close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 53. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ yutlâ ‘aleyhim kâlû âmennâ bihi innehu-lhakku min rabbinâ innâ kunnâ min kablihi muslimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlara okundu mu inandık ona diyorlar, şüphe yok ki o, Rabbimizden gelen bir gerçek, bundan önce de gerçeğe teslim olmuştuk biz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Bunlar) Kendilerine (Kur’an) okunduğu zaman da "Buna inandık, O Rabbimizden gelen Hakk’tır. Biz zaten daha önce de Müslümandık" demektedirler (diyeceklerdir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bu kimseler, değişmeyen gerçek kendilerine okununca derler ki; “Biz buna inandık! Çünkü bu Rabbimizden bize ulaşan tek gerçek. Biz ondan önce de hakka teslim olmuştuk yani müslümanlardan idik” derler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlara Kur'ân okunduğu zaman: “Kur'ân'a iman ettik. O, Rabbimizden gelen gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak bir kelâmdır. Esasen biz Kur'ânın indirilmesinden önce de, Allah'ın emrine, hükmüne rıza gösterip boyun eğen, İslâm'ı yaşayan müslümanlar idik.” derler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara (Kur'an) okunduğunda: "Biz ona inandık. Şüphesiz o Rabbimizden (gelen) bir gerçektir. Biz zaten bundan önce de Müslümanlar idik" derler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlara okunduğu zaman: 'Biz ona inandık, gerçekten o, Rabbimizden olan bir haktır, şüphesiz biz bundan önce de müslümanlar idik' derler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlara Kur'an okunduğu zaman: “- Biz buna iman ettik. Şübhesiz bu, Rabbimiz tarafından inzal edilen hak kelâmdır. Doğrusu biz, Kur'an bize okunmadan önce de müslüman olmuş kimselerdik.” dediler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bu Kur’an, onlara okunduğu zaman; “Biz ona inandık, o Rabbimiz katından gelen bir haktır. Biz ondan önce de Allah’a teslim olanlardan idik.” derler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kur'ân onlara okunduğu zaman, “Ona inandık, doğrusu o, Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz, daha önceden Müslüman olmuş kimseleriz” derler.
Besim Atalay
swap_vert close
O, okununca bu adamlara; dediler ki: «Biz ona inanmışız, Tanrımız katından gelen hak budur, daha önce biz Müslüman olmuşuz!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kur'an kendilerine okunduğu zaman: “Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Bu bize ulaşmadan önce de biz zaten O'na (Allah'a) yürekten boyun eğen kimselerdik (Müslümandık)!” derler.
“Bu bize ulaşmadan önce de biz zaten O’na yürekten boyun eğen kimselerdik!” ifadesi, Tevrat ve İncil’i iyi bilen, tevhid ilkesini bozmadan Allah’a inanan Hz. Musa’yı ve İsa’yı Allah’ın elçisi ve kulu olarak kabul eden Yahudi ve Hıristiyanları işaret etmektedir. “Biz zaten Müslümandık” ifadesi “Müslüman” teriminin kendi zamanlarında tüm vahiylere iman etmiş kimseleri kapsadığını ve Allah’ın dininin tek ve adının “İslâm” olduğunu ve bu dine mensup kimselerin de “Müslüman” olduğunu göstermektedir. Ancak Müslüman olmanın şartının da Allah’a kayıtsız şartsız itaat etmek ve onun emirleri doğrultusunda yaşamak olduğunu bilmek gerekir. Onun için Müslüman olmanın şartını beşe indirgemek diye bir şey asla söz konusu bile olamaz. Vahiy ile emredilen bütün öğretilerin kabul edilmesi ve hayata geçirilmesi Müslüman olmanın şartıdır.  
Cemil Said
swap_vert close
Ânlara Kur’ân okundığı vakit "Bu kitâba inanırız çünki rabbimizden gelen bir hakîkatdir. Bu nâzil olmazdan evvel biz müslüman idik" didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kuran onlara okunduğu zaman: "Ona inandık, doğrusu o Rabbimizden gelen gerçektir; biz şüphesiz daha önceden müslüman olmuş kimseleriz" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kur’an kendilerine okunduğu zaman, “Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlara Kur’an okunduğu zaman, “Ona iman ettik, şüphesiz o rabbimizden gelmiş gerçeğin kendisidir. Esasen biz bundan önce de rabbimize boyun eğmiştik” derler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlara (Kur'an) okunduğu zaman: Ona iman ettik. Çünkü o Rabbimizden gelmiş hakikattir. Esasen biz daha önce de müslüman idik, derler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine okunduğu zaman, "Ona inandık. Bu, Rabbimizden gelen gerçektir. Zaten ondan önce de müslümanlar idik," derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlara (Kur'ân) okunduğu zaman "O'na iman ettik. Çünkü o, Rabbimizden gelmiş hakikattir. Esasen biz daha önce de müslüman idik" derler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem kendilerine tilâvet olunur olunmaz «biz, dediler: buna iyman ettik bu şübhesiz hak, rabbımızdan, biz doğrusu evvelinden müsliman idik»
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kendilerine (Kur’ân) okununca, “Biz, ona îmân ettik. Çünkü o, Rabbimizden gelen bir haktır. Doğrusu biz, bundan önce de müslüman kimselerdik” derler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlara okunduğu¹ zaman: “Ona inandık. Kuşkusuz o, Rabb'imizden gelen Hak'tır. Biz ondan önce de teslim² olanlardık.” dediler.
1- Söz, vahiy. 2- Müslüman.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlara (Kur'an) okunduğu zaman: «Buna inandık. Şübhesiz ki bu, Rabbimizden (gelen) bir hakdır. Hakıykat, biz bundan evvel de İslâmı kabul etmiş kimselerdik» dediler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve onlara (Kur'ân) okunduğu zaman: “(Biz) ona îmân ettik; şübhesiz ki o, Rabbimizden (gelen) haktır; zâten biz ondan önce de Müslüman kimseler idik” derler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlara (Kur´an) okunduğu zaman: «Buna inandık. Şüphesiz ki bu, Rabbimizden (gelen) bir haktır. Biz bundan evvel de (bütün ilahi kitaplara inanmış olduğumuzdan) müslüman olmuş (İslâm’ı kabul etmiş) kimselerdik» derler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlara (kitap) okunduğunda “Ona iman ettik. O (kitap) Rabbimizden gelen gerçekler (Hak) dır. Biz ondan önceki (kitaplara da) teslim olmuştuk” derler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlara Kur’an okununca şöyle derler: Biz ona inandık, çünkü bu bizim çalabımızdan gelen doğrunun kendisidir. Çünkü bizler bundan önce Allah’a kendimizi vermiş kimseleriz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara Kur/an okunduğu zaman onlar «— Biz ona inandık, o, Rabbimiz tarafından nâzil olmuş hak bir sözdür. Bizler bundan evvel Müslüman olmuştuk» derler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlara (Kur’an) okunduğu zaman, “Ona inandık, Muhakkak ki bu Rabbimizden gelen bir gerçektir/haktır. Hiç şüphesiz Biz bundan önce de Müslüman’dık” derler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlara okunmakta olduğu zaman, “Biz ona inandık, gerçekten o, Rabbimizden olan bir haktır, şüphesiz biz bundan önce de Müslümanlar idik” derler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman, “Biz ona iman ediyoruz!” derler, “Çünkü bu Kur’an, Rabb’imizden gelen gerçeğin ta kendisidir! Doğrusu biz, bundan önce de Allah’a gönülden boyun eğen kimselerdik. Dolayısıyla, inancımızdan vazgeçip yeni bir dine girmiş değiliz. Aksine, önceki Peygamberlere iman ettiğimiz gibi, onların müjdelemiş olduğu Son Elçiye de iman ediyoruz.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara okunduğu zaman: -“Ona inandık. O, rabbimizden gelen Hakk’tır / Gerçek’tir. Biz, bundan önce de müslümandık” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hatta onlara okununca: " Kuran’a inanıyoruz. Bunlar, Rabb'imizin gerçek sözleridir, zaten biz, daha önce de Müslüman idik " derler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman: “O’na iman ettik. Çünkü O Rabbimizden gelen gerçeklerdir. Esasen biz daha önce de Rabbimize teslim olan Müslümanlardandık!” diyorlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendilerine (Kur’an) [tilavet] edildiği (okunup aktarıldığı) zaman “Ona iman ettik. Şüphesiz ki o, Rabbimizden gelen gerçektir. Esasen biz daha önce de müslümanlardık.” derler. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:121; Âl-i İmrân 3:113-115, 199; Mâide 5:82-84, En‘âm 6:114; A‘râf 7:159; İsrâ 17:107-109; Kasas 28:52-55; ‘Ankebût 29:47; Hadîd 57:28-29.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kendilerine (Kur’an) okununca: “Biz, ona îman ettik. Çünkü o, Rabbimizden gelen bir gerçektir. Aslında biz daha önceden de Müslüman idik.”¹ diyenler var ya!
1 Bunlar, tevhid ilkesini bozmadan yani tek olan Allah’a inanan, Hz. Musa ve Hz. İsa’yı Allah’ın kulu ve Rasulü kabul ederek iman eden haniflerdi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bu kimseler [değişmeyen gerçek] kendilerine ulaştırıldığında, hemen, “Buna inandık!” derler, “Çünkü bu bize Rabbimizin katından ulaşan bir gerçek; bu bize ulaşmadan önce de, biz zaten O’na yürekten boyun eğen kimselerdik!”
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlara bu vahiy okununca derler ki: – Biz buna iman ettik, çünkü bu Rabbimizden gelen hakkın ta kendisidir, zira biz daha önceden de Müslüman’dık. 41/43
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar, kendilerine (Kur’an vahyi) iletildiğinde “Buna iman ettik, çünkü bu Rabbimizden gelen hakikatin ta kendisidir; zaten biz bundan önce de (O’na) kayıtsız şartsız teslim olmuş kimselerdik!”[³⁴²⁷] derler.[³⁴²⁸]
[3427] Veya: “biz bundan önce de müslüman olmuş kimselerdik..” İslâm ve müslüman terimlerinin tüm vahiylere iman etmiş kimseleri kapsadığının ve bu terimlerin özelleştirilemeyeceğinin, hepsinden öte, Kur’anî ifadelerin bir “isme” değil bir “niteliğe, duruşa ve hale” (yani “Allah’a kayıtsız şartsız itaat etme” haline) isim olduğunun açık ve net bir ifadesidir. Kur’an’ın bu konudaki yaklaşımının diğer tanıkları için bkz. “İslâm Allah’ın kabul ettiği tek hak dindir: 3:19 ve 85; Nûh müslümandır: 10:72; İbrahim müslümandır: 2:131-132; 3:67; İsmail müslümandı: 2:128; Lût müslümandı: 51:36; Yusuf müslümandı: 12:101; Musa ve İsrâiloğulları müslümandı: 10:84; tüm İbranî peygamberleri müslümandı: 5:44; Firavun ölürken müslüman olmak istemişti: 10:90; Süleyman müslümandı ve Belkıs müslüman olmuştu: 27:44; İsa ve havarileri müslümandı: 5:111.” [3428] 52-55 arasındaki âyetlerin gönderme yaptığı yaşanmış olay kaynaklarda şöyle geçer: “Habeşistanlı kitap ehlinden oluşan 20 kişilik bir gurup Mekke’ye gelir. Allah Rasûlü onlara Kur’an okur. Onlar gözyaşları içinde dinlerler ve okunanın Allah kelâmı olduğunu tasdik ederler“ (İbn Hişam ve Beyhaki). Bu âyetle daha önce inmiş olan Şu’arâ 197 arasında bir bağ vardır. Biz, teslisçi Hıristiyanlardan farklı olarak “Biz Nasârâ’yız” (5:14 ve 82) diyenlerin muvahhid İsevilerden oluşan farklı bir gurup olduğu kanaatindeyiz. İşte bu Habeşli gurup onların başında geliyordu. Bu muvahhid İseviliği Mekke’de üç kişi temsil ediyordu: Varaka b. Nevfel, Ubeydullah b. Cahş ve Osman b. El-Huveyris.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlara Kur'an okunduğu zaman: "Ona inandık. Çünkü o, Rabbimizden gelen bir gerçektir. Esasen biz daha önce de müslüman idik." (Allah Teala'nın birliğine iman etmiştik, Son Peygamberin geleceğini biliyorduk) derler.
Osman Fırat
swap_vert close
Kur’an kendilerine anlatıldığı zaman, "Ona iman ettik, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de Müslümandık" derler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlara karşı tilâvet edildiği zaman dediler ki: «Buna biz imân ettik. Şüphe yok ki, bu Rabbimizden (gelen hak) bir kitaptır. Şüphe yok ki, biz bundan evvel müs-Iümanlar olmuştuk.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendilerine Kur'ân okununca şöyle derler: “Ona iman ettik, O Rabbimizden gelen gerçeğin ta kendisidir. Biz zaten daha önce de Allah'a teslim olmuş kimselerdik. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlara (Kur'an) okunduğu zaman: "Ona inandık, o, Rabbimizden gelen gerçektir... Zaten biz ondan önce de müslümanlar idik." derler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlara Kur'ân tilâvet olundukda "Biz ona îmân itdik. O, rabbimiz tarafından hakdır. Tahkîk biz evvelden müslümânlardan idik" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara okununca şöyle diyeceklerdir: Biz ona inandık; o Rabbimizden gelen gerçek kitaptır. Biz daha önce de Rabbimize teslim olmuş kimselerdik.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlara okununca derler ki:- Ona iman ettik, çünkü o Rabbimizden gelen gerçektir. Biz önceden de müslüman idik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlara Kur'ân okunduğu zaman, “Ona inandık,” dediler. “O hiç kuşkusuz Rabbimizden gelen haktır. Biz daha önce de hakka teslim olmuş kimselerdik.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O, onlara okunduğu zaman şöyle derler: "İnandık buna, Rabbimizden gelmiş haktır o. Biz, ondan önce de müslümanlardık."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan kim oķına anlaruñ üzere eyittiler “inanduk aña bayıķ ol ḥaķdur çalabumuzdan bayıķ biz olduġ-ıdı andan ilerü müsülmānlar.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan ki oḳunsa üstlerine bizüm āyetlerümüz, eydürler: Aña īmān ge‐türdük. Ol ḥaḳdur bizüm Tañrımuzdan. biz andan öñdin Müselmānlar‐ıduḳ, dirler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlara (Qur’an) oxunduğu zaman: “Biz ona inandıq. Doğrudan da, Rəbbimizdən (nazil olmuş) haqdır. Biz ondan əvvəl də müsəlman (təkallahlı, Allahın vəhdaniyyətini qəbul edib yalnız Ona itaət və ibadət edən kəslər) idik!” – deyirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when it is recited unto them, they say: We believe in it. Lo! it is the Truth from our Lord. Lo! even before it we were of those who surrender (unto Him).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And when it is recited to them, they say: "We believe therein, for it is the Truth from our Lord: indeed we have been Muslims (bowing to Allah.s Will) from before this.(3385)
3385 There were Christians and Jews who recognised that Islam was a logical and natural development of Allah's revelations as given in earlier ages, and they not only welcomed and accepted Islam, but claimed, and rightly, that they had always been Muslims. In that sense Adam, Noah, Abraham, Moses, and Jesus had all been Muslims. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o za-man ki
يُتْلٰى
okunur
عَلَيْهِمْ
onlara
قَالُٓوا
dediler
اٰمَنَّا
iman ettik
بِه۪ٓ
ona
اِنَّهُ
muhak-kak o
الْحَقُّ
haktır
مِنْ رَبِّنَٓا
Rabbimizden
اِنَّا
şüphe-siz biz
كُنَّا
idik
مِنْ قَبْلِه۪
ondan önce
مُسْلِم۪ينَ
Müslüman kimseler
Ve onlara (Kur'ân) okunduğu zaman derler ki: "Biz ona iman ettik. Muhakkak ki o, Rabbimizden (gelen) haktır; zaten biz ondan önce de Müslüman kimseler idik."
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
تَلَى
Fiil-I
ت ل و
Okudu, tilavet etti, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
مُسْلِم
Etken fiil-IV
س ل م
Teslim olan, Müslüman, teslimiyet gösteren