Eğer Rabbinden gelen bir nimet (rahmet) ona ulaşmasaydı, mutlaka kendisi yerilmiş bir hâlde ıssız (ağaç ve bitkiden) boş (sıcaktan onu koruyacak gölgesi olmayan) bir yere (sahile) atılmış olacaktı. *
(*) Detaylı bilgi için Saffat-37/140 - 146. ayetlerin mealleri ile aigili açıklamalara bakılabilir. İşte Saffat-145- 146. ayetler de anlatıldığına göre denize atılan Yunus’u, büyük balık ağzına alıyor ve kısa bir süre içinde onu bodur ağaçların bulunduğu bir sahile hemen atıveriyor. Ve böylece yüce Allah’ın izni ile Yunus hem boğulmaktan kurtuluyor hem de ağaçlık olan gölgelikte dinlenebiliyor. (الله اعلم) Not: Meallere göre, ‘’balık Yunusu yutup midesine almıştı ve onun içinde günlerce kalmış, daha sonra balık onu sahile atmıştır’’, şeklindeki açıklamalar Saffat-37/142. ayetin anlatımıyla ters düşüyor. Çünkü o ayette balık Yunus’u yuttuğundan değil, ağzına lokma gibi aldığından söz ediliyor. Yani Yunus balığın karnına ve midesine girmeden, henüz ağzında iken, balık tarafından sahile atılıyor. İşte ilgili ayet ve açıklaması aşağıdadır. Yunus- 142: O derin bir pişmanlıkla kıvranır haldeyken büyük balık (balina) onu (bir lokma gibi) yakalayıverdi (ağzına aldı) şeklindedir. Çünkü ayette geçen (التقم)’’iltekame’’ (ابتلع)’’ibtela’a’’anlamında değildir. İltekame (التقم) yani (lokma gibi ağzına aldı), (ابتلع) ise, yani (onu yuttu, midesine aldı) anlamındadır. Hâlbuki dikkat ederseniz Kur’an, ( فابتلعه) değil, (فالتقمه ) diye bir ifade kullanmıştır. Bu nedenle, büyük balık Hz. Yunus’u yutup midesine almamıştı, bilakis lokma gibi ağzına almıştı ve sahile atılıncaya kadar onun ağzında duruyordu. Konuyla ilgili detaylı bilgi için Saffat-142. ayetle ilgili lügat kitaplarından derlediğimiz Arapça metinlerine bakılabilir.