close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kevser Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnâ a’taynâke-lkevśer(a)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki biziz sana kevseri veren.
Kevser, cennette bir nehirdir, bir havuzdur diyenler olduğu gibi bol hayır ve bereket, kesilmez soy sop, sayılmız ümmet anlamlarına geldiğini söyleyenler de vardır. Hz. Muhammed (s.a.a)'in, Kevser'in iki yanında inciden kaplar bulunan bir ırmak olduğunu, bu kapların yıldızlar kadar sayısız bulunduğunu söylediğini Buhârî tahric eder (al-Tecrid, 2, Kitâbu Tefsir-il-Kur’ân, 120).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Şüphesiz Biz Sana "Kevser"i (dünyada herkesten fazla fazilet ve izzeti, ahirette ise şefaat yetkisini) verdik (ki şükrünü yapasın.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey Muhammed! gerçekten biz sana dünyada pek çok hayırlar verdik. Ahirette de cennet ve cennetteki kevser havuzu ve ırmağını vereceğiz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz Kevser'i, peygamberliği, Kur'ân'ı, hayrı ilke edinen bir ümmeti, dünya hâkimiyetini, âhiret saadetini, lütfumuz ve ihsanımızla sana verdik.
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz, biz sana Kevser'i verdik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), gerçekten biz sana (cennetdeki Havz-ı) Kevseri = pek çok hayırları verdik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz, gerçekten sana bol bir hayır (sevap, etba, bereketli bir nesil ve Cennet) vermişiz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz sana çok hayır/Kevser'i verdik. [814]
[814] Kevser sûresi ve genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 389; 397.  
Besim Atalay
swap_vert close
Kevseri verdik sana
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Biz, sana Kevser'i (iyilik, bereket, mutluluk, güzellik gibi bol nimet) verdik.
Cemil Said
swap_vert close
Biz sana Kevser’i virdik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz biz sana Kevser’i verdik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şüphesiz biz sana bitip tükenmez nimetler verdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3. (Resûlüm!) Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir.
 Bu sûrede kurban kesmek emredilmiştir. Kurban yakınlık demektir. Kurban kesmekten asıl maksat, bu ibadetle Allah’a yakınlık kazanmaktır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz sana bolca nimetler verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Muhakkak biz sana Kevser'i verdik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz verdik sana hakikatte kevser
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Şüphesiz biz sana Kevser’i verdik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kuşkusuz Biz¹ sana kevseri² verdik.
1- Birçok ayette; Allah'a atfen “Biz”, “Biziz” çoğul zamirleri kullanılmaktadır. Kur'an'daki “Biz/Biziz” zamirleri çokluğu değil, “yüceliği”, “gücü”, “büyüklüğü” ifade etmektedir. Biz çoğul zamirinin kullanıldığı hiçbir ayette Allah'ın zatı söz konusu edilmemektedir. Allah'ın zatından söz eden ayetlerin tamamında “ene”, “inni” (ben, beni/bana) zamirleri gibi tekil şahıs zamirleri kullanılmaktadır. “Biz” zamiri ise, Allah'ın yaptıklarına veya yapacaklarına yönelik ayetlerde, Allah'ın gücünün, üstünlüğün ve büyüklüğün ifadesi olarak yer almaktadır. Bütün dillerinde, gücü ve yönetimi elinde bulunduran erk, otorite kendi gücünden ve üstünlüğünden söz eden ifadelerde, açıklama ve buyruklarda “biz” zamirini kullanmaktadır. 2- Pek çok hayırlı ve güzel nimetleri, Kur'an'ı. Kevser, sözcük olarak çokluk demektir. Bu çokluk, “sayısal” şeyler için olabileceği gibi; değerli olma, önemli olma gibi şeyler için de olabilir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) hakikat, biz sana, Kevseri verdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Şübhesiz ki biz sana Kevser'i(2) verdik.
(2)“Kevser kelimesi, kudsî, câmi‘, küllî, nûrânî bir kelime olduğundan ma‘nâ-yı lügavîsi (lügat ma‘nâsı)olan hayr-ı kesîrden (pek çok hayırdan) ve uhrevî havz-ı Kevserden (âhiretteki Kevser havuzundan) ve ma‘nevî bir havz-ı kevser olan Kur’ân’dan tut, tâ hayr-ı kesîr ıtlâkına mâsadak olan (onlara da hayr-ı kesir denilebilen) ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a i‘tâ edilen (verilen) bütün hedâyâ-yı Rahmâniye(Rahmânî hediyeler) ve fütûhât-ı Rabbânîye (Allah’ın ihsân ettiği fetihlere), tâ feth-i Mekke ve feth-i Beyt-i Makdîs (Kudüs’ün fethi) ve feth-i Şam ve feth-i İstanbul’a kadar ma‘nâları olduğu gibi, o ma‘nâlara da işâreti var.” (Mektûbât, Fihriste-i Mektûbât, 176)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Şüphesiz biz sana Kevser’i (risâlet, nübüvvet, Kur’an, hikmet, bitip tükenmez birçok hayrı, iyilik ve ilim) verdik. *
(*) Kevser lügatta, alabildiğine, aşırı derecede çok” demektir. Kevser kelimesi Arapçada somut şeylerin çokluğu için kullanıldığı gibi, soyut kavramların çokluğu için de kullanılır. Aynı kökten olan ve bir sonraki sûrede zikredilen “tekasür” olumsuz bir biriktirme ve çokluğu ifade ederken “kevser” olumlu birçokluğu, bolluk bereketi ifade eder. Kevser; Duhâ, İnşirah ve Fetih sûrelerindeki leke (senin için) ifadesiyle tahsis edilen lütuflar haricinde “ke” verdik ifadesi ile düşünürsek kevser, vahiy, nübüvvet ve hikmeti de kapsayan hayır ve iyiliklere bir atıf olabilir. (Kurandan Hayata) Birçok ayette; Allah’a atfen “Biz”, “Biziz” çoğul zamirleri kullanılmaktadır. Kur’an’daki “Biz/Biziz” zamirleri çokluğu değil, “yüceliği”, “gücü”, “büyüklüğü” ifade etmektedir. Kevser konusunda aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. Not: a) Kevser sûresi Mekke’nin ilk döneminde inmiştir. Ama Enes bin Malik’in aşağıdaki şu rivayetine göre, Hz. peygamberle beraber Mescid’de iken o bize (أنـزلت علي آنفا سورة)، ‘’Şu an bana bir sûre (Kevser suresi) indirildi’’ demiştir… 1-Peki Mekke döneminde Mescid var mıydı? 2- Enes bin Malik Mekkeli miydi? 3- Enes bin Malik Medineli olup Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettikten sonra çocuk yaşta iken Medine ‘de Müslüman olmamış mıydı? İşte bütün bu sorulara doğru cevap verildikten sonra bu tutarsızlıklar yüzünden bu vb. hadislerin uydurma olduğu kesin bir şekilde anlaşılacaktır. b) Yüce Allah birçok ayette cennetleri anlatırken, (تجري من تحتها الانهار) ‘’altlarından /zeminilerinden/ ırmaklar akar…’’ diyor, ama hiçbir ayette (فيها حوض الكوثر – أو تجري من تحتها نهر الكوثر) ‘’Orada Kevser Havuzu bulunur veya Kevser Nehri akar…’’ şeklinde bir ayet yoktur. c) Bu suredeki’’kevser’’ kelimesi bir havuz olsaydı, bunun anlaşılabilmesi için (انا أعطيناك حوض الكوثر) ’’ Sana Kevser Havuzunu verdik’’ şeklinde olurdu. d) Kevser Havuzu, gaybı olaylardan biridir. Eğer vahiy yoluyla Hz. Peygambere gayba dair bilgi verilmezse, Kur’an’a göre onun da o gaybı olayı bilmesi mümkün değildir. Bundan hareketle, tek vahiy kaynağı olan Kur’an’ı kerimde Havzu - l Kevser’’yani ‘’Kevser Havuzu’’ adında bu isim geçmediği için bu gaybı bir olay olur ve vahiyle /Kur’an’la/ bildirilmediği için Hz. Peygamberin de bunu bilmesi ve hakkında bilgi vermesi mümkün değildir. Ayrıca ‘’kevser’’in cennette bir havuzun adı olduğunu söyleyen rivayetlerin de hem kendi aralarında hem de bu ayetle tutarsız olduklarından dolayı sahih olmayıp, zayıf ve uydurma oldukları ortaya çıkmaktadır. {إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ} أي: الخير الكثير من القرآن والحكمة والنبوة والدين الحقّ والهدى وما فيه من سعادة الدارين (محاسن التأويل - القاسمي) الكوثر هو الخير الكثير، والخير الكثير: ما أعطي من النبوة والرسالة وما لا ينجو أحد من سخط الله - تعالى - إلا به، وهو الإيمان به والتصديق له (تأويلات أهل السنة ) والمراد به هنا النبوة والدين الحق والهدى وما فيه سعادة الدنيا والآخرة (تفسير المراغي) {الْكَوْثَرَ} النبوة والقرآن أو الإسلام (تفسير العز بن عبد السلام) وقال عكرمة : هو النبوة والقرآن عن ابن عباس قال : الكوثر : الخير الكثير وثواب الآخرة (ابن كثير ) وقد فسر السلف الكوثر في هذه الآية بتفاسير أعمها أنه الخير الكثير، {ٱلْكَوْثَرَ } الخير المفرط لكثرة من العلم والعمل وشرف الدارين.( انوار التنزيل واسرار التأويل) و ليس الكوثر : هو [ نهْرٌ في الجنّة ] ، لأنّ أنهار الجنّة عددها لا نهائيّ لذلك استخدم القُرآنُ كلمة [ نَهَـر ] ( إنّ المُتّقينَ في جنّاتٍ و نَهَـر ) القمر 54) الباحث الاسلامي د. منصور كيالي) وقد روى هذا الحديث مسلم وأبو داود والنسائي، عن أنس بن مالك قال ( بينا رسول الله صلى الله عليه وسلم بين أظهرنا في المسجد، إذ أغفى إغفاءة ثم رفع رأسه مبتسما، قلنا: ما أضحكك يا رسول الله؟ قال:(أنـزلت علي آنفا سورة)، فقرأ:(بسم الله الرحمن الرحيم إِنَّا أعطيناك الكَوْثر * فَصَلِّ لِربِّك وانْحَرْ إنَّ شَانِئَك هو الأبْتر) ثم قال (أتدرون ما الكوثر؟) قلنا:الله ورسوله أعلم. قال (فإنه نهر وَعَدنيه ربي، عز وجل، عليه خير كثير، هو حوض تَرِدُ عليه أمتي يوم القيامة، آنيته عدد النجوم فَيختلجُ العبد منهم، فأقول:رب إنه من أمتي. فيقول:إنك لا تدري ما أحدث بعدك) وقد ذكر ابن القيم في زاد المعاد (3/682- 683) يعني في هذه الرواية مضطربات وتناقضات كثيرة لا يمكن أن تكون رواية صحيحة !! 1 – لان سورة الكوثر نزلت في أول العهد المكي – 2- والرواية تبحث عن نزول السورة في المسجد –3 ولكن المسجد ليس موجودا في العهد المكي – 4 - وأنس بن مالك ليس من أهل مكة وهو من أهل المدينة – 5 – وأسلم هو في المدينة بعد هجرة النبي أي بعد نزول سورة الكوثر بسنين كثيرة وهو صبي ! فكيف تصح رواية هذه من أنس بن مالك مع ما فيها من اضطرابات وتناقضاة كثيرة للواقع ؟؟؟ اذا لايمكن أن تكن هذه الرواية وأمثالها صحسحة ؟؟؟  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz sana bol nimetler verdik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte Biz sana kevser suyunu verdik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz sana kevseri vermişiz [⁷],
[6] Mekke'de nâzil olmuş, (3) âyettir.[7] Kevser hadden ziyade çokluk mânâsınadır. Burada maksat: İlim, amel, şeref, ve sena, ümmet gibi çok hayırdır. Bazılarınca Uçmak da bir ırmaktır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Muhakkak ki Biz sana sayısız nimet verdik [kevser].¹
1 Cennette bir ırmağın veya bir havuzun adıdır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.
(Kevser, çok nimet demek olup ayrıca da cennette bir havuzun adıdır. Adiyat suresinden sonra Mekke’de nazil olmuştur ve 3 ayettir. Erkek çocukları yaşamadığı için Peygamber’e (s.a.a) müşrikler, nesli kesik manasına “ebter” dediler. Surede buna cevap verilmiştir. Dolayısıyla kevserin reel örneklerinden biri de peygamberin soy çokluğudur. Bugün dünyada hiç bir soy peygamberin soyundan sayıca daha çok değildir. Düşmanlarının soyu kesildiği halde bugün dünyanın dört bir yanında peygamberin soyuna rastlamak mümkündür ve bu da nebevi mucizelerden biridir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerçekten Biz sana, dünyada her türlü iyiliğin, güzelliğin ve bereketin; âhirette ise ebedî cennet nimetlerinin kaynağı olan bu Kur’an’ı vahyetmekle, insanoğlunun sahip olabileceği en büyük nîmeti, Kevseri verdik.
Mekke döneminin başlarında, Âdiyât sûresinden sonra indirilmiştir. 3 ayettir.Bir insanın değerini, servetinin çokluğu, makamının üstünlüğü, mensup olduğu kabilenin gücü, evlatlarının sayısı gibi dünyevi ölçütlere göre belirleyen inkarcılar, Allah Rasûlü’nü bu gibi özelliklere fazlaca sahip olmadığından küçük görüyorlardı. Onlara göre, bu değerlerden yoksun biri Allah tarafından Peygamberlikle onurlandırılmış olamazdı. Üstelik o, yaşadığı toplumda üstünlük için en önemli değer yargısı olan erkek evladına da sahip değildi. Oğulları vefat etmişti. Ona tâbi olanların da çoğu toplumun batıl ölçülerine göre zayıf ve hor görülen insanlardı. Bu yüzden düşmanları ona, soyu kesik anlamına gelen “ebter” diyorlardı. Bununla Peygamberin hayır ve bereketten yoksun olduğunu, omuzladığı davanın kısa zamanda başarısızlığa mahkum olduğunu kastediyor ve bunu şiddetle arzu ediyorlardı. Oysa Peygambere “kevser” verilmişti. Yani ona Kur’an gibi bütün hayır ve bereketlerin kaynağı bahşedilmişti. Ayrıca o, tertemiz bir ahlâka sahipti. Öyleyse o asla ebter olmayacaktı. Onun davası galip gelecek, ümmeti çoğalacak, Allah, onun önünde kimseye nasip olmayan ufuklar ve imkanlar açacaktı. Peygambere kin besleyenler yeryüzünden silinerek ebedî azaba göçüp gidecek; o yetim Peygamber ise gönüllerde taht kuracak, anneler çocuklarına onun adını verecek, onun davasına baş koyan milyonlarca insan ona tâbi olacaktı. Hatta ona ebter diyenlerin çocukları ve nesilleri de bu kervana katılacaktı. Ve sonunda öyle de oldu. İşte, onun yaşadığı yüce ahlâka sahip olan, onun öğrettiği Kur’an’ı kendileri için bir yaşam tarzına dönüştüren, onun gösterdiği hedeflere doğru yürüyen herkes, o kevserden bu dünyada nasibini almış demektir. Böylelerini kıyamette “Kevser Havuzu”, cennette ise “Kevser Irmağı” beklemektedir.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Biz, sana KEVSER’i / Ümmet Çokluğu’nu verdik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! biz cennette en güzel köşeyi sana ayırdık.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey resulüm şüphe yok ki, biz sana hayır ve bereket verdik. Hani hatırla o anı! Sen şaşırmış bir vaziyette idin! Sana hidayeti verdik. Sana doğru yolu gösterdik. Seni yetim bulup yetiştirdik. Andolsun ki sana dünyada verdiğimiz hayır ve bereketler gibi, ahirette de birçok hayır ve bereket vermişizdir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki sana [Kevser]’i (bol nimet) verdik.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Şüphesiz Biz sana Kevser’i¹ verdik.
1 Kevser: Lügatte son derece çok olan, gâyet çok şey, her şeyin çoğu, Cennetin bütün ırmaklarının kendisinden çıktığı nehir, anlamlarına gelir. Tefsirlerde Kevser’e; “Cennette bir nehrin veya havuzun ismi, Peygamberlikle şereflendirilme, Peygamberimizin ümmetinin âlimleri, ümmetinin çokluğu ve Hz. Peygamberin çocuklarının çokluğu” anlamları verilmiştir. Bu anlamların hepsinin birden anlaşılması da mümkün olduğu için bu kelime meâlde tercüme edilmemiştir. Araplar sayısı çok, miktarı yüksek, kıymetli olan her şeye “Kevser” derler. Bu bakımdan Kevser kelimesi yukarıda sayılan manâları ihtiva ettiği gibi genel anlamda “hayırlı olan her şeyi” de içine alır. “Havz-ı Kevser”i ispat eden hadisler elliden fazla sahâbe tarafından rivâyet edilmiştir. "Her peygamberin bir havuzu vardır ve onlar hangisinin geleni daha çok diye öğünürler. Ben muhakkak onların en çok geleni olacağımı umarım" buyurmuştur. (Tirmizî) Fakat Peygamber (s.a.v.)’in havuzuna dair olan hadisler tevatüre yakın derecede meşhur olduğu için Ehl-i Sünnet katında ona iman vacib’tir. Dünyevî hayat metaı, ahirete göre pek az bir şeydir, çünkü fanidir, geçicidir, sonludur. Allahu Teâlâ’nın Kevser buyurduğu lütuf ise çok, pek çok demek olduğu için geçici dünya lütuf ve servetinden ibaret olmayıp, ahirette ve Allah katında çok, ebedi olarak kesilmez, tükenmez bir nimettir. Dalâlet fırkalarından Haricîler, Mutezile’den bir kısmı ve ne olduklarını açıkça söylemekten korkan yeni mutezililer (akılcılar) havz-ı kevser’i inkâr etmişlerdir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
BAK, Biz sana bol nimet ¹ verdik:
1 Kevser terimi, “bolluk”, “çokluk” yahut “bereket” anlamındaki kesret isminin tekid halidir (Zemahşerî); ayrıca aynı anlamı veren bir sıfat olarak da kullanılmaktadır (Kâmûs, Lisânu’l-‘Arab, vb.). Kur’an’da kullanıldığı tek örnek olan yukarıdaki bağlamda kevser, Hz. Peygamber’e vahiy, bilgi, hikmet, iyilik ve hem bu dünyada hem de öteki dünyada şerefli ve onurlu olmak gibi soyut ve manevî anlamda iyi ve güzel olan her şeyden bolca ihsan edilmesini anlatmaktadır (Râzî); genel olarak müminler açısından ise, bilgi elde etme, iyi fiiller işleme, bütün canlı varlıklara karşı şefkatli davranma ve böylece iç huzuruna ve tatminine kavuşma imkanını ifade eder.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– Biziz sana her türlü hayrı cömertçe bahşeden. 68/1...6, 93/1...11
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
GERÇEK şu ki Biz, sana her hayrı cömertçe bahşettik:[⁵⁹¹⁰]
[5910] el-Kevser, “çok hayır” mânasına gelen câmid bir isimdir. Kural gereği câmid isimler müsemmasından başkasına delâlet etmezler. Şu halde bu kelimenin karşılığı İbn Abbas ve onu izleyenlerin de dediği gibi, Allah Rasûlü’ne tahsis edilen nimetlerdir. Hz. Enes’ten gelen “havuz” hadisi kelimenin delâletiyle değil, yorumuyla alâkalı olarak anlaşılmalıdır. Kevseri, “Allah Rasûlü’nün nesli, sahabesi, ümmeti, ümmetinin âlimleri, cennette bir ırmak, tevhid, İslâm, fazilet, “övülmüş makam”, şeriatının sadeliği, Kur’an’ın kolay anlaşılması, ona has bir “nûr” olarak yorumlayanlar da olmuştur. Tabatabâî yorumların 26’ya kadar çıktığını söyler (el-Mîzân). Allah Rasûlü’ne verilen nimetlerin başında vahiy, nübüvvet ve hikmet gelir. Vahiy ve onun ayrılmaz bir parçası olan nübüvvet, bir başına “çok hayır”dır. Öte yandan, “kime doğru hüküm verme yeteneği (hikmet) bahşetmişse, doğrusu ona tarifsiz büyüklükte bir servet bahşedilmiştir” (2:269) âyeti hatırlanmalıdır. Gerisi, başta Duhâ, İnşirah ve Fetih olmak üzere birçok sûrede sayılan ve leke (“senin için” veya “sana has”) ifadesiyle tahsis edilen nimetlerdir. el-Kevserde mübalağa vurgusu mündemiçtir. Zımnen bu, Allah Rasûlü’ne verilen vahyin ve risaletin etkisinin sadece onun ölümüne kadar değil, ölümünden sonra da artarak devam edeceği müjdesini içerir  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, oğlun olmadı diye senin için "Ebter- Nesli tükenmiş" diyen de var. Oysa) Biz sana kuşkusuz Kevser’i müyesser kıldık.
(Ki, senin izinde hayırlı bir ümmet, cennetteki Kevser ırmağı gibi akıp gelecek, senden feyz alacak ve ahirette "livâ-i hamd" bayrağının altında toplanacaktır.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz biz sana Kevser’i verdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, Biz sana Kevser'i verdik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz gerçekten sana verdik kevser.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz sana Kevser'i (bol ni'met, ilim ve büyük şeref) verdik.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz sana Kevser'i virdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sana çok şey verdik[*].
[*] Allah size istediğiniz her şeyden vermiştir. Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız bitiremezsiniz. Ama kimi insanlar yanlışı çok yapar, çok da nankördür. (İbrahim 14/34)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz sana sayısız nimetler verdik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz sana Kevser'i verdik.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hiç kuşkusuz, biz verdik sana Kevser'i/iyilik, bereket, mutluluk, güzellik, soy ve aydınlığın tükenmezini.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ biz virdük saña uçmaķdaġı ırmaġı yā çoķ ħayr .
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Biz saña yā Muḥammed ḥavż‐ı kevẟeri virdük.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Həqiqətən, Biz sənə Kövsər (Cənnətdəki Kövsər irmağını və ya bol ne’mət, yaxud Qur’an, peyğəmbərlik) bəxş etdik!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! We have given thee Abundance;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
To thee have We granted the Fount (of Abundance).(6286)
6286 Kawthar literally means "good in abundance". It is the abundant bounty which Allah bestowed on Prophet Muhammad (peace be on him). This includes a river (or fountain) in heaven of this name which Allah has promised the Prophet (peace be on him). [Eds.].  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّٓا
muhak-kak Biz
اَعْطَيْنَاكَ
sana verdik
الْـكَوْثَرَۜ
Kevser'i
(Resulüm!) Muhakkak ki Biz sana (ve sana tabi olanlara ebedi nimetleri kazandıran bu) Kevser'i (Kur'ân'ı) verdik.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَعْطٰى
Fiil-IV
ع ط و
Verdi
كَوْثَر
İsim
ك ث ر
Kevser (Kur'ân)