close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kâfirûn Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velâ entum ‘âbidûne mâ a’bud(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve siz de tapmazsınız benim taptığıma.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"(Zaten) Siz de Benim taptığıma tapacak değilsiniz."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Siz de zaten benim ibadet etmekte olduğum Allah'a kulluk yapıyor değilsiniz ve yapmazsınız da.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Zaten siz de benim uyup uygulamaya devam ettiğim, kurallarına göre kulluk ve ibadet ettiğim şeriatime bağlanmıyorsunuz.”
Ahmet Varol
swap_vert close
Siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz.
Ali Bulaç
swap_vert close
'Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Siz de, benim ibadet etmekte olduğuma (Allah'a) ibadet ediciler değilsiniz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Siz de benim ibadet ettiğim (Allah’a) kulluk etmiyorsunuz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3,4,5. De ki: Ey kâfirler! Sizin taptıklarınıza ben tapmam. Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz. Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. [816] [817]
[816] Kâfirûn sûresi ve genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 401; 409.[817] İnanç, ibadet ve din özgürlüğü hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 405-407.  
Besim Atalay
swap_vert close
Sizler de tapmazsınız o benim taptığıma
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Yaptıklarınıza bakılırsa anlaşılıyor ki) siz de benim ibadet ettiğime kulluk etmezsiniz.”
Cemil Said
swap_vert close
Benim ’ibâdet itdiğime siz ’ibâdet itmiyorsunuz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Benim taptığıma da sizler tapmazsınız."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Siz de benim taptığıma tapmazsınız."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Siz de tapanlardan değilsiniz benim ma'buduma
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmeyip, ısrarla hakkı inkâr ettiğiniz için) siz de benim taptığım (yüce Allah’) a tapacak değilsiniz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Siz de benim kulluk ettiğime kulluk etmezsiniz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Benim (kendisine) ibâdet (de devam) edeceğime de siz kulluk ediciler değilsiniz».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Siz de (benim) ibâdet etmekte olduğum (Allah)'a ibâdet ediciler değilsiniz!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Siz de benim kulluk (ibadet) ettiğime (sizi inkârcı yapan sıfatlar üzerinizde olduğu müddetçe, içinizdeki putları devirmedikçe) kulluk (ibadet) edecek değilsiniz. *
(*) ’’Abd’’ kelimesinin tam karşılığı kölelik ve kulluktur. Bir güce, otoriteye, mala-mülke, gösterişe veya herhangi bir kişiye kul-köle olmaktır. İradî bağlılığa kulluk, gayr-i iradî bağlılığa kölelik denir. İstılahî anlamda böyle temel bir farklılık vardır. İbadet, kulluğun gösterilmesi manasında bu kelimeden türetilmiştir. Yine ibadethaneye mabet, ibadete layık tek otoriteye de mabut denmiştir. Ayeti Maûn sûresi ile birlikte düşündüğümüz de, ’’ Ben sizin kulluk ettiğiniz nesnelere/putlara, nefsinize, paraya, gösterişe, makama, mala mülke, kul köle olmam.’’ manası ortaya çıkar. (Kurandan Hayata)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Sizde benim kulluk ettiğime, kulluk ediciler değilsiniz.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Siz de tapmazsınız benim taptığıma.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Siz de benim taptığım Tanrı/ya tapmıyorsunuz.
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Siz de benim taptığıma tapıcı değilsiniz.”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Benim taptığıma da siz tapacak değilsiniz.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Nitekim,siz de benim kulluk ettiğim sonsuz ilim, hikmet, kudret, adâlet ve merhamet sahibi, eşi ve ortağı olmayan, âlemlerin biricik sahibi, yöneticisi, efendisi, Rabb’i ve İlâhı olan O yüce Kudret’e kulluk etmiyorsunuz.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Siz de benim uyduğum Allah’a, Allah’ın ilkelerine, Allah’ın yasalarına uymazsınız. Yolunuzu Allah’tan, Allah’ın ilkesinden, Allah’ın yasalarından ayrı tutarsınız. Çıkarlarınızı ilke, çıkarlarınızı yasa yaparsınız. Ürettiğiniz kutsallıkların peşinden gidersiniz. Haksızlığı zulmü esas alırsınız. İnsanlar arasında sınıflar yaratır; kimini köle yapar, kimini öldürürsünüz. İnsanların ellerinden ülkelerini, yaşamlarını, varlıklarını alırsınız. Köle hür, zengin fakir, soylu soysuz ayrımlarıyla yarattığım eşitliği bozarsınız. Ben yapmam!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Siz de benim tapmakta olduğuma tapmıyorsunuz.
Mehmet Türk
swap_vert close
“Siz de (Allah’a), benim taptığım gibi tapacak değilsiniz.”¹
1 Bu iki âyet (3. ve 5. ayet) ilk bakışta öncekilerin bir tekrarı gibi görünür. Bunda tefsircilerin iki görüşü vardır: 1. Başlı başına “te’kit” ve “takviye” için tekrar edilmiş olmasıdır ki, üçüncü olumsuz cümle, isim cümlesi olarak daha kuvvetli bir şekilde birinciyi, dördüncü de ayniyle üçüncüyü mana itibarıyla te’kit eder denilmiştir. 2. Birinci olumsuz cümle, şimdiki ve gelecek zamana, dördüncü olumsuz cümle ise tamamıyla geçmiş zamana delalet eder. Bu durumda mana: “Ben (Allah’a), sizin taptığınız gibi asla tapmıyorum ve tapmayacağım. Siz de (Allah’a), benim taptığım gibi tapmıyorsunuz ve tapacak da değilsiniz. (Yine) ben (Allah’a,) sizin taptığınız gibi tapmadım, zâten siz de (Allah’a), benim taptığım gibi hiç tapmadınız” şeklinde olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
siz de tapmazsınız benim taptığıma. ¹
1 Yukarıdaki çeviride mâ (ki o) edatı, bir taraftan bütün olumlu kavramlara ve etik değerlere -mesela, Allah’a inanma ve müminin O’na teslimiyeti- işaret ederken, diğer taraftan, insanın “kendi-kendine yeterli” olduğuna inanması (karş. 96:6-7) yahut kişiliğinde baskın halde bulunan ve adeta köleleştirici bir etkiye sahip olan “açgözlülük” gibi (sure 102) saptırıcı ve sahte tapınma nesnelerine ve bâtıl değerlere/inançlara işaret eder.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Siz de benim kul olduğuma kulluk edecek değilsiniz. 3/64, 38/1...9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
siz de benim kul olduğuma kulluk ediyor değilsiniz![⁵⁹¹⁶]
[5916] Fiilleri (ta‘budûn, a‘budu) ism-i faillerden (‘âbidun) ayırmak için birincileri “kul olmak” ikincileri “kulluk etmek” ile karşıladık (Gerekçesi için bu notun sonundaki Ebu Müslim’in görüşüne bkz). Sanıldığı gibi 2-3. âyetlerle 4-5. âyetler bir tekrar değildir. Müşriklerin yaptığı ahlâksız teklif çift zamanlı olunca red de çift zamanlı gelmiştir. Bu fark çeviriye yansıtılmıştır. Âyet 3’teki ellezi yerine geçen mâ “mutlak varlık” anlamına, âyet 4-5’teki masdar-ı müevvel hükmünde olan mâlar “bilinçsiz ve körü körüne bir kulluğa” delâlet eder. Bu âyetler aynı zamanda gaybî bir ihbar olmuş, nüzul sebebi rivayetinde adı geçenlerin tümü de kâfir olarak ölüp gitmişlerdir. Yâsîn sûresinin 7. âyeti ve Bakara sûresinin 6. âyeti, bu âyet ışığında okunmalıdır. 2-4. âyetler arasındaki dört adet mâ müphem ismi için şöyle bir değerlendirme de yapılabilir: Muhataplara, kendi tanrı tasavvurları düzeyinde hitap edilmiştir. Zira onlar dünyevîleşmiş bir zihin ve maddeci bir yaklaşımla algılıyor ve tanrıyı “şey”leştiriyorlardı. Mâ, hem bizim onların tanrılarına ve tanrı algılarına bakışımızın doğruluğunu hem de onların bizim inandığımız Allah’a ve tanrı anlayışımıza bakışlarının yamukluğunu tam ve mükemmel ifade etmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Siz de, benim taptığıma (Allah’a) ibadet ediciler değilsiniz.
(Çünkü, ibadetin şartı ihlastır, Allah'ın birliğine iman etmeyince, Ona ibadet etmiş sayılmazsınız ki, Allah’a ibadet eden O'ndan gayrı ilah tanımaz. Allah'a, başkalarını ortak koşarak tapmak, Allah'a ibadet değil, Onu tanımamaktır.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Siz de benim ibadet ettiğime ibadet ediciler değilsiniz.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmiyorsunuz.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Siz de benim yaptığım ibadeti yapmazsınız.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Ve siz de benim 'ibâdet itdiğime 'ibâdet itmezsiniz."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Siz de kulluk etmezsiniz benim kul olduğuma!
Şaban Piriş
swap_vert close
Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edenler değilsiniz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Benim taptığıma da siz tapacak değilsiniz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Siz de ibadet etmezsiniz benim ibadet ettiğime.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“daħı degülsiz ŧapıcılar aña kim ŧaparın.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Siz daḫı ṭapmazsız ben ṭapduġum ḥaḳ Tañrıya.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Siz də mənim ibadət etdiyimə (Allaha) ibadət etməzsiniz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Nor worship ye that which I worship.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Nor will ye worship that which I worship.(6290)
6290 Verses 2-3 describe the conditions as they were at the time when this Surah was revealed, and may be freely paraphrased: T am a worshipper of the One True God, the Lord of all, of you as well as of myself; but you on account of your vested interests have not the will to give up your false worship, of idols and self. Verses 4-5 describe the psychological reasons; ‘I, being a prophet of Allah do not and cannot possibly desire to follow your false ancestral ways; and you, as custodians of the false worship, have not the will to give up your ways of worship, which are wrong'. The "will" in the translation represents less the future tense than the will, the desire, the psychological possibility; it tries to reproduce the Arabic noun-agent.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَٓا اَنْتُمْ
ve siz değilsiniz
عَابِدُونَ
âbd olanlar
مَٓا
o şeye
اَعْبُدُۚ
kul olu-yorum
"Siz de benim kulluk yaptığıma âbd ol(up kulluk yap)acak değilsiniz."
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
عَابِد
Etken fiil
ع ب د
Âbd olan, ibadet eden, tapan, kulluk eden
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti