close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elhamdu li(A)llâhi-lleżî enzele ‘alâ ‘abdihi-lkitâbe velem yec’al lehu ‘ivecâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hamd Allah'a ki kuluna kitap indirdi ve o kitapta hiçbir eğrilik, ifrat veya tefrit yoktur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Her türlü) Hamd (ve övgü); kulu (Hz. Muhammed Aleyhisselam) üzerine Kitabı indirip (insanlara açıklatan) ve Onda hiçbir çarpıklık (yanlışlık ve haksızlık) bırakmayan Allah’adır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bütün eksiksiz övgüler, Allah'a yakışır. O Allah ki, kuluna bu kitabı indirmiş ve o kitabın anlaşılmasını güçleştirecek hiçbir çapraşıklığa yer vermemiştir.
Sûre yüce Allah’ın büyüklüğüne inanmayı yerleştirmek için tesbit ettiği ana hedeflerine ulaşma hususunda me-saj vermek ve tebliğler iletmek amacıyla Kur’ân’ın güzel dört kıssasından üçünü anlatır. Ashâb-ı Kehf : İnancı uğrunda canla-rını feda eden gençler… Dinleri uğruna yurtlarını terkedip bir mağaraya sığınan ve orada senelerce uyku halinde kalan bu kişilerin Allah tarafından tekrar diriltildiği anlatılır. Musa ve Hızır : Yüce Rabbin Hızır’a bildirdiği ve Musa’ya da Hızır’la bildir-diği gayb haberleri. Zülkarneyn : Takvası ve adaleti sayesinde Allah’ın değişik ülkelere hakim kıldığı yeryüzünün doğularına ve batılarına hükümran kıldığı bir melikin kıssası. Ayrıca sûreden üç örnek : “İki bahçe sahipleri” olarak hakkın çok mal ve saltanatta değil, inanca bağlı olduğu bir örnek olarak anlatılır. Dünya hayatı ve içindekilerin yok olacağı bildirilerek İblisin Adem’e secde etmemesi ve Allah’ın rahmetinden kovulup mahrum bırakılması anlatılarak kibir ve gururun neticesi bildirilmiş olur.  
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ı ilâh tanıyan, candan müslüman olarak Allah'a bağlanan, saygılı kuluna, Muhammed'e, kitabı, Kur'ân'ı indiren, ona tezat, tenakuz, pürüz, yalan, bâtıl ve çapraşıklık karıştırmayan, onu haktan, doğrudan, hikmetten ayrılmaya zorlamayan Allah'a hamdolsun.
Ahmet Varol
swap_vert close
Kuluna Kitab'ı indiren ve ona hiç bir çarpıklık koymayan Allah'a hamd olsun.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hamd, Kitabı kulu üzerine indiren ve onda hiç bir çarpıklık kılmayan Allah'a aittir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hamd o Allah'a mahsustur ki, kulu Muhammed'e (Aleyhisselâma) Kur'ân'ı indirdi, onun mâna ve lâfzında bir çarpıklık yapmadı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Kâfirlere) kendi katından gelecek çetin bir azabı haber vermek ve iyi işler yapan inananlara, içinde ebedî kalacakları güzel bir mükâfat (Cennet) müjdelemek ve “Allah çocuk edindi” diyenleri uyarmak için kulu (Muhammed’e) doğru ve düzgün bir Kitab’ı indirip onda hiçbir eğrilik oluşturmayan Allah’a hamdolsun.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bütün övgüler, kuluna kitabı indiren ve ona hiçbir eğrilik koymayan Allah'a aittir. [298]
[298] Kehf sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 427.  
Besim Atalay
swap_vert close
1, 2, 3. Kendi katından, ağır bir azapla hem kocundurmak, hem inanmış olup da yararlı iş görenleri —içinde sonsuz kalacakları— cennetle müjdelemek üzere, eğrilikten uzak olan dosdoğru kitabı kuluna indiren Allaha öğüş
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bütün övgüler Allah'ın hakkıdır. O (Allah) ki, kuluna bu Kitabı indirdi ve onun anlaşılmasını zorlaştıracak hiçbir tutarsızlığa yer vermedi.
Bkz. 3/99, 7/45, 86, 11/19, 14/3, 20/107, 108, 39/28  
Cemil Said
swap_vert close
’Abdine i’vicâcdan ’ârî bir kitâb inzâl iyleyen Allâh’a hamd olsun.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2,3,4. Hamd Allah'a mahsustur ki, kendi katından şiddetli bir baskını haber vermek ve yararlı iş yapan müminlere, içinde temelli kalacakları güzel bir mükafatı müjdelemek ve : "Allah çocuk edindi" diyenleri uyarmak için kuluna eğri bir taraf bırakmadığı dosdoğru Kitap'ı indirmiştir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hamd, kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
1-3. Hamd Allah’a mahsustur. (O Allah ki, insanları) kendi tarafından gelecek çetin bir azap ile uyarmak, dünya ve âhiret için yararlı işler yapan müminlerin, içinde ebedî kalacakları güzel bir mükâfata (cennet) erişeceklerini müjdelemek için kuluna sağlam ve kusursuz kitabı indirmiş, onda hiçbir bozukluğa yer vermemiştir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4. Hamd olsun Allah'a ki, O, (insanları) kendi tarafından çetin bir azap ile ikaz etmek, iyi iş ve davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için, içinde ebedî kalacakları (cennette) güzel bir ecir bulunduğunu müjdelemek ve «Allah evlât edindi» diyenleri de uyarmak için kuluna (Muhammed'e), kendisinde hiçbir (tezat ve) eğrilik bulunmayan dosdoğru Kitab'ı indirdi.
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'a övgü olsun, kuluna kitabı indirmiş ve onda hiç bir eğriliğe yer vermemiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hamd, o Allah'a mahsustur ki kulu (Muhammed'e) kitabı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hamd o Allaha ki kuluna kitab indirdi, hem ona hiç bir yamıklık yapmaksızın
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bütün) hamd (ler ve övgüler) kendisinde hiçbir çelişki olmayan yüce Kitâb’ı (Kur’ân’ı, resûlü Muhammed’e) vahyeden Allah’a mahsustur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hamd¹, kendisinde hiçbir çelişki olmayan Kitap'ı indiren Allah'a aittir.
1- Övgü.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
1,2,3,4. (Kâfirleri) cânib (-i ilâhîsi) nden en çetin bir azâb ile korkutmak, güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunan mü'minlere de içinde ebedî kalacakları güzel bir ecr (ve mükâfat) ı müjdelemek, (hele) «Allah evlâd edindi» diyenlere ma'ruz kalacakları kötü aakıbetleri haber vermek için, kendisinde hiç bir eğrilik yapmadığı, o dosdoğru kitabı (Kur'ânı) kulu (Muhammed sallellâhü aleyhi ve sellem) üzerine indiren Allaha hamd olsun.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hamd o Allah'a mahsustur ki, kuluna Kitâb'ı (Kur'ân'ı) indirdi ve onda (lâfzında ve ma'nâsında) hiçbir eğrilik (ihtilâf) bulundurmadı.(2)
(2)“(Kur’ân,) hayât-ı şahsiye ve ictimâiye-i beşeriyenin (insanların şahsî ve cem‘iyet hayatlarının)bütün nâfi‘ (faydalı) düsturlarını ve hikmet-i âliye-i kâinâtın (kâinâtın yüksek hikmetlerinin) bütün nûrânî(nûrlu) kānunlarını cem‘ etmekle (toplamakla) berâber, hiçbir müşevveşiyet (karışıklık) eseri görünmüyor. Elhak (hakīkaten), o kadar ecnâs-ı muhtelifeyi (karışık cinsleri) bir yerde toplayıp bir münâkaşa, bir karışık çıkmamak, Kahhâr bir nizâm-ı i‘câzînin (son derece hâkim olan mu‘cizeli bir tertîbin) işi olabilir.” (Zülfikār, 25. Söz, 34)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Hamd (bütün övgüler) tümüyle kuluna (Muhammed’e) kitabı (ilk günden bu sûre indirilene kadar kitap halinde yazılmış bulunan Kur’an’ı) indirmiş olup onda hiçbir çarpıklığa yer vermeyen Allah’a mahsustur.*
(*) Burada kitaptan maksat ilk vahyin indiği günden bu sûrenin indiği güne kadar inmiş ve kitap hâlinde yazıya dökülmüş olan Kur’an’n’a denir. Çünkü yazıya dökülmiüş olana da kitap denir. Bkz: ( التحرير والتنوير) Yüce Allah tarafından Hz. Peygamber’e indirilen Kur’an, nimetlerin en büyüğü olduğu için övgü ve saygıya başkasının değil, Kur’an’ı gönderen Allah Teâlâ’nın lâyık olduğu bildirilmiştir. Buradaki “kul”dan maksat Hz. Muhammed, “kitap”tan maksat da Kur’ân-ı Kerîm’dir. İnsanları zulmetten nura, dalâletten hidayete kavuşturan, iman ve İslâm’ı öğreten, dünya ve âhirette mutlu bir hayat sürdürebilmeleri için onlara Allah’ın emir ve yasaklarını, dinin hükümlerini, sevap ve cezayı bildiren; eğrisi büğrüsü, yanlışı ve çelişkisi bulunmayan dosdoğru bir kitabın indirilmesi, genelde bütün insanlık, özelde Hz. Muhammed için en büyük nimettir. Böyle bir nimete kavuşmak, o nimeti verene hamd ve şükretmeyi gerektirir. Yüce Allah, bu âyette Hz. Muhammed’in şahsında, lütfettiği bu nimete karşılık yalnız kendisine hamdedilmesi gerektiğini bildirmektedir. Tefsir (Kur’an  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hamd (övülmek), içinde hiçbir eğriliğin (aksaklığın) olmadığı kitabı kuluna indiren Allah’a aittir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Övülmek o Allah’a yaraşır ki kuluna Kitap’ı bildirdi. Onun içinde hiçbir iğrilik bulundurmadı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
1, 3. Kendi kuluna, tarafından kâfirleri şiddetli bir ukubet ile korkutmak, iyi iş işleyen mü/minlere de, ebedî olarak kalacakları güzel bir mükâfat ile müjdelemek için eğrilikten âri, dosdoğru bir kitap inzâl eden Tanrı/ya hamdolsun.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hamd/her türlü övgü, kendisinde hiçbir eğrilik/tutarsızlık/çelişki [‘ıvec] bulunmayan Kitab’ı kuluna indiren Allah’a mahsustur.
Kadri Çelik
swap_vert close
Hamd, kitabı kulu üzerine indiren ve onda hiç bir çarpıklık kılmayan Allah'a aittir.
(Mekke’de nazil olmuştur ve 110 ayettir. Sure bu adı, içinde söz konusu edilen ve “mağara arkadaşları” demek olan “Ashâb-ı Kehf”ten almıştır.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kulu ve elçisi Muhammed aracılığıyla, insanoğluna bu hikmet dolu Kitabı gönderen ve onda, insanı kuşkuya düşürecek, saptıracak en ufak birçelişkiye, yanlışlığa ve eğriliğe yer vermeyen Allah, her türlü övgüye, teşekküre ve hamde lâyıktır.
Mekke döneminin sonlarında, Nahl sûresinden hemen önce indirilmiştir. Adını, inançlarını yaşatabilme adına zâlim yöneticilerden kaçıp bir mağaraya sığınan ve uzun bir süre orada uyuduktan sonra mûcizevî bir şekilde yeniden “diriltilen” bir grup gencin öyküsünün anlatıldığı bölümden (9-22. ayetler) almıştır. 110 ayettir.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hamd olsun Allah’a ki, kuluna Kitab’ı indirdi. Onun için pürüz yapmadı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kulu Muhammed'e, Kuran’ı, içinde en ufak bir pürüz bırakmadan indiren Allah'a şükürler olsun.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bütün övgüler her şeyin gerçeğini anlatan Kitabı gönderen Allah’a aittir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
1,2,3,4. Katından (gelecek) şiddetli azaba karşı (inkârcıları) uyarmak, iyi işler yapan müminlere içinde [ebedî] kalacakları güzel ödül (cennet) bulunduğunu müjdelemek ve “Allah çocuk edindi!” diyenleri de korkutmak için doğru (bir kelam) olarak içerisine hiçbir eğrilik koymadığı [*] Kitabı kulu (Muhammed’e) indiren Allah’a [hamd]olsun.
Âyette geçen [kayyim] kelimesi, ikinci ayetin başında gelmekte, dolayısıyla birinci ayetle bağlantılı olarak anlaşılabileceği gibi ikinci ayetteki mesajla da ilişkilendirilebilir. Bu durumda anlam “Onu doğru kıldı ki kendi katından gelecek şiddetli bir cezayla uyarasın diye” şeklini alır. Bu iki ihtimal nedeniyledir ki birinci ayetin son kelimesiyle ikinci ayetin ilk kelimesi arasında bir [sekte] vardır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Hamd kulu (Muhammed’e) bu Kitabı indiren ve onda birbirine ters düşen hiç bir ifâde kullanmayan Allah’a aittir.¹
1 İ’vicâc: Eğri, çarpık, çelişkisi olmayan, yalanı ve yanlışı bulunmayan demektir. Bk. (Âlu İmrân: 99, A’raf: 45, 86, Hûd: 19, İbrahim: 3, Tâhâ: 107, 108, Nisâ: 82, Zümer: 28)  
Muhammed Esed
swap_vert close
BÜTÜN ÖVGÜLER Allah’a yakışır; O [Allah] ki, kuluna bu ilahî kelâmı indirmiş ve onun anlaşılmasını güçleştirecek hiçbir çapraşıklığa yer vermemiştir: ¹
1 Lafzen, “ve ona herhangi bir çapraşıklık vermemiştir.” ‘İvec terimi, sözcüklerin soyut anlamlarıyla, “çarpıklık”, “zorluk/karışıklık” yahut “yoldan çıkma/yolu karıştırma” anlamlarına geldiği gibi, “tahrif” ya da “saptırma” anlamına da gelmektedir. Yukarıdaki cümle, Kur’an’ın açık ve dolaysız ifade tarzına işaret edip onun her türlü bulanıklıktan, tutarsızlıktan uzak olduğuna dikkat çekmektedir; karş. 4:82 -“O eğer Allah’tan başka birinden gelmiş olsaydı onda mutlaka birçok (tutarsızlık ve) çelişki bulurlardı!”  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bütün övgüler, kuluna bu kitabı/Kuran’ı indiren ve bunda hiçbir tutarsızlığa yer vermeyen Allah’a aittir. 6/1, 17/111, 34/1, 35/1, 4/82, 15/9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ÖVGÜ tamamıyla kuluna İlâhî mesajı indiren ve onda hiçbir çarpıklığa yer vermeyen Allah’a mahsustur.[²³⁴²]
[2342] Vahyin Bakara sûresinin 2. âyetinde dile gelen “hiçbir kuşkuya yer olmayan” niteliğine ya da Nisa sûresinin 82. âyetinde ifade edilen tutarsızlık ve çelişkiden uzak oluşuna bir atıf. Mushaf sıralamasında hemen öncesinde yer alan İsra sûresinin 105. âyetinde dile gelen “kaynağından indiği gibi” korunmuşluğu gerçeğini de bunlara ilave edebiliriz.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
1,2,3,4. (Kafirleri) katından inecek azap ile korkutmak, sâlih ameller işleyen müminleri, -içinde sonsuza dek kalacakları- güzel bir mükafat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah evlat edindi" diyenleri de uyarmak için- içinde hiçbir tezat bulunmayan dosdoğru kitabı (Kur'an'ı) kulu (Muhammed s.a.s)na indiren Allah'a hamdolsun!(Evet, müşrikler, meleklerin haşa, Allah Teala'nın kızları olduğunu iddia ediyorlar oysa)
Osman Fırat
swap_vert close
Allah’a hamdolsun ki, kuluna Kitabı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Hamd Allah Teâlâ'ya olsun ki, kulunun üzerine kitabı indirdi ve onun için bir ihtilâf (bir tenakuz) yapmadı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hamd O Allah'a mahsustur ki kuluna kitabı indirdi ve onun içine tutarsız hiçbir şey koymadı.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'a hamdolsun ki, kuluna Kitabı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
1,2,3- Hamd ve senâ o Allâh Te'âlâ'ya mahsûsdur ki kulı Muhammed'e, insânları taraf-ı ilâhîden şiddetli 'azâb ile korkutmak ve eyi 'amel işleyen mü'minlere, onda ebediyyen kalacakları ecr-i hüsn (cennet mükâfâtı) oldığı ile tebşîr itmek içün mesâlih-i 'ibâda muvâfık ve eğrilikden 'ârî bir kitâb inzâl iyledi.
[1] Tarsus şehrinde ba'zı kimseler oraya gelen havâriyyûndan bir zâtın delâletiyle dîn-i 'Îsâ'yı kabûl ile vâsıl-ı hidâyet olmuşlardı. O zamân Asyâ-yı Suğrâ ve Suriye Roma İmparatorluğunun idâresinde idi. Dikyanus da imparatordı. Merkûm devren Tarsus şehrine geldikde dîn-i 'Îsâ'ya giren gençleri huzûrına celb ile onları babalarının dînine 'avdet itmedikleri halde katl idileceklerini söyledi. Onlar da bundan imtinâ' itdiler. Dikyanus düşünmek içün bir kaç gün mühlet virdi. Gençler Dikyanus'un zulmünden ve ehl-i beldenin ta'arruzundan kurtulmak içün şehir civârında bulunan bir mağaraya gidüb saklandılar. Oraya gider iken bir köpek bunların arkasına takıldı. Her ne kadar kovdılar ise de ayrılmayub berâberce mağaraya gitdi. Oraya vusûllerinde Cenâb-ı Hak bunlara derîn bir uyku virdiğinden cümlesi yatub uyudılar. Bu halde üçyüz sene geçdi. Ondan sonra uyandılar. Bundan sonra tafsîlât sûre-i şerîfede mevcûddur. Bunlar yedi nefer olub isimleri: Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Sâdenuş, Debernuş, Kefeştetayyuş olub köpeğin ismi de Kıtmir'dir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Her şeyi güzel yapmak, kuluna bu Kitabı indiren Allah’a mahsustur. O, bunu (Kitabı) anlaşılmayacak biçimde çarpıtılabilecek[*] bir yapıda oluşturmamıştır.
[*] İveç: Dışarıdan bakıldığında kolaylıkla anlaşılamayacak bir eğrilik, çarpıtmadır. Kur'an'ın ayetleri ayetlerle açıklayan, muhkem-müteşabih mesani (ikili) yapısı sayesinde (Bkz. Al-i İmran 3/7 ve ilgili dipnotlar) bu tip çarpıtmalar tespit edilebilir. Bu tip hileleri tespit edebilmek iyi seviyede Arapça dil bilgisi, Kuran Bilgisi ve ekip çalışması gerektirir. İnsanları, Allah'a değil kendilerine kul yapmak isteyenler, çok usta çarpıtmalar (iveçler) yaparlar. Geleneksel dinde kadın hukuku ve miras konuları bunların en belirgin örneklerindendir. İveç konusu ile ilgili olarak Bkz. Al-i İmran 3/99, Araf 7/45, Araf 7/86, Hud 11/19, İbrahim 14/3, Kehf 18/1  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kuluna kitabı, onda hiç bir eğrilik bırakmadan, dosdoğru olarak indiren Allah'a hamd olsun.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hamd bütünüyle o Allah'a aittir ki, kuluna kitabı indirmiş ve onda hiçbir tutarsızlığa yer vermemiştir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hamd o Allah'a ki, kuluna Kitap'ı, kendisinde hiçbir eğiklik ve çelişme yapmaksızın indirdi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
1-4. ögmek Tañrı’nuñdur ol kim indürdi ķulı üzere ķur’ān’ı daħı ķılmadı anuñ egrilıķ ŧoġru tā ķorķıdu ħaber vire 'aźābdan ķatı ķatından daħı muştılaya mü’minlere anlar kim işlerler eyü işleri kim bayıķ anlaruñdur müzd ya'nį uçmaķ görklü döleniciler iken anda hemįşe daħı ķorķıdu ħaber vire anlara kim eyittiler “duttı Tañrı oġlan”.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Şükr ol Allāha ki indürdi ḳulı üstine ki Muḥammed resūlu’llāhdur,Ḳur’ānı. Daḫı Ḳur’ānda egrilik ḳılmadı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Həmd olsun O Allaha ki, Kitabı (Qur’anı mə’nasında və sözlərində) heç bir əyriliyə (yanlışlığa və ziddiyyətə) yol vermədən Öz bəndəsinə (Muhəmmədə) nazil etdi!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Praise be to Allah Who hath revealed the Scripture unto His slave, and hath not placed therein any crookedness,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Praise be to Allah,(2325) Who hath sent to His Servant the Book, and hath allowed therein no Crookedness:(2326)
2325 See n. 2324 to 17:111. The theme of the last Surah, that Allah is good and worthy of all praise from His creatures, to whom He has granted a clear revelation, is continued in this Surah. The spirit of man makes gradual progress upwards, through the grace and mercy of Allah. 2326 Some people's idea of a Sacred Book is that it should be full of mysteriesdark corners, ambiguous expressions, words so far removed from human speech that they cover anything or nothing. Pagan oracles were couched in language which suggested one meaning to the hearer and claimed to have the very opposite meaning in the light of events which actually happened subsequently. They were distinctly crooked, not straight. In the next verse, the word "Straight" (qayyim) is used to characterise the Qur'an, in contrast to this word "crooked" ('iwaj). See also 19:36, n. 2488.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلْحَمْدُ
hamd
لِلّٰهِ
Allah'a mahsustur
الَّـذ۪ٓي
o ki
اَنْزَلَ
indirdi
عَلٰى عَبْدِهِ
kuluna
الْـكِتَابَ
Kitâb'ı
وَلَمْ يَجْعَلْ
ve kılmadı
لَهُ
onda
عِـوَجاًۜسكته
hiçbir eğrilik
Hamd, kuluna (bu) Kitâb'ı indiren ve onda hiçbir eğrilik bulundurmayan Allah'a mahsustur.
حَمْد
İsim
ح م د
Hamd, sena, layıkıyla medh
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
عِوَج
İsim
ع و ج
Eğrilik, sapma