close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kalem Sûresi 4. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-inneke le’alâ ḣulukin ‘azîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve şüphe yok ki sen, pek büyük bir ahlaka sahipsin elbette.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Gerçekten Sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin.
[Not: Bu cümlede iki anlam vardır. Birincisi; insanları hidayete yönlendirmek için Aleyhisselatüvesselam Efendimizin katlandığı bütün bu zahmet ve eziyetler, O’nun çok yüksek ve örnek bir ahlâk üzere olduğunun en açık belgesidir. Aksi takdirde, zayıf ahlâklı ve sabırsız olan bir insanın bunlara tahammül etmesi mümkün değildir. İkincisi; Kur’an’ın terbiyesiyle Peygamberimizin, bu yüksek ve temiz ahlâkı, kâfirlerin O’na delilik ithamlarına karşı en açık bir yanıt gibidir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Çünkü sen üstün bir hayat tarzına ve yüksek bir karaktere sahipsin.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sen, kesinlikle yüce, büyük bir dini, ülülazm peygamberlerin sünnetini, faziletli, saygıdeğer bir ahlâkı, insan tabiatına uygun üstün bir hayat tarzını, insanı kemale erdiren bir nizamı yaşamaya, öğretmeye, benimsetmeye, savunmaya memursun..
bk. Kur’an-ı Kerim, 33/21.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz sen büyük bir ahlak üzeresin.
Ali Bulaç
swap_vert close
Gerçekten sen, pek büyük bir ahlak üzeresin.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Gerçekten sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve hiç şüphesiz büyük bir ahlak üzeresin.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sen kesinlikle evrensel bir ahlâk üzeresin.
Besim Atalay
swap_vert close
Sen, ahlâkça şüphesiz en yüksektesin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve gerçekten sen, (insanlığa örnek olacak) pek büyük bir ahlak üzerindesin.
Hz. Peygamberin güzel ahlakının kaynağını vahiy oluşturmaktadır. Onun değer yargıları ve hayat tarzı bütünüyle vahye dayanmaktadır. O halde Hz. Peygambere tabi olan Müslümanların da toplum içindeki davranışları ve birbirleriyle olan ilişkileri ve bu ilişkilerin düzenlenmesi amacıyla oluşturulan normlar, kurallar, ölçütler, adetler bütünüyle Kur’an’a göre belirlenmelidir. Yani “Hz. Peygamberin ahlakıyla ahlaklanmak isteyen daha doğrusu Müslüman olduğunu iddia eden herkes Kur’an’daki ahlakî değerleri hayatına taşımak zorundadır.” İyi bir Müslüman olup olmadığımızı merak ediyorsak ahlakımıza bakmalıyız. Eğer yalan söyleyerek ve yemin ederek insanları aldatıyorsak, çalıp çırparak insanların hakkını yiyorsak, dedikodu yaparak topluma fesat sokuyorsak, gıybet ederek başkalarının itibar ve şerefiyle oynuyorsak, ayıp arayıp insanları kusurlarıyla kınıyorsak, laf taşıyıcılığı yaparak insanların arasını açıyorsak, mal mülk ve evlatla şımararak etrafımızdakileri küçümsüyorsak, hayrı engelleyip şerre seyirci kalıyorsak, infak ederken fakirlik korkusu yaşıyorsak Kur’an ahlakından uzağız demektir. İşte bu durumda Müslümanlığımızı yeniden gözden geçirmek zorundayız.  
Cemil Said
swap_vert close
3,4. Sana minnetsiz bir mükâfât hazırdır. Sen de hısâl-i hamîde vardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sen elbette üstün bir ahlâka sahipsin.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kuşkusuz sen güçlü bir karaktere sahipsin.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve her halde sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve şüphesiz ki sen, yüce bir ahlâk üzeresin.
Âyet-i kerîmeye, tefsir kitaplarında verilen bir diğer manada şöyledir; “ve şüphesiz ki sen, (tek hak ve) yüce bir din (olan İslâm dini) üzeresin.”  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sen, kesinlikle büyük bir ahlak¹ üzerindesin.
1- Dürüst, güvenilir bir kimsesin ve dosdoğru bir inanç üzerindesin.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hiç şüphesiz büyük bir ahlaak üzerindesin sen.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve muhakkak ki sen, gerçekten yüce bir ahlâk üzerindesin!(3)
(3)“Cenâb-ı Hakk Kur’ân-ı Hakîm’de: وَ اِنَّكَ لَعَلٰي خُلِقَ عَظ۪يمٍ [Ve muhakkak ki sen, gerçekten yüce bir ahlâk üzerindesin!] fermân eder. Rivâyet-i sahîha (sahih bir hadîs) ile Hazret-i Âişe-i Sıddîka (ra) gibi sahâbe-i güzîn, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı ta‘rîf ettikleri zaman خُلْقُهُ الْقُرْاٰنُ [O’nun ahlâkı, Kur’ân’dır] diye ta‘rîf ediyorlardı. Yani Kur’ân’ın beyân ettiği mehâsin-i ahlâkın (ahlâkın güzelliklerinin)misâli, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. Ve o mehâsini (güzellikleri) en evvel imtisâl eden (uyan) ve fıtraten (yaratılışça) o mehâsin üzerinde yaratılan O’dur. İşte böyle bir Zât’ın (asm) ef‘âl (fiiller), ahvâl (hâller), akvâl (sözler) ve harekâtının her birisi, nev‘-i beşere birer model hükmüne geçmeye lâyık iken, O’na îmân eden ve ümmetinden olan gāfillerin, sünnetine ehemmiyet vermeyenlerinin veyâhut tağyîr etmek (değiştirmek)isteyenlerinin ne kadar bedbaht olduklarını dîvâneler de anlar.” (Lem‘alar, 11. Lem‘a, 61)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve şüphesiz ki sen, (bütün insanlığa örnek olacak) pek büyük bir ahlak (Rabbinin öğretisi) üzerindesin (her konuda dürüst, erdemli ve güvenilir birisin). *
[* ) Bu cümlede iki anlam vardır. Birincisi; insanları hidayete yönlendirmek için Hz. peygamberin katlandığı bütün bu zahmet ve eziyetler, O’nun çok yüksek ve örnek bir ahlâk üzere olduğunun en açık belgesidir. Aksi takdirde, zayıf ahlâklı ve sabırsız olan bir insanın bunlara tahammül etmesi mümkün değildir. İkincisi; Kur’an’ın terbiyesiyle Peygamberimizin, bu yüksek ve temiz ahlâkı, inkârcıların O’na delilik ithamlarına karşı en açık bir yanıt gibidir. (A -Ahmet Akgül Meali 4. Ayet Açıklaması) Ayrıca Hz. Peygamberin güzel ahlakının kaynağını vahiy oluşturmaktadır. Onun değer yargıları ve hayat tarzı bütünüyle vahye dayanmaktadır. O hâlde Hz. Peygambere tabi olan Müslümanların da toplum içindeki davranışları ve birbirleriyle olan ilişkileri ve bu ilişkilerin düzenlenmesi amacıyla oluşturulan normlar, kurallar, ölçütler, adetler bütünüyle Kur’an’a göre belirlenmelidir. Yani “Hz. Peygamberin ahlakıyla ahlaklanmak isteyen daha doğrusu Müslüman olduğunu iddia eden herkes Kur’an’daki ahlakî değerleri hayatına taşımak zorundadır.” İyi bir Müslüman olup olmadığımızı merak ediyorsak ahlakımıza bakmalıyız. Eğer yalan söyleyerek ve yemin ederek insanları aldatıyorsak, çalıp çırparak insanların hakkını yiyorsak, dedikodu yaparak topluma fesat sokuyorsak, gıybet ederek başkalarının itibar ve şerefiyle oynuyorsak, ayıp arayıp insanları kusurlarıyla kınıyorsak, laf taşıyıcılığı yaparak insanların arasını açıyorsak, mal mülk ve evlatla şımararak etrafımızdakileri küçümsüyorsak, hayrı engelleyip şerre seyirci kalıyorsak, yoksula, muhtaca ve işsize infak etmiyorsak, zulme ve sömürüye karşı çıkmıyorsak, insanlara ve ve insan haklarına saygı göstermiyorsak, insanlara, çevreye, canlılara ve doğaya zarar veriyorsak Kur’an’ı yaşam tarzından ve Hz. Peygamberin örnek ahlakından uzağız demektir. İşte bu durumda Müslümanlığımızı gözden geçirmek zorundayız. (C. Külünkoğlu Meali 4.Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sen büyük bir ahlak (Rabbinin öğretisi) üzerindesin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten huyun en güzeli seninkidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Şüphe yok ki sen ahlâkça en yüksek mertebedesin.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki sen çok yüce bir ahlak [huluk] üzeresin.³
3 Hz. Ayşe’ye Peygamber’imizin ahlakı sorulduğunda, “Onun ahlakı Kur’an’dan ibaretti” demiştir (Müslim, Müsâfirîn, 139).  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Çünkü sen, seni delilikle suçlayan inatçı kâfirlerin de gâyet iyi bildiği gibi, pek yüce ve değerli bir ahlâkın sahibisin ve işte bu yol üzerindesin.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sen, elbette çok büyük bir ahlâk üzeresin.
Mehmet Çakır
swap_vert close
3,4. Senin, sürekli ve içe sinesi bir hak edişin var. // çünkü sen eşsiz bir ahlâk yapısına sahipsin.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ve sen Rabbinden sana öğretilen büyük bir ahlâk üzerindesin. Bu öyle bir ahlâk ki inkâr edenler sana nimet olarak bahşedilen ahlâkın ne olduğunu bilemezler. Zira sen Rabbinden gelen bilgiyle terbiye edilerek insanlık fıtratına en uygun insani değerlere yönlendirildin. İnkâr edenler ise sadece kendi sınırlı sığ kapasiteleriyle ahlâki değerler oluşturarak bir takım kuruntulara sahip oldular. Onların kuruntuları Rabbinin katında hiç bir şey ifade etmez. Onlar kuruntularıyla bir takım ahlâki hükümler koyarak insanlık için gerekli olan gerçekçi ahlâki prensiplere ulaşamazlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve sen, kesinlikle çok büyük bir ahlâk¹ üzeresin.
1 Ahlâk: Huylar, seciyeler, mizaçlar, anlamında bir kavramdır. (خَلَقَ) kökünden gelir. Aynı kökten gelen “halk”, gözle görülebilen sûret, şekil ve durumlara; “hulk” ise, gönülle anlaşılabilen kuvvetlere ait olmuştur. Çoğulu “huluk” ve “ahlâk” gelir. Fakat dilimizde ahlâk kelimesinin de “evlat” kelimesi gibi tekil anlamda kullanılması yaygın hale gelmiştir. Ahlâk, aslında “insanın bir amaca yönelik olarak kendi arzusu ile iyi davranışlarda bulunup kötülüklerden uzak yani güzel huylu olmasıdır”. Çirkin huylulara “ahlâksız” denir. Bununla beraber yatkınlık ve maharet esas olduğundan iyilik veya kötülüğü alışkanlık haline getirmiş olmasına göre “iyi ahlâk” ve “kötü ahlâk”, “güzel ahlâklı” ve “çirkin ahlâklı” diye bir ayırım da yapılır. “İslâm ahlâkı” Kur’an-ı Kerîm’e dayanır ve her yönüyle Cenâb-ı Allah tarafından vahiy yoluyla belirlenmiş bir davranışlar manzumesidir. Hz. Peygamber (s.a.v): “Ben ahlâkî prensipleri tamamlamak üzere gönderildim.” buyurmuştur. (İbnu Hanbel) Aynı şekilde Rasulullah’ın bütün hadisleri insanların birbirlerine karşı daha iyi davranmaları konusunda birer emir mahiyetinde olup, Müslümanlara görevler yüklemektedir. Dolayısıyla İslâm’ın getirdiği ahlâk anlayışı her şeyden önce bir görev ahlâkıdır. İslâm’da “Emr-i Bilmaruf ve Nehy-i Anilmünker” prensibi insanların ahlâkını daima iyiye doğru yönlendirmek içindir. İslâm’da ahlâkı iman’dan ayırmak mümkün değildir. Zira bütün Kur’anî emirlere boyun eğmek imanın gereğidir. Bu emirlere uymakla da en üstün ahlâkî değerler elde edilir. Rasulullah (s.a.v): “Müminlerin iman açısından en mükemmel olanı, ahlâkı en iyi olanıdır” buyurmuştur. (Buhârî) Bu duruma göre ahlâkî açıdan mükemmel bir anlayış ve davranışa sahip olmayan kişi, iman açısından da kemâle ermiş olamaz.  
Muhammed Esed
swap_vert close
çünkü sen, üstün bir hayat tarzına ⁴ sahipsin;
4 Tarafımdan “hayat tarzı” olarak çevrilen huluk terimi, en geniş anlamlarıyla kişinin “karakteri”ni, “doğuştan mizacı”nı veya “tabiatı”nı ve aynı zamanda kişinin “ikinci tabiatı” haline gelen “davranış alışkanlıkları”nı gösterir (Tâcu’l-‘Arûs). Benim huluk terimini “hayat tarzı” ile aynı görmem, Abdullah b. ‘Abbâs’ın yukarıdaki ayet hakkındaki (Taberî tarafından nakledilen) açıklamasına dayanmaktadır. Ona göre bu terim, burada dîn ile eş anlamlıdır; ve bu ikinci terimin (dîn) başta gelen anlamlarından birinin “davranış” veya “hareket şekli” [yahut “tarzı”] olduğunu unutmamalıyız (Kâmûs). Ayrıca, Muhammed (s)’in zevcesi Hz. Ayşe’nin, vefatından yıllar sonra Hz. Peygamber hakkında konuşurken, defalarca “onun hayat tarzının (huluk) Kur’an olduğu”nu vurguladığı hakkında sahih birçok rivayet bulunmaktadır (Sa‘îd b. Hişâm’dan naklen Müslim, Taberî ve Hâkim; Hasan Basrî’den naklen İbni Hanbel, Ebû Dâvûd ve Neseî; Katâde ve Cubeyr b. Nufeyl’den naklen Taberî ve başka birçok rivayet).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hiç şüphe yok ki sen, üstün bir karakter ve muhteşem bir ahlak sahibisin. 21/107, 94/4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
çünkü sen, muhteşem bir ahlâka/yaratılışa sahipsin;[⁵²³²]
[5232] el-Hulk, “ben’in tabiatı, kişilik”. “Yaratma ve yaratık” anlamındaki halk ve “yaratılış” anlamındaki hilkat ile akraba. Bir sıfatla kayıtlanmadığı zaman “iyi, güzel ve doğru” olana delâlet eder. “Çünkü sen”, adeta Allah Rasûlü’nün “neden ben” iç sorusuna cevap niteliği taşır. Bu âyet, “Sen daha önce kitap nedir, iman nedir bilmezdin” (42:52) âyetiyle birlikte düşünüldüğünde, “Sen kitap nedir iman nedir bilmezken de muhteşem bir ahlâka sahiptin” zımnî anlamına ulaşılır. İbn Abbas’ın tasnifine göre din akaid, ahlâk, ibadet, muamelâttan oluşan dört katlı bir binadır. Bu âyet, din binasının temel katının ahlâk olduğunu ifade eder. Allah Rasûlü’nün fıtrat ve seciye olarak sahip olduğu bu ahlâkî potansiyel, Kur’an sayesinde bilfiil hayata dönüşmüştür. Hz. Âişe’nin, Allah Rasûlü’nün ahlâkını soran birine “Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz? Onun ahlâkı Kur’an’dı” demesi bunun ifadesidir (İbn Hanbel VI, 91). Rasulullah gönderiliş misyonunu “güzel ahlâkı tamamlamak” olarak beyan eder. Bu veriler ışığında sorulması gereken soru şudur: Bu hitabın kitap nedir iman nedir bilen muhatapları, el-Emîn olanın kitap nedir iman nedir bilmezken koruduğu ahlâkî standardın kaçta kaçına sahipler?  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kuşkusuz sen, büyük bir ahlak üzerindesin!
(O ahlak, doğru yolu, hak dini olan İslam dinini teşkil eden Kur'an edebi ve ilahi ahlaktır ki, onu Habibi'ne Rabbi lütfetmiş ve "Andolsun ki, Allah’ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır” -Ahzab/21- buyurmuştur.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ve kesinlikle sen, azim bir ahlâk üzerindesin.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve muhakkak ki sen pek büyük bir ahlak üzerindesin.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ve sen pek yüksek bir ahlâk üzerindesin! [33, 21]
Hz. Peygamber (a.s.)’ın ahlâkından bahsetmesi istendiğinde Hz. Aişe (r.a) mümkün olan en ideal cevabı şöyle vermişti: “Onun ahlâkı Kur’ân’dan ibaret idi.” Maksadı şu idi: “Kur’ân hangi âdabı öğretiyorsa onları uygulardı.”  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ve sen, büyük bir ahlak üzerindesin.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve sen en büyük ve güzel huy ve ahlâk üzerindesin.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Çünkü sen üstün bir dine[*] bağlısın.
[*] الخُلُق= huluk ve hulk; din, tabiat ve huy anlamlarına gelir.(Lisan'ul-arab) Aişe validemizin bir soru üzerine "O'nun huluku Kur'ân'dı" (A. b. Hanbel, Müsned) demesi bundandır. Allah Teâlâ dinini şöyle tanımlamıştır: "Sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah'ın fıtratına çevir. O, insanları ona göre yaratmıştır. Allah'ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur (= لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ ). İşte doğru din bu dindir. Ama insanların çoğu bunu bilmezler." (Rum 30/30)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sen, büyük bir ahlak üzeresin.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Şüphesiz ki sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve gerçekten sen, çok büyük bir ahlak üzerindesin.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ sen ħū üzeresin ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı sen ulu ḫūy üzeresin.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Şübhəsiz ki, sən böyük bir əxlaq üzərindəsən!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And lo! thou art of a tremendous nature.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And thou (standest) on an exalted standard of character.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِنَّكَ
muhakkak ki sen
لَعَلٰى خُلُقٍ
elbette bir ahlâk üzeresin
عَظ۪يمٍ
azim
Muhakkak ki sen, (Rabbinin isimlerinin üzerinde tecelli etmesiyle) elbette azim (ve yüce) bir ahlak üzeresin.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
خُلُق
İsim
خ ل ق
Gelenek, ahlâk, huy, karakter
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam