عين بصيرة فلا يحتاج إلى الإِنباء (انوار التنزيل واسرار التأويل)