close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 30. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felemmâ etâhâ nûdiye min şâti-i-lvâdi-l-eymeni fî-lbuk’ati-lmubâraketi mine-şşecerati en yâ mûsâ innî ena(A)llâhu rabbu-l’âlemîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Oraya gelince kutlu yerde bulunan vadinin sağ tarafındaki ağaçtan kendisine nida edildi: Ey Musa, şüphe yok ki ben, alemlerin Rabbi Allah'ım.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: "Ey Musa, gerçekten Ben; âlemlerin Rabbi olan Allah Benim!" diye seslenilmişti.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Musa ateşin yanına vardığı zaman, mübarek yerdeki, vadinin sağ tarafında bulunan ağaç yanından kendisine: “Ey Musa! Benim, ben. Alemlerin Rabbi olan Allah!” diye seslenildi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, oradaki ağaç tarafından kendisine: “Ya Mûsâ, o nidâ eden benim. Âlemlerin, bütün varlıkların Rabbi Allah'ım.” diye nidâ edildi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Oraya gelince kutlu bölgedeki vadinin sağ yanındaki bir ağaçtan kendisine şöyle seslenildi: "Ey Musa! Şüphesiz alemlerin Rabbi olan Allah benim.
Ali Bulaç
swap_vert close
Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: 'Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah benim;' diye seslenildi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nihayet oraya varınca, bereketli yerdeki vadinin sağ kıyısından, ağaç tarafından şöyle nida edildi (çağrıldı): “- Ey Mûsa! Gerçekten ben, alemlerin Rabbi olan Allah'ım.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Musa o ateşe gelince, o mübarek bölgenin vadisinin sağ tarafında ağacın içinden Musa’ya şöyle seslenildi: “Ey Musa! Şüphesiz Ben Allah’ım, bütün âlemlerin terbiyecisi ve sahibiyim.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Oraya gelince, o kutlu yerdeki vadinin sağ kıyısındaki ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'ım.”
Besim Atalay
swap_vert close
İmdi, Musa vardığında oraya, kutlu bölgedeki derenin, sağ yanında bulunan bir ağaçtan ses gelerek dedi ki: «Ey Musa ! Ancak âlemlerin sahibi Allah benimdir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Musa) ateşin yanına varınca, o mübarek yerdeki vadinin sağ yanında bulunan bir ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Musa! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah'ım!” 
Bkz. 20/10-14“Allah, bir insanla ancak (mesajını doğrudan kalbine ileterek) vahiy yoluyla yahut perde arkasından (ona seslenerek) konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder…” (Şura 42/51) Bu ayetten anlıyoruz ki; Allah, hiçbir beşerle doğrudan konuşmaz. Burada anlatılan vahiy perde arkasından yani ağaç üzerinden yapılan vahiydir.İlahi vahyin önce ağaçta tecelli etmesi, Hz. Musa’yı vahye alıştırmak ve vahyin havasını tedricen yaşatmak için olabilir.  
Cemil Said
swap_vert close
30, 31, 32. Oraya vardığı vakit o mübârek vâdîde bir ağaçdan şöyle bir nidâ geldi: "Yâ Mûsâ ben rabbu’l ’âlemîn olan Allâh’ım. ’Asânı at" Mûsâ ’asâyı atub da bir yılan gibi kımıldadığını görince hiç arkasına bakmaksızın kaçmağa başladı. Bir ses "Yâ Mûsâ yaklaş bir şeyden korkma taht-ı emniyetdesin, elini koynuna koy, hiç fenâlık olmaksızın beyaz olarak çıkarırsın. Sonra bu beyazlıkdan korkar isen koltuğının altına koy çıkar, yine eski hâline gelir. Bunlar Fir’avn’a ve eşrâfına karşu rabbinin iki delîlidir. Ânlar fâsık bir kavim oldılar" didi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Oraya gelince, kutlu yerdeki vadinin sağ yanındaki ağaç cihetinden: "Ey Musa! Şüphesiz Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'ım" diye seslenildi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Mûsâ, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Oraya gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafından, (oradaki) ağaç yönünden kendisine şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Muhakkak ki ben yalnızca ben âlemlerin rabbi olan Allahım.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, (oradaki) ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: Ey Musa! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'ım.
Edip Yüksel
swap_vert close
Oraya varınca (yanan) ağacın bulunduğu kutsal bölgede, sağ yamacın kenarından kendisine seslenildi: "Musa, Ben evrenlerin Rabbi ALLAH'ım."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, (oradaki) ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: "Ey Musa! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'ım."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Derken ona varınca vâdinin sağ kıyısından o mübarek buk'ada ağaçtan nidâ olundu, şöyle ki: ya Mûsâ, haberin olsun benim ben: Allah rabbül'alemin
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Mûsâ) oraya varınca, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaç cihetinden kendisine (keyfiyetsiz kelâmımız ile) şöyle buyuruldu: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Oraya vardığında, kutlu yerdeki vadinin sağ kıyısındaki bir ağaçtan kendisine seslenildi: “Ey Mûsâ! Ben, âlemlerin Rabb'i Allah'ım.”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
30,31. Derken oraya gelince feyizli (ve mümtaz) bir yerdeki vâdînin sağ kıyısından, ağacdan: «Yâ Musa, aalemlerin Rabbi olan Allah ben im ben» diye. Ve «asaanı (yere) bırak» diye nida olundu. Şimdi (Musa) onu bir yılan gibi deprenir görünce arkasını dönüb uzaklaşdı, geri dönmedi. «Yâ Musa, beri gel, korkma. Çünkü sen emniyyetde olanlardansın».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sonunda oraya gelince, o mübârek yerdeki vâdinin sağ kıyısındaki ağaç(cihetin)den (kendisine) şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şübhesiz ki ben, gerçekten âlemlerin Rabbi olan Allah'ım!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: “Ey Musa, Âlemlerin Rabbi olan Allah Benim” diye seslenilmişti.*
(*) Yüce Allah, bir beşerle ancak (mesajını doğrudan zhnine ileterek) vahiy yoluyla veya hicap arkasından (ona seslenerek) konuşur. Yahut bir melek elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder…” (Şura 42/51) İşte bu ayetten de anlıyoruz ki; yüce Allah, hiçbir beşerle doğrudan konuşmaz. Burada anlatılan vahiy ise yine perde arkasından yani ağaç üzerinden yapılan vahiydir. Yani bir beşer direk/vasıtasız olarak yüce Allah’ın mesajını kendisinden duyamayacağından dolayı burada yüce Allah kendi mesajını Hz. Musa’ya ağaç üzerinden duyurmuştur. Metni aşağıya alınan (تأويلات أهل السنة ) adlı İmam Maturidi’nin tefsir metnine bakılabilir. ثم قال تعالى : من الشجرة أن يا موسى إني أنا الله رب العالمين فأحل الله كلامه في الشجرة حتى سمعه موسى منها ، لأنه لا يستطيع أن يسمعه من الله وهذه أعلى منازل الأنبياء أن يسمعوا كلام الله من غير رسول مبلغ وكان الكلام مقصورا على تعريفه بأنه الله رب العالمين إثباتا لوحدانيته ونفيا لربوبية غيره (تأويلات أهل السنة - تفسير الماوردي  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Musa ateşin yanına geldiğinde, vadinin sağ kenar tarafındaki sık ağaçlardan oluşan bir yerden “Ey Musa! Ben âlemlerin Rabbi Allah’ım.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Musa oraya varınca derenin sağında, o kutlu yerdeki ağaçtan ünlendi: "Ey Musa! İşte bütün varlıkların çalabı olan Allah Benim.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
30, 31. Vaktaki Musa ateşin yanına vardı, mübarek kıt/ada, sağ taraftaki dere kenarında olan ağaçtan bir nida geldi: «— Musa! Âlemlerin Rabbi olan Tanrı benim, asanı yere bırak». Musa asayı yere bıraktı, onu ok yılanı gibi çırpınır görünce korkusundan dönüp kaçtı, geri dönmedi. Ona şöyle dedik: «— Musa! Beri gel, korkma! Sen emniyet içindesin».
İsmail Yakıt
swap_vert close
Musa, oraya geldiğinde o mübarek vadinin sağ yamacındaki ağaçtan (kendisine) şöyle seslenildi: “Ey Musa! Muhakkak ki Ben âlemlerin Rabbi Allah’ım.”⁶
6 Vahyin geliş şekillerine bakılırsa, Allah, hiçbir peygamberle yüz yüze konuşmamıştır. Nitekim Şûrâ, 42/51’de: “Allah hiçbir beşerle/ölümlü ile vahiy yahut perde arkasının dışında konuşucu değildir. Yahut da bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. O, Aliy’dir, Hakîm’dir” ayetinde belirttiği gibi konuşur. Burada ise Hz. Musa ile perde arkasından konuşmuştur. Buradaki perde “ağaç”tır. Krş. Tâhâ, 10/11-12  
Kadri Çelik
swap_vert close
Derken oraya geldiğinde, o bereketli yerdeki vâdinin sağ yanında olan bir ağaçtan, “Ey Musa! Âlemlerin Rabbi olan Allah benim!” diye seslenildi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Mûsâ oraya yaklaşınca, bu mübarek bölgede, kutsal vadinin yamacındaki ışıl ışıl parlayan ağaç yönünden, “Ey Mûsâ!” diye bir ses işitti, “Hiç kuşkusuz Ben, tüm varlıkların Rabb’i olan Allah’ım!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Oraya vardığında, Ağaç’lık Mübarek Yer’deki Sağ Vâdi’nin yanından: “Ey Musa! Ben, Âlemler’in rabbi Allah, benim!” diye seslenildi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Musa ateşe yaklaşınca, derenin sağ yakasında Verimli bir arazi parçası üzerinde bulunan bir ağaçtan gelen aynı ses: " Musa! ben, kainatın sahibi Allah'ım,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ateşin yanına gelince vadinin sağ kıyısındaki bir ağaçtan kendisine seslendik. "Ey Musa! Muhakkak âlemlerin Rabbi Allah benim, ben!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Oraya varınca, o bereketli yerde, sağ taraftaki vadinin kıyısından, (yanan) ağaç yönünden kendisine şöyle seslenilmişti: “Ey Musa! Âlemlerin Rabbi olan Allah benim ben!
Mehmet Türk
swap_vert close
Oraya gelince, o kutsal yerdeki vadinin sağ kıyısında (bulunan) ağaç tarafından kendisine: “Ey Mûsa! Gerçekten, âlemlerin Rabbi olan Allah, Benim Ben!” diye seslenildi
Muhammed Esed
swap_vert close
Fakat oraya yaklaşınca, o kutlu yerde, vadinin sağ yamacındaki [yanan] ağaç yönünden kendisine: ²⁵ “Ey Musa, Benim Ben, Allah: Âlemlerin Rabbi!” diye seslendi.
25 “Sağ yamaç” tabiri 19:52 ve 20:80’de olduğu gibi burada da, “kutluluk, güven ve bereket” çağrışımı vermektedir; bu konuda bkz. 74:39 hk. 25. not. “Kutlu yer” tabirine gelince, bkz. 20:12’deki “iki kere kutlu kılınmış vadi” ifadesi. Yukarıdaki ayette atıfta bulunulan “ağaç”, şüphesiz, Tevrat’ta sözü geçen (Çıkış iii, 2) “yanan çalılık”la aynı şeydir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Musa ateşin olduğu yere varınca o mübarek vadinin sağ yanındaki ağaç yönünden kendisine: – Ey Musa! Benim Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah. 27/9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Fakat oraya varınca, o bereketli mevkide,[³³⁹⁷] vadinin sağ yamacındaki ağaç[³³⁹⁸] (yönün)den kendisine “Ey Musa! Benim… Ben, Âlemlerin Rabbi olan Allah!”[³³⁹⁹] diye seslenildi.[³⁴⁰⁰]
[3397] Buradaki fî edatı, bereketin toprağa izafe edildiğine delâlet eder (Bkz: 7:137, not 97). [3398] Eski Ahid’de bu gövdeli bitkinin “böğürtlen” anlamına gelen ulleyka olduğu söylenir. Bir başka rivayette bunun, içinden ateş geçtiği halde yanmayan bir tür sarmaşık olduğu nakledilir. [3399] Aynı olay farklı vurgu ve ibârelerle Tâhâ 12 ve Neml 9’da da nakledilir. [3400] Vahyin üç şekilde geldiğini söyleyen âyet şu cümleyle başlar: “Hiçbir beşerle Allah’ın (doğrudan) konuşması olacak şey değildir” (42:51). Buradaki, vahyin şekillerinden ikincisine girer: “..ya da perde gerisinden..” Buradaki “perde” ağaçtı.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Oraya vardığında, o mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısındaki ağaçtan: "Ey Musa!.. hiç kuşkun olmasın ki ben alemlerin Rabbi olan Allah’ım."
Osman Fırat
swap_vert close
Mûsâ, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafindaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki ona vardı, o mübarek kıt'adaki vadinin sağ tarafından ağaçtan nidâ olundu ki, «Ya Mûsa! Şüphe yok ki, âlemlerin Rabbi olan Allah Ben'im, Ben.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Oraya varınca kutlu mekândaki vâdinin sağ tarafında bulunan ağaçtan şöyle nida edildi: “Ey Mûsa! Rabbülâlemin olan Allah Ben'im. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Oraya gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısındaki ağaçtan kendisine şöyle seslenildi: "Ey Musa, alemlerin Rabbi Allah benim, ben!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Vaktâ ki Mûsâ o ateşin yanına geldi. Sağ tarafındaki vâdînin kenarındaki bir mahall-i mübârekdeki şecereden: "Yâ Mûsâ! Ben 'âlemlerin rabbi olan Allâh'ım" diye nidâ olundı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Musa oraya varınca vadinin sağ yamacından, o bereketli yerdeki ağaçtan şöyle seslenildi: “Bak Musa! Ben Allah’ım, bütün varlıkların sahibiyim.”
Şaban Piriş
swap_vert close
30,31. -Musa oraya vardığında, mübarek beldede, vadinin sağ tarafından bir ağaçtan:-Ey Musa! Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'ım! ”Değneğini yere at“, diye ses geldi. Değneğin bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı.-Ey Musa, gel, korkma, sen güven içindesin.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Oraya vardığında, o kutlu mekânda yer alan vadinin sağındaki ağaç tarafından nidâ olundu: “Ey Musa, ben Âlemlerin Rabbi olan Allah'ım.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Oraya vardığında o bereketli toprak parçasındaki vadinin sağ tarafından, bir ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Mûsa! Âlemlerin Rabbi Allah benim, ben!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ol vaķt kim geldi aña ķıġrınıldı derenüñ śaġdın yanından bereketlü yirde aġaçdan kim “yā mūsā! bayıķ ben benven Tañrı 'ālemler çalabı’sı”.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ḳaçan kim ol oda vardı, nidā geldi Mūsāya vādīnüñ ṣaġ yanından,mübārek buḳ‘ada ol aġaçdan ki anda tecellī oldı: Yā Mūsā, didi. Taḥḳīḳ ben olTañrı‐men ki cemī‘ ‘ālemleri yaratmış‐men.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Musa) odun yanına gəlib çatdıqda vadinin sağ tərəfində olan mübarək (bərəkətli) yerdəki ağacdan belə bir nida gəldi: “Ya Musa! Aləmlərin Rəbbi olan Allah Mənəm!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when he reached it, he was called from the right side of the valley in the blessed field, from the tree: O Moses! Lo! I, even I, am Allah, the Lord of the Worlds;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But when he came to the (fire), a voice was heard from the right bank of the valley, from a tree(3361) in hallowed ground: "O Moses! Verily I am Allah, the Lord of the Worlds....
3361 We are to suppose the appearance of a bush burning but not consumed (Exod. 3:2), a device adopted by the Scottish Church in its armorial bearings. Scotland apparently took that emblem and motto (Nes tamen consumebatur, 'nevertheless it was not consumed') from the Synod of the Reformed Church of France, which had adopted it in 1583. (I am indebted for this information to the Rev. D.Y. Robertson, Chaplain of the Church of Scotland in Simla , India ). The real explanation of the Burning Bush will be found in 27:8. n. 3245: it was not a fire, but a reflection of the Glory of God.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَمَّٓا
ve ne zaman ki
اَتٰيهَا
oraya geldi
نُودِيَ
nidâ edildi
مِنْ شَاطِئِ
kıyısından
الْوَادِ
vadinin
الْاَيْمَنِ
sağ
فِي الْبُقْعَةِ
yerde
الْمُبَارَكَةِ
mübarek
مِنَ الشَّجَرَةِ
ağaçtan
اَنْ
diye
يَا
ey
مُوسٰٓى
Mûsâ
اِنّ۪ٓي
muhak-kak Ben
اَنَا
Ben
اللّٰهُ
Allah'
ım
رَبُّ
Rabbi
الْعَالَم۪ينَۙ
âlemlerin
Sonunda oraya gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ yamacındaki ağaçtan kendisine şöyle nidâ edildi, "ey Mûsâ! Muhakkak ki Ben, (evet) Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'ım."
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
نَادٰى
Fiil-III
ن د و
Nidâ etti, çağırdı, seslendi, dua etti, feryat etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَاطِئٌ
İsim
ش ط ا
Kıyı, yamaç
وَادِي
İsim
و د ي
Vadi
اَيْمَن
Sıfat
ي م ن
Sağ
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
بُقْعَة
İsim
ب ق ع
Yer
مُبَارَكَة
İsim
ب ر ك
Mübarek, bereketli
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَجَرَة
İsim
ش ج ر
Ağaç
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَنَا
Zamir
اَنَا
Ben
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
عَالَم۪ين
İsim
ع ل م
Âlemler