close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 85. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne-lleżî ferada ‘aleyke-lkur-âne lerâdduke ilâ me’âd(in)(c) kul rabbî a’lemu men câe bilhudâ vemen huve fî dalâlin mubîn(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki sana, Kur'an'ın hükümlerini farz eden, elbette döneceğin yere döndürecek seni. De ki: Rabbim daha iyi bilir, kimdir doğru yola gelen ve kimdir apaçık sapıklıkta kalan.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Kur’an’ı(n ahkâmını ve ahlâkını uygulamayı) Senin üzerine farz kılan (Allah), elbette Seni dönüş yerine iade edecek ve (Medine’den Mekke’ye, veya dünyadan ahirete ve cennete, ya da ümmetin liderliğine tekrar) geri gönderecektir. De ki: "Rabbim, kimin hidayetle (Hakk ve doğru yol rehberliği ile) geldiğini de, kimin açıkça bir sapkınlık içine girdiğini de çok iyi bilmektedir."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! Kur'ân'ı sana indiren ve O'nunla amel etmeyi farz kılan Allah, seni Mekke'den çıkardığı gibi, yine oraya döndürecektir. Hakkı kabule yanaşmayanlara de ki: Kimin doğru yolda yürüdüğünü ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu, en iyi bilen Rabbimdir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rasûlüm, Kur'ân'ı okumayı, öğretmeyi, hükümlerini tebliğ etmeyi, uygulamayı sana farz kılan, ilkelerini sana hayat tarzı haline getiren Allah, elbette seni yine, dönülecek yere, Mekke'ye, ölümden sonra yeni bir hayata döndürecektir. “Rabbim, kimin hak yolu aydınlatan bilgiler getirdiğini, kimin tamamen başına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içinde olduğunu iyi bilir” de.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 5/109; 7/6; 39/69.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz sana Kur'an'ı farz kılan [8] seni dönülecek yere (Mekke'ye) yeniden döndürecektir. De ki: "Kimin hidayet getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu Rabbim daha iyi bilir."
85.İbnu Ebi Hatim`in Dahhak`tan rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.), Mekke`den çıkarak Cuhfe`ye geldiğinde Mekke`yi arzuladı. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi.8."İndiren" veya onu "tebliğ etmeği ve onunla amel etmeyi farz kılan."  
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz, sana Kur'an'ı farz kılan, seni dönülecek yere elbette döndürecektir. De ki: 'Rabbim, hidayetle geleni de, açıkca bir sapıklık içinde olanı da daha iyi bilmektedir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Muhakkak ki Kur'an'ı sana inzâl eden (Allah), seni (ahirete göçmeden önce, hicret ederek içinden çıktığın) Mekke'ye geri çevirecektir. (Ey Rasûlüm), de ki: Rabbim, hidayetle gelen kimseyi ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bu Kur’anı(n tebliğ ve yaşamını) sana farz kılan Allah, hiç şüphesiz seni ahirette diriltecektir. De ki: “Terbiyecim ve sahibim olan Allah, kimin doğru yolda olduğunu ve kimin de apaçık sapıklık içinde olduğunu çok daha iyi bilir. [Hiçbir şeyi değersiz bırakmaz. Benim bu görevimin de mükâfatını verecektir.]
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şüphesiz ki seni Kur'ân'a uymaya zorunlu kılan Allah, seni vaad ettiği yere ulaştıracaktır. De ki: “Rabbim, kimin hidayeti getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir.”[403]
[403] Hz. Peygamber’in bazı görevleri hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIV, 391-397.  
Besim Atalay
swap_vert close
Sana Kur'anı farz kılan, herhalde seni döneceğin yere, geri döndürür; diyesin ki: «Doğru yolu kim tuttu, kim de açık sapkındır? Benim Tanrım iyi bilir»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Okumayı/Kur'an'ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”
İlk gelen ve “oku” emriyle başlayan Âlak suresinin ilk ayetindeki “ikra’” kelimesi ile “Kur’an” aynı kökten geldiği için buradaki “Kur’an” terimini hem “okumak” hem de “Kur’an” olarak alabiliriz. Her iki durumda da insana okumayı farz kılan bir emir söz konusudur. Zira Kur’an okunmadan anlaşılamaz. İnsan da okumadan tekâmül edemez. Bu “okuma”dan illa da yazı ile yazılanı okumayı anlamamalıyız. Ay’ın Güneş’i okuyarak ışık saçması gibi (Şems 91/2) hayatı okumak, varlık alemini okumak, insanın kendisini okuması, temaşa ettiği herşeyi okuması bu kapsamda değerlendirilebilir. “Kur’an’ın Peygamberimize farz kılınması” demek, Allah’ın Kur’an’da öngördüğü hayat düsturlarıyla yaşam biçimi oluşturmak, hayatın pratik sorunlarını Kur’an’la çözmek; aymazlığa ve umursamazlığa düşmeden, hidayet yolunda dolu, doğru, adil, ilkeli, tutarlı ve istikrarlı bir hayat ortaya koymaktır.   
Cemil Said
swap_vert close
Sana Kur’ân’ı inzâl iden ve teblîğini farz kılan Allâh seni mübârek beldeye (Meke’ye) de kavuşdırır. "Rabbim tarîk-i hidâyete sülûk idenleri ve dalâlete sapanları herkesden iyi bilür" di.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kuran'a uymayı sana farz kılan Allah, seni döneceğin yere döndürecektir. De ki: "Rabbim kimin doğrulukla geldiğini, kimin apaçık sapıklıkta bulunduğunu en iyi bilendir."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”[416]
Bu âyetin Mekke ile Medine arasında hicret sırasında indiği rivayet edilmiştir. Buna göre Hz. Peygamber’e, müşrikler tarafından çıkarıldığı Mekke’ye tekrar döneceği haber verilmiş olmaktadır. “Dönülecek yer”, “ahirette en yüksek makam” şeklinde de yorumlanmıştır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kur’an’ı sana indiren Allah, elbette seni dönülecek yere tekrar gönderecektir. De ki: “Kimin doğru yolda yürüdüğünü, kimin de apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu en iyi rabbim bilir.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Kur'an'ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (yine) dönülecek yere döndürecektir. De ki: Rabbim, kimin hidayeti getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir.  
 Bu âyetin, Mekke ile Medine arasında hicret esnasında nâzil olduğu rivayet edilmiştir. Âyette, Hz. Peygamber’in, zulme uğratılarak çıkarıldığı yurdu Mekke’ye döndürüleceğine işaret buyurulduğu belirtilmektedir. «Döndürülecek yer»den maksadın, ahirette en yüksek makam olduğu da söylenmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Sana Kuran'ı özgüleyen, kuşkusuz seni kararlaştırılmış noktaya döndürecektir. De ki, "Kimin hidayet getirdiğini ve kimin açık bir sapıklık içinde olduğunu Rabbim iyi bilir."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Resulüm!) Kur'ân'ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (yine) dönülecek yere döndürecektir. De ki: "Rabbim, kimin hidayetle geldiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Her halde sana o Kur'anı farz kılan seni muhakkak bir meâda kadar geri getirecektir, de ki: rabbım daha iyi bilir! Hidayetle gelen kim? Açık bir dalâl içinde olan kim?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Kur’ân’ı (tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (hicret ederek içinden çıktığın Mekke’ye, fetihle) tekrar döndürecektir. (Sen o müşriklere) de ki: “Rabbim, kimin hidâyeti getirdiğini (kimin hak yolda olduğunu) ve kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu en iyi bilendir.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sana Kur'an'ı farz kılan¹, elbette seni dönülecek yere döndürecektir. De ki: “Kimin doğru yolda olduğunu ve kimin sapkın olduğunu Rabb'im daha iyi bilir.”
1- Kur'an'a uymayı zorunlu kılan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Her halde o Kur'ânı (n tilâvetini, teblîğını ve mucibince amel etmeni) senin üzerine farz kılan (Allah) seni (yine) dönülecek yere döndürecekdir. De ki: «Hidâyetle gelen kim, o apaçık bir sapıklık içinde olan kim, Rabbim çok iyi bilendir».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Şübhesiz ki Kur'ân'ı (tebliğ ve onunla amel etmeyi) sana farz kılan(Allah), elbette seni dönülecek yere (Mekke'ye) iâde edicidir. De ki: “Rabbim kimin hidâyetle geldiğini ve kimin apaçık bir dalâlet içinde olduğunu en iyi bilendir.”(1)
(1)Bu âyet, doğduğu topraklardan hicret etmek mecbûriyetinde kaldığı için pek mütessir olan Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı tesellî etmek için nâzil olmuştur. (Beyzâvî, c. 2, 202)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Kur’an’ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni dönülecek yere döndürecektir. De ki: Rabbim doğru yol üzere geleni de, açık bir sapıklık içinde bulunanı da daha iyi bilendir. *
(*) 85. ayetteki“ معاد ‘’mead” sözcüğü orijinal anlamıyla“ bir kimsenin en sonunda dönmek zorunda olduğu yer”demektir. (Lisanü’l-Arab, c:6, s:506, “avd” mad.) Sözcük ayette nekre [belgisiz] olarak yer almıştır. Bu sebeple sözcüğü burada “Ahirette vaad edilen güzel hayat ve cennet” olarak anlamak mümkün olduğu gibi, hicretten sonra fethedilerek “dönülecek yer” anlamında Mekke olarak anlamak da mümkündür. Ama şayet sûrenin tümü/85 ve sonrası dâhil Mekke de inmişse, o zaman buradaki maad (dönülecek yer) Mekke olamaz. ِ Ama müfessir Tantavi ve el-Meraği tefsirinin yazarı, sûrenin tümü Mekke de inmiş olsa bile, yine (معاد)’’mead’’ kelimesinden maksat, Mekke dir. Yani Hz. Peygambere şöyle bir müjde veriliyor. ‘’Ey Resulüm! (Mekke den hicret ettikten sonra elbette Allah) seni (tekrar) dönülecek yere (Mekke’ye) döndürecektir’’ şeklindedir. Ayrıca İbn Abbas ve Katade’ye göre bu sûre Mekki olup ama bu son ayetleri, hicret esnasında Mekke Medine arasında inmiştir. İbni Selam da bu son ayetler hicret esnasında Cuhfe de indiğini söylüyor. Bize göre de bu görüşler daha isabetli ve doğrudur. Buna göre (معاد)’’dönülecek yer’’ Mekke’dir. Çünkü zaten ahirette gitmeyecek/dönmeyecek kimse yoktur. (الله اعلم) واختلف المتأولون في معنى قوله تعالى: لرادك إلى معاد ، فقال جمهور المتأولين: أراد: إلى الآخرة، أي: باعثك بعد الموت، فالآية -على هذا- مقصدها إثبات الحشر، والإعلام بوقوعه -- قال القاضي أبو محمد رحمه الله قال القرطبى: قوله - تعالى -: {إِنَّ ٱلَّذِي فَرَضَ عَلَيْكَ ٱلْقُرْآنَ لَرَآدُّكَ إِلَىٰ مَعَادٍ..}. ختم - سبحانه - السورة ببشارة نبيه محمد صلى الله عليه وسلم برده إلى مكة قاهرا لأعدائه. وقيل: هو بشارة له بالجنة. والأول أكثر. وهو قول جابر بن عبد الله، وابن عباس، ومجاهد، وغيرهم.: قال الآلوسى: وقد يقال: أطلق - سبحانه - المعاد على مكة، لأن العرب كانت تعود إليها فى كل سنة، لمكان البيت فيها، وهذا وعد منه - عز وجل - لنبيه صلى الله عليه وسلم وهو بمكة أنه - عليه الصلاة والسلام - يهاجر منها ثم يعود إليها. والمعنى: {إِنَّ ٱلَّذِي فَرَضَ عَلَيْكَ ٱلْقُرْآنَ} - أيها الرسول الكريم -، بأن أنزله إليك، وكلفك بحفظه وتلاوته على الناس، والعمل بأوامره ونواهيه.{لَرَآدُّكَ إِلَىٰ مَعَادٍ) أى: لرادك إلى المكان الذى أنت فيه وهو مكة، بعد أن تهاجر منه. ( الوسيط في تفسير القرآن الكريم) وقال ابن عباس ـ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَما ـ وقتادة: مكية إلا آية نزلت بين مكة والمدينة، وقال ابن سلام: نزلت بالجحفة في وقت هجرة النبي إلى المدينة، وهي قوله عز وجل: {إِنَّ الَّذِي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لَرَادُّكَ إِلَى مَعَاد (من أسرار "القصص" - مكية أم مدنية؟)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sana Kur’an’ın emirlerini farz kılan Allah, sana vaat edilen yere seni elbette döndürecektir. Deki “Benim Rabbim, doğru yola girmiş olarak geleni ve açık bir sapkınlık içinde olanı da en iyi bilendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten, Kur’an’ı senin boynuna borç yazan seni döneceğin yere döndürecektir. De ki: "Doğru yolu gösteren kimdir, sapkınlık içinde olan kimdir, benim çalabım bunu herkesten iyi bilir."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Üzerine Kur/an/ı [¹] farz kılan Allah her halde seni o avdetgâhına [²] döndürecek. Onlara de ki Rabbim hidayet getireni de, apaçık sapıklıkta bulunanı da herkesten iyi bilir.
[1] Telâvetini, tebliğini, amelini.[2] Mekke veya cennete, vaad buyurduğu ve herkesin arzusu olduğu makam-ı Mahmud'a.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Kur’an’ı sana farz kılan Allah, elbette seni dönülecek bir yere [me’âd] döndürecektir.²⁵ De ki: “Rabbim, kimin doğru yolda olduğunu ve kimin de apaçık bir sapıklıkta olduğunu daha iyi bilir.”
25 Ayete yorumlar çok farklıdır; ahiret, cennet, cennetteki makamı olan “Makâm-ı Mahmûd” vb. Bu ayet Hicret yolunda Cuhfe’de nazil olmuştur. Buna dayanarak bazıları da Mekke’nin ileride fethedilerek Hz. Peygamber’in oraya döneceğinin müjdesidir demişlerdir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hiç şüphesiz sana (amel etme noktasında) Kur'an'ı farz kılan, seni dönülecek yere elbette döndürecektir. De ki: “Rabbim, hidayetle geleni de açıkça bir sapıklık içinde olanı da daha iyi bilmektedir.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sana bu Kur’an’ı insanlığa tebliğ etme ve hayatına uygulama görevini veren Allah, seni elbette öz yurdundan çıkaran zâlimlerin hile ve tuzaklarından koruyarak ulaşman gereken yere ulaştıracak ve şimdi gözyaşlarıyla terk etmek zorunda kaldığın bu şehre, kısa bir zaman sonra muzaffer bir komutan olarak geri dönmeni sağlayacaktır. Ve görevlerini lâyıkıyla yaptıkları takdirde, tüm müminleri —hem bu dünyada, hem de âhirette— onlara vaadedilen mutlu sona kavuşturacaktır. O hâlde, yalnızca Allah’a güven ve de ki: “Benim Rabb’im, kimin doğru yolu izlediğini ve kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu çok iyi bilmektedir ve her birine hak ettiği karşılığı muhakkak verecektir.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kur’ân’ı sana farz kılmış olan, seni döneceğin yere elbette geri getirecektir. De ki: “Kim Hidayet ile geldi ve kim açık bir sapkınlık içindedir, benim rabbim çok iyi bilir”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Sana Okuma'yı farz eden Allah, herhalde seni sonuna kadar götürecektir. De ki: " Kimin doğru çizgide ilerlediğini, kimin dışlanmışlık acısıyla kıvrandığını en iyi Allah bilir. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kur’an’a uymayı sana farz kılan elbette seni hesap gününde en güzel yere ulaştıracaktır. Sen inkâr edenler ne derse desin onların sözlerine aldırma! İleri geri konuşanlara de ki: “Rabbim kimin düzgün bir yola girdiğini, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kur’an’ı sana farz kılan (Allah) elbette seni dönülecek yere (Mekke’ye) döndürecektir. [*] De ki: “Rabbim, kimin hidayetle geldiğini, kimin de apaçık bir şaşkınlık içinde olduğunu çok iyi bilendir.” [*]
Bu ayet hicretin yakın olduğuna işaret etmekte, üzüntülü olan Hz. Muhammed’e tekrar Mekke’ye döndürüleceği dolaylı olarak müjdelenmektedir.,Benzer mesajlar: En‘âm 6:117; Nahl 16:125; Kasas 28:56; Necm 53:30; Kalem 68:7.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana Kur’an’ı indiren Allah, elbette seni, ayrıldığın yer (olan Mekke’ye) tekrar döndürecektir. Sen (onlara): “Kimin hak yolda olduğunu ve kimin de apaçık bir sapkınlık içerisinde bulunduğunu en iyi bilen Rabbim’dir.” de.¹
1 Bu âyet, Peygamber Efendimizin Mekke’den hicreti sırasında Cuhfe’de nâzil olduğuna göre, meâd’den maksat ölüm; red’den maksat ise Mekke’ye iadedir. Yani, “Rabbin seni ahirete irtihal etmeden evvel bu çıktığın mahalle geri getirecek ve Mekke’yi sana fethettirecektir.” (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
[EY İNANAN KİŞİ,] apaçık bir üslupla bu Kur’an’ı sana vaz‘eden ⁹⁵ [Allah], şüphe yok ki, seni [ölümden sonra] yeni bir hayata döndürecektir. ⁹⁶ [Hakkı kabule yanaşmayanlara] de ki: “Kimin doğru yolda yürüdüğünü ⁹⁷ ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilen Rabbimdir!”
95 Taberî’nin kaydettiğine göre Mücâhid, ferada ‘aleyke ibaresinin a‘tâke (“sana [onu] verdi”) ibaresiyle hemen hemen aynı anlamda olduğu görüşündedir. Ne var ki bu, bizce, 24. surenin (Nûr) ilk ayetinde geçen ve ilgili 1. notta açıklanan feradnâhâ (“onu apaçık bir tarzda vaz‘ettik/ortaya koyduk”) ifadesiyle benzer bir anlamda kullanılan yukarıdaki karmaşık ifadenin sadece bir kısmını açıklamaktadır. Yukarıdaki anlam akışı içinde, ‘aleyke (“senin üzerine”) takısı, sonundaki zamirle birlikte cümleye, Kur’an mesajını alan kimsenin, yaşama tarzını onun koyduğu ilkelere dayandırma yönündeki ahlakî yükümlülüğüne işaret eden ilave bir anlam katmaktadır. Çeviride görülen birleşik ifade bu mülahazaya dayanmaktadır.96 Me‘âd tabiri, lugat olarak “dönülecek yer [ya da “durum”]”, deyimsel olarak da “nihaî varış” yahut “nihaî durum” demektir; yukarıdaki anlam örgüsü içinde ise “ahiret hayatı”yla eş anlamlıdır ve çoğu müfessirin terime verdiği anlam budur. Fakat yukarıdaki pasajın özellikle Hz. Peygamber’e hitab ettiği yolundaki zayıf görüşe katılan bazı müfessirler, bu ismin burada, son derece özel ve maddî bir anlamda -“dönülen/dönülecek yer” anlamında- kullanıldığını ve bununla, Medine’ye hicreti sırasında yahut hicretinden sonra Hz. Peygamber’e, doğduğu şehre (Mekke’ye) bir gün zaferle döneceği yolunda verilmiş olan söze atıfta bulunulduğunu söylemektedirler. Oysa bize göre, bu pasaj, belirli bir yere ya da tarihî bir olaya indirgenemeyecek kadar derin bir anlam taşımakta, bütün müminlere hitab ederek onlara sadece bedenî ölümden sonraki hayatı değil, fakat aynı zamanda, kalpler Kur’an mesajına açık tutulduğu ve onun ilkelerine göre yaşandığı sürece bu dünyada tadılacak manevî dirilişi ya da yeniden doğuşu da vaad etmektedir.97 Lafzen, “kimin hidayet üzere geldiğini”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sana bu Kuran’ı okumayı farz kılan Allah hiç şüphen olmasın ki seni döneceğin yere mutlaka döndürecektir. Sen de ki: – Kimin doğru yolda olduğunu ve kimin apaçık bir sapıklık içinde bulunduğunu en iyi bilen benim rabbimdir. 27/92
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(EY bu vahyin muhatabı!)[³⁴⁶²] Senin hayatını kuşatan Kur’an’ı sana farz kılan Zat, elbette seni(n âkıbetini) mutlu sona döndürecektir.[³⁴⁶³] (Şu halde) de ki: “Kimin hidayete erdiğini ve apaçık bir sapıklığa gömülenin de kim olduğunu asıl bilen Rabbimdir.”
[3462] Daha sonraki âyetlerde yer alan “inkâr edenlere asla arka çıkma!” (86), “seni Allah’ın âyetlerinden alıkoymalarına asla izin verme!” ve “Sakın ha, Allah’a ortak koşanlardan biri olma!” (87) uyarılarının niteliklerinden de açıkça anlaşılacağı gibi, bu âyetler, ulaştığı herkese hitap etmektedir. [3463] ‘Alâ edatının istilâ vurgusu, çeviride karşılığını ”hayatını kuşatan” olarak bulmuştur. “Mutlu son” karşılığı, me’âd ile “bayram” anlamına gelen ‘ıyd arasındaki akrabalığın tedâi ettirdiği bir anlamdır. Allah Rasûlü’ne, hem hicret yurdu olan “Medine”, hem de âhiret yurdu olan “Cennet” müjdelense gerektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Kur'an'ı (okumayı ve tebliğ etmeyi) sana farz kılan Allah, elbette seni, döneceğin yere döndürecektir. De ki: "Rabbim kimin hidâyeti getirdiğini, kimin de apaçık sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir."
Osman Fırat
swap_vert close
Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: "Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak o zât ki, Senin üzerine Kur'an'ı farz kıldı, elbette seni dönülecek yere iade edecektir. De ki: «Rabbim hidâyetle geleni de ve apaçık bir dalâlette bulunanı da daha iyi bilendir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kur'ân'ı sana indirip onu okumanı, tebliğ etmeni ve muhtevasına göre hareket etmeni farz kılan Allah, elbette seni varılacak yere döndürecektir. De ki: “Kimin hidâyet getirdiğini, kimin besbelli sapıklık içinde olduğunu Rabbim pek iyi bilmektedir. ” [7, 6; 5, 109; 39, 69]
Bu âyet, halkının azgın önderleri tarafından zulme mâruz bırakılarak hicrete mecbur kalan Hz. Peygamber (a.s.m)’ın, muzaffer olarak Mekke’ye kavuşacağını müjdelemektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kur'an'ı sana (indiren ve) gerekli kılan (Allah), elbette seni varılacak yere döndürecektir. De ki: "Rabbim kimin hidayet getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde bulunduğunu bilir."
Medîne'ye, yahut zaferle Mekke'ye, yahut da huzuruna döndürecektir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sana Kur'ân'ı (onun teblîğini ve onun ahkâmına ittibâ'ı) farz kılan Allâh Te'âlâ seni bir mi'âda (da'vet olunacak yer ki Mekke'dir) i'âde ider. Di ki: "Kimin hidâyet ile geldiğini ve kimin âşikâr dalâletde bulundığını rabbim daha eyi bilir."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kur’an’ı sana görev olarak yükleyen Allah, elbette seni döneceğin yere döndürecektir. De ki: “Doğruyu getirenin kim olduğunu, kimin de açık bir sapıklıkta olduğunu en iyi Rabbim bilir.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Kur'an'ı (okumayı) sana farz kılan, seni döneceğin yere döndürecektir. De ki:-Kimin doğru yolda, kimin de apaçık sapıklıkta olduğunu en iyi Rabb'im bilir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kur'ân'ı sana farz kılan Allah, elbette seni varılacak yere döndürecektir.(13) De ki: Hidayeti getirenin kim, apaçık sapıklık içinde bulunanın kim olduğunu en iyi Rabbim bilir.
(13) Mekke’ye. Veya âhiretteki şerefli makamına.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bu Kur'an'ı sana farz kılan, elbette ki seni vaat edilen yere/belirlenen sona götürecektir. De ki: "Hidayeti getireni de açık bir sapıklık içinde olanı da en iyi Rabbin bilir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ ol kim vācib eyledi senüñ üzere ķur’ān’ı girü döndüricidür seni girü dönesi yire ya'nį mekke’ye. eyit “çalabum bilürirekdür anı kim geldi ŧoġru yola daħı anı kim ol azġunluķdadur bellü.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ ol Tañrı Ta‘ālā ki farż eyledi senüñ üstüñe oḳumaġı. Senidönderecekdür Mekkeye. Eyit yā Muḥammed: Benüm Tañrım bilicidür olkimseyi ki hidāyet‐ile gelüpdür ve anı daḫı bilür ki āşikāre azġunluḳ için‐dedür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Qur’anı (oxumağı və təbliğ etməyi, yaxud hökmlərinə əməl etməyi) sənə vacib buyuran (Allah) qayıdacağın yerə (hicrət edərək çıxdığın Məkkəyə) səni yenə də qaytaracaqdır. De: “Rəbbim hidayətlə (doğru yolu göstərən rəhbərlə) gələni də (yaxud doğru yolda olanı da), haqq yoldan açıq-aşkar azanı da (hamıdan) yaxşı tanıyır!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! He Who hath given thee the Qur’an for a law will surely bring thee borne again. Say: My Lord is best aware of he who bringeth guidance and him who is in error manifest.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Verily He Who ordained(3415) the Qur´an for thee, will bring thee back to the Place(3416) of Return. Say: "My Lord knows best who it is that brings true guidance, and who is in manifest error."(3417)
3415 That is: order in His wisdom and mercy that the Qur'an should be revealed, containing guidance for conduct in this life and the next, and further ordered that it should be read out and taught and its principles observed in practice. It is because of this teaching and preaching that the Holy Prophet was persecuted, but as Allah sent the Qur'an, He will see that those who follow it will not eventually suffer, but be restored to happiness in the Place of Return, for which see next note. 3416 Place of Return: (1) a tide of Makkah; (2) the occasion when we shall be restored to the Presence of our Lord. It is said that this verse was revealed at J uhfa, on the road from Makkah to Madinah, a short distance from Makkah, on the Hijrah journey. The Prophet was sad at heart, and this was given as consolation to him. If this was the particular occasion, the general meaning would refer the Place of Return to the occasion of the Resurrection, when all true values will be restored, however they may be disturbed by the temporary interference of Evil in this life. 3417 Allah knows the true from the false, and if we are persecuted for our Faith and attacked or spoken ill of because we dare to do right, our surest refuge is an appeal to Allah rather than to men.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ الَّذ۪ي
muhakkak O zat ki
فَرَضَ
farz kıldı
عَلَيْكَ
sana
الْقُرْاٰنَ
Kur'ân'ı
لَـرَٓادُّكَ
elbet seni iade edicidir
اِلٰى مَعَادٍۜ
dönülecek yere
قُلْ
de ki
رَبّ۪ٓي
Rabb- im
اَعْلَمُ
en iyi bilendir
مَنْ
o kim-seyi ki
جَٓاءَ
geldi
بِالْهُدٰى
hidâyetle
وَمَنْ
ve o kim-seyi ki
هُوَ
O
ف۪ي ضَلَالٍ
bir dalâlet içindedir
مُب۪ينٍ
apaçık
(Resulüm!) Muhakkak ki Kur'ân'ı (okumayı, yaşamayı ve tebliğ etmeyi) sana farz kılan (Allah) elbette seni dönülecek yere iade edecektir. De ki: "Rabbim kimin hidâyetle geldiğini ve kimin apaçık bir dalâlet içinde olduğunu en iyi bilendir."
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
فَرَضَ
Fiil-I
ف ر ض
Farz kıldı, tayin etti, takdir etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
رَٓادّ
Etken fiil
ر د د
Geri çeviren, geri veren, iade eden
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مَعَاد
İsim
ع و د
Dönülecek yer
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَعْلَم
İsim
ع ل م
Daha iyi bilen, çok iyi bilen, en iyi bilen
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ضَلَال
İsim
ض ل ل
Dalâlet, sapma, şaşkınlık, boşa çıkma, boşa gitme
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan