close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 6. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fele’alleke bâḣi’un nefseke ‘alâ âśârihim in lem yu/minû bihâżâ-lhadîśi esefâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şu Kur'an'a inanmadıkları ve senden yüz çevirdikleri için üzülüp hayıflanarak kendini helak mi edeceksin?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şimdi onlar bu (Hakk) söze (Kur’an’a) inanmayacak olurlarsa, belki de Sen, onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi ve buna değer mi? Bu nedenle imandan ve İslam’dan nasibi ve liyakati olmayanları kendi haline bırakmalıdır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şu Kur'ân'a inanmadıkları ve senden yüz çevirdikleri için üzülüp hayıflanarak, neredeyse kendini harap edeceksin öyle mi?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar bu söze, Kur'ân'a inanmazlarsa, onların peşinde, üzüntüden kendini mi harap edeceksin?
bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/127; 26/3; 35/8.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Demek bu söze inanmayacak olurlarsa, arkalarından üzülerek neredeyse kendini mahvedeceksin.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şimdi onlar bu söze (Kur'an'a) inanmayacak olurlarsa sen, onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi)?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şimdi bu Kur'ân'a iman etmezlerse, belki arkalarından esef ederek kendini üzeceksin.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Nerede ise, bu mesaja inanmadılar diye, onlara üzülerek ve peşlerine düşerek kendini helak edecektin.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Herhalde sen, onlar bu söze inanmıyorlar diye üzüntüden kendini helâk edeceksin.
Besim Atalay
swap_vert close
Onların, Kur'ana inanmayıp da, yanından gitmelerini kayırarak kendini yok mu edeceksin?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şimdi onlar bu söze (Kur'an'a) inanmıyorlar diye üzülerek kendini helâk mi edeceksin? 
Bkz. 15/97, 26/3  
Cemil Said
swap_vert close
Bu kitâba inanmazlar ise ânları iknâ’a uğraşmak ve buna teessüf itmek beyhûdedir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bu söze inanmayanların ardından üzülerek nerdeyse kendini mahvedeceksin!
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Demek sen, bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin![324]
Bu âyet başta inanç ve ahlâk alanları olmak üzere her yönüyle çöküntüye uğramış bulunan insanlık adına son derece üzülen Hz. Peygamber’i teselli etmektedir. Şu’arâ sûresinin 3. âyeti ile Hicr sûresinin 97. âyeti de aynı özellikteki âyetlerdir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Durum böyleyken bu son kitaba inanmazlarsa arkalarından üzülerek neredeyse kendini helâk edeceksin!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helâk olurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bu söze inanmazlarsa onların ardından kendini sorumlu tutarak suçlayacaksın, üzüleceksin (öyle mi)?
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Demek onlar, bu söze (kitaba) inanmazlarsa, onların peşinde üzüle üzüle kendini helak edeceksin!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şimdi bu söze inanmazlarsa belki arkalarından esef ile kendini üzeceksin
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Şimdi onlar bu söze (Kur’ân’a) inanmayacak olurlarsa, sen onların ardından üzülerek kendini helâk mı edeceksin?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin!
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Demek, bu söze (Kur'ana) inanmazlarsa bir üzüntü duyarak arkalarından kendini aadetâ tüketeceksin!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şimdi bu söze (Kur'ân'a) îmân etmezlerse, belki sen arkalarından üzülerek kendini harâb edeceksin!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Onlar bu söze (vahiy mesajına) inanmıyorlar diye onların arkalarından eseflenmekle neredeyse kendini tüketeceksin. *
(*) Bu âyet başta inanç ve ahlâk alanları olmak üzere her yönüyle çöküntüye uğramış bulunan insanlık adına son derece üzülen Hz. Peygamber’i teselli etmekte ve bu kadar üzülmesine gerek olmadığını bildirmektedir. Çünkü Peygamber’in görevi onları zorla imana getirmek değil, sadece Kur’an’ı tebliğ edip doğru yolu göstermektir (Nahl 16/82).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın sözlerine (Kur’an’a) inanmıyorlar diye, onların izledikleri yola üzülerek, neredeyse kendi kendini parçalayacaksın.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Şimdi sen Allah’ın sözüne inanmayanların ardından üzüle üzüle kendini tüketeceksin.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yoksa onların bu söze [¹] inanmayıp yanından gittiklerine teessüf ederek kendini helâk mi edeceksin? [²]
[1] Kur'an-ı Kerîm'e.[2] Kendini helâk etme.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Şimdi sen onlar bu söze/Kur’an’a inanmıyorlar diye arkalarından üzülüp/kızıp neredeyse kendini helak edeceksin.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şimdi onlar bu söze (Kur'an'a) inanmayacak olurlarsa sen, onların peşinde eseflenerek kendini helak mi edeceksin?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Şimdi sen, ey Peygamber ve onun izinden yürüyen mümin; onlar bu ilâhî kelâma inanmıyorlar diye, arkalarından üzülüp hayıflanarak kendini helâk mi edeceksin? Üzülme, onların iman etmemelerinden sen sorumlu değilsin. Yeter ki bıkıp usanmadan uyarmaya, hakîkati haykırmaya devam et! Bunun için, dünyanın göz kamaştırıcı nîmetlerine körcesine bağlanan ve sahip oldukları güç ve servetle anlamsız bir gurura kapılan bu câhillere, evrenin ve hayatın anlam ve hikmetini öğret. Şöyle ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Maalesef, belki sen: -“Bu Söz’e inanmadılar” diye izleri üstü nerdeyse kendine kıyacaksın / üzülüyorsun.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm sen, onlara bakarak neredeyse kendini harap ediyor, bu Kitaba inanmayacaklar diye üzülüyorsun...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sen bildirdiğimiz gerçeklere inanmadıklarından dolayı üzüleceksin öyle mi? İftiralarından dolayı kendini tüketeceksin öyle mi? Hayır! Sakın onların yalanlarına, iftiralarına, gerçekleri inkârlarına üzülme! Sen de dâhil herkes imtihandadır. Onların imtihanı kaybetmelerinden sana ne? Sen kendi imtihanına bak!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bu söze (Kitaba) inanmıyorlar (diye) arkalarından üzüntüden neredeyse kendini harap edeceksin. [*]
Bu ayet Şu‘arâ 26:4 ve Fâtır 35:8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sen (de); “ya onlar bu Kur’an’a inanmazlar (da helâk olurlar)sa” (diye) arkalarından duyacağın üzüntü sebebi ile yoksa kendini mahvedecek misin?¹
1 Sakın onlara üzülme, sana bu kitabı indiren Allah’a hamd ederek, görevini yapmaya devam et. Bk. (Şuara: 3, Fâtır: 8)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Peki ama, onlar bu mesaja inanmak istemiyorlarsa, (inansınlar diye) ³ kendini mi paralayacaksın? ⁴
3 Lafzen, “neredeyse ...” le‘alle takısı bu anlam akışı içinde bir olasılık değil, fakat daha çok, Hz. Peygamber’in tutumu hakkında kınama/yargı bildiren retorik (belâgatli) bir soru ortaya koymaktadır (Merâğî XIII, 116).4 Bu belâgat sorusu, en başta, getirdiği mesajın müşrik/putperest Mekke’liler arasında uyandırdığı düşmanlığa derinden üzülen, onların manevî/ruhanî akibetleri hakkında duyduğu kaygı yüzünden ızdırap çeken Hz. Peygamber’e hitab etmektedir. Ama Hz. Peygamber’e münhasır kalmayıp, aynı zamanda, herhangi bir ahlakî ülkünün ya da önermenin doğruluğuna inanıp da toplumsal çevrenin buna karşı ilgisiz kalmasından cesareti kırılan herkese uzanmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şimdi onlar bu hadise Kuran’a inanmıyorlar diye onların arkasından üzülüp kendini helak mi edeceksin? 7/185, 45/6, 77/50, 26/3, 35/8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hal böyleyken demek sen kalkıp, -bu hitaba inanmamaları durumunda- onların verdiği tepkiler üzerine kızıp kendini helâke sürükleyeceksin.[²³⁴⁶]
[2346] Bizim “onların verdiği tepkiler üzerine” karşılığını verdiğimiz ‘ala âsârihim ibâresi, bu uyarının içeriğini, benzer bir lafızla gelen Şu’arâ sûresinin 3. (ve 35:8) âyetinden farklılaştırıyor. Râzî bu ibâreyi açıklama sadedinde, birincinin ölümü ikincinin ölümüne neden olmuşsa bu durumda “Falanca, falancanın ölümü yüzünden (‘ala eseri..) öldü” cümlesini örnek verir. Âyetin başındaki le‘alle edatı da, ‘ihtimal’ bildiriminden çok ‘kınama’ vurgusu taşır. Bu âyet, “kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın” (2:195) âyetinde olduğu gibi, yaygın bir yanlış anlamaya konu olmuş gözüküyor. Âyetteki kendini helâk etme nedeni, sadece onların imana ulaşmamış olmalarından dolayı duyulan üzüntüye bağlanamaz. Ondan daha fazla, inkârcı muhataplara duyulan kızgınlıkla ikinci bir Yûnus Nebî vakasına karşı peşinen uyarı anlamı taşır. Esefâ, Kur’an’da hem “hüzün” (12:84) hem de “kızgınlık” (7:150; 20:86) anlamında kullanılmıştır. Mücâhit bunu “telaş”, Katâde ise “kızgınlık” olarak anlar (Taberî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Yoksa sen onlar Kur'an'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helak olurlarsa) arkalarından üzülerek kendini harab mı edeceksin? (Sen tebliğ görevini yapmaktasın; ne kadar uğraşsan onları imana getiremezsin. Çünkü onlar ahireti inkar ederler, dünyada zevk ve sefadan başka bir şey düşünmezler)
Osman Fırat
swap_vert close
Herhalde sen, onlar bu söze inanmıyorlar diye, peşlerinde üzüntüden kendini tüketeceksin!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Demek ki, onlar bu Kur'an'a inanmazlarsa arkalarından bir şiddetli hüzün ile kendini tüketeceksin.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Şimdi, bu söze inanmazlarsa, demek sen onların ardına düşüp nerdeyse kendi kendini yiyip tüketeceksin! [26, 3; 35, 8; 16, 127]
Bu âyet Hz. Peygamberin (sallallahu aleyhi ve sellem) tebliğ görevine ve insanların hidâyete gelerek ebedî helâkten kurtulmaları dâvasına ne kadar gönülden bağlandığını ifade eder. Demek ki bu gibi ifadeleri, Hz. Peygamberi tenkide yormamalıdır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Herhalde sen, onlar bu söze inanmıyorlar diye, peşlerinde üzüntüden kendini helak edeceksin!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yoksa onların, bu Kur'ân'a îmân itmeyüb yanından gitdiklerinden sonra hiddet ve esef ile nefsini helâk mi idersin?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bu söze (Kur’ân’a) inanmazlarsa üzülüyor, arkalarından kendini tüketecek gibi oluyorsun.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Belki de sen, bu söze iman etmiyorlar diye onların arkasından üzüntüden kendini helak edeceksin.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar bu Kur'ân'a inanmıyorlar diye onların arkalarından eseflenmekle neredeyse kendini tüketeceksin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şimdi sen, bu söze inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ola kim sen helāk eyleyicisin gendüzüñi anlaruñ izlerince eger inanmayalar uşbu söze ķatı ķayġurmaķdan.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ola kim sen özüñi helāk eylemek isteyesin anlaruñ eẟerlerine, eger īmāngetürmeseler bu Ḳur’āna, ḳatı ḳayġulu olmaḳ bile.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Yoxsa (kafirlər) bu Qur’ana inanmasalar, (səndən üz döndərib getdiklərinə görə) arxalarınca təəssüflənib özünü həlak edəcəksən?!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Yet it may be, if they believe not in this statement, that thou (Muhammad) wilt torment thy soul with grief over their footsteps.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Thou wouldst only, perchance, fret thyself to death, following after them, in grief,(2331) if they believe not in this Message.
2331 In a reasonable world the preaching of a reasonable Faith like that of Islam would win universal acceptance. But the world is not altogether reasonable. It caused great distress to the unselfish Preacher of Islam that his Message met with so much opposition. He wanted to point the way to salvation. He only got, in the Makkan period, abuse from the chiefs of the Makkans-abuse and persecution, not only for himself but for the Truth which he was preaching. A heart less stout than his might have been appalled at what seemed the hopeless task of reclaiming the world from falsehood, superstition, selfishness, wrong, and oppression. He is here consoled, and told that he was not to fret himself to death: he was nobly doing his duty, and, as later events showed, the seed of Truth was already germinating, although this was not visible at the time. Besides, these "chiefs" and "leaders" were only strutting in false plumes: their glory was soon to fade forever.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَعَلَّكَ
şimdi belki sen
بَاخِـعٌ
harab edicisin
نَفْسَكَ
kendini
عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ
arkalarından
اِنْ
diye
لَمْ يُؤْمِنُوا
iman etmiyorlar
بِهٰذَا
buna
الْحَد۪يثِ
söze
اَسَفاً
üzülerek
(Resulüm!) Onlar bu söze (Kur'ân'a), iman etmiyorlar diye arkalarından üzülerek neredeyse kendini helâk edeceksin.
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
بَاخِـعٌ
Etken fiil
ب خ ع
Harap edici, helâk edici
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَثَر
İsim
ا ث ر
İz, eser
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
حَدِيث
İsim
ح د ث
Söz, haber, hikâye, laf, kıssa
اَسَفٌ
İsim
ا س ف
Keder, üzüntü