close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 75. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veneza’nâ min kulli ummetin şehîden fekulnâ hâtû burhânekum fe’alimû enne-lhakka li(A)llâhi vedalle ‘anhum mâ kânû yefterûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve biz her ümmetten bir tanık getirir de getirin bakalım deriz, delillerinizi. Artık bilirler ki şüphesiz gerçek, Allah'ındır ve uydurdukları şeylerin hepsi de gözlerinden kaybolup gider.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Hesap günü) Her ümmetten bir şahit ayırıp çıkaracağız ve: ’Kesin kanıt (burhan)ınızı getirin’ buyuracağız. Artık öğrenmiş olacaklar ki, Hakk gerçekten (ve sadece) Allah’ındır (Kur’an’ın buyruklarıdır) ve uydurdukları (İslam’a aykırı nizamlar ve sahte kurtarıcılar da) kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuşlardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve bu soru cevapsız kalacak, çünkü biz o sırada, her ümmetten birini şahit olarak çekip çıkarırız da, inkâr ettiklerinize dair delilinizi getirin deriz. Onlar o zaman gerçeğin Allah'a ait olduğunu bilip anlarlar ve uydurageldikleri düzmece ilahların hepsi de, gözlerinden kaybolup gider.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O gün, her milletten kutsal kitapları bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önderler, doğruları konuşan şâhitler çıkarır, kâfirlere: “Kesin delilinizi getirin” deriz. O zaman, hak ilâh olma vasfının Allah'a ait olduğunu, uydura geldikleri şeylerin, putların da kendilerinden ayrılıp kaybolduğunu anlarlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
O gün her ümmetten bir şahit çıkarır ve: "Delilinizi getirin" deriz. Böylece hakkın Allah'a ait olduğunu bilirler. Uydurageldikleri de onlardan kaybolur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Her ümmetten bir şahid ayırıp çıkardık da: 'Kesin-kanıt (burhan)ınızı getirin' dedik. Artık öğrenmiş oldular ki, hak, gerçekten Allah'ındır ve uydurdukları kendilerinden uzaklaşıp-kaybolmuşlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(O gün) her ümmetten (peygamberlerini) birer şahid çıkaracağız da: “- (Ey peygamberleri yalanlıyan ümmetler, yolunuzun hak olduğuna ve ortaklarım bulunduğuna dair) delilinizi getirin.” diyeceğiz. O vakit (her ümmet), hak Allah'ın olduğunu bilecektir; ve uydurdukları şeyler de kendilerinden ayrılıb kaybolacaktır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve (o gün) her bir ümmetten bir şahit çıkarırız. “Delilinizi getirin!” deriz. Onlar, bütün haklılığın Allah’ın olduğunu bileceklerdir. Ve iftira ettikleri şeyler, onlardan kaybolup gidecektir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Her ümmetten bir tanık çıkarır ve “Kesin delilinizi ortaya koyunuz” deriz. O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu, uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Her ümmetten bir tanık çıkararak deriz ki: «Haydin hüccetiniz olanı getiriniz»; anlarlar ki ancak Allahındır hak, iftira ettikleri onlardan ayrılacak
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(O gün) her topluluktan (peygamberlerini) birer şahit olarak çıkaracağız (ve onlara diyeceğiz ki): “(Geçmişte öne sürdüğünüz batıl iddialarınızı ispatlayan) delillerinizi getirin (bakalım)!” O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu bilecekler ve uydurdukları şeylerin kendilerini yüzüstü bırakıp kaçtığını anlayacaklar.
Cemil Said
swap_vert close
"Her ümmetden bir şâhid ihrâc ideceğiz ve hüccetlerinizi getüriniz diyeceğiz. Allâh’ın hak oldığını anlayacaklar ve iftirâlarıyla bâtıl da’vâlarını gâib idecekler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Her ümmetten bir şahit çıkarır ve "kesin delilinizi ortaya koyun" deriz. O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu, uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kâfirlere), “Kesin delilinizi getirin” deriz. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Her ümmetten bir şahit çıkarıp, “Kesin delilinizi getirin!” diyeceğiz. O zaman anlarlar ki hakikat Allah’a mahsustur ve uydurageldikleri şeyler (putlar) kendilerini bırakıp gitmişlerdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(O gün) her ümmetten bir şahit çıkarır, (kâfirlere): Kesin delilinizi getirin! deriz. O zaman bilirler ki hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri şeyler (putlar) da kendilerinden ayrılıp kaybolmuşlardır.
 Her ümmetten çıkarılıp çağrılacak olan şahitler, o ümmetlere gönderilen peygamberler olarak açıklanmaktadır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Her bir toplumdan bir tanık seçer ve, "Delilinizi getirin," deriz. Böylece, tüm gerçeğin ALLAH'a ait olduğunu öğrenecekler ve uydurmuş oldukları şeyler kendilerini bırakıp kaybolacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(O gün) her ümmetten bir şahit çıkarır, "Haydin, kesin delilinizi getirin!" deriz. O zaman bilirler ki, hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri şeyler (putlar) de kendilerinden ayrılıp kaybolmuşlardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem her ümmetten birer şâhid çıkardık ta haydin bürhanınızı dedik mi o vakıt hakk Allahın olduğunu bilmişler ve o uydurdukları şeyler kendilerinden gaib olup gitmişlerdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(O hesap günü) her ümmetten (kendilerine gelmiş olan peygamberlerini) bir şahit (olarak, ortaya) çıkarırız ve (kâfirlere hitaben şöyle) buyururuz: “(Ey kâfirler! Yolunuzun hak olduğuna ve ortaklarım bulunduğuna dair) kesin delilinizi getirin.” (Onlar o zaman) şüphesiz bilirler ki, hak (ve tek ilâh olma vasfı) Allah’a mahsustur ve (ilâh diye) uydurdukları şeyler de kendilerinden uzaklaşıp gitmiştir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Her ümmetten bir tanık çıkarırız. Sonra da: “Burhanlarınızı¹ getirin.” deriz. Böylece hakikatin Allah'a ait olduğunu anlarlar. Uydurdukları şeyler, onlardan ayrılıp kaybolurlar.
1- İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(O gün) her ümmetden birer şâhid (çekib) çıkarmışızdır da «Burhanınızı getirin» demişizdir. (O vakit) bilmişlerdir ki hak muhakkak Allahındır ve uydurageldikleri şeyler (putlar) da kendilerinden ayrılıb gaalib olmuşdur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem (o gün) her ümmetten (kendi peygamberlerini) bir şâhid (olarak) çıkarırız da(o ümmetlere): “(Sizi emirlerime uymaktan alıkoyan) delîlinizi getirin!” deriz; o zaman şübhesiz hakkın Allah'a âid olduğunu bilmişlerdir ve uydurmakta oldukları şeyler kendilerinden kaybolup gitmiştir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (o gün) her ümmetten (her inancın temsilcileri arasından) bir şahit çıkarırız ve onlara “Yaptıklarınızın doğru olduğuna dair kanıtlarınızı getirin” deriz. O zaman onlar, tüm gerçeklerin (hakkın) Allah’a ait olduğunu öğrenirler ve (zaten) uydurageldikleri şeyler de kendilerinden ayrılıp kaybolmuş olurlar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Her inancın temsilcileri arasından bir şahit çıkarırız ve onlara “Yaptıklarınızın doğru olduğuna dair kanıtlarınızı getirin” deriz. O zaman onlar, bütün gerçeklerin (Hakkın) Allah’a ait olduğunu öğrenirler ve uydurdukları şeyler onlardan uzaklaşıp kaybolmuşlardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
gün her topluluktan bir tanık çıkarıp diyeceğiz: "Haydi, dayanağınızı getirin." O zaman artık doğrunun yalnız Allah’da olduğunu öğreneceklerdir. Uydurup durdukları da onları bırakıp savuşacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Her bir ümmetten kendi peygamberini onlara karşı hakkıyle bir şahit çıkaracağız [¹] da burhanınızı getirin diyeceğiz. Artık onlar o zaman hak olan tevhid ve ibadetin Allah/a mahsus olduğunu anlayacaklardır, uydurdukları putlar da onlardan nihan olup gidecektir.
[1] O şahitler onların dediklerine şehadet edecekler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz her ümmetten bir şahit çekip çıkarırız ve²¹ “Kesin delillerinizi ortaya çıkarınız” deriz. İşte o zaman bilirler ki hak mutlaka Allah’a aittir. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini terk edip gideceklerdir [dalle].
21 Krş. Nisâ, 4/41; Nahl, 16/84-89; Hac, 22/78  
Kadri Çelik
swap_vert close
Her ümmetten bir şahit çıkarır ve “Kesin delilinizi ortaya koyun” deriz. O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu ve de uydurduklarının kendilerinden uzaklaşıp kaybolduklarını anlarlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve daha sonra, biz her ümmetten bir şâhit çıkarıp, “Haydi bakalım,geçmişte öne sürdüğünüz bâtıl iddialarınızı ispatlayan delillerinizi koyun ortaya!” diyeceğiz. Fakat müşrikler, utanç içerisinde başlarını öne eğmekten başka bir şey yapamayacaklar. Böylece, hak ve hakîkatin bütünüyle Allah’a ait olduğunu ve O’na dayanmayan, O’ndan kaynaklanmayan her şeyin bâtıl olduğunu görecekler ve gerek şefaatçi diye bel bağladıkları sözde ilâhları, gerekse din adına uydurdukları bâtıl inançları, onları yüzüstü bırakıp ortadan kaybolacak.Hal böyleyken, onlar hâlâ Rabb’lerine kulluk etmekten kaçınacak; makâm, şöhret, servet ve benzeri değerleri hayatın biricik ölçüsü hâline getirerek, bunları Allah’a ortak mı koşacaklar? O hâlde, şu ibret verici olaya kulak versinler:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Her ümmetten bir şahid çıkardık: “Hadi, bürhanınızı (delilinizi, kanıtınızı) getirin / ortaya koyun!” dedik. Hakk’ın, Allah’a ait olduğunu bildiler. Uyduruyor oldukları şeyler onlardan saptı gitti.
Mehmet Çakır
swap_vert close
O gün her milletten bir tanık çağırıp: " Hadi delillerinizi getirin " diyeceğiz. Allah'ın haklı olduğunu o zaman anlayacaklar. Çünkü uydurdukları tanrılar kendilerini çoktan bırakıp gitmiştir...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hesap günü her topluma ayetlerimizi açıklayan elçilerimizi şahit tutacağız. Şahitlerin huzurunda yasalarımıza karşı çıkanlara; “Yeryüzünde yasalarımıza aykırı yaşadığınız yolun doğru olduğuna dair delillerinizi getirin!" diyeceğiz. Onlar yeryüzünde elçilerimizi yalanlamışlardı. Yasalarımızla emrettiğimiz düzenin yanlış, kendi yasalarıyla yönetilen düzenin doğru olduğunu iddia etmişlerdi. Hesap günü delil getiremeyecekler. Yasalarına uydukları ilahları ortadan kaybolacak. O gün bilecekler ki tek gerçek Allah’ın söyledikleridir. Tek otorite Allah’ın otoritesidir. Tek geçerli yasa Allah’ın yasasıdır. Dünya ve ahirette geçerli yasa Allah’ın yasasıdır. Dünyada yaşarken yasalarımıza uymama, karşı çıkma, kendi yasalarıyla toplumları yönetme hakkı başlarına bela olmuştur. Çünkü hesap günü yasalarımıza uyma, karşı çıkma hakkı yoktur. Artık yeryüzündeki imtihan bitmiştir. Cezalandırma mükâfatlandırma zamanı gelmiştir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(O gün) her ümmetten bir şahit çıkarmış olacağız [*] ve (inkârcılara) “Kesin delilinizi getirin!” diyeceğiz. (İşte o zaman) bilecekler ki gerçek, Allah’a aittir ve uydurmakta oldukları şeyler de kendilerinden kaybolmuşlardır. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:144; Nisâ 4:41; Nahl 16:84, 89.,Benzer mesajlar: En‘âm 6:94; A‘râf 7:37; Hûd 11:21; Nahl 16:87; Mü’min 40:74; Fussilet 41:48.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz (o gün,) her ümmete kendilerinin içerisinden (Peygamberlerini) şahit getirerek; “(haydi) kesin delilinizi getirin (bakalım)!” deriz. İşte o zaman, değişmez doğruların Allah’a ait olduğunu ve uydurdukları şeylerin de kendilerini terk ettiğini çok iyi anlarlar.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [bu soru cevapsız kalacak, çünkü] Biz [o sırada] her ümmetten bir şahit ⁸⁰ çıkarmış olacağız ve [günahkarlara:] “Geçmişteki iddialarınızı doğrulayan bir delil getirin!” ⁸¹ diyeceğiz. Ve böylece görecekler ki, gerçek bütünüyle Allah’tan yana ⁸² ve kendi çarpık muhayyilelerinin ürünü bütün o düzmece tanrılar onları terk etmiş. ⁸³
80 Yani, insanlık tarihinin çeşitli dönemlerinde görevlendirilen ve ayette sözü edilen günahkarlar güruhuna vaktiyle Allah’ın mesajlarını yeterince tebliğ ettiklerine dair şimdi (Hesap Günü’nde) beyanda bulunacak olan peygamberler.81 Lafzen, “Getirin delilinizi” -yani, Allah’tan başka herhangi bir varlığın yahut kimsenin tanrısal nitelikler, tanrısal güçler taşıdığını isbat makamında.82 Yani, görecekler ki, Hak olan Allah’tır ve tanrılık da ancak Allah’a mahsustur; geri kalan her şey ve herkes O’nun mutlak iradesine bağlıdır.83 Mâ kânû yefterûn (lafzen, “uydurageldikleri şeyler”) ibaresine burada ve 6:24, 7:53, 10:30, 11:21 ve 16:87’de verdiğimiz “kendi çarpık muhayyilelerinin ürünü düzmece tanrılar” karşılığı için bkz. 11. sure, 42. not; ayrıca, 6:22 hk. 15. not. Bu “çarpık muhayyile”nin özel bir örneği -insanın dünyevî itibar ve zenginliğine dayanarak sürüklendiği boş gurur ve gösterişe işaret edici yönde- hemen bundan sonraki ayette geçen Kârûn kıssasında sergilenmektedir (bkz. bir sonraki not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve biz her toplumdan bir şahit çıkarırız da: “Haydi kulluk ettiklerinizin ilah olduğuna dair delillerinizi getirin!” deriz. İşte o zaman ibadete layık gerçek ve tek varlığın Allah olduğunu anlarlar ve uydurmuş oldukları onları yüzüstü bırakıp kaybolup giderler. 40/47...50
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Zaten (o demeye kalmadan) Biz, her ümmetten bir tanık çıkarmış olacağız;[³⁴⁴⁶] ve dönüp “Haydi, getirin delilinizi!” diyeceğiz. Sonuçta onlar anlayacaklar ki, gerçek bütünüyle Allah’tan yana ve (çarpık tasavvurlarının) ürettiği sahte ilâhlar kendilerini yalnız bırakmış.[³⁴⁴⁷]
[3446] Bu âyet 65 ile birlikte A’râf 6. âyetteki hakikati ifade etmektedir (65’in notuna bkz). [3447] Yamuk tasavvur sahte tanrı imalathanesidir. Bir Allah’a kul olmaz da, kul olacağı binlerce tanrı icad eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O gün, her ümmetten (peygamberlerini) bir şahit olarak çıkarırız ve (kafirlere, şirk ve küfürde direndiniz) kesin delilinizi getirin" deriz. (Onlar delil getiremezler ve ulûhiyet ile rubûbiyetin) Hakk'ın sırf Allah'a ait olduğunu anlarlar. (Çünkü) Uydurmuş oldukları nesneler, kendilerini bırakıp kaybolmuşlardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Her ümmetten bir şâhid çıkarırız: "Delilinizi getirin!" deriz. Gerçeğin Allah’a âit olduğunu bilirler ve uydurdukları şeyler kendilerinden sapıp gitmiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve her ümmetten bir şahit çıkarmış, «Artık deliIlerinizi getiriniz!» demiş olacağız. Binaenaleyh bileceklerdir ki, şüphe yok hak Allah içindir ve onlardan iftira eder oldukları şey gaip olup gitmiş olacaktır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O gün her ümmetten birer şahit çıkarırız. Resulleri yalancı sayanlara da: “Haydi bakalım, varsa delilinizi ortaya koyun! ” deriz. O zaman onlar, hak ve hakikatin Allah'a ait olduğunu kesinlikle anlar ve uydurdukları tanrılar ise ortada görünmez olur.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Her ümmetten bir şahid çıkarırız: "Delilinizi getirin!" deriz. Gerçeğin Allah'a aidolduğunu bilirler ve uydurdukları şeyler kendilerinden sapıp gider.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O günde her ümmetden bir şâhid çıkarırız ve onlara: "Haydi burhânınınızı getiriniz" diriz. O zamân onlar hakkın Allâh'da oldığını bilirler ve Cenâb-ı Hakk'a iftirâ iyledikleri da'vâlarını gâib iderler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Bu sözü), her toplumun içinden bir şahit çıkardığımız ve onlara; “Haydi, delilinizi getirin.” dediğimiz sırada söyleriz. O sırada bunlar, Allah’ın haklı olduğunu öğrenmiş olurlar. Zaten uydurup durdukları şey de kaybolup gitmiştir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Her toplumdan bir şahit çıkarırız ve:-Haydi delillerinizi getirin! deriz. İşte o zaman gerçeğin Allah'a ait olduğunu anlarlar. Uydurmuş oldukları şeyler onlardan kaybolup gider.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O gün her ümmetten bir şahit(10) çıkarmış, onlara da “Haydi, getirin delilinizi” buyurmuşuzdur. Ve onlar da hak ve hakikatin tümüyle Allah'a ait olduğunu anlamışlar; uydurdukları şeyler ise onları bırakmış, yok olup gitmiştir.
(10) O ümmetin peygamberi.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Her ümmetten bir tanık çıkarmış da şöyle demişizdir: "Getirin susturucu kanıtınızı!" Bunun üzerine onlar hakkın Allah'a ait olduğunu bilmişlerdir. O iftira aracı yaptıkları şeyler de onları yüzüstü koyup kaybolmuşlardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı çıķarduķ her bir bölükden ŧanuķ pes eyiddük “getürüñ ḥüccetlerüñüzi!” pes bildiler kim ḥaķ ya'nį tevħįd Tañrı’nuñdur daħı bāŧıl oldı anlardan ol kim oldılardı yalan baġlarlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı çıḳaruruz her ümmetden bir ṭanuḳ ki nebīlerdür. Pes eydevüz anlaraki ḥüccetüñüz getürüñüz. Bileler ol vaḳtda ki ulūhiyyet‐i Allāh ẟābitdür, hīçşerīki yoḳdur. Daḫı azdı anlardan ol iftirā itdükleri bāṭıl ma‘būdlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(O gün) hər ümmətdən (öz peyğəmbərləri olmaqla) bir şahid çıxardacaq və (müşriklərə): “(Allah şərik qoşmağınızın lüzumu barədə) tutarlı dəlilinizi gətirin!” – deyəcəyik. Onlar haqqın yalnız Allaha məxsus olduğunu biləcəklər. Uydurub düzəltdikləri (bütlər) isə qeyb olacaqlar! (Onları qoyub qaçacaqlar!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We shall take out from every nation a witness and We shall say: Bring your proof. Then they will know that Allah hath the Truth, and all that they invented will have failed them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And from each people shall We draw a witness,(3402) and We shall say: "Produce your Proof": then shall they know that the Truth is in Allah (alone), and the (lies) which they invented will leave them in the lurch.(3403)
3402 Cf. 4:41 . The Prophet from each People or Nation will bear testimony that he preached the true gospel of Unity, and the People who rejected him will be asked to show the Proof or authority on which they rejected him: Cf. 2:111. 3403 In that new world, Allah will be the only Truth or Reality, and all the fancies or lies, which had been invented in this world of reflected or relative truths mixed with illusions, will have vanished, and left those who relied on them in the lurch. Cf. 6:24 .  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَنَزَعْنَا
ve çıkardık
مِنْ كُلِّ
herbirinden
اُمَّةٍ
ümme-tin
شَه۪يداً
bir şahid
فَقُلْنَا
ve dedik
هَاتُوا
getirin
بُرْهَانَكُمْ
delilinizi
فَعَلِمُٓوا
o zaman bildiler ki
اَنَّ
gerçek
الْحَقَّ
hak
لِلّٰهِ
Allah'a aittir
وَضَلَّ
ve sap-mıştır
عَنْهُمْ
onlardan
مَا
o şey-ler ki
كَانُوا
idiler
يَفْتَرُونَ۟
iftira ediyorlar
(O gün) Her ümmetten bir şahid çıkarır ve "(sizi âyetlerime uymaktan alıkoyan) delilinizi getirin!" deriz. O zaman bilirler ki gerçek hak Allah'a aittir ve (Allah'a şirk koşarak) iftira ettikleri şeyler de kendilerinden sapmış (kaybolup gitmiş)tir.
نَزَعَ
Fiil-I
ن ز ع
Çekip aldı, soydu, söküp attı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
شَهِيد
İsim
ش ه د
Şehîd ( Allah'ın ismi, esmasıdır. Herkese ve her şeye şahid olan demektir), şahid
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هَاتِ
Fiil-I
ه ا ت
Getir
بُرْهَان
İsim
ب ر ه ن
Delil, burhân
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
ضَلَّ
Fiil-I
ض ل ل
Saptı, şaşırdı, dalâlete düştü, kayboldu, boşa gitti, yanıldı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اِفْتَرٰى
Fiil-VIII
ف ر ي
Uydurdu, iftira etti