close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 15. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vedeḣale-lmedînete ‘alâ hîni ġafletin min ehlihâ fevecede fîhâ raculeyni yaktetilâni hâżâ min şî’atihi vehâżâ min ‘aduvvih(i)(s) festeġâśehu-lleżî min şî’atihi ‘alâ-lleżî min ‘aduvvihi fevekezehu mûsâ fekadâ ‘aleyh(i)(s) kâle hâżâ min ‘ameli-şşeytân(i)(s) innehu ‘aduvvun mudillun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Halkı, gaflete dalmış, öğle uykusundayken şehre girdi de orada iki adamın kavga etmekte olduğunu gördü; bu, kendi taraftarlarındandı, öbürü, düşmanlarından. Derken, taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı Musa'dan yardım istedi, o da düşmanlarından olan kişinin göğsüne bir yumruk indirdi de işini bitiriverdi; bu iş dedi, Şeytan'ın işlerinden; şüphe yok ki o, insanı apaçık sapıklığa sevkeden bir düşman.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Artık yetişmiş olan Hz. Musa, saray) Halkının gaflet anında (onların haberi olmadığı bir zamanda, veya istirahat ortamında, Firavun’un sarayından çıkıp) şehre girdi. Orada birbirini öldürmek üzere kavgaya tutuşan iki adama rast geldi; bunlardan birisi kendi taraftarlarından (Beni İsrail takımından), diğeri ise düşmanlarından (Firavun’un adamlarından) idi. Derken kendi kavminden olan (kişi) düşmanına karşı, (Hz. Musa’ya sığınıp) ondan imdat istedi. Bunun üzerine Musa o adama (uzaklaşıp rahat durması için) bir yumruk indirdi ve kazaen işini bitirip öldürüverdi. (Sonra hemen pişmanlık gösterip:) "Bu şeytanın işindendir; o gerçekten apaçık saptırıcı bir düşmandır" (diyerek hatasını anlayıverdi).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve Musa, halkının kendisinden habersiz olduğu bir sırada şehre indi. Orada biri kendi taraflarından, öbürü de düşmanlarından olan iki adamın dövüştüklerini gördü. Kendi halkından olan kişi, düşman tarafından olan kişiye karşı, O'nu yardıma çağırdı. Bunun üzerine Musa, bir yumruk indirip onun ölümüne sebeb oldu. Ama hemen sonra kendi kendine: “Bu düpedüz şeytanın işindendir!” dedi. Doğrusu o gözle görülse de görülmese de insanı yoldan çıkaran apaçık bir düşmandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mûsâ, idarecilerin, halkın farkına varamayacakları bir sırada şehre girdi. Orada iki adam gördü. Öldüresiye birbirleriyle kavga ediyorlardı. Şu kendi tarafındandı. Öteki de düşman tarafından. Kendi kabilesinden olan, düşman tarafından olana karşı Mûsâ'dan yardım istedi. Mûsâ da, ötekine elinin ayasıyla vurarak itti, ölümüne sebep oldu. Bunun üzerine: “Bu şeytanın işidir. O düşmandır, insanı başına buyruk hale getirerek, hak yoldan uzaklaştıran, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihine imkân sağlayandır.” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Halkının habersiz olduğu bir anda şehire girdi. Orada birbirleriyle kavga eden iki adam gördü. Biri kendi taraftarlarından diğeri de düşmanlarından(dı). Kendi taraftarlarından olan düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine Musa ona bir yumruk vurup canını aldı. "Bu şeytanın işindendir. Şüphesiz o apaçık saptırıcı bir düşmandır" dedi.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Musa) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi, orda kavga etmekte olan iki adam buldu; bu kendi taraftarlarından, şu da düşmanlarından. Derken taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine ona bir yumruk attı ve işini bitiriverdi. (Sonra da:) 'Bu şeytanın işindendir; o, gerçekten açıkca saptırıcı bir düşmandır' dedi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Mûsa, halkının meşgul bulunduğu bir zamanda şehire (Mısır'a) girdi de, orada birbirleriyle döğüşen iki adam buldu. Biri kendi taraftarlarından, diğeri de düşmanlarından. Taraftarlarından olan adam, düşmanı olan kimseye karşı, kendisinden (Mûsa'dan) yardım istedi. Bunun üzerine Mûsa ona bir yumruk atıp onu öldürdü. Mûsa dedi ki:”- Bu şeytanın işindendir. O, gerçekten şaşırtıcı açık bir düşmandır.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve Musa, şehirdekilerin habersiz oldukları bir sırada şehre girdi. Birbiriyle dövüşen iki adam gördü. Biri kendi partisinden, diğeri düşman partisinden idi. Kendi partisinden olan adam, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa onu yumruklayıp işini bitirdi. “Bu, şeytanın işi oldu. Şüphesiz o, saptırıcı, apaçık bir düşmandır.” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Mûsâ, halkının habersiz olduğu bir zamanda şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından, diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbiriyle dövüşür buldu. Kendi tarafından olanı, düşmana karşı ondan yardım diledi. Mûsâ da ötekine bir yumruk vurup ölümüne sebep oldu. Bunun üzerine, “Bu, şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcıdır; apaçık bir düşmandır” dedi.
Besim Atalay
swap_vert close
Musa, halkın haberi yokken şehre inmişti, gördü ki, iki kişi birbiriyle çarpışıyor, biri kendi ulusundan, biri de düşman ulusundan olan, düşmanına karşı yardım istedi, hemen Musa yumrukladı adamı, o demde ölüverdi, Musa dedi: «Bu şeytanın işidir, o açık bir saptırıcı düşmandır»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Musa, halkının haberi olmadığı bir sırada şehre girdi ve iki adamı kavga eder buldu. Biri kendi tarafından, (İsrailoğullarından) diğeri de düşman tarafından (Mısırlı bir Kipti) idi. Kendi tarafından olan adam, düşmana karşı Musa'dan yardım istedi. Musa da ona (düşman tarafından olana) bir yumruk vurdu, derken adam öldü. Musa: “Bu (olsa olsa) şeytanın işindendir. Şüphesiz ki o apaçık saptırıcı bir düşmandır” dedi.
Bkz. 20/40, 26/20-22Hz. Musa, Firavunun görkemli sarayında Allah’ın takdiri ve planı doğrultusunda annesinin sütüyle yetişip büyüdü. Olgunluk çağına geldiği zaman kasıtlı olmaksızın Firavunun adamlarından Mısırlı bir kiptiyi öldürdü. Mısır’dan kaçmak zorunda kalan Hz. Musa, Sina çölünü aşarak Medyen şehrine geldi. Burada yaşayan Hz. Şuayb’ın kızlarından birisiyle evlendi. 28 yaşındayken kendisine peygamberlik vazifesi verildi. Hz. Musa, Firavun ve ordusunu İslam’a davet etmek için Mısır’a geri döndü.  
Cemil Said
swap_vert close
Bir gün hiç kimse farkına varmaksızın şehre girdi iki âdemin döğüşmekde olduklarını gördi. Biri kendi kavminden (Benî İsrâîl’den) diğeri düşman idi. Kendi kavminden olan âdem düşmana karşu mu’âvenetini taleb itdi. Mûsâ düşmana bir yumruk urdı öldürdi. Lâkin nâdim oldı. "Bu bir şeytân işidir şeytân bizim âşikâr düşmanımızdır" didi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Musa, halkının haberi olmadığı bir zamanda, şehre girdi. Biri kendi adamlarından, diğeri de düşmanı olan iki adamı döğüşür buldu. Kendi tarafından olan kimse, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa, onun düşmanına bir yumruk vurdu; ölümüne sebep oldu. "Bu şeytanin işidir; çünkü o apaçık, saptıran bir düşmandır" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Şu’arâ sûresi, âyet, 19-20.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Mûsâ, ahalisinin farkedemeyeceği bir vakitte şehre girdi. Orada, biri kendi halkından, diğeri düşmanı olan taraftan iki adamın birbirleriyle kavga ettiğini gördü. Kendi halkından olan kişi, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine Mûsâ ötekine bir yumruk vurup ölümüne sebep oldu; sonra şöyle dedi: “Bu şeytanın işidir; o gerçekten ayartıcı ve apaçık bir düşman!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Musa, ahalisinin habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından, diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbiriyle döğüşür buldu. Kendi tarafından olanı, düşmana karşı ondan yardım diledi. Musa da ötekine, bir yumruk vurup ölümüne sebep oldu. (Bunun üzerine:) Bu şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşman, dedi.  
 Hz. Musa, hakkı tebliğ etmeye başladığı için, Kıptîler kendisine cephe almışlardı. Bu sebeple, ahalisinin evlerine çekildiği bir vakitte şehre girmişti. «Bu şeytan işi» derken, Hz. Musa’nın kendi işine değil, zaten ölüm cezasını hak etmiş olan maktülün suçuna işaret ettiği belirtilmektedir. Bu suçun, bazı yerlerde, bir musevî kadını zinaya icbar, bazı yerlerde mutlak tarzda Allah’a isyan olduğu kaydedilir. Bununla beraber, henüz öldürme emri almamış olduğundan, Hz. Musa’nın, bu sözüyle kendi fiilini kasdettiği de ifade olunmaktadır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Halkının haberi olmadığı bir sırada kente girmişti. Orada iki adamın kavga ettiklerini gördü; biri onun tarafından (İbrani), diğeri de düşman tarafından (Mısırlı) idi. Tarafından olan adam düşmanına karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine Musa da ötekine bir yumruk indirip işini bitirdi. "Bu şeytanın bir işidir; o bir düşmandır, apaçık bir saptırıcıdır," dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Musa, halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbirleriyle döğüşür buldu. Kendi tarafı olan, düşmana karşı ondan yardım diledi. Musa da ötekine bir yumruk indirip onun ölümüne sebep oldu. "Bu, şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşmandır" dedi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de şehre girdi ehalisinin bir gaflet demi idi, derken orada iki adam buldu döğüşüyorlardı biri şiy'asından biri de düşmanından, binaenaleyh şiy'asından olan ondan düşmanından olana karşı istimdad etti Musâ da ona bir yumruk indirdi işini bitiriverdi, bu dedi: Şeytanın işinden, o cidden şaşırtıcı belli bir düşman
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Mûsâ,) halkın gaflet anında (insanların öğle sıcağında, evlerine çekildikleri ve uyudukları bir sırada saraydan çıkıp) şehre girdi. Orada birbirleri ile kavga etmekte olan iki adama rast geldi, bunlardan birisi kendi tarafından (İsrâiloğullarından), diğeri ise düşmanlarından (Kıptîlerden) idi. (Derken) kendi tarafından olan kişi, (feryâd-u figan ederek,) düşmanlarından olana karşı, (kendisini ondan kurtarması için Mûsâ’dan) yardım istedi. Mûsâ, (İsrâiloğullarından birisini, tartaklamakta olan Kıptî’ye, kavgayı sonlandırmak maksadı ile onu bırakmasını söyledi, ancak Kıptî söz dinlemedi. Bunun üzerine, oradan uzaklaşıp gitmesi için) o adamı itti (de kazaen) onun ölümüne sebep oldu. (Sonra,) “Bu (yaptığınız kavga) şeytanın işindendir. O, gerçekten şaşırtıcı apaçık bir düşmandır” dedi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Mûsâ, şehir halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri de düşman olan taraftan kavga eden iki kişi buldu. Kendi tarafından olan, diğerine karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine Mûsâ onu yumrukladı ve ölümüne neden oldu. Mûsâ: “Bu şeytanın işindendir. Kuşkusuz o, saptırıcı apaçık bir düşmandır.” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Musa), ehâlîsinin gaflet üzere bulunduğu bir zamanda şehre girdi de (orada) birbiriyle kavga etmekde olan iki adam gördü. Şu kendi tarafdarlarından, bu da düşman (lar) ındandı. Derken tarafdarlarından olan (adam), düşmanının aleyhinde imdâd istedi. Bunun üzerine (Musa) onu bir yumruk vurub öldürdü. «Bu, dedi, şeytanın iş (ler) indendir. O, hakıykat şaşırtıcı, apaçık bir düşman».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Derken (Mûsâ,) halkının (henüz istirâhatte iken herşeyden) habersiz olduğu bir sırada şehre girdi de orada birbiriyle öldüresiye dövüşen iki adam buldu; birisi kendi kabîlesinden (İsrâiloğullarından), diğeri düşmanından (Mısırlı bir kıbtî) idi. Bunun üzerine kendi kabîlesinden olan kimse, düşmanından olana karşı, ondan (Mûsâ'dan) yardım istedi. Mûsâ da ona (o kıbtîye) bir yumruk vurdu, böylece onun hakkında (takdîr edilen) kazâya(ölümüne) sebeb oldu. (O kâfir kıbtî öldü). (Hatâen de olsa, bundan çok üzüldü ve:) “Bu,şeytanın işindendir. Gerçekten o, saptırıcı apaçık bir düşmandır!” dedi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (Musa,) halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada dövüşen iki adam buldu. Birisi kendi taraftarı (İsailoğullarından), diğeri ise düşmanlık yapanlardan (Firavun’un adamlarından) idi. Kendi taraftarı olan kimse, düşmanlık yapan kimseye karşı ondan yardım istedi. Musa da (aralarına girerek onları ayırabilmek amacıyla dövüşmeyi bırakmayan ve saldırmaya devam eden) diğerini (o saldırgan kişiyi) itekledi ve (bu itekleme sonucu kalp krizi gibi bir sorun geçiren adamın) ölümüne sebep oldu. (Bunun üzerine büyük bir üzüntü ile Musa) dedi ki: “Bu (dövüş) şeytanın işindendir! Gerçekten o, açıkca saptırıcı bir düşmandır" dedi.*
(*) Aşağıdaki lügat kitabı olan (المعجم الراائد) ‘’el Mu’cemur Raid’’ adlı eserde ve tefsir metinlerinde geçtiği gibi ayette bulunan ‘’ vekeze’’nin birinci anlamı, itmektir. Yani onları ayırmak için Hz. Musa onu iteklemiştir, ona yumrak atmamıştır. Çünkü Arapçada yumruk ifadesinin karşılığı (لكم) ‘’LEKEME’’ dir, ayette ise geçen ifade ‘’ VEKEZE’’dir. Bu nedenle Hz. Musa, onları ayırıp uzaklaştırmak için adamı itekledikten sonra kalp krizi gibi bir sorun geçiren adam orada ölüyor. (الله اعلم) Aşağıdaki lügat ve tefsir metinlerine bakılabilir. 1- وكزه : دفعه . 2 - وكزه : ضربه بجمع يده . 3 - وكزه بالرمح : طعنه به . 4 - وكز الرمح في الأرض : ركزه ، غرزه . 5 - وكز : أنفه : كسره . 6 - وكز : عدا . 7 - وكز الإناء : ملأه (المعجم: الرائد ) قوله: "فوكزه" أي: دفعه بجميع كفه (الدر المصون) قيل : لم يقصد موسى قتل القبطي ، وإنما قصد دفعه فأتى ذلك على نفسه ، ولهذا قال هذا من عمل الشيطان (فتح القدير) وقال مجاهد : بكفه أي دفعه (تفسير الماوردي) أي دفعه (تفسير الماوردي) حدثنا بشر ، قال : ثنا يزيد ، قال : ثنا سعيد ، عن قتادة ( فوكزه موسى ) نبي الله ، ولم يتعمد قتله (تفسير الطبري) وكان هذا قتل خطأ صادف الوكز مقاتل القبطي ، ولم يرد موسى قتله (التحرير والتنوير) وكان موسى عليه الصلاة والسلام لم يرد قتل القبطي لكن وافقت وكزته الأجل وكان عنها موته، فندم موسى عليه السلام ، ورأى أن ذلك من نزغ الشيطان في يده (تفسير ابن عطية)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ehlinin, sokaklardan evlerine çekildikleri ıssız saatlerde, bir şehre girmişti. Bir müddet sonra karşılıklı kavga eden iki adamla karşılaştı. Onlardan birisi kendi tarafından (kavminden), diğeri ise kendisinin de düşman olduğu karşı taraftandı. Taraftarı olduğu kişi düşmanına karşı Musa’dan yardım istedi. Sonra Musa düşmanı olduğu kimseye yumruk atınca, adamın ölümü gerçekleşmişti. Dedi ki “Bu (adam öldürmek) şeytanın yaptırdığı yanlış davranışlardan birisi. Gerçekten şeytan apaçık saptıran bir düşmandır.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Musa kent kişilerinin dalgınlık içinde bulunduğu bir sırada kente vardı. Orada iki kişinin biribiriyle kavga ettiğini gördü. Bunlardan biri kendilerindendi, öteki düşmanlarındandı. Kendilerinden olan düşmanına karşı yardım istedi. Bunun üzerine düşman olana bir yumruk vurdu, onu öldürüverdi. Musa dedi: "Şeytan’ın işi bu. Çünkü o düşmandır, açıktan açığa yoldan çıkarcıdır."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Musa şehre, [²] ahalisi habersizken girdi [³]. Burada iki kişinin birbiriyle kavga ettiklerini gördü. Bunların biri kendine tâbi olanlardan Sıpti, diğeri düşmanından olan Kıpti [⁴] idi. Kendine tâbi olan Sıpti düşmanına karşı Musa/dan medet diledi. Buna karşı Musa ona bir yumruk vurdu, hemen kazaya sebep oldu [⁵]. Musa dedi ki «— Bu, şeytan işindendir. Çünkü şeytan aşikâr surette azdırır bir düşmandır».
[2] O vakit Mısır'ın merkezi Nil kenarında Menfis şehriydi.[3] Öğle uykusu zamanı veya akşamla yatsı arasıydı, seyahatten avdet etmişti.[4] Kıpti Firavun'un aşçısıydı ki angarya olarak Sıptiye odun yükletmek istiyordu.[5] Allah ölüme hükmetti, Kıpti'nin canı çıktı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Musa, halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Biri kendi tarafından [şîa’tihi], diğeri düşman tarafından olan iki kişiyi dövüşürken buldu. Kendi taraftarı, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa da ona/rakibine bir yumruk vurdu ve öldürdü. Dedi ki: “Bu şeytanın işidir! Şüphesiz o, apaçık saptırıcı bir düşmandır.”
Kadri Çelik
swap_vert close
(Musa,) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi ve orda kavga etmekte olan iki adam buldu. Bu kendi taraftarlarından, şu da düşmanlarından. Derken taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine ona bir yumruk attı ve (elinde olmaksızın) işini bitiriverdi. “Bu (ölüm sebebi kavganız) şeytanın işindendir. O, gerçekten açıkça saptırıcı bir düşmandır” dedi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bir gün, halkın öğle sıcağında evlerine çekildikleri bir sıradasaraydan çıkıp şehre indi. Orada, biri kendi halkından, diğeri düşman tarafından olan iki adamın kavga etmekte olduğunu gördü. Kendi halkından olan adam, düşmanlarından olan adama karşı Mûsâ’dan yardım istedi. Bunun üzerine Mûsâ, İsrail Oğulları’ndan birisini tartaklamakta olan Mısırlıyı engellemek için ona bir yumruk indirdi ve istemeden de olsa onu öldürdü. Çok geçmeden büyük bir pişmanlıkla, “Bu yaptığım, düpedüz şeytan işi ve besbelli ki şeytan, insanı yoldan çıkaran apaçık bir düşmandır!” dedi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Oranın ahâlisinden gâfil / dikkatsiz olduğu bir sırada Şehir’e girdi. Orada iki adamı kavga ediyorlar buldu. Birisi kendi taraftarından, birisi de bunun düşmanlarındandı. Taraftarından olan, düşmanından olana karşı ondan destek yardımı istedi. Musa onu yumrukladı. Aleyhine kaza oldu. Dedi ki: -“Bu Şeytan’ın amelindendir. O, açıkça saptırıcı bir düşmandır”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bir gün Musa,şehre halkın uykuda olduğu geç saatlerde gelmişti. Şehirde dövüşen iki adam gördü. Biri kendilerinden, diğeri karşı tarafından idi. Rakibe karşı, kendilerinden olana yardım etti. bir yumrukla adamın işini bitirdi. bir yandan : " Hay Allah, bu, belâ kör şeytanın işi olmalı! " diye söyleniyor,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Firavun ailesinden biri olarak tebdili kıyafetle halkın arasında dolaşır, onların durumlarını kontrol ederdi. Halkının arasında tebdili kıyafetle dolaşırken, Firavun halkından birinin İsrail oğullarından biriyle dövüştüklerini gördü. İsrail oğullarından olan kişi Musa’dan yardım istedi. Musa’da Mısırlıya bir yumruk indirip onu öldürdü. "Bu şeytanın işidir. Şeytan gerçekten insanı yoldan çıkaran en büyük düşmandır." diye içinden geçirdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Musa), halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girmiş ve orada biri kendi tarafından diğeri düşmanı tarafından olan iki adamı dövüşür bulmuştu. Kendi tarafından olanın, düşmanına karşı ondan yardım istemesi üzerine, (Musa, o) kişiyi itekleyip [*] işini bitirmişti (ölümüne sebep olmuştu). (Sonunda) “Bu, şeytan işidir. Şüphesiz ki o, apaçık saptırıcı bir düşmandır.” demişti.
Buradaki [vekeze] fiili “yumruk vurmak” değil, “üç parmağıyla iteklemek” demektir. Bu fiil Hz. Musa’nın bu olayda öldürme kastı taşımadığını, kavgayı ayırmaya çalıştığını göstermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Mûsa halkının (kendisinden) habersiz olduğu bir sırada şehre inince orada, birisi kendi tarafından,¹ diğeri düşman tarafından² olan iki adamın birbiriyle kavga ettiğini gördü. Kendi tarafından olan adam, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsa da ötekinin çenesine bir yumruk vurup³ öldürdü.⁴ (Mûsa bunun üzerine): “Bu şeytanın işidir. O gerçekten apaçık, saptırıcı bir düşmandır.” dedi.
1 Yani; İsrâil oğullarından...2 Yani; Firavun’un halkından...3 (وَكَزَ) fiili; tokat vurmak, çenesine yumruk atmak, burnunu kırmak anlamlarına gelir.4 Bk. (Tâ Hâ: 40)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve (Musa), halkının [şehirde olup bitenden] habersiz [evlerinde oturdukları bir gün] ¹³ şehre indi; ve biri kendi halkından, ¹⁴ ötekisi düşmanlarından olan iki adamın birbiriyle kavga ettiğini gördü. Kendi halkından olan kişi düşman tarafından olan kişiye karşı o’nu yardıma çağırdı; bunun üzerine Musa onu yumrukla devirip işini bitirdi. [Ama hemen sonra kendi kendine:] “Bu düpedüz Şeytan’ın işi!” dedi, “Doğrusu o [insanı] yoldan çıkaran apaçık bir düşmandır!” ¹⁵
13 Lafzen, “halkının (hiçbir şeyin) farkında olmadığı bir anda”.14 Yani, İbranîler’den.15 “Şeytan’ın işi” ifadesiyle ilgili olarak bkz. 115:17 hk. 16. notun ilk yarısı. 16-17. ayetler göstermektedir ki, yukarıda anlatılan olayda Mısırlı değil, İsrailoğullarından olan adam suçludur (karş. sonraki not). Görünüşe bakılırsa Hz. Musa, olayda hangi tarafın haklı olduğunu anlamaya çalışmadan, kavmî insiyâkına kapılarak İsrailoğullarından olan adamın yardımına koşmuş; ama hemen sonra, sadece bir adam öldürdüğü için değil, fakat bunu kabilevî -ya da bugünkü deyimle- ırkî peşin hükümlerle yaptığı için ciddî bir suç işlemiş olduğunu fark etmiştir. Açıkça görülmektedir ki, Kur’an’ın Hz. Musa’nın kıssasının bu bölümünde asıl işaret etmek istediği husus budur. Bu konudaki Kur’ânî anlayışa Hz. Peygamber tarafından da her fırsatta dikkat çekilmiştir; o’ndan bu konuda rivayet edilen meşhur Hadisler’den biri şöyledir: “Kabilevî ‘asabiyetle ortaya atılan kişi bizden değildir; kabilevî asabiyet yüzünden kavgaya giren bizden değildir; kabilevî asabiyet yüzünden ölen bizden değildir” (Cubeyr b. Mut‘im’den rivayetle Ebû Dâvûd). Kendisinden “kabilevî asabiyet”in ne olduğu konusunu açıklaması istendiğinde, Hz. Peygamber, “haksız oldukları bir konuda insanın kendi halkına/kabilesine arka çıkmasıdır” demiştir (a.g.e. Vâsile b. Eska‘ya dayanarak).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Musa, halkın olan bitenden habersiz olduğu bir vakitte şehre girdi ve orada kavga eden iki adama rastladı. Bunlardan biri kendi halkına, diğeri de düşman tarafına mensuptu. O sırada kendi halkından olan kişi düşman taraftan olan kişiye karşı yardım istedi. Bunun üzerine Musa o adamı öldürdü. Musa: “İşte bu düpedüz şeytanın işidir, gerçekten şeytan insanı yoldan çıkaran apaçık bir düşmandır,” dedi. 36/60-61
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve (Musa) halkından bir kısmının gaflete daldığı bir zamanda kente girdi ve orada iki adamı birbiriyle kavga ederken buldu. Bunlardan biri kendi halkına, diğeri düşman tarafına mensuptu. Derken kendi halkından olan, düşmana mensup olana karşı ondan yardım istedi. Yerinden fırlayan[³³⁸²] Musa ona bir yumruk vurdu ve işini bitirdi. (Fakat kendine geldiğinde) “Bu şeytanın işi!” dedi, “Çünkü o, kişiyi yoldan çıkaran apaçık bir düşmandır.”[³³⁸³]
[3382] Takibiye fâsı bu bağlamda, tercihimize yakın bir işleve sahiptir. [3383] Bu üslubun sırrı yanlışla yanlış yapanı aynılaştırmamaktır. Bunun için kaza cinayeti şeytana atfediliyor ki tevbesi kolay olsun. Günahıyla aynılaşan ona ateş edemez. Günahı şeytana nisbet etmek hem insanın aslen temiz olduğunu, hem günahı meşrulaştırmamayı, hem de insanın gerçek ‘ötekisi’ olan şeytan dururken başka bir öteki icadına meydan vermemeyi ifade eder. İnsanı günahla aynılaştıran, tevbe etmesini istediği günahkâra “Kendine nişan al!” demiş olur. Oysa vahiy böyle demez. Zira insan özü itibarıyla temizdir. Kirlilik ârızidir. Kirlenen yıkanır. Vahiy günahkâra “Günahına nişan al!” der. Bu yaklaşım günahkârın günahı benimsemesinin önüne geçer. Kendi günahını kurtulunması gereken bir hastalık gibi görmesini sağlar. Hepsinden öte, günahı şeytana nisbet ederek kendini veya başkalarını şeytanlaştırma tehlikesinin önüne geçer. Eski Ahid’de aktarılan kıssanın bu bölümü hiçbir ahlâkî öğüt içermediği gibi, anlatım sıradan bir kaçak-suçluyu resmeder tarzdadır (Çıkış 2:12).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Musa, halk gaflette bulundukları sırada (gece yarısı uyurken) şehre indi ve birbiriyle döğüşen iki adam gördü ki, biri kendi adamlarından (İsrailoğullarından), diğeri ise düşmanlarından (Kıptilerden) idi. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine Musa kıptiye bir yumruk indirdi ve ölümüne sebep oldu. "Bu şeytan işidir, şüphe yok ki o doğru yoldan saptıran bir düşmandır." dedi.
Osman Fırat
swap_vert close
Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onun işini bitirdi. Mûsâ, "Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır" dedi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve ahalisinin gaflette bulundukları bir vakitte şehre girdi, orada birbiriyle mukatelede bulunan iki erkek buldu. Bu biri kendi kabilesinden idi ve öbürü de düşmanından idi. Kendisinin kabilesinden olan düşmanından olana karşı ondan yardım diledi. Mûsa da ona bir yumruk vurdu, artık onun işini bitirmiş oldu. Dedi ki: «Bu şeytanın işindendir. Şüphe yok ki o şaşırtıcı, apaçık bir düşmandır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Mûsa, bir gün, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. İki adamı, birbiriyle kavga eder vaziyette gördü. Onlardan biri kendi kavminden, öbürü ise düşmanının kabilesinden idi. Hemşehrisi, düşman olana karşı ondan yardım istedi. Mûsa da bir yumruk atıp onu öldürdü. Arkasından: “Bu, dedi, şeytanın işindendir, kötü bir iştir. O gerçekten saptırıcı açık bir düşmandır. ” {KM, Çıkış 2, 11 vd. }
Süleyman Ateş
swap_vert close
Halkının (kendisinden) habersiz olduğu bir sırada şehre girdi, orada biri kendi taraftarlarından, öbürü de düşmanlarından olan iki adamın dövüştüklerini gördü. Kendi taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı Musa'dan yardım istedi. Musa da ötekine bir yumruk indirip onun işini bitirdi. (Sonra): "Bu dedi, şeytanın işindendir. O, gerçekten apaçık, şaşırtıcı bir düşmandır."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ahâlîsinin uykuda oldukları bir zamânda Mûsâ, Mısır'a dâhil oldı. Biri kendi kabîlesinden ve diğeri düşmanlarından olan iki kişinin gavga itmekde olduklarını gördi. Kabîlesinden olan, dümanı bulunan şahıs üzerine ondan yardım istedi. Mûsâ kıbtînin göğsüne itdi. Ve o anda herif düşüb öldi. Mûsâ: "Bu şeytânın işidir. Zîrâ o mudill ve âşikâr düşmandır." didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Musa, halkın onu fark edemeyeceği bir sırada şehre indi. İki kişinin öldüresiye kavga ettiklerini gördü. Onlardan biri kendi halkından diğeri düşman tarafındandı. Kendi halkından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa ona okkalı bir şamar indirerek işini bitirdi. “bunu Şeytan yaptırdı; o insanı yoldan çıkaran açık bir düşmandır” dedi.
Şaban Piriş
swap_vert close
O halkın haberi olmadığı bir sırada şehre girdi ve kavga eden iki adam gördü. Birisi kendi tarafından, diğeri düşmanlarından idi. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı yardım istedi. Musa da ona bir yumruk vurdu, adam öldü.-Bu, şeytanın işindendir, O, apaçık yoldan saptıran bir düşmandır, dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Birgün Musa, ahalisinden habersiz bir şekilde şehre girdiğinde, kavga eden iki adamla karşılaştı. Onlardan biri kendi kavminden, diğeri ise düşman tarafından idi. Kendi kavminden olan adam, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa da ona bir yumruk attığı gibi, onun ölümüne sebep oldu. O zaman dedi ki: “Bu Şeytanın işidir. O ise insanı şaşırtan apaçık bir düşmandır.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Halkının habersiz olduğu bir sırada kente girdi. Orada iki adam buldu, dövüşüyorlardı. Bu, Mûsa'nın halkından, şu da düşmanlarındandı. Kendi halkından olan, düşmanından olana karşı Mûsa'dan yardım istedi. Mûsa ona bir yumruk indirip işini bitirdi. Dedi: "Bu yaptığım, şeytanın amellerindendir. İnsanı saptıran açık bir düşmandır o."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı girdi şara ya'nį mıśra uśañlıķ vaķtında ķavumıñdan. pes buldı anuñ içinde iki er çalışurlar biribiri-y-ile uşbu ķavumından daħı uşbu düşmānından. arķa virmek diledi mūsā’dan ol kim ķavumından-idi anuñ üzere kim düşmānından-idi pes muşt urdı aña mūsā pes depeledi anı. eyitti “uşbu şeyŧān işindendür bayıķ ol düşmāndur azduncıdur bellü.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı girdi Mıṣr şehrine bir vaḳtda ki ehli ġāfil‐idi. Pes iki kişi ṭapdıṣavaşurlar, biri kendü ṭāyifesinden ve birisi düşmanından. Pes yardım is‐tedi Mūsādan özi ṭāyifesinden olan kimse, ol kişi üstine ki düşmanındandur. Pes vurdı anı Mūsā, depeledi. Döndi Mūsā eyitdi: Bu şeyṭān işi‐y‐idi.Taḥḳīḳ ol azdurıcı, ulu düşmandur, didi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Musa) şəhərə əhalisi xəbərsizkən (günorta istirahət vaxtı) girdi. Orada iki nəfərin vuruşduğunu gördü. Onlardan biri öz adamlarından (yəhudilərdən), digəri isə düşmənlərindən (qibtilərdən) idi. (Musanın) adamlarından olan kəs düşməninə qarşı ondan imdad istədi. Musa onu (əli, yaxud əsası ilə) vurub öldürdü və dedi: “Bu, Şeytan əməlindəndir. Həqiqətən, o, açıq-aşkar bir düşməndir, (insanı haqq yoldan) azdırandır!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And he entered the city at a time of carelessness of its folk, and he found therein two men fighting, one of his own caste, and the other of his enemies; and he who was of his caste asked him for help against him who was of his enemies. So Moses struck him with his fist and killed him. He said: This is of the devil's doing. Lo! he is an enemy, a mere misleader.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And he entered the city at a time when its people(3341) were not watching: and he found there two men fighting,- one of his own religion, and the other, of his foes. Now the man of his own religion appealed to him against his foe, and Moses struck(3342) him with his fist and made an end of him. He said: "This is a work of Evil (Satan): for he is an enemy that manifestly misleads!"
3341 That may have been either the time of the noontide siesta, when all business is suspended even now in Egypt , or the time of night, when people are usually asleep. The latter is more probable, in view of verse 18 below. But there is also another suggestion. A guest in a Palace is not free to wander about at will in the plebeian quarters of the City at all sorts of hours, and this applies even more to an inmate of the Palace brought up as a son. Moses was therefore visiting the City privately and eluding the guards. His object may have been to see for himself how things were going on; perhaps he had heard that his people were being oppressed, as we may suppose that he had retained contact with his mother. 3342 His object was apparently to strike him so as to release the Israelite, not to kill the Egyptian. In fact he killed the Egyptian. This was unfortunate in more ways than one. His visit to the City was clandestine; he had taken the side of the weaker and despised party; and he had taken the life of an Egyptian. He was full of regrets and repentance, and he prayed to Allah, and obtained Allah's forgiveness.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَدَخَلَ
ve girdi
الْمَد۪ينَةَ
şehre
عَلٰى ح۪ينِ
zamanında
غَفْلَةٍ
bir gaflet
مِنْ اَهْلِهَا
halkından
فَوَجَدَ
ve buldu
ف۪يهَا
orada
رَجُلَيْنِ
iki adam
يَقْتَتِلَانِۘ
öldüresiye dövüşüyorlar
هٰذَا
bu
مِنْ ش۪يعَتِه۪
kendi kabilesinden
وَهٰذَا
ve bu
مِنْ عَدُوِّه۪ۚ
düşmanından
فَاسْتَغَاثَهُ
ve ondan yardım istedi
الَّذ۪ي
o kimse ki
مِنْ ش۪يعَتِه۪
kendi kabilesindendir
عَلَى الَّذ۪ي
o kimseye karşı ki
مِنْ عَدُوِّه۪ۙ
düşmanındandır
فَوَكَزَهُ
ona bir yum-ruk vurdu
مُوسٰى
Mûsâ
فَقَضٰى
böylece işi bitiverdi
عَلَيْهِۘ
onun
قَالَ
dedi
هٰذَا
bu
مِنْ عَمَلِ
işindendir
الشَّيْطَانِۜ
şeytanın
اِنَّهُ
gerçek-ten o
عَدُوٌّ
bir düş-mandır
مُضِلٌّ
dalâlete düşürücü
مُب۪ينٌ
apaçık
Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada (kimse ortada yokken) şehre girdi. Orada, biri kendi kabilesinden (İsrâîloğulları'ndan), diğeri düşmanından (Mısırlı bir Kıpti) olan iki adamı birbiriyle öldüresiye dövüşürken buldu. Kendi kabilesinden olan, düşmanından olana karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ötekine bir yumruk vurup onun işini bitirdi (ölümüne sebep oldu). (Bunun üzerine çok pişman olup) "Bu, şeytanın işidir. Gerçekten o (insanları) dalâlete düşürücü, apaçık bir düşmandır" dedi.
دَخَلَ
Fiil-I
د خ ل
Girdi, (zifafa) girdi, dâhil oldu, sokuldu
مَدِينَة
İsim
م د ن
Şehir, Medine
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
حِين
İsim
ح ي ن
Süre, vakit, an
غَفْلَة
İsim
غ ف ل
Gaflet
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
رَجُل
İsim
ر ج ل
Erkek, adam
اِقْتَتَلَ
Fiil-VIII
ق ت ل
Birbirlerini öldürdü, öldüresiye dövüştüler, savaştılar
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شِيعَة
İsim
ش ي ع
Fırka, grup, topluluk, zümre, kabile. Çoğulu: اَشْيَاعُ
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
اِسْتَغَاث
Fiil-X
غ و ث
Yardım istedi, yardımına sığındı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شِيعَة
İsim
ش ي ع
Fırka, grup, topluluk, zümre, kabile. Çoğulu: اَشْيَاعُ
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
وَكَزَ
Fiil-I
و ك ز
Yumruk vurdu
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)
قَضَى
Fiil-I
ق ض ي
Hükmetti, bitirdi, hüküm verdi, takdir etti, tamamladı, yerine getirdi, karar verdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَمَل
İsim
ع م ل
Amel, iş
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
مُضِلّ
Etken fiil-IV
ض ل ل
Dalâlete sevk eden, dalâlete düşüren
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan