[EY İNANAN KİŞİ,] apaçık bir üslupla bu Kur’an’ı sana vaz‘eden ⁹⁵ [Allah], şüphe yok ki, seni [ölümden sonra] yeni bir hayata döndürecektir. ⁹⁶ [Hakkı kabule yanaşmayanlara] de ki: “Kimin doğru yolda yürüdüğünü ⁹⁷ ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilen Rabbimdir!”
95 Taberî’nin kaydettiğine göre Mücâhid, ferada ‘aleyke ibaresinin a‘tâke (“sana [onu] verdi”) ibaresiyle hemen hemen aynı anlamda olduğu görüşündedir. Ne var ki bu, bizce, 24. surenin (Nûr) ilk ayetinde geçen ve ilgili 1. notta açıklanan feradnâhâ (“onu apaçık bir tarzda vaz‘ettik/ortaya koyduk”) ifadesiyle benzer bir anlamda kullanılan yukarıdaki karmaşık ifadenin sadece bir kısmını açıklamaktadır. Yukarıdaki anlam akışı içinde, ‘aleyke (“senin üzerine”) takısı, sonundaki zamirle birlikte cümleye, Kur’an mesajını alan kimsenin, yaşama tarzını onun koyduğu ilkelere dayandırma yönündeki ahlakî yükümlülüğüne işaret eden ilave bir anlam katmaktadır. Çeviride görülen birleşik ifade bu mülahazaya dayanmaktadır.96 Me‘âd tabiri, lugat olarak “dönülecek yer [ya da “durum”]”, deyimsel olarak da “nihaî varış” yahut “nihaî durum” demektir; yukarıdaki anlam örgüsü içinde ise “ahiret hayatı”yla eş anlamlıdır ve çoğu müfessirin terime verdiği anlam budur. Fakat yukarıdaki pasajın özellikle Hz. Peygamber’e hitab ettiği yolundaki zayıf görüşe katılan bazı müfessirler, bu ismin burada, son derece özel ve maddî bir anlamda -“dönülen/dönülecek yer” anlamında- kullanıldığını ve bununla, Medine’ye hicreti sırasında yahut hicretinden sonra Hz. Peygamber’e, doğduğu şehre (Mekke’ye) bir gün zaferle döneceği yolunda verilmiş olan söze atıfta bulunulduğunu söylemektedirler. Oysa bize göre, bu pasaj, belirli bir yere ya da tarihî bir olaya indirgenemeyecek kadar derin bir anlam taşımakta, bütün müminlere hitab ederek onlara sadece bedenî ölümden sonraki hayatı değil, fakat aynı zamanda, kalpler Kur’an mesajına açık tutulduğu ve onun ilkelerine göre yaşandığı sürece bu dünyada tadılacak manevî dirilişi ya da yeniden doğuşu da vaad etmektedir.97 Lafzen, “kimin hidayet üzere geldiğini”.