close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 74. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fentalekâ hattâ iżâ lakiyâ ġulâmen fekatelehu kâle ekatelte nefsen zekiyyeten biġayri nefsin lekad ci/te şey-en nukrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gene yola düştüler, derken bir erkek çocuğa rastladılar, o zat, çocuğu öldürdü. Musa bir cana kıymamışken tuttun, tertemiz birisini öldürdün, andolsun ki pek kötü ve menedilmiş bir şey yaptın sen dedi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yine yürüyüp (hikmet ve ibret) yolculuğuna devam ettiler. Derken (arkadaşlarıyla oynayan) bir erkek çocuğuna rast geldiler. O vakit, (Hz. Hızır) o çocuğu (kenara çekip) öldürüverdi. (Bu sefer yine dayanamayan Hz. Musa: "İşlediği cinayetten dolayı) Bir cana karşılık olmadan (ve hiçbir suçu ve sorumluluğu bulunmadan, böyle masum bir çocuğu) öldürdün ha!.. (Hayıf ve hayret!) Gerçekten, çok çirkin (ve cezası çetin) bir iş yaptın!" diye (kızgınlıkla karşılamıştı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Böylece yeniden yola koyuldular. Bir çocuğa rastladılar. O zat çocuğu öldürdü. Musa bunu görünce, “Tertemiz bir canı, bir can karşılığı olmaksızın öldürdün, öyle mi?” diye çıkıştı. “Gerçekten çok korkunç bir iş yaptın sen.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunun üzerine birlikte yürüdüler. Nihayet bir delikanlıya rastladıklarında, Hızır hemen onu öldürdü. Mûsâ: “Bir cana karşılık olmadan, kısas uygulama zarureti bulunmadan, masum bir cana mı kıydın? Doğrusu çok kötü bir şey yaptın.” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yeniden yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında hemen onu öldürdü. (Musa): "Bir can karşılığı olmaksızın suçsuz bir canı öldürdün mü? Doğrusu çok çirkin bir şey yaptın!" dedi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürdü. (Musa) Dedi ki: 'Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yine gittiler. Nihayet bir oğlana rastgeldikleri vakit, tuttu Hızır bunu öldürüverdi. Mûsâ dedi ki: “- Tertemiz (günah işlememiş) bir kimseyi, bir can karşılığı olmaksızın öldürdün ha!... Doğrusu görülmemiş bir şey yaptın.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve yine ikisi çıktılar. Nihayet bir gence rastladıklarında, abd o genci öldürdü. Musa: “Sapasağlam temiz bir şahsı haksız yere mi öldürdün, ha?! Andolsun, sen çok iğrenç bir iş yaptın” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğuna rastladılar. O kul, hemen onu öldürdü. Mûsâ, “Bir can karşılığı olmadan temiz bir çocuğa kıydın ha? Doğrusu sen, çirkin bir iş yaptın!” dedi.
Besim Atalay
swap_vert close
Yürüdüler, bir çocuğa kavuştular, hemen onu öldürdü, Musa dedi : «Hiç kimseyi öldürmemiş bulunan, suçsuz olan bir kimseyi, niçin öldürdün? Çok iğrenç bir iş yaptın!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Derken yollarına devam ettiler. Sonunda bir erkek çocuğa rastladılar. O (kul), erkek çocuğu öldürdü. Musa: “Bir cana karşılık olmaksızın tertemiz masum bir canı mı öldürdün? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın” dedi.
Cemil Said
swap_vert close
Tekrâr yola çıkdılar. Nihâyet bir genç âdeme rast geldiler. O ânı katl itdi. Mûsâ "Sen hiç bir kimseyi öldürmemiş olan ma’sûm bir âdemi katl itdin. Bu fenâ bir hareketdir." didi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yine gittiler; sonunda bir erkek çocuğa rastladılar, o hemen onu öldürdü. Musa: "Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Doğrusu pek kötü bir şey yaptın" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Nihayet bir gence rastladıklarında, o kul hemen onu öldürdü. Mûsâ dedi ki: “Mâsum bir insanı, bir cana karşılık olmaksızın katlettin ha! Gerçekten sen fena bir şey yaptın!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında (Hızır) hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: Tertemiz bir canı, bir can karşılığı olmaksızın (kimseyi öldürmediği halde) katlettin ha! Gerçekten sen fena bir şey yaptın!
Edip Yüksel
swap_vert close
Böylece yürüdüler. Nihayet bir delikanlıya rastladıklarında onu hemen öldürdü. "Kimseye kıymamış suçsuz bir kimseyi niçin öldürdün? Sen, çok kötü bir iş yaptın," dedi
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü. Musa: "Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın" dedi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yine gittiler, nihayet bir oğlana rast geldiler tuttu onu öldürüverdi, â! Dedi: ter temiz bir nefsi bir nefis mukabili olmaksızın öldürdün mü? alimallah çok münker bir şey yaptın
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Böylece ikisi, gemiden inerek) yine (birlikte) yürüdüler. Derken (yolda) bir delikanlıya rastladılar da (Hızır) hemen onu öldürdü. Mûsâ dedi ki: “Tertemiz (masum) bir canı, bir can karşılığı olmaksızın (kimseyi öldürmediği hâlde) katlettin ha! Gerçekten sen çok çirkin bir iş yaptın!”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Tekrar yola koyuldular. Nihayet bir oğlana¹ rastladılar. Onu öldürdü. “Bir cana karşılık olmaksızın zekiyye² bir canı öldürdün mü? Gerçekten dehşet verici bir şey yaptın!”
1- Gence. Ğulâm sözcüğü; oğlan, köle, uşak, çocuk, oğul, genç, hizmetli, delikanlı, ergenlik çağı anlamlarına gelen bir sözcüktür. Kimi çevirilerde çocuk diye çevrilen “ğulâm” sözcüğü, bu ayette genç anlamında olup, yaşlı anlamındaki “şeyh” sözcüğünün zıddıdır. Dolayısı ile öldürülen kimse çocuk değil genç yaşta birisidir. Ğulâm sözcüğünün delikanlı, genç anlamına geldiği bu surenin 82. Ayetinde açıkça ifade edilmektedir. 2- Masum. Bu ve onlarca ayette geçtiği gibi “zekât” arınmak, daha temiz olmak, yücelmek demektir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yine gitdiler. Nihayet bir oğlan çocuğuna rast geldikleri zaman o, hemen bunu öldürdü. (Musa) dedi ki: «Tertemiz (ma'sum) bir canı, (diğer) bir can karşılığı olmaksızın, öldürdün ha! Andolsun ki sen kötü bir şey yapdın»!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Yine (berâberce) gittiler; nihâyet bir erkek çocuğa rastladıkları zaman, (Hızır)tuttu onu öldürüverdi. (Mûsâ:) “Bir cana karşılık olmaksızın ma'sum bir cana mı kıydın? Gerçekten çok çirkin bir şey yaptın!” dedi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Bir süre sonra (Musa’nın durumunu bilmediği, işi gücü yol kesip eşkıyalık yapan ve direnenleri öldüren) bir genç ile karşılaştılar. (O bilge kişi,) onu (o caniyi yakalayıp kısas hükmü gereği) öldürdü. Musa; (onun bir cani olduğunu bilmediği için) «Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Gerçekten çok kötü bir iş yaptın» dedi.*
(*) Yani o bilgin kul (ve bir nebi), aynı zamanda orada bir yönetici ve hukuk uygulayıcısı olduğundan ona (o katil gence) kısas hükmünü uyguluyor… Fakat MUSA oranın yabancısıdır ve tabi olduğu bu adamın KISAS yaptığını bilmemekte ve bunun için sadece soru sormaktadır. Oysa ÂLİM KUL bu şehirde YASAları uygulayan bir YASA adamıdır, yani halkın seçtiği adaletli bir yöneticidir. İleriki ayetlerde “ben bu işimi kendiliğimden yapmadım”demesi de genelde Nebi-Elçi olduğu için Allah’tan gelen vahiy ile olduğu söylenmekte lakin olayların bir kısmı vahy ile bir kısmı da YASAları uyguladığı için kendi nefsi ile değil YASAların verdiği zaruretle gerçekleştirmiştir… Yüzyıllardır bazı zihniyetler “yola çıkıldığında öldürülen kişiyi“ (ÇOCUK) olarak çevirmiş oysa ayeti gerçekten dikkatli okusa ayet KISAStan bahsetmektedir. “Bir cana karşılık bir can” diyerek yüzyıllardır çocuklara ASLA KISAS yapılmadığını bilmemekte midirler? Çocuklara KISAS yapılmadığı bilinen bir toplumda KISAStan bahsedildiğine göre öldürülen bu kişi GENÇ bir DELİKANLIdır. Yalnız bu MUSA oranın yabancısıdır ve tabi olduğu bu adamın KISAS yaptığını bilmemekte ve bunun için sadece soru sormaktadır. Olaya böyle bakmayanlar sanki o BELDE bir TEKSAS şehri gibi olayı düşünmektedirler. O belde de adamın biri gelecek gemiyi delecek ve güya MASUM bir çocuğu öldürecek de o beldedekiler hiç ses çıkarmayacak, böyle bir şey olabilir mi? Adamı anında yakalarlar ve LİNÇ ederler. Lakin o bir YASA uygulayıcı olduğu için gemi olayında da geminin yanındakilere gidip olayı anlatmış ve gemide zaten onarılacak bölgeyi göstererek bunun tamir edilmesini isteyerek (delmiş) ve zaman kazanmak istemiş lakin Musa olayın içinde olmadığı için gemiyi neden deldiğini merak edip soru sormuş. Sonra O delikanlı da üzerine kısas farz olmalı ki o öldürülünce yine Musa olayın iç yüzünü bilmediğinden kısas olmadan mı öldürdün demiştir. Zaten Allah’ın hükmünde ve sünnetinde değişiklik olmamış ve asla ne MASUM biri ne de bir ÇOCUK öldürülmüştür. Öldürülen insan MASUM değil bir KATİLdir, lakin Musa bunu bilmemektedir. Ayetlerde kısastan bahsedildiği için ve yüzyıllardır çocuklara KISAS yapılmadığı içinde ayetlerde öldürülen çocuk değil üzerine KISAS farz olmuş bir GENÇ DELİKANlıdır. Bkz: https://kurankissalarininsistematigi i.wordpress.com// Not: Metinleri aşağıya alınan tefsirlerden de anlaşıldığı gibi, burada geçen ( غلام) ‘’ğulam’’ bir çocuk değil, bilakis bir genç, bir delikanlı olup yol kesen, eşkıyalık yapan, suc ve cinayet işleyen biri idi. Yani katil olup kısas hükmünü hak etmişti. Ğulâm ifadesi, şehvetin şiddeti manasına gelen “iğtilâm” kökünden alınmıştır. Bu da delikanlılık (ergenlik) çağıdır. Ayrıca Tur suresi-24. ayet buna bir örnektir. Orada (وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَهُم الخْ) yani ‘’Sedefteki inciler gibi olan GENÇLER yanlarında dolaşırlar. (Diyanet İşleri Meali (Eski) İşte burada cennet ehline servis yapan GENÇLERE de çoğul olarak (غلمان)’’ğulman’’denilmiş, bunun tekili ise, (غلام) ğulamdır. Bu nedenle kimi çevirilerde çocuk diye çevrilen “ğulâm” sözcüğü, bu ayette genç anlamında olup yaşlı anlamındaki “şeyh” sözcüğünün zıddıdır. Dolayısıyla öldürülen kişi çocuk değil genç yaşta katil olan birisidir İşte burada geçen ‘’ğulam’’hem genç hem de yol kesen, eşkıyalık yapan ve adam öldüren bir cani olduğuna dair aşağıdaki lügat ve tefsirlere bkz: Eğer ‘’ğulam ile birlikte yetim veya sabiy gibi ifadeler yoksa, burada olduğu gibi, genç ve delikanlı anlamındadır. Ama bu ifadeler varsa bu surenin 82. ayette olduğu gibi o zaman çocuk anlamına gelir. İşte bilge kul onu öldürünce Musa karşı çıkıyor. “Bu yaptığın görülmemiş bir şeydir. Kısas olmadan bir cana nasıl kıyarsın”dedi. Yani öldürülen kişi eğer çocuk olsaydı “sen masum bir çocuğa nasıl kıydın” diyecekti. Özetle, ayetteki “Bir can karşılığı olmaksızın masum bir cana mı kıydın?” ifadesinden, “ğulam”ın erişkin birisi olduğunu anlıyoruz. Aşağıdaki tefsir ve lügatlara da bkz: Zira çocuk yaşta birisi başkasını öldürse bile ona kısas uygulanmaz. Buradaki olay kısasa uygun görüldüğüne göre “ğulam”, çocuk değil erişkin bir delikanlıdır. Bu delikanlının öldürülmesine de Musa’dan başka karşı çıkan olmamıştır. Demek ki,“bilgin kul”un delikanlıyı niçin öldürdüğünü o beldenin insanları, öldürülen delikanlının yakınları; ana-babası herkes bilmektedir. Aksi halde bir yabancının gelip de, memleketlerinde kendilerinden bir genci öldürüp elini kolunu sallayarak çekip gitmesine kimse kayıtsız kalmazdı. . قال الربيع بن أنس: كان الغلام على الطريق لا يمر به أحد إلا قتله أو غصبه، فيدعو ذلك عليه وعلى أبويه . وقال ابن السائب: كان الغلام لصا، فإذا جاء من يطلبه حلف أبواه أنه لم يفعل (زاد المسير ) {وأما الغلام} فقد قيل: إنه كان بالغاً قاطع الطريق يقدم على الأفعال المنكرة وكان أبواه مضطرين إلى التعصب له والذب عنه فكانا يقعان في الفسق لذلك واحتمل أن يؤدي ذلك إلى الكفر والارتداد (تفسيرغرائب القرآن و رغائب الفرقان) اعلم أن لفظ الغلام قد يتناول الشاب البالغ ، بدليل أنه يقال : رأي الشيخ خير من مشهد الغلام ؛ جعل الشيخ نقيضا للغلام ، وذلك يدل على أن الغلام هو الشاب ، وأصله من الاغتلام وهو شدة الشبق ، وذلك إنما يكون في الشباب الخ (التفسير الكبير) وقوله : بغير نفس يقتضي أنه لو كان عن قتل نفس لم يكن به بأس ، وهذا يدل على كبر الغلام ، وإلا فلو كان لم يحتلم لم يجب قتله بنفس ، وإنما جاز قتله لأنه كان بالغا عاصيا . قال ابن عباس : كان شابا يقطع الطريق.. ،وقال الحسن : كان رجلا ...وقال الضحاك : كان غلاما يعمل بالفساد وتأذى منه أبواه (تفسير البغوي -- تفسيرالقرطبي ) فقال الكلبي : كان بالغا يقطع الطريق بين قريتين ، وأبوه من عظماء أهل إحدى القريتين ، وأمه من عظماء القرية الأخري (تفسير ابن عطية ) وفي الخبر أن هذا الغلام كان يفسد في الأرض ويقسم لأبويه ما فعل فيقسمان على قسمه ويحميانه ممن يطلبه، وقيل: كان بالغا شابا، وقد أخرج ابن أبي حاتم عن سعيد بن عبد العزيز أنه كان ابن عشرين سنة، والعرب تبقي على الشاب اسم الغلام (تفسير الألوسي) والثاني: أنه كان شابّاً قد قبض على لحيته، حكاه الماوردي عن ابن عباس أيضاً، واحتج بأن غير البالغ لم يَجْرِ عليه قلم، فلم يستحق القتل. وقد يُسمَّى الرجلُ غلاماً، (زاد المسير في علم التفسير ) أولهما: أن هذا الغلام الذي هو شرّ كلّه، وبلاء على الإنسانية، بما يحمل فى كيانه من طغيان، وفساد، وكفر- هذا الغلام- وذلك شأنه – إنتأذّى به المجتمع الذي يعيش فيه، (التفسير القراني للقران) ولكنّ بعضا آخر يرى ، ويرى في اعتراض موسى عليه‌السلام بقوله : (أَقَتَلْتَ نَفْساً زَكِيَّةً بِغَيْرِ نَفْسٍ) أن القتل ـ لو حصل من الغلام ـ لأوجب القصاص ، وهو مختصّ بالبالغ.( تفسير من وحي القرآن - ج ١٤) وربما استفيد من قوله: {بغير نفس} أنه كان شاباً بالغاً، ولا دلالة في إطلاق الغلام عليه على عدم بلوغه لأن الغلام يطلق على البالغ وغيره فالمعنى أقتلت بغير قصاص نفساً بريئة من الذنوب المستوجبة للقتل؟ إ(الميزان في تفسير القرآن) الغلام: (مصطلحات) الإنسان من البلوغ إلى سن التاسعة عشر. (فقهية) الغُلامُ : الطارّ الشاربِ – الغلام : الإنسان من البلوغ إلى سن التاسعة عشر. (فقهية) ( تعريف و معنى غلام في معجم المعاني الجامع)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yine bir müddet beraber gittiler ve bir çocukla karşılaştılar. O kul çocuğu öldürdü. Musa “Karşılığı olmadığı halde, tertemiz bir kişiyi öldürdün. Çok çirkin bir iş yaptın” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine kalkıp gittiler. Sonunda bir oğlan çocuğuyla karşılaştılar. O kimse o çocuğu hemen öldürdü. Musa dedi: "Sen bir can karşılığı olmaksızın suçsuz bir cana nasıl olurda kıyarsın? Ant olsun ki sen çok ağır bir iş işledin."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Oradan kalkıp gittiler. Nihayet yolda bir oğlana rasgeldiler. O, hemen oğlanı öldürdü. Musa «— Böyle pâk ve günahsız bir şahsı diğer bir şahsa bedel olmaksızın [⁶] nasıl öldürdün? * beğenilmeyecek kötü bir işte bulundun» dedi.
[6] Henüz baliğ değil, kısas da lâzım değilken.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Tekrar yola koyuldular. Bir delikanlıya [ğulâm]¹⁹ rastladılar. O kul onu hemen öldürdü. (Musa) da “Bir cana karşılık olmaksızın/kısas olmadan masum birini mi öldürdün? Sen çok kötü/affedilmez bir şey yaptın!” dedi.²⁰
19 “Ğulâm” kelimesi, genellikte hep “çocuk” diye tercüme edilmektedir. Burada böyle bir tercüme hem kontekse hem de Kur’an’ın özüne uymaz. “Ğulâm”, ana babaya nisbetle “evlat” anlamındadır. Diyelim ki babası seksen yaşında olan bir zatın kendisi altmış yaşında bile olsa, ebeveynine nisbetle o “ğulâm”dır. Nitekim ünlü Arap dilcilerinden İbn Sîde, ğulâm için, “Doğumundan saçlarının ağarmasına kadar hayatın her safhasıdır” diye açıklamaktadır. Onun için biz burada onu “delikanlı” diye çevirdik. 20 Hz. Musa yine hukuki açıdan değerlendiriyor.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar da o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: “Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir cana mı kıydın? Şüphesiz sen kötü bir iş yaptın.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Mûsâ’nın özrü kabul edildi ve gemiden inip yollarına devam ettiler; derken yolda bir çocuğa rastladılar; Hızır, ânî bir hareketle onuoracıkta öldürüverdi. Dehşetten donakalan Mûsâ, “Hiç kimseyi öldürmediği hâlde, masum bir cana nasıl kıydın sen?” diye haykırdı, “İşte şimdi, gerçekten korkunç bir iş yaptın!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Sonunda bir oğlan çocukla karşılaştıkları zaman, onu öldürdü. (Musa): -“Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana kıydın ha? Gerçekten görülmedik / kabul edilemez bir şey yaptın!” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Tekrar yola düştüler. Yolda bir çocuğa rastladılar. Adam çocuğu öldürdü. Musa: " Sebepsiz olarak bir cana mı kıydın? Vallahi bu yaptığın çok kötü bir şey! "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında; adam hemen çocuğu öldürdü. Mûsâ, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun! Çok kötü bir iş yaptın!" dedi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Yeniden) yola koyulmuşlardı. Sonunda bir erkek çocuğa rastladıklarında (melek) onu hemen öldürmüştü. (Musa) şöyle demişti: “Tertemiz (suçsuz) bir canı, bir can karşılığı olmaksızın öldürdün, öyle mi? Şüphesiz ki sen fena bir şey yaptın!”
Mehmet Türk
swap_vert close
Böylece (tekrar) yola koyuldular. (Yolda) bir erkek çocuğuyla karşılaştıklarında o (zat) hemen o (çocuğu) öldürdü. (Bunu gören Mûsa): “(Şimdi de) kimseyi öldürmediği halde masum bir çocuğu mu öldürdün? Gerçekten sen, çok kötü bir iş yaptın.” dedi.
Muhammed Esed
swap_vert close
Böylece yeniden yola koyuldular; sonunda genç bir adama rastladılar: [bilge kişi] onu öldürdü, [Musa bunu görünce:] “Bir başka cana karşılık olmaksızın masum bir cana kıydın, öyle mi?” diye çıkıştı, “Gerçekten, çok korkunç bir iş yaptın sen!”
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Tekrar yola koyuldular derken bir oğlan çocuğuna rastladılar ve o kişi tuttu çocuğu oracıkta öldürüverdi. Musa: – Masum bir çocuğu sebepsiz yere niye öldürdün gerçekten yaptığın iş çok kötü, dedi.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Tekrar yola koyuldular; en sonunda bir delikanlıya rastladılar; derken, o (âlim kişi) onu öldürüverdi.[²⁴¹⁶] (Musa) “Ne, sen bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana kıydın, öyle mi?” dedi; “Doğrusu sen çok büyük bir yasağı çiğnedin!”
[2416] Bilge kulun öldürdüğü ğulâmın (genç için de erişkin için de kullanılabilir), Musa’nın öldürdüğü Kıpti’ye işaret ettiği söylenebilir. Yani şer gibi görünen bir olay, muhteşem bir dönüşümün ilk hayırlı adımı olmuştur. Musa b. İmran bu sayede bir prens olarak yaşadığı Firavun sarayından kurtularak, peygamberlikle taçlanacak bir sürece girer. Bu süreç, öğretmenliğini Hz. Şuayb’ın yaptığı ağır bir eğitim ve öğretim sürecidir. Bir prens olarak sarayda büyüyen Musa b. İmran, Medyenli bilgenin yanında çobanlık yaparak, Allah tarafından nübüvvete hazır hâle getirilmiştir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine yine yürüdüler, sonunda bir erkek çocuğuna rastladılar. Hızır tuttu o çocuğu öldürdü. Musa buna dayanamadı ve "Sen kısas karşılığı olmadan o masum çocuğu nasıl öldürdün? Kuşkusuz sen çok kötü bir iş yaptın " dedi.
Osman Fırat
swap_vert close
Yine yürüdüler. Nihâyet bir oğlana rastladılar. (O kul) hemen onu öldürdü. (Mûsâ): "Bir can karşılığı olmadan temiz bir cana mı kıydın? Doğrusu sen, çirkin bir iş yaptın!" dedi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Yine gittiler, nihâyet bir oğlan çocuğuna rastgeldikleri an hemen onu öldürüverdi. Dedi ki: «Bir tertemiz nefsi, bir nefs mukabilinde olmaksızın öldürdün mü? Muhakkak ki, pek kötü bir şey yapmış oldun.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Nihayet bir oğlan çocuğuna rastladılar ve (Hızır) onu öldürdü. Mûsâ atılıp: “Ne yaptın? ” dedi, “masum ve günahsız bir canı, kısas hükmü ile bir can karşılığında olmaksızın mı öldürdün? Doğrusu görülmemiş derecede fena bir iş yaptın! ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yine yürüdüler. Nihayet bir oğlana rastladılar. (O kul) hemen onu öldürdü. (Musa): "Bir can karşılığı olmadan temiz bir cana kıydın ha? Doğrusu sen, çirkin bir iş yaptın!" dedi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Oradan gitdiler. Bir çocuğa rast geldiler. Hızır çocuğı katl itdi. Mûsâ: "Bir nefse kısâs olamayarak temiz bir nefsi nasıl katl idersin? Tahkîk çok fenâ bir iş yapdın" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra yola koyuldular. Nihayet bir oğlan çocuğuyla karşılaştılar; o hemen çocuğu öldürdü. Musa dedi ki "Sen cana karşılık olmadan suçsuz birinin canına kıydın ha? Doğrusu, anlaşılmaz bir durum meydana getirdin."
Şaban Piriş
swap_vert close
Yine yola devam ettiler. Sonunda bir gençle karşılaştılar. O, hemen onu öldürdü:-Bir cana karşılık olmaksızın, masum bir cana mı kıydın? Gerçekten çok kötü bir iş yaptın.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Bir erkek çocuğa rast geldiklerinde, o zat onu öldürdü. Musa “Bir cana kıymamış mâsum bir kimseyi mi öldürdün?” dedi. “Doğrusu çok kötü bir iş yaptın.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Bir süre sonra bir oğlana rast geldiler; tuttu onu öldürdü. Mûsa dedi: "Tertemiz bir insanı, bir cana karşılık olmaksızın öldürdün ha!? Vallahi çok kötü bir iş yaptın!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes vardılar. tā ķaçan irdiler bir er oġlaña pes depeledi anı. eyitti “depeledüñ mi bir nefsi aru bir nefssüz bayıķ geldüñ neseneye yıġaķ iş!”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes gitdiler, ḥattā ki bir oġlana ṭapışdılar. Pes Ḥıżr anı depeledi. Mūsā eyit‐di: Öldürür misin bir aru nefsi, nefs öldürmeksüz, günāhsuz. Taḥḳīḳ senyaman iş işledi‐sen.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yenə getdilər, nəhayət, bir oğlan uşağı ilə rastlaşdıqda (Xızır) dərhal onu öldürdü. (Musa) dedi: “(Heç bir günah iş tutmayan, buna görə də qisasa layiq olmayan) pak (mə’sum) bir canamı qıydın? Doğrudan da, çox pis bir şey etdin (çox pis bir iş gördün)”.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So the twain journeyed on till, when they met a lad, he slew him. (Moses) said: What! Hast thou slain an innocent soul who hath slain no man? Verily thou hast done a horrid thing.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then they proceeded: until, when they met a young man, he slew him.(2418) Moses said: "Hast thou slain an innocent person who had slain none? Truly a foul (unheard of) thing hast thou done!"
2418 The explanation follows in 18:80-81.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَانْطَلَقَا۠قف
yine ikisi yürüdü
حَتّٰٓى
nihayet
اِذَا
o za- man ki
لَقِيَا
rastla- dılar
غُلَاماً
bir erkek çocuğa
فَقَتَلَهُۙ
hemen onu öldürdü
قَالَ
dedi
اَقَتَلْتَ
öldürdün mü
نَفْساً
bir canı
زَكِيَّةً
tertemiz
بِغَيْرِ
karşılık olmadan
نَفْسٍۜ
bir cana
لَقَدْ
and- olsun
جِئْتَ
geldin
شَيْـٔاً
bir şeyle
نُكْراً
çok kötü
Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında (Hızır) hemen onu öldürdü. (Mûsâ) "Bir cana karşılık olmaksızın (o kimseyi öldürmediği hâlde) tertemiz bir cana mı kıydın? Andolsun ki sen çok kötü bir şey yaptın!" dedi.
اِنْطَلَقَ
Fiil-VII
ط ل ق
Yürüdü, açıldı, gitti
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
لَقِىَ
Fiil-I
ل ق ي
Karşılaştı, kavuştu
غُلَام
İsim
غ ل م
Oğul, erkek çocuk, genç
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
زَكِيَّة
İsim
ز ك و
Tertemiz
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
نُكْر
Sıfat
ن ك ر
Çok kötü, dehşeti görülmemiş