Ve [bu soru cevapsız kalacak, çünkü] Biz [o sırada] her ümmetten bir şahit ⁸⁰ çıkarmış olacağız ve [günahkarlara:] “Geçmişteki iddialarınızı doğrulayan bir delil getirin!” ⁸¹ diyeceğiz. Ve böylece görecekler ki, gerçek bütünüyle Allah’tan yana ⁸² ve kendi çarpık muhayyilelerinin ürünü bütün o düzmece tanrılar onları terk etmiş. ⁸³
80 Yani, insanlık tarihinin çeşitli dönemlerinde görevlendirilen ve ayette sözü edilen günahkarlar güruhuna vaktiyle Allah’ın mesajlarını yeterince tebliğ ettiklerine dair şimdi (Hesap Günü’nde) beyanda bulunacak olan peygamberler.81 Lafzen, “Getirin delilinizi” -yani, Allah’tan başka herhangi bir varlığın yahut kimsenin tanrısal nitelikler, tanrısal güçler taşıdığını isbat makamında.82 Yani, görecekler ki, Hak olan Allah’tır ve tanrılık da ancak Allah’a mahsustur; geri kalan her şey ve herkes O’nun mutlak iradesine bağlıdır.83 Mâ kânû yefterûn (lafzen, “uydurageldikleri şeyler”) ibaresine burada ve 6:24, 7:53, 10:30, 11:21 ve 16:87’de verdiğimiz “kendi çarpık muhayyilelerinin ürünü düzmece tanrılar” karşılığı için bkz. 11. sure, 42. not; ayrıca, 6:22 hk. 15. not. Bu “çarpık muhayyile”nin özel bir örneği -insanın dünyevî itibar ve zenginliğine dayanarak sürüklendiği boş gurur ve gösterişe işaret edici yönde- hemen bundan sonraki ayette geçen Kârûn kıssasında sergilenmektedir (bkz. bir sonraki not).