(Ye’cûc ve Me’cûc kavimlerinin setti aşmaları için vadettiğimiz) o gün (gelince, çokluklarından dolayı) onları birbiri içinde dalgalanır bir hâlde (serbest) bırakırız. (Ye’cûc ve Me’cûc kavimlerinin setti aşmaları kıyametin büyük alâmetlerindendir. Yaşanılan birçok hadisenin ardından, kıyametin diğer büyük alâmetleri zuhur eder ve derken emrimiz üzere İsrafil tarafından Sûr’a üfürülür ve kıyamet kopar. Sonra da, tarafımızdan tayin edilmiş olan yeniden diriltilme zamanı gelip de emrimiz üzere İsrafil tarafından) Sûr’a (ikinci defa) üflenince hepsini (bütün mahlûkatı, mahşerde) bir araya toplarız.
Ye’cûc ve Me’cûc kavimlerinin setti aşıp da yeryüzünde bozgunculuk yapmaları, Hz. Mehdi’nin zuhûrundan ve Hz. Îsâ’nın [aleyhisselâm], yeryüzüne nüzul edip, Deccal’i öldürmesinden sonra gerçekleşecektir. Ye’cûc ve Me’cûc kavimleri setti aşınca, yeryüzünde uğradıkları yerlerdeki ağaçları ve bitkileri yiyerek, denizlerin ırmakların ve göllerin suyunu da içerek oraları kuruturlar. Ellerine geçirdikleri hayvanları yerler, insanları öldürürler. Yeryüzünde sadece Mekke, Medine ve Kudüs’e giremezler. Îsâ [aleyhisselâm], Ye’cûc ve Me’cûc kavimlerinin helâki için Allah’a dua eder. Allah Teâlâ, Ye’cûc ve Me’cûc kavimlerinin boyunlarında bir hastalık peyda eder ve hepsi bir anda ölürler. Daha sonrasında yeryüzünde huzur, bolluk ve bereket olur, peşi sıra kıyametin diğer büyük alâmetleri meydana gelir ve Allah Teâlâ’nın tayin ettiği bir zamanda kıyamet, kâfirlerin üzerine kopar.