close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mâûn Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve yemne’ûne-lmâ’ûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve zekat vermeyi menederler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Dinin bütün hükümleriyle yerleşip yürümesi ve tüm mazlum ve yoksulların huzura ermesi yolunda) Malının az bir kısmının (kamu payı ve yoksul hakkı olarak paylaşma ve dayanışma amaçlı) alınmasına (ve ülkede zekât vergisini uygulayacak bir nizamın kurulmasına) bile mâni olup engellemeye çalışmaktadırlar. (İşte böylesine zalim, hain ve merhametsiz davranmalarının sebebi, gerçek bir imanla DİN’in aslına ve ahiret hesabına inanmamış olmalarıdır. Bir kişinin veya kesimin, ibadet alışkanlıklarıyla, helâl kazanma ve hayırda harcama gibi ekonomik sorumlulukları arasında bir uygunluk yoksa, bunların dindarlık tavrı samimiyetten uzaktır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İnsanlara yapılabilecek en küçük bir iyiliği ve yardımı da esirger ve sakınırlar veya zekat vermeye engel olurlar ve reddederler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Verilmesi ve yapılması meşru olan şeyleri engelleyenlerin, hakları kısıtlayanların, hakkın aranmasını, meşru harcamayı sınırlayanların, yağmura, su ve otlak kullanımına-paylaşımına mani olanların, kâğıt kısıtlaması yapanların, mâlî mükellefiyetleri yerine getirmeyenlerin, olanından karşılıksız-ödünç vermeyenlerin, bağlılık ve itaatin, yardıma gitmenin, imdada yetişmenin önüne gerilenlerin vay haline!
Ahmet Varol
swap_vert close
Ve zekatı (veya emaneti) vermezler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekatı) da' engellemektedirler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ve zekâtı vermezler...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve (insanların birbirine fayda vermesini ve) yardım etmesini engellerler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hayra da mâni olurlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Hayra engel olana
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ama yardım etmeye sıra gelince) basit şeyleri bile esirgerler.
Bkz. 2/264, 4/38, 8/47Demek ki derinliğine nüfuz edilemeyen, mana ve sorumluluğu kavranamayan, şuuruna erişilemeyen yalın bir namazla Müslümanlık olmuyor. Maalesef günümüz Müslümanı basit şeyleri bile infak edemiyor.  
Cemil Said
swap_vert close
4,5,6,7. Hayf namâzı lâkaydâne ve mahzâ gösteriş olsun diyu kılanların ve sadaka virmekden imtinâ’ idenlerin hâline!
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar basit şeyleri dahi vermezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hayra da engel olurlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
6, 7. Onlar gösteriş yapanlardır; hayra da mâni olurlar.
 Bazı kimseler namazlarına riyâ katarlar, bazıları da namazın erkânını ihmal ederler. Âyette bunlara işaret edilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve yardımı da engellerler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler).
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve yardımlığı sakınır (zekâtı vermezler)
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve (onlar, kendilerinden istenilen) en ufak bir yardımı (insanlardan) esirgerler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve küçük, basit, sıradan yardımı bile esirgerler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Zekâtı da men'ederler onlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve mâûn'u (zekâtı)(1) men' ederler!
(1)****; (Maûn) zekât, sadaka, itâat, ihtiyaç maddeleri ma‘nâlarını taşır. (İbn-i Kesîr, c. 3, 682)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onlar (kamu payı ve yoksul hakkı olarak paylaşma ve dayanışma amaçlı yoksul ve muhtaç kimselere yapılan) yardıma (bile) mâni oluyorlar.*
(*) (Maûn) her türlü yardım, iyilik ve ihtiyaç maddeleri kapsamaktadır. وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ} أي: ما يعان به الخلق ويصرف في معونتهم من الأموال والأمتعة وكل ما ينتفع به، لكون الجهل حاكماً عليهم بالاستئثار بالمنافع وحرمانهم عن النظر التوحيدي وعدم اعتقادهم بالجزاء؛ (محاسن التأويل ) السابع: أنه منع الحق (النكت والعيون) وجائز أن يكون الماعون كل معروف (تأويلات أهل السنة)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yardımlara da engel olan kimselerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
zekattan alıkoyanlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Zekât ve âriyet vermeyi men/edenlerin haline!
İsmail Yakıt
swap_vert close
Küçük yardıma/kamu hakkına [mâ’ûn] bile engel olurlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Faydası olan her şeyi engellemektedirler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve en ufak bir iyiliğe, yardıma engel olan o sözde “dindarlara” yazıklar olsun!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
MÂÛN’a / Ufak Tefek Yardım’a engel oluyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
birbirilerine kap kacağı bile esirgeyenler!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bir sürü laf söylerler ama neticesi yoktur. Onlar her şeyi kendilerine saklar. Onların topluma insanlara destek veriyoruz, yoksula, yetime, öksüze sahip çıkıyoruz sözleri yalandır. Bu sözleri sadece gösteriştir. Toplumu aldatmaya yöneliktir. Aslında onlar kendi bencillikleri adına; mallarına, mülklerine, paralarına sahip çıkan ve bu sahip çıktıkları varlıklardan hiçbir şeyi yoksula, yetime, öksüze vermeyenlerdir. Onlar yoksullardan, yetimlerden, öksüzlerden Rabbinin verdiği nimetleri kaçırırlar. Hâlbuki Rabbin onları sınamaktadır. Topluma sahip çıkıp çıkmamakla, Rabbinin verdiği nimetleri öksüzlerle, yetimlerle, yoksullarla paylaşıp paylaşmamakla sınanmaktadırlar. Keşke bilselerdi. Rabbinin yolu paylaşım yoludur. İnsan Rabbinin verdiklerini toplumla paylaşmadığı müddetçe, Rabbinin yolu İslam’ı yalanlamıştır. Çünkü Rabbinin yolunda bencillik, biriktirme, yoksulu, yetimi, öksüzü itip kakma yoktur. Böyle yapanlar şiddetle cezalandırılırlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(En ufak) yardıma (bile) engel olurlar.
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve onlar, kimseye en ufak bir şey¹ bile vermezler.²
1 Mâun: Zekât, hediye, konu-komşu arasında emanete verilip alınan, kap-kacak gibi âletler demektir. Hz. Ali, İbnu Abbas, İbnu Ömer, buradaki “mâûn”u zekât olarak açıklamışlardır. İbnu Abbas’tan gelen diğer bir rivayete göre ise kelime, “insanların günlük hayatlarında birbirlerinden ödünç alıp verdikleri maddeleri ifade etmektedir.” Mâûn kelimesinin sözlük anlamından hareketle bu âyette, âhireti inkâr eden kimselerin başkalarına “küçük fedakârlıklarda” dahi bulunmayacak kadar bencil bir karakterde oldukları vurgulanmaktadır. 2 Bu âyet, “ve onlar, kimseye zekâtı da vermezler.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve üstelik onlar, [insanlara] en ufak bir yardımı bile reddederler! ⁴
4 Mâ‘ûn terimi, kişinin günlük hayatında ihtiyaç duyduğu birçok küçük şeyi ve insanlara bu yolla yardım etme şeklinde kendini gösteren arızî yardımseverliği ifade eder. Daha geniş anlamda ise, herhangi bir zorluk anındaki “yardım” veya “desteğ”i gösterir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Zira onlar en küçük bir yardımı bile esirgerler. 36/47, 50/23.25, 63/7-8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ama en küçük yardımı bile esirgerler.[⁵⁹⁰⁹]
[5909] Veya mâ’ûnun ma’rûf vurgusuyla: “En küçük bir nezikati bile esirgerler.” (Buhari) Burada anahtar “görme-gösterme-görünme” kavramıdır. İnsanlar görsün diye saçıp savuranlar Allah için zırnık vermiyorlarsa, üç ihtimal vardır: 1) Ya Allah’ın varlığına inanmıyorlar, 2) ya Allah’ın gördüğüne inanmıyorlar, 3) ya da Allah’ın ödüllendirme vaadine güvenmiyorlar. Doğrusu her üçü de vahimdir, çok vahim!  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve (cimrilik eder) başkasına hiç bir hayır ve yardımda bulunmazlar!
Osman Fırat
swap_vert close
Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve men edilmesi mutad olmayan bir şeyi bile men ediverirler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
5, 6, 7. Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekât ve diğer yardımlarını esirger, vermezler. [4, 142; 4, 38; 2, 264; 8, 47]
Namazdan gafil olmak: Ona gereken önemi vermemek, vaktinin geçip geçmediğine pek aldırmamak, namazın mânasından gaflet, dolayısıyla kıldığı namazların kendisi üzerinde güzel tesirlerin, olumlu neticelerinin bulunmaması anlamlarına gelir. Namazda farkında olmadan zihnin başka düşüncelere dalması insanın elinde değildir. Bununla beraber, insan dikkatini toplamaya gayret etmelidir. Bu sûre âhirette hesap vermeye inanmanın başlıca iki alameti olarak namazı gereğince yerine getirme ve toplumsal yardımlaşmayı gerçekleştirme üzerinde yoğunlaşmaktadır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
En ufak bir yardımı esirgerler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Zekâtı veyâ ödünç istenen şeyi virmezler. [¹]
[1] Ebû Cehil bir yetîme vasî olmuş ve onun malını kendi yemeğe başlamışdı. Yetîm çırçıplak kalub ondan kendi malından bir giyecek istedikde onı kahr ile def' itdi ve müşriklerin agniyâsından Velid bin Mugîre ve Ebû Süfyân da kendileri fukarâya sadaka virmekden ictinâb ider ve halkı da bundan men' iderlerdi. Bir gün Velid bir deve kurbân itmişdi. Bir fakîr ondan biraz et istedikde onı değnekle döğdi. Bu sûrenin üç âyeti bunlar diğer dört âyeti de münâfıklar hakkında nâzil olmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Küçük yardımlara bile engel olan kimselerdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ufak tefek yardıma bile engel olanlara..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Mâuna da engel olurlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve onlar, kamu hakkına/yardıma/zekâta/iyiliğe engel olurlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı yıġarlar ev āletin yā zekātı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı zekātı yā ev āletini men‘ iderler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Və (xalqa) zəkat verməyi qadağan edərlər (yaxud xəsislik göstərib bir iş üçün qonum-qonşuya lazım olan qab-qacağı verməkdən imtina edərlər).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Yet refuse small kindnesses!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But refuse (to supply) (even) neighbourly needs.(6285)
6285 Hypocrites make a great show of hollow acts of goodness, devotion, and charily. But they fail signally if you test them by little acts of neighbourly help or charity, the thousand little courtesies and kindnesses of daily life, the supply of needs which cost little but mean much.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَيَمْنَعُونَ
ve mâni olurlar
الْمَاعُونَ
en ufak yardıma
Bir de onlar (yapılan) en ufak bir yardıma (dahi) mâni olurlar.
مَنَعَ
Fiil-I
م ن ع
Engel oldu, men etti, mâni oldu, alıkoydu
مَاعُون
İsim
م ع ن
En ufak yardım