“çünkü tecrübe alanı içinde kavrayamayacağın şeye nasıl katlanabilirsin ki?” ⁷⁴
74 Lafzen, “tecrübe olarak kuşatamayacağın şeye (hubran). Râzî’ye göre, Hz. Musa gibi bir peygamberin bile eşyanın nihaî gerçeğini (hakâiku’l-eşyâ’ kemâ hiye) bütünüyle kavramadığına ve daha genel bir ifadeyle, insanın olağan koşullarda daha önce tecrübe ve müşahede etmediği türden bir olguyla karşılaştığında içine düştüğü itidal ve kavrayış eksikliğine işaret eden bir ifade. Yukarıdaki ayet, son tahlilde -Hz. Musa’nın sonraki tecrübelerinden de anlaşılacağı gibi- görünüşle gerçekliğin her zaman çakışmadığını îma etmekte ve bunun da ötesinde, ince bir üslupla, insanın kendi entellektüel/zihnî tecrübelerinde, en azından öğeleri, unsurları itibariyle, bir eşdeğeri, bir karşılığı olmayan şeyleri bütün gerçeğiyle hiçbir zaman kavrayamayacağı, gözünde canlandıramayacağı yolundaki derin gerçeği dile getirmektedir; Kur’an’ın insanın algı ve tasavvur alanının ötesinde kalan hususlarda (ğayb) mesajını mecaz ve temsîllerle ifade etmesi de bu yüzdendir.