Yine yola koyuldular. Bir süre sonra (Musa’nın durumunu bilmediği, işi gücü yol kesip eşkıyalık yapan ve direnenleri öldüren) bir genç ile karşılaştılar. (O bilge kişi,) onu (o caniyi yakalayıp kısas hükmü gereği) öldürdü. Musa; (onun bir cani olduğunu bilmediği için) «Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Gerçekten çok kötü bir iş yaptın» dedi.*
(*) Yani o bilgin kul (ve bir nebi), aynı zamanda orada bir yönetici ve hukuk uygulayıcısı olduğundan ona (o katil gence) kısas hükmünü uyguluyor… Fakat MUSA oranın yabancısıdır ve tabi olduğu bu adamın KISAS yaptığını bilmemekte ve bunun için sadece soru sormaktadır. Oysa ÂLİM KUL bu şehirde YASAları uygulayan bir YASA adamıdır, yani halkın seçtiği adaletli bir yöneticidir. İleriki ayetlerde “ben bu işimi kendiliğimden yapmadım”demesi de genelde Nebi-Elçi olduğu için Allah’tan gelen vahiy ile olduğu söylenmekte lakin olayların bir kısmı vahy ile bir kısmı da YASAları uyguladığı için kendi nefsi ile değil YASAların verdiği zaruretle gerçekleştirmiştir… Yüzyıllardır bazı zihniyetler “yola çıkıldığında öldürülen kişiyi“ (ÇOCUK) olarak çevirmiş oysa ayeti gerçekten dikkatli okusa ayet KISAStan bahsetmektedir. “Bir cana karşılık bir can” diyerek yüzyıllardır çocuklara ASLA KISAS yapılmadığını bilmemekte midirler? Çocuklara KISAS yapılmadığı bilinen bir toplumda KISAStan bahsedildiğine göre öldürülen bu kişi GENÇ bir DELİKANLIdır. Yalnız bu MUSA oranın yabancısıdır ve tabi olduğu bu adamın KISAS yaptığını bilmemekte ve bunun için sadece soru sormaktadır. Olaya böyle bakmayanlar sanki o BELDE bir TEKSAS şehri gibi olayı düşünmektedirler. O belde de adamın biri gelecek gemiyi delecek ve güya MASUM bir çocuğu öldürecek de o beldedekiler hiç ses çıkarmayacak, böyle bir şey olabilir mi? Adamı anında yakalarlar ve LİNÇ ederler. Lakin o bir YASA uygulayıcı olduğu için gemi olayında da geminin yanındakilere gidip olayı anlatmış ve gemide zaten onarılacak bölgeyi göstererek bunun tamir edilmesini isteyerek (delmiş) ve zaman kazanmak istemiş lakin Musa olayın içinde olmadığı için gemiyi neden deldiğini merak edip soru sormuş. Sonra O delikanlı da üzerine kısas farz olmalı ki o öldürülünce yine Musa olayın iç yüzünü bilmediğinden kısas olmadan mı öldürdün demiştir. Zaten Allah’ın hükmünde ve sünnetinde değişiklik olmamış ve asla ne MASUM biri ne de bir ÇOCUK öldürülmüştür. Öldürülen insan MASUM değil bir KATİLdir, lakin Musa bunu bilmemektedir. Ayetlerde kısastan bahsedildiği için ve yüzyıllardır çocuklara KISAS yapılmadığı içinde ayetlerde öldürülen çocuk değil üzerine KISAS farz olmuş bir GENÇ DELİKANlıdır. Bkz: https://kurankissalarininsistematigi i.wordpress.com// Not: Metinleri aşağıya alınan tefsirlerden de anlaşıldığı gibi, burada geçen ( غلام) ‘’ğulam’’ bir çocuk değil, bilakis bir genç, bir delikanlı olup yol kesen, eşkıyalık yapan, suc ve cinayet işleyen biri idi. Yani katil olup kısas hükmünü hak etmişti. Ğulâm ifadesi, şehvetin şiddeti manasına gelen “iğtilâm” kökünden alınmıştır. Bu da delikanlılık (ergenlik) çağıdır. Ayrıca Tur suresi-24. ayet buna bir örnektir. Orada (وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَهُم الخْ) yani ‘’Sedefteki inciler gibi olan GENÇLER yanlarında dolaşırlar. (Diyanet İşleri Meali (Eski) İşte burada cennet ehline servis yapan GENÇLERE de çoğul olarak (غلمان)’’ğulman’’denilmiş, bunun tekili ise, (غلام) ğulamdır. Bu nedenle kimi çevirilerde çocuk diye çevrilen “ğulâm” sözcüğü, bu ayette genç anlamında olup yaşlı anlamındaki “şeyh” sözcüğünün zıddıdır. Dolayısıyla öldürülen kişi çocuk değil genç yaşta katil olan birisidir İşte burada geçen ‘’ğulam’’hem genç hem de yol kesen, eşkıyalık yapan ve adam öldüren bir cani olduğuna dair aşağıdaki lügat ve tefsirlere bkz: Eğer ‘’ğulam ile birlikte yetim veya sabiy gibi ifadeler yoksa, burada olduğu gibi, genç ve delikanlı anlamındadır. Ama bu ifadeler varsa bu surenin 82. ayette olduğu gibi o zaman çocuk anlamına gelir. İşte bilge kul onu öldürünce Musa karşı çıkıyor. “Bu yaptığın görülmemiş bir şeydir. Kısas olmadan bir cana nasıl kıyarsın”dedi. Yani öldürülen kişi eğer çocuk olsaydı “sen masum bir çocuğa nasıl kıydın” diyecekti. Özetle, ayetteki “Bir can karşılığı olmaksızın masum bir cana mı kıydın?” ifadesinden, “ğulam”ın erişkin birisi olduğunu anlıyoruz. Aşağıdaki tefsir ve lügatlara da bkz: Zira çocuk yaşta birisi başkasını öldürse bile ona kısas uygulanmaz. Buradaki olay kısasa uygun görüldüğüne göre “ğulam”, çocuk değil erişkin bir delikanlıdır. Bu delikanlının öldürülmesine de Musa’dan başka karşı çıkan olmamıştır. Demek ki,“bilgin kul”un delikanlıyı niçin öldürdüğünü o beldenin insanları, öldürülen delikanlının yakınları; ana-babası herkes bilmektedir. Aksi halde bir yabancının gelip de, memleketlerinde kendilerinden bir genci öldürüp elini kolunu sallayarak çekip gitmesine kimse kayıtsız kalmazdı.
. قال الربيع بن أنس: كان الغلام على الطريق لا يمر به أحد إلا قتله أو غصبه، فيدعو ذلك عليه وعلى أبويه . وقال ابن السائب: كان الغلام لصا، فإذا جاء من يطلبه حلف أبواه أنه لم يفعل (زاد المسير ) {وأما الغلام} فقد قيل: إنه كان بالغاً قاطع الطريق يقدم على الأفعال المنكرة وكان أبواه مضطرين إلى التعصب له والذب عنه فكانا يقعان في الفسق لذلك واحتمل أن يؤدي ذلك إلى الكفر والارتداد (تفسيرغرائب القرآن و رغائب الفرقان) اعلم أن لفظ الغلام قد يتناول الشاب البالغ ، بدليل أنه يقال : رأي الشيخ خير من مشهد الغلام ؛ جعل الشيخ نقيضا للغلام ، وذلك يدل على أن الغلام هو الشاب ، وأصله من الاغتلام وهو شدة الشبق ، وذلك إنما يكون في الشباب الخ (التفسير الكبير) وقوله : بغير نفس يقتضي أنه لو كان عن قتل نفس لم يكن به بأس ، وهذا يدل على كبر الغلام ، وإلا فلو كان لم يحتلم لم يجب قتله بنفس ، وإنما جاز قتله لأنه كان بالغا عاصيا . قال ابن عباس : كان شابا يقطع الطريق.. ،وقال الحسن : كان رجلا ...وقال الضحاك : كان غلاما يعمل بالفساد وتأذى منه أبواه (تفسير البغوي -- تفسيرالقرطبي ) فقال الكلبي : كان بالغا يقطع الطريق بين قريتين ، وأبوه من عظماء أهل إحدى القريتين ، وأمه من عظماء القرية الأخري (تفسير ابن عطية ) وفي الخبر أن هذا الغلام كان يفسد في الأرض ويقسم لأبويه ما فعل فيقسمان على قسمه ويحميانه ممن يطلبه، وقيل: كان بالغا شابا، وقد أخرج ابن أبي حاتم عن سعيد بن عبد العزيز أنه كان ابن عشرين سنة، والعرب تبقي على الشاب اسم الغلام (تفسير الألوسي) والثاني: أنه كان شابّاً قد قبض على لحيته، حكاه الماوردي عن ابن عباس أيضاً، واحتج بأن غير البالغ لم يَجْرِ عليه قلم، فلم يستحق القتل. وقد يُسمَّى الرجلُ غلاماً، (زاد المسير في علم التفسير ) أولهما: أن هذا الغلام الذي هو شرّ كلّه، وبلاء على الإنسانية، بما يحمل فى كيانه من طغيان، وفساد، وكفر- هذا الغلام- وذلك شأنه – إنتأذّى به المجتمع الذي يعيش فيه، (التفسير القراني للقران) ولكنّ بعضا آخر يرى ، ويرى في اعتراض موسى عليهالسلام بقوله : (أَقَتَلْتَ نَفْساً زَكِيَّةً بِغَيْرِ نَفْسٍ) أن القتل ـ لو حصل من الغلام ـ لأوجب القصاص ، وهو مختصّ بالبالغ.( تفسير من وحي القرآن - ج ١٤) وربما استفيد من قوله: {بغير نفس} أنه كان شاباً بالغاً، ولا دلالة في إطلاق الغلام عليه على عدم بلوغه لأن الغلام يطلق على البالغ وغيره فالمعنى أقتلت بغير قصاص نفساً بريئة من الذنوب المستوجبة للقتل؟ إ(الميزان في تفسير القرآن) الغلام: (مصطلحات) الإنسان من البلوغ إلى سن التاسعة عشر. (فقهية) الغُلامُ : الطارّ الشاربِ – الغلام : الإنسان من البلوغ إلى سن التاسعة عشر. (فقهية) ( تعريف و معنى غلام في معجم المعاني الجامع)